T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/65
KARAR NO: 2025/802
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/04/2021
NUMARASI: 2019/667 Esas - 2021/489 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin gerçekleştirdiği ihracat işlemlerine konu mallarının karayolu ile taşımasını gerçekleştirdiğini ve bu karayolu taşıması ile ilgili olarak davalı şirket adına düzenlenen 1 adet faturadan kaynaklanan toplam 2.350,00 Euro tutarında alacağı tahakkuk ettiğini, müvekkilleri adına yukarıda bahsi geçen alacağı ile ilgili davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı vekili tarafından süresi içinde, takip konusu borcun aslına ve ferilerine itiraz edilmekle takibin durduğunu, müvekkilleri şirketin takip ve dava konusu alacağı, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen ihracat ile ilgili olarak İstanbul'dan Modena (Italya)'ya ... plakalı araçla ve 29/06/2018 tarihli Uluslar arası Hamule senedi ile yapılan karayolu taşımacılığından kaynaklanan 2.350,00 Euro tutarında navlun alacağı olduğunu, müvekkilleri şirket tarafından söz konusu bu alacakla ilgili olarak davalı adına 12/07/2018 tarihli ve ... numaralı e-fatura tanzim edildiğini ve bu fatura tutarı kadar alacaklı olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz tüm itirazlarının iptaline ve takibin aynen devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı usulüne uygun meşruhatlı davatiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...İncelemeye sunulan defter ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 2.350,00 Euro faturaya dayalı hesap alacağının bulunduğu anlaşıldığından davalının itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aleyhe açılan davayı 13.12.2021 tarihinde tesadüfen öğrendiklerini, görevlendirilen arabulucunun kendilerine ulaşmadığını, 15.12.2021 tarihinde dosyanın fiziken incelendiğinde öğrenildiğini, davalı şirketin, davacının iddia ettiği 2.350,00 Euro alacağı eksiksiz ve tam olarak davacıya elden ödediğini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak davalı aleyhine takip başlattığını, davacının düzenlemiş olduğu faturanın davalı şirkete tebliğ edilmediğini ve dolayısıyla fatura ve münderecatına itiraz edilemediğini, faturanın hangi yol ile davalıya tebliğ edildiği hususunda ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı tarafın faturanın tebliğine dair herhangi bir belge sunmadığını, mahkemenin de bu konuda gerekli araştırmayı yapmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık, fatura bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait bir kısım emtiayı İstanbul-Modena/İtlaya'ya taşıdığı gerekçesiyle alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Davalı taraf süresinde davaya cevap vermemiş olup 6100 sayılı HMK 128 maddesi gereği davacını dayandığı vakıaları inkar etmiştir. Davacı tarafça "12/07/2018 tarihli ... nolu 2.350,00 Euro'luk faturaya konu navlun alacağı' borcun sebebi gösterilerek davalı hakkında Bakırköy ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile 2.350,00 Euro alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça borcun tamamına ve ferilerine itiraz edilmesiyle takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. İlk derece mahkemesince 6100 sayılı HMK 220/3 maddesine uygun ihtara rağmen davalı tarafça ticari defterlerinin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfında bulunduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağının 2.350 Euro olduğuna ilişkin denetime elverişle bilirkişi raporunu dosyaya kazandırıldığı ve bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğu görülmektedir. Davalı taraf istinaf dilekçesinde uyuşmazlık konusu fatura bedelini tam olarak elden ödediklerini savunmuş ancak bu konuda herhangi bir belge sunmamıştır. Ödeme bir itiraz olmakla davanın her aşamamsında ileri sürülebilir. Dava konusu miktar itibariyle HMK'nun 200. Maddesi uygulama alanı bulmaktadır. HMK'nun 200. Maddesi gereğince bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasın geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Somut uyuşmazlıkta dava değeri 14.997,93 TL dir. Dava tarihi itibarıyla HMK 200 maddesindeki senetle ispat sınırı 3.600 TL olup bu miktarı aşan ödeme iddiasının yazılı belge ile ispatı gerekmekte olup davalı tarafça da bir belge sunulmadığından davanın reddine dair ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 256,15 TL harcın, alınması gerekli olan 1.024,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 768,35 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/06/2025