T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/399
KARAR NO : 2025/1196
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2021
NUMARASI : 2018/152 Esas - 2021/913 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ..., Üsküdar Şubesine ait 31/06/2014 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli çek nedeni ile müvekkil şirkete karşı İstanbul 28 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/379 D. iş sayılı ihtiyati haciz kararı gereğince İstanbul 25 İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu yapılan çeklerin, müvekkili şirketin 07/07/2014 tarihli bankaya müracaatla kaybolduğunu belirttiği çekler arasında olduğunu, takibe konu çekler altındaki imzanın da müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkil şirket imza yetkilisi ... olduğunu, imza sirküleri ve diğer resmi belgelerdeki ...'ın imzası incelendiğinde çıplak gözle dahi imzanın ...'a ait olmadığı açıkça görülebileceğini, çeklerin arkasındaki banka yazısı incelendiğinde "Keşideci imzası tutmadığından işlem yapılamamış şeklinde olduğunu, ...'a müvekkil şirketin her hangi bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu çeklerle ilişkin borçlu olmadıklarını bu sebeple İstanbul 24. İcra Müdürülüğünün 2016/5350 Esas sayılı takip dosyası ile borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya yapılan usulüne uygun davetiyeye rağmen davaya cevap vermediği anlaşıldı.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Taraflarca bildirilen deliller toplanmış ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan bilirkişi raporu gerekçeli, denetime elverişli ve hüküm vermek için yeterli kabul edilmiş olup, usul ekonomisi gereği başkaca araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, tarafların beyanları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ; davacı aleyhine icra dosyasında davalı - alacaklı banka tarafından borçlu - davacı olan, 31/06/2014 keşide yeri ve tarihli , ... çek nolu, 8370528302 vergi no, 50.000(elli bin)TL bedelli çek nedeniyle mahsus haciz yoluyla takip yapıldığı, davacının çekteki imzasına itiraz ettiği ve imza sahteciliğine dayalı olarak bu davayı açtığı, mahkememizce aldırılan 12/10/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre çekin keşidecesi imzası ve ciro imzalarının ...'ın eli ürünü olmadığının tesbit edildiği anlaşılmakla davanın kabulüne," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı (Temlik Alan) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı (Temlik Alan) vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu takip işlemlerinin temlik eden Banka tarafından yapıldığını, söz konusu işlemlerin temlik eden ... AŞ. tarafından usulüne uygun şekilde yapıldığını, söz konusu ihtiyati haciz kararı sonrasında esas takibe geçildiğini, İstanbul 25 İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacı tarafın ihtiyati haciz kararına karşı herhangi bir itirazı olmadığını, bu sebeple davacı tarafça yapılan imza itirazının kötü niyetli olarak yapıldığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/179 E. sayılı dava dosyasındaki evrak asıllarının istendiğini, ancak söz konusu evraklar dosyaya gelmeden bilirkişi incelemesi yapıldığını, bu sebeple bilirkişi incelemesinin eksik evrak üzerinden yapıldığını ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi incelemesinin gerek teknik yönden gerekse de usul yönünden yasaya uygun yapılmadığını, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava; kambiyo senedine (Çek) dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar vermiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; çek üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, mahkemenin eksik inceleme ile hüküm kurup kurmadığı ve davalı son hamilin davacıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır.İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasında ... A.Ş. tarafından davacı aleyhine ... Üsküdar Şubesine ait keşidecisi davacı olan İstanbul 31.06.2014 keşide yer ve tarihli, ... seri numaralı, hamiline yazılı kambiyo senedine istinaden 12.09.2014 tarihinde icra takibi başlatılmış olup, davacı, 07/07/2014 tarihinde bankaya çekin kaybolduğunu bildirdiklerini, takibe konu çek altındaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava konusu davacının keşideci olduğu çek yasal süresi içinde bankaya ibraz edilmiş, bankaca çekteki imzanın keşideciye ait olmadığından işlem yapılmadığı yazıldığı, ...'dan gelen yazı cevabında, davacının ...Üsküdar şubesine, 11/04/2014 tarihinde takip konusu çekin de bulunduğu çeklerin karne koçanının çalındığını bildirdiği görülmüştür.Kural olarak, imzası inkar edilmeyen senetlere karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır. Ancak senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK’nın 2006/12-259 Esas,2006/31 Karar sayılı kararı). Kambiyo senetlerinde imzada sahtecilik mutlak defilerden olup, borçlu olunmadığı iddiası çeki elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilir. Bu anlamda davalının söz konusu çekteki imzanın davacıya ait olmadığını bilemeyeceğine dair savunmasına itibar edilemez.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 208/1. Maddesine göre, taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre de, bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, mahkemece HMK'nın 211. Maddesinde düzenlenen usulde inceleme yapılmalıdır.HMK'nın 211. Maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide/düzenleme tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir(Yargıtay HGK'nın 08.10.2019 tarihli ve 2017/(19)11-911 E. - 2020/736 K. sayılı kararı).Mahkemece, davacının mukayese imza örnekleri usulünce toplanarak dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve adli grafolok bilirkişi raporunda, ..., 0139 Üsküdar Şubesi, İstanbul-31/06/2014 keşide yeri ve tarihli , ... çek nolu, 8370528302 vergi no, 50.000(elli bin)TL bedelli, alacaklısı, ... Örme A.Ş...... Tekstil ... Nakış San.Tic.Ltd.Şti. adına atfen keşide imzalı çek asıl metninde yer alan imzalar ile davacı şirket yetkisi ... 'ın imza örnekleri arasında imza eğim ve ölçüsü, başlangıç ve bitirilişi, grama ve iç gövde büklümlerinin şekil ve biçimlendirilişi ile bağlantı ve orantılı, hız ve ritim dengesi, aralıklar, baskı derecesi ve işleklik gibi kaligrafik özellikler bakımından farklılıklar olduğu belirlendiğinden, çekin keşidecesi imzası ve ciro imzalarının ...'ın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu imza incelemesi yönünden gerekçeli, denetime elverişli ve somut olaya uygun olup hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediğinden Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.25/09/2025