T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/196
KARAR NO : 2025/1123
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/02/2021
NUMARASI : 2018/901 Esas - 2021/98 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/09/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı arasında "Genel Kredi Sözleşmesi" ve "Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi" akdedildiğini ve söz konusu sözleşmeler gereğince müvekkil banka tarafından davalıya Çek Taahhüt Kredisi, Ticari Kredili Mevduat Hesabı ve Taksitli Ticari Krediler kullandırıldığını, bu kredilerin teminatını teşkil etmek üzere davalıya ait ... ve ... plakalı araçlar üzerine davacı banka lehine rehin şerhi işlendiğini, yapılan tüm uyarılara rağmen, davalı taraftan sözleşmelerden doğan borçlarını ödememesi üzerine, davalıya Kahramanmaraş 1. Noterliği'nin 03.01.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, hesap kat ihtarnamesine rağmen borçların ödenmemesi üzerine; İstanbul 18. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı taraf, haksız ve mesnetsiz olarak asıl alacak dışındaki faize ve diğer tüm ferilere kısmi itirazda bulunarak icra takibini durdurduğunu, davalı tarafın sözleşmeleri ve eklerini imzalayarak borcu ve borca ilişkin faiz oranını açıkça kabul ettiğini, ancak borcunu ödemeyerek sözleşmeleri ihlal ettiğini belirterek; davalı tarafın haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin devamına, % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediğini ve alacaklının iddialarının hukuki bir dayanağının bulunmadığını, alacaklıya olan borçlarını zamanında ve muntazaman ödemekte iken, elde olmayan sebeplerle içerisine girdiği ekonomik kriz nedeniyle, borcunun taksitlerini geciktirmek mecburiyetinde kaldığını, borçlarını ödemek için alacaklı bankaya rehinli olan araçlarından birisini satılığa çıkardığını ve müşteri de bulduğunu, bu durumu alacaklı bankaya ilettiğini ve araçlardan birisinin üzerindeki şerhi kaldırmalarını ve aracın satışından elde edeceği bedeli borcuna mukabil bankaya vereceğini belirtmesine rağmen, alacaklı banka tarafından teklifinin kabul edilmediğini, alacaklının yapmış olduğu icra takibinde 30.000,00 TL alacağına karşılık kendisinden 86.600,00 TL gibi uçuk bir meblağ talep ettiğini, bu durumun sebepsiz zenginleşme olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşme de davalının asıl borçlu olduğu, davacı tarafından hesabın kat edildiği, kat ihtarnamesinin davalının sözleşmedeki adreslerine tebliğ edildiğinin görüldüğü, temerrüdün oluştuğu, davalıya başvurabileceği, davacının temmerrüt faizi oranı yönünden ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-1650 Esas 2019/507 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sözleşmede açıkça temerrüt faiz oranı belirlenmediği, bu halde davacının davalıya uyguladığı akdi faiz oranın sözleşme hükmü gereğince 2 katı alınarak hesaplama yapılacağı, nitekim bilirkişi raporunda da hesaplamanın bu şekilde yapıldığı, davacının dava açılmadan önce yapılan ödemeler tenzil edilmek suretiyle davanın açıldığı ve mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek ; İcra İnkar Tazminatı yönünden; Dava konusu kredi borcu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının asıl borca ilişkin hiçbir itirazı olmamasına rağmen mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak takip konusu tüm alacak yönünden hüküm kurulduğunu, mahkemenin taleple bağlılık ilkesi uyarınca yalnızca kısmi itiraza konu yönlerden dosyayı incelemesi ve hüküm kurması gerekirken, taraflar arasında çekişmesiz olan asıl alacak yönünden de hukuka aykırı olarak hüküm kurduğunu, davanın konusunun faiz ve ferilerine ilişkin yapılan kısmi itiraz olduğu davalının itiraz dilekçesi, dava dilekçemiz ve bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile gerekçesiz bir karar verildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarınnı değerlendirilmeden reddedildiğini, ancak gerekçeli kararında hangi somut gerekçe ile söz konusu rapor'un davacı banka aleyhine olan kısımlarının esas alındığı, hangi hukuki gerekçe ile taleplerimizin ve itirazlarımızın kabul görmediği hiçbir şekilde izah edilmediğini, talep edilen faiz oranı taraflar arasındaki sözleşmeye ve mevzuata son derece uygun olduğunu bu sebeple yerel mahkemenin kararı yasaya ve usule aykırı olduğunu, akdi faiz oranı üzerinden temerrüt faizi belirlenmesi, ancak ve ancak sözleşmede temerrüt faiz oranının veya bu orana nasıl ulaşılacağının belirtilmemesi durumunda gündeme geldiğini, dolayısıyla öncelikle sözleşmede temerrüt faiz oranının veya bu orana nasıl ulaşılacağının belirtilip belirtilmediğine bakılmalı, belirtilmemiş ise akdi faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranına ulaşılması gerektiğini aksinin hukukun en temel ilkelerinden olan sözleşme serbestisi ilkesini ve TTK m. 8'de hüküm altına alınan ticari işlerde faiz serbestisini ortadan kaldıracağını, dosyada mübrez merkez bankasına bildirilen faiz oranlarına göre, uygulanabilecek azami kredi faiz oranı %50 olup bunun %100 fazlası olan %100 uygulanabilecek azami temerrüt faizi oranıdır. dava konusu takip başlatılırken %100 oranında temerrüt faizi talep edilmiş olup bu oranın dikkate alınması gerektiğini, temerrüt faiz oranının akdi faiz oranına göre değil, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre belirlenmesi gerektiğini, bilirkişilerce yerel mahkemeye ibraz ettikleri kararların hiçbir şekilde göz önüne alınmamış, TTK m. 8'de öngörülen ticari işlerde faiz serbestisi ve sözleşme serbestisi görmezden gelinmiş, bunun sonucunda temerrüt faiz oranı hatalı olarak fiilen uygulanan akdi faiz oranı belirlenmiş mahkeme de hatalı bilirkişi raporlarını hükme esas alarak hukuka aykırı karar vermiş, taraflar arasındaki sözleşme ticari kredilerden kaynaklanmakta olup tarafların tacir olması ve davacı banka tarafından kullandırılan kredinin ticari kredi olması sebebi ile faiz oranı serbestçe belirlenebileceğini ancak yerel mahkeme söz konusu hususları dikkate almayarak temerrüt faizine %32,88 olarak hükmetmesinin hatalı olduğunu, zira yukarıda belirtilen yargıtay kararlarıyla da görüleceği üzere ticari nitelikteki kredilerde TTK 8. maddesinden ticari işlerde faizin serbestçe hesaplanabileceği hususu göz ardı edilerek hatalı hüküm kurulduğunu, ayrıca 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu’nun 26. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; merkez bankası kredi kartı borçlarında uygulanacak olan azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkili olduğunu, dolayısıyla bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.03.2006 tarihinden itibaren kredi kartı akdi ve temerrüt faiz oranları TCMB tarafından belirlendiğini, kredi kartlarında Türk Borçlar Kanunu ile getirilen sınırlamalar uygulanmadığını, azami; aylık %2,52; yıllık %30,24 faiz oranının uygulanabileceği yerel mahkemenin asıl alacağa takip tarihi itibariyle temerrüt faizi işletmesine dair kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı borçlunun sözleşmeyi ihlal ettikleri ve temerrüde düştüklerini,, davalının temerrüde düştükleri ilk tarihten itibaren temerrüt faizi hesaplaması yapılması gerektiğini, mahkemenin temerrüt başlangıcını takip tarihi itibariyle belirlemesi usul ve yasaya aykırı olup borç vadesinde ödenmediğinden vade tarihi, temerrüt başlangıcı olması gerektiğini, keşide edilen hesap kat ihtarnamesinde belirtilen sürenin borcun ertelenmesi anlamına gelmediği, dolayısıyla borçlunun temerrüdünü sona erdirmediği bu sebeple borçlunun temerrüde düştüğü ilk vade tarihi itibarıyla temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, asıl alacağa uygulanan kredi faiz ve ferilerin fahiş olup olmadığı noktasındadır.Davacı banka ile davalı arasında 06/08/2012 tarihinde 10.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı banka tarafından kredi borçlusu ve davalı muhatabına çekilen Kahramanmaraş 1. Noterliğinin 03/01/2017 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği ve kredi borcunun ödenmesi ihtar olunmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "sözleşme, ihtarname ve hesap özeti" sebebine dayalı olarak 30.533,07 TL asıl alacak, 29.801,13 TL işlemiş faiz, BSMV ve masraf alacağı tahsili,4.230,00 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi istemiyle 13/09/2017 tarihli takip talebi ile rehinin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmış, 30.533,07 TL asıl alacak dışında kalan faiz ve ferilere itiraz üzerine takip bu kısım yönünden durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 29.801,13 TL'ye yönelik itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itiraz etmiş ise(İİK m. 62/4) borçlunun itiraz etmediği miktar için icra takibi durmayacaktır. Dolayısıyla icra takibinin itiraz edilmeyen kısmının itirazın iptali davası na konu edilmesi ve hakkında karar verilmesi mümkün değildir.İlk derece mahkemesince, davalı takip borçlusunun kabul ettiği 4,16 TL, 26.599,60 TL ve 3.929,31 TL(30.533,07 TL) asıl alacaktan 26.599,60 TL ve 3.929,31 TL asıl alacak hakkında itirazın iptaline ve söz konusu asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına, gayri nakdi alacağın ise depo edilmesine karar verilmiştir. Ancak takibin itiraza uğrayan işlemiş faiz ve ferilerine ilişkin bir karar verilmemiştir. İlk derece mahkemesince talep hakkında karar verilmesi gerekirken dava konusu olmayan asıl alacak hakkında karar verilerek itiraz konusu olan faiz ve feriler(29.801,13 TL) hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. Bu halde ilk derece mahkemesince davalı borçlunun kabulünde olan asıl alacak hakkında talep edilen takip öncesi faiz ve ferileri belirlenip, tespit edilecek faiz ve feriler ile takipten sonraki dönem için asıl alacağa uygulanacak temerrüt faiz oranlarının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/09/2025