T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/98
KARAR NO: 2025/814
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/12/2020
NUMARASI: 2019/820 Esas - 2020/762 Karar
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin almış olduğu 20 Gözlü telefon Emn.Dolabı, 40 Gözlü Telefon Emniyet dolabı ve 50 gözlü telefon Emniyet dolabını gerekli ambalajlar yapılarak davalı kargo şirketine verildiğini, davalı kargo şirketinin işbu ürünleri 07/05/2019 tarihinde müvekkili şirketin binasının bulunduğu bahçeye hiçbir teslim belgesi düzenlemeden ve müvekkili şirkete de bilgi vermeden bırakıp gitmeye çalıştığını, müvekkilinin taşınan ürün üzerinde yapmış olduğu kontrolde, taşıma esnasında zarar gördüğü ve kullanılamaz hale geldiğinin anlaşıldığını, taşımaya konu üründeki iş bu hasarlar nedeniyle tutanak tanzim edildiğini, işbu tutanakta davalı şirket çalışanı tarafından da kabul edildiğini ve tutanağı imzaladığını, hasarlı ürünlerin, müvekkiline resmi olarak teslim edilmeden, hasarın giderilmesi için geri alındığını, bunun üzerine kargo şirketinde hasar dosyası açıldığını, müvekkili tarafından taşınan ürün bedelinin tahsili talep edildiğini, davalı şirket tarafından işbu hasar dosyası ile hiçbir netice bildirilmediği gibi hasarlı ürünün şubeden alınması talep edildiğini, davalıya yapılan tüm müracaatların sonuçsuz kalması nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, her türlü fazlaya ilişkin zararlarının tazmin hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalı şirketin taşıma esnasında müvekkilini ait ürünün zayi olmasına sebebiyet vermesi nedeniyle, ürün bedeli olan 8.262 TL'yi 07/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte ödemesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kargonun taşımaya uygun bir şekilde ambalajlama yükümlülüğünün kargo göndericisine ait olduğunu, teslimat sonrası düzenlenen hasar tutanağından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin sigorta şirketi olmadığını, usule ilişkin eksiklikler nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına, haksız olarak ikame edilen davanın reddine, tam yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yapılan yargılama sonucu dosya Mahkememizce kül olarak değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle TTK 875 maddesinde düzenlenen tazminat davası olup, dosyada toplanan delillere göre davacı vekilinin satın alıp bedelini ödemiş olduğu dolapların davalının taşıması esnasında hasarlı olarak davacıya teslim edilmek istenildiği, ancak davacı tarafından alınmayarak dolapların davalıya iade edildiği, duruşmada dinlenen davacı tanıklarının yeminli beyanlarında; davacının taşınmasını yaptığı dolapların teslim esnasında hasarlı olduğunun tespit edildiği ve davalı firmanın hasarlı dolapları teslim aldığı hususunda uyuşmazlığın olmadığı, davacının dolap bedeli olarak 8.262 TL yi 06/05/2019 ve 19/04/2019 tarihinde dava dışı firmaya EFT ile ödemiş olduğu anlaşılmakla, davalı TTK 875 maddesi gereği hasardan sorumlu olduğundan davanın kabulü ile 8.262,00 TL nin 07/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK m.199 ve m.200 gereğince belli bir değeri aşan hukuki işlemlerin yazılı delil/belge ile ispatı zorunlu olduğunu bu itibarla, iddiasını ispatla yükümlü olan davacının iddiasının ispatının yazılı ve başkaca delillerle de yapılması gerektiğini, dava konusu uyuşmazlıkta, davacı işbu alacak iddiasına ilişkin olarak yazılı ve başkaca tek bir belge ibraz edilmediğini, dayanak belgeler tebliğ ettirilmemiş olup savunma hakkının kısıtlandığını, takdiri ve soyut delillerle hüküm verilmiş olup, verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın iddialarını yeterli incelemeden ve davacı yanın iddiasını ispatlayamadan salt beyanlarıyla ve eksik delillerle davanın kabulüne karar verildiğini, alacak davasında davacının gerçekten zararının ve kusurunun tespiti gerektiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında bu tespite hangi delil ve gerekçelerle kanaat getirdiğinin anlaşılamadığını, dosyada sabit deliller eksik ve hatalı olup, başkaca delil ve araştırma yapılmadan, gerekli bilirkişi incelemesi yapılmadan ve gerekli hukuki muhakeme yapılmadan sadece fatura örneğine ve diğer tek taraflı mali evraklara ve davacı beyanlarına dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, davacının zararının ve kusur oranının tespiti konusunda yerel mahkemenin nasıl bir inceleme ve değerlendirme yaptığı, davacı yanın hangi iddia ve belgeleri uyarınca hukuki açıdan davayı kabul ettiği anlaşılamadığını, Mahkemece ve davacı yan tarafından taraflarına tebliğ edilmeyen fatura örneğinin veya başkaca bedel ve fiyat içerir belgenin karara gerekçe gösterilmesinin davacının iddiasını kanıtlar nitelikte olmadığı gibi karar verilmesi için de yeterli olmadığını, Mahkemece bu yönden inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, cevap dilekçesi ekinde yer verdikleri teslimat nüshasından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin dava konusu kargoyu alıcıya kayıtsız ve şartsız olarak herhangi bir itiraz, şerh olmadan teslim ettiğini, ıslak imzalı olarak kabul ettiğini, Mahkemece kargo teslimat formunun gözardı edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının taşınan maldan sorumlu olabilmesi için teslim sırasında tutulan tutanak sonucunda hasarın belirlenmesi gerektiğini , herhangi bir 'durum tespit tutanağı' bulunmadığını, teslimattan sonra düzenlenen teslimat tutanağından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, mahkemece herhangi bir kusur değerlendirmesi de yapılmadığını ve bu kapsamda bilirkişi raporu da tanzim ettirilmediğini, ambalajlama ve paketleme yükümlülüğünün kargoyu gönderene ait olduğunun kabulü gerektiğini, paketleme ile ambalajlama sorumluluğunun kargoyu gönderen müşterilerin sorumluluğunda olduğu ve bu kapsamda ayrıca bir detaylı kusur sorumluluğu hesaplaması yapılması gerektiğini, dava konusu kargolarda büyük çaplı hasar, deforme gibi zararlar meydana gelmediğini, tamamen paketleme ve ambalajlama hatasından dolayı bir takım ufak ve küçük çaplı hasarlar oluştuğunu, oluşan bu küçük hasarların ne derecede olduğu, kullanıma ne kadar oranda engel teşkil edeceği, malın niteliğini değiştirip değiştirmeyeceği, ambalajlama ve paketleme hatasından dolayı mı oluşup oluşmadığı hususlarının Mahkemece değerlendirilmediğini ayrıca bu yönde de bilirkişi raporu da tanzim ettirilmediğini, müvekkilinden kaynaklı olmayan bu ufak hasarlar da aslında eksik ambalajlama ve paketleme hatasından oluştuğunu, Mahkeme'nin kusur sorumluluğunu tespit ederek buna göre hüküm vermesi gerekirken aksi yöndeki kararının hukuka aykırı olduğunu, kargo konusu dolapların niteliği gereği, kargo taşımacılığı sırasında kırılabilecek, zarar görebilecek mahiyette olduğunu, bu durumda, kargo konusu malın zayi olması riskini, göndericinin taşıması gerektiğini beyanla istinaf kanun yoluna başvuru dilekçelerinin kabulüne, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/820-E 2020/762-K sayılı kararına yönelik istinaf başvuru nedenlerinin belirtilmesi ve işbu itirazların da istinaf incelemesinde dikkate alınarak istinaf neticesinde kararın ‘kaldırılması’ ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davacı taraf üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında yapılan taşıma nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşımaya konu emtianın hasarlanmasında davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. Davacı, emtianın taşınma sırasında hasarlandığını, bu nedenle tutanak tanzim edildiğini, tutanağın davalı şirket çalışanı tarafından da kabul edildiğini ve imzalandığını ileri sürmüş, davalı taraf ise teslimat sonrası düzenlenen hasar tutanağından sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, hasarın ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığını savunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen 07.05.2019 tarihli "Durum Tespit Tutanağı"nda bir adet kargonun hasarsız , darbesiz ve patlak olmadığı ve itirazı kayıtsız olarak alıcısı olan davacıya teslim edildiği, alıcının talebi üzerine teslimattan sonra gelinmekle tutanağın imza altına alındığı, tutanakta yer alan alıcının talepleri kısmında 6 parça şeklinde bölmeli demir dolaptan oluşan kargonun hasarlı ve kullanılmaz şekilde geldiğinin, hasarın ve mağduriyetinin giderilmesinin ve ürünlerin hasarının tutanak ekindeki görüntülerde yer aldığının belirtildiği, tutanağın davacı şirket yöneticisi ve davalı adına Çobançeşmesi şubesi Şemsettin Bayhoca tarafından imzalandığı görülmüştür. Taşımanın yurt içi taşıma olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması , taşıma nedeni ile meydana gelen zıya, hasar ve gecikme sonucu oluşan zararın tazmininden söz edilebilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekir. Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 875. maddesi hükmüne göre, taşıyıcı davacı emtianın kendisine teslim edildiği andan, gönderilene teslim edildiği ana kadar geçen süre içinde meydana gelen ziya ve hasardan sorumludur. Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır. TTK'nın 876.maddesinde belirtildiği üzere, taşıyıcının sorumluluktan kurtulması, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana geldiğini ispatlamasıyla mümkündür. TTK'ın 878.maddesinde zıya, hasar veya teslimdeki gecikmenin maddede sayılan hallerden birine bağlanabiliyorsa taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, taşımaya konu emniyet dolabı emtiasının hasarlı olduğu 07.05.2019 tarihli tutanak ekindeki fotoğraflardan görülmekte olup, davalı tarafça keşide edilen 19.09.2019 tarihli ihtarnameye göre emtianın, davacı tarafından teslim alınmadığı da anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, dosyaya sunulu durum tespit tutanağındaki davalı çalışanının imzasının inkar edilmediği ve tutanağa herhangi bir ihtirazi kayıt da konulmadığı gözetildiğinde emtiadaki hasarın, taşıma sırasında meydana geldiğinin, emtianın bütünlüğünün bozularak tam hasarın söz konusu olduğunun kabulü gerekir .Kural olarak eşyanın ambalajlanması gönderene ait olsa da kargo taşımasının niteliği gereği, davalı taşıyanın da eşyanın ambalajı hususunda nezaret yükümlülüğü olduğunun kabulü gerekir. Ürünlerin gerektiği gibi ambalajlanmaması halinde taşıyıcının ürünün taşımasını yapmaktan çekinmesi de mümkündür. Somut olayda dosyaya sunulan fotoğraflardan, emtianın, köpükle desteklendiği ve etrafının da sarıldığı görülmekte olup, ambalajlama konusunda gönderenin sorumluluklarını yerine getirdiği ve davalı taşıyıcının taşıma işini gerçekleştirdiği de gözetildiğinde davalı, emtianın hiç veya gerektiği gibi paketlenmediği veya ambalajının uygun olmadığı yönündeki savunmasını dosya kapsamındaki deliller ile ispatlayamamıştır. Bu durumda davalı taşıyıcı, taşıma sırasında emtiada meydana gelen hasardan sorumludur. Sorumluluk miktarının tespiti açısından uygulanması gereken TTK'nın 880/1 maddesi hükmüne göre taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminatın, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerekir . Tazminat hesaplamasında TTK'nın 880 ve 882/1 maddesi ile sınırlama getirilmiş olup, hesaplanan tazminat hiç bir zaman eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 Özel Çekme Hakkını aşamayacaktır. Sınırlı sorumluluk durumu bu olmakla beraber TTK'nın 886.maddesinde "Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı" başlığı altında, taşıyıcının sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller belirtilmiştir. Anılan maddeye göre taşıyıcı veya TTK’nın 879. maddede belirtilen kişiler, zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır. Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde taşınan malın, niteliği itibariyle kolay kolay hasara uğraması mümkün olmadığından hasarın, davalı taşıyıcının pervasız davranışından ileri geldiğinin ve davalının taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, taşıma hukukuna ilişkin yasal mevzuat hükümleri değerlendirilerek, davacı tarafından teslim alınmayan emtianın tam hasarlı olduğunun kabulü ile davacı tarafından ibraz edilen fatura ve ödeme belgesi uyarınca emtia bedeli olan 8.262 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 564,37 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 51,03 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2025