T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/195
KARAR NO: 2025/1053
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/03/2019
NUMARASI: 2015/653 Esas - 2019/269 Karar
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Lojistik Hiz. Ltd. Şti.’nin 19.01.2015 tarihinde davalı ... ile akdetmiş olduğu Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ile davalının “Satış ve İş Geliştirme Müdürü” olarak göreve başladığını, işini yaparken ve kendisine verilen sorunları çözerken eski çalıştığı şirketteki arkadaşları ile davacı şirket bilgilerini paylaştığını, 09.02.2015 tarihinde iş sözleşmesinin ... tarafından istifa yoluyla feshedildiğini, ardından ...’ın davacı şirkete ait tüm müşteri bilgilerini alarak davacının en önemli rakip firmasında göreve başladığını, işten ayrılmasının ardından davacı şirket aleyhine karalayıcı dedikodular yaymaya başladığını, davacı şirketin gördüğü zarar nedeniyle 3.000,00 TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesini, dava masrafları ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...’ın davacı şirkette 19.01.2015 tarihinde işe başlayıp 09.02.2015 tarihinde kişisel inisiyatifine bağlı olarak işten ayrıldığını, bir ayı bile bulmayan bu kısa sürede davacının şirket sırrı olarak nitelediği bilgilere ulaşmasının mümkün olmadığını, sır niteliğindeki bilgilerin ... tarafından alınıp gidildiği iddia edilerek davalıya hırsızlık suçu isnat edildiğini, bu nedenle kişilik haklarının zedelenmesinden ötürü maddi/manevi tazminat hakkının saklı olduğunu, davalı ...’ın davacı şirketten ayrıldıktan sonra 03.03.2015 tarihinde “iş geliştirme uzmanı” olarak yeni şirkette göreve başladığını ve bu şirketten de 27.03.2015 tarihinde ayrıldığını, yeni şirkette yaptığı görevin şirketin kendi iç işleyişi ile alakalı olduğu ve müşteri bağlantılarıyla ilgili bir görev ifa etmediğini ve bu nedenle davacı şirketin iddia ettiği gibi müşteri bilgileri hakkında fikir sahibi olsa bile yeni şirketinde bu bilgileri kullanma imkânının olmadığını, Anayasa’nın 48. maddesinde düzenlenen çalışma ve sözleşme hürriyetinin güvence altına alınması amacıyla Türk Borçlar Kanunun 444/2 ve 445. maddeleriyle rekabet yasağının süre, konu ve yer bakından sınırlandırılması gerektiğini, ancak davalı ... ile davacı şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinin bu tür bir sınırlandırmaya yer vermemesi nedeniyle ilgili sözleşme maddesinin geçersiz olduğunu, davalı ... tarafından davacı şirket aleyhinde asılsız dedikodular yaymak gibi bir durumun olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Davacı şirketin 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin Gelir Tablosu verileri bilirkişi marifetiyle incelendiğinde zarar gördüğü iddiasında bulunduğu 2015 ve 2016 yıllarında hem satışlarını hem de kârlılığını artırdığını, iddia edilen zararın doğmadığı, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde yer verilen rekabet yasağı anlaşmasına aykırılığın ve/veya haksız rekabetin söz konusu olmadığı, bu bakımdan davacı yan lehine tazminata hükmedilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı, Davalı ile dava dışı kişi arasında yapılan e-posta yazışmalarının da, davalının, davacıya ait bilgi ve sırları rakiplere sızdırdığına işaret etmediği, Davalının yeni çalıştığı işinde, davacının müşterilerine teklifler sunmasının ise rekabetçi piyasanın bir gereği olduğu ve sistematik yönden davacının rekabet gücünü kısıtlama amacı gütmediği, bu itibarla da bir haksız rekabetin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı, davalıdan manevi tazminat talep etmişdir. 6098 sayılı TBK. nun 58. Maddesi uyarınca kişilik haklarının zedelenmesinden zarar gören kişinin manevi tazminat talep hakkı vardır. Manevi tazminat için kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir bir hareketin varlığı şarttır. Dava konusu olayda davalının davacının kişilik değerlerini ihlale yönelik kusurlu bir davranışı bulunmamakta olup, dosya kapsamı itibariyle ortada kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir eylem de bulunmamaktadır. Davacının kişilik haklarının zarar ördüğü iddiasına dayalı manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla; Davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, davacı şirkette 19.01.2015 tarihinde satış ve iş geliştirme müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalı tarafla imzalanan iş sözleşmesinde gizlilik şartı ve haksız rekabete ilişkin hükümler bulunduğunu, davalının zarar verme kastı ve rekabet yasağına aykırı davrandığına ilişkin birçok davranışı ve çalışması mevcut olduğunu, davalı işe başladığında kendisinin Almanya hattı için bölge bölge bir fiyatlandırma çalışması yapması istenmiş ve davalı hiçbir şirket ve kurumun kabul edemeyeceği yükseklikte anormal bir fiyat listesi ve teklifleri oluşturduğunu, iddiasının 19.01.2015 tarihinde işe giren ...'ın 09.02.2015 tarihinde işi bırakması sebebiyle açılan dava olup ...ın bu kısa süre içinde özellikle davacının müşterilerine ait bilgilerle birlikte, sağlanan avantajları belirleyip daha sonra işe girdiği firmaya vermesi olup ayrıca her iki firmanın da Avusturya'ya taşıma yaptığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının verdiği fiyatlar dışında sağlayabildiği avantajların önemli olduğunu, davalı asıl bu avantaj ve kolaylıkların neler olduğunu belirleyerek, davacının şirketten ayrılmış ve dava dışı trans Avusturya şirketine verdiğini, bilirkişi yanlış değerlendirme yapıp 2014 yılı kayıtlarını da göz önünde tuttuğunu, ilk derece mahkemesince itirazlarının nazara alınmadığını, bilirkişilerce yapılan incelemede davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmede bulunan rekabet yasağı ilkesi göz önünde tutulmadığını, eksik bir inceleme yapıldığını, dolayısı ile ilk derece mahkemesi hakkaniyete uygun bir hüküm tesis edemediğini, bilirkişiler HMK 279/4 kapsamında hukuki değerlendirmede bulunduğunu, bu hususu kabul etmediklerini, bilirkişilerin hukuki değerlendirmede bulunamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasındadır.Taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmış ve davalı 19/01/2015 tarihinde davacı nezdinde çalışmaya başlamış, 09/02/2015 tarihinde işten ayrılmıştır.Davalı, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra 03/03/2015 tarihinde dava dışı ... San. Ltd. Şti. nezdinde çalışmaya başlamıştır.Davacı tarafça, davalının işten ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışmaya başladığı ve davacı şirketin müşteri bilgilerini kullandığı, ayrıca aslı olmayan dedikodular yaymaya başladığı iddiasıyla davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasındaki belirsiz süreli iş sözleşmesinde gizlilik maddesi bulunmakla birlikte rekabet yasağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle TBK'nın 444 vd maddelerinin somut olayda uygulanma olanağı yoktur. Bu nedenle TTK'nın 54 vd maddeleri uyarınca haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. Davacı tarafça, davalının sahip olduğu müşteri portföyleri, teklif çalışmaları ve müşteri bağlantılarını kullandığı, davacı portföyündeki tüm müşterileri(..., ... ve ... bunlardan bazıları) tek tek arayarak davacı ...'in verdiği fiyatlarla aynı hatta daha da düşük çalışabileceklerini ve ilk taşımalarını da bedava yapacaklarını beyan ettiği, davacının fiyatlar dışında sağlayabildiği avantaj ve kolaylıkları dava dışı ... şirketine verdiği, davacı şirket hakkında dedikodu yaptığı hususları iddia edilmektedir. Ancak, dosya kapsamında davalının, davacıdan edindiği müşteri portföyü, fiyat ve avantajları paylaştığına ilişkin bir ispat bulunmamaktadır. Ayrıca, sektörde bulunan bir kısım firmalarla irtibata geçilmesi de tek başına haksız rekabet iddiasını ispata elverişli değildir. Davalının dedikodu yaydığı iddiası ise somutlaştırılmamış ve ispat edilmemiştir. Davacı tarafça iddiaları ispatlanamamış olup bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2025