T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/346
KARAR NO: 2025/695
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/11/2022
NUMARASI: 2020/236 Esas - 2022/914 Karar
DAVA: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin 28.12.2015 tarihli fatura ile davalı bayiden ... plaka no'lu, ... şasi ... motor no'lu, 2015 model ... marka, ... tipi aracı sıfır kilometre olarak satın aldığını, araçta henüz 0-3.000 km arasında iken yağ yakma/eksileme problemi ile başlayan, motor tahrik arızası ile devam eden ve son olarak da motorun komple değişimini gerektirir derecede hasar görmesine kadar varan ciddi ayıpların ortaya çıktığını, ilk olarak araç 0-3.000 km arasında iken "Yağ Seviyesi Minimumun Altında Lütfen Yağ Ekleyin" uyarısı verdiğini bunun üzerine yetkili servis ile iletişime geçildiğini, yetkili servis tarafından aracın yeni olması sebebi ile bu uyarının verilmesinin normal olduğu ve 1 litre yağ eklenmesi gerektiğinin söylendiğini, yaklaşık 2.500 km aralıklarla aracın aynı uyarıyı tekrarlaması üzerine her defasında aracın yetkili servise götürüldüğünü, yetkili serviste her defasında I litre yağ eklendiğini, ancak yağ eksiltme sorununun devam ettiğini, bunun üzerine müvekkilin aracı yetkili servis tavsiyelerine uyarak bu şekilde yağ ekleyerek kullandığını, bir süre sonra yetkili servis tarafından aracın bir iki parçasının değiştirildiğini, ancak araçtaki yağ eksiltme probleminin devam ettiğini, bunun üzerine aracın tekrar yetkili servise götürüldüğünü, yetkili ...'nın bu sorun için aracın her 1.000 km'de bir kontrol edilmesi gerektiğini bildirdiğini, müvekkil tarafından her 1.000 km'de bir aracın yetkili servise götürüldüğünü, her defasında aracın yaktığı yağın normal sınırlar içerisinde olduğunun söylendiğini, buna rağmen aracın her 2.000-2.500 km'de bir yağ ikaz uyarısı verdiğini, yetkili servisin bu tip araçların bu şekilde yağ yakmasının normal olduğunu ve araçta herhangi bir problemin olmadığını söylediğini, 29.0S.2019 tarihinde yağ eksiltme şikayeti yanında Motor Tahrik Arızası şikayetine istinaden yakıt besleme ünitesinin (yakıt pompası) değiştirildiğini, 13.02.2020 tarihinde yeniden Motor Tahrik Arızası şikayeti ile servise götürüldüğünü, yetkili servis tarafından yapılan tetkik ve incelemeler sonucu aracın motorda dahil olmak üzere bir dizi parçasının komple değişmesi gerektiğinin tespit edildiğini bunun üzerine de dava konusu aracın ayıplı olduğunu belirterek sıfır km misli ile değiştirilmesi ve araçtan mahrum kaldığı günlerin kira karşılığının hesaplanarak müvekkile ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıbın bulunmadığını, davacının ayıp olarak nitelendirdiği hususların kullanım hatasına ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, davacı tarafın aracındaki arıza ile müvekkil tarafından gerçekleştirilen servis işlemleri arasında uygun bir illiyet bağının bulunmadığını, dava konusu araca verilen servis hizmetinin arızanın niteliğine uygun olarak kademeli ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirildiğini, müvekkil şirket tarafından verilen servis işleminin teknik anlamda yeterli olduğunu, araçta meydana gelen her arızanın aracın ayıplı olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğunu, dava konusu aracın davacı tarafından 5 yılı aşkın bir süredir sorunsuz bir şekilde kullanıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ... plaka no'lu, 2015 model ... marka, ... tipi araçtaki servis tarafından giderilemeyen olağan dışı yağ tüketiminin; kullanım hatasından kaynaklanmayan, imalat hatasına dayalı olan, satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılması mümkün olmayan, belirli bir kullanım süresi sonrasında ortaya çıkan, zaman ve ekonomik kayba yol açan, araçtan beklenen fayda ve kullanım konforunu azalan, işletme masraflarını arttıran niteliklerde olması sebebi söz konusu aracın ayıplı(gizli) mal olarak değerlendirilmesi gerektiği yapılan bilirkişi incelemeleri ile sabit olmakla, aracın yetersiz yağlamasının motorda neden olduğu hasarın motor değişimi ile giderilebileceği ve bunun maliyetinin de dava tarihi itibarı ile KDV dahil 39.135,65 TL olduğu anlaşılmakla dosyadaki bilgi ve belgelerden araçtaki ayıbın motor değişimi ile giderilebileceği ve bu işlemin araçta 6.653,00 TL değer kaybına sebebiyet vereceğinin anlaşılması nedeniyle davacının malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin TMK'nın 2. ve 6502 sayılı Kanun'un 11. maddeleri uyarınca hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine aykırı olacağı gözetilerek; aracın ücretsiz onarımına (motor değişimi ile ayıbın giderilmesi) karar verilerek bunun yanında oluşan değer kaybı bedeli ile talep edilen araç kiralama bedeli talebinin yapılan hesaplama sonrası (01/07/2022 tarihli rapor) ispatlandığı kanaati ile taleple bağlı kalınacak şekilde kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (davacı tarafından davalıya çekilen 24/02/2020 tarihli ihtarname ile davalıya ayıbın giderilmesi için 3 günlük süre verildiği anlaşılmakla bu süre bitiminden itibaren temerrüde düştüğü kabulü ile faizin başlangıç tarihi 28/02/2022 tarihi kabul edilmiştir.)açılan davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, dava konusu aracın gizli ayıp niteliğinde imalat hatalı olduğunun net bir şekilde tespit edildiğini, bilirkişinin aracın misli ile değişimi ile davalının zarara uğrayacağı ve motorunun değişmesi suretiyle ayıbın giderilebileceğine dair raporunun hatalı olduğunu, rapora kapsamlı ve ayrıntılı olarak itiraz edildiğini, benzer konularda bir çok içtihatta dava konusu araçtan daha önemsiz sayılabilecek ayıplarda dahi aracın misli ile değişimine kararı verildiğini, kabule göre, mahkeme tarafından takdir hakkı kullanılarak davanın onarım yönünden kabulüne karar verildiğini, ancak buna rağmen mahkeme tarafından aleyhe vekalet ücretine hükmedildiğini, hakimin takdir hakkı ile verilen kararlarda aleyhe vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, kabule göre araçtan mahrumiyet kaybı (araç kirası) bedelinin tüm itirazlara rağmen doğru sürelerle ve doğru miktarda hesaplanmadığını, davacının araçtan faydalanamadığı tüm süreler için mahrumiyet kaybı bedeli (araç kirası) ödenmesi gerektiğini, bunun dışında bilirkişiler tarafından hesaplanan araç mahrumiyet kaybı miktarının da düşük olduğunu, bilirkişilerin baz aldığı günlük araç kiralama bedelinin 225 TL olduğunu, ... marka bir araç için günlük kiralama bedelinin düşük baz alındığını, davacının araçtan mahrum kaldığı (serviste kaldığı) tüm günlerin araba kirası karşılığı hesaplanması gerektiğini, aracın komple motorunun değişmesi şeklindeki bir tamirat neticesinde aracın uğrayacağı değer kaybının çok daha yüksek olması gerektiğini, zira motoru orijinal ve fabrikadan monte edilmiş bir araçla serviste takılmış bir aracın aynı olmasının mümkün olmadığını, bu konuda da bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarının mahkemece yeterince sonuç alıcı şekilde değerlendirilmediğini, araç mahrumiyetinden kaynaklı bedel olan 5.625,00 TL den taleple bağlı kalınarak 1.000 TL ye hükmedildiğini, bu miktarlara ilişkin olarak talep miktarını arttırmak üzere süre ve imkan tanınmadığını, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve gizli ayıplı aracın iadesi ile 0 km yeni ayıpsız misli ile değiştirilmesine ve diğer taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Borçlar Kanunu'nun 231. maddesi gereğince davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, garanti süresinin de geçtiğini, davanın esasa girilmeden reddedilmesi gerektiğini, (ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacı tarafın, yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, bu nedenle de dava hakkının ortadan kalktığını, hükme esas alınan raporlarda davaya konu araca ilişkin tespitlerin yanlış olduğunu, davacı tarafın tüketici sıfatı bulunmadığını, TBK gereğince satıcının hilesinin veya ağır kusurunun ispatı gerektiğini, davacı tarafın tacir olduğunu, huzurdaki yargılamada TKHK nin uygulama alanı bulmasının doğru olmadığını, gizli ayıp ile gizlenmiş ayıp kavramlarının birbirine karıştırıldığını, dava konusu araçta iddia edildiği gibi herhangi bir değer kaybı meydana gelmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, satın alınan otomobilin ayıplı olduğu iddiasıyla ayıpsız misli ile değişim ve aracın serviste geçen sürelerine ilişkin araç mahrumiyet tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesice davanın kısmen kabulü ile araçtaki ayıbın araca uygun orjinal motor değişimi ile giderilmesine, 6.653,00 TL değer kaybının davalıdan tahsiline ve araç mahrumiyetinden kaynaklanan 1.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davadaki talepler için zamanaşımı süresinin geçip geçmediği noktasındadır. Dava konusu 2015 model ... tipi aracın 28/12/2015 tarihinde davalı ithalatçı tarafından davacıya satışının yapıldığı, aracın teslim alındığı tarihten itibaren yağ yakma/eksiltme problemi yaşadığı, her sefetirnde davalının yetkili servisine başvurulduğu, yetkili servis tarafından bu durumun normal olduğunun bildirildiği, bir kaç defada küçük müdahaleler yapıldığı ancak sorunun giderilemediği, son olarak 13/02/2020 tarihinde araç 73.004 KM de iken 3. silindir sübabının kırılması ile yeniden yetkile servise başvurulduğu, yetkili servisçe motorun komple değişmesi gerektiği bildirilmiştir. Davacı tarafın talebi, araçtaki gizli ayıp nedeniyle ayıpsız misli ile değişimi ve araç mahrumiyet tazminatının genel hükümlere göre tazminine ilişkindir.6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6098 sayılı TBK 231. Maddesi "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesini içermektedir.Dosyaya kazandırılan 2 ayrı heyetten alınan kök ve ek raporlar ile ; "Dava konusu aracın uzun yıllar boyunca aynı şikayetle ilgili olarak belirli aralıklarla yetkili servise götürülmesine rağmen araçtaki yağ eksiltme/yağ yakma sorunun çözülemediği, aracın motor yağının eksilmesi ve kritik seviyeye inmesinin aracın özellikle şehirlerarası uzun yolda kullanılmasını tehlikeli ve riskli hale getirdiği, araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazanmasına ve araca duyulan güvenin ortadan kalkmasına neden olduğu, arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, imalat hatasına dayalı olduğu, satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılması mümkün olmadığı, belirli bir kullanım süresi sonrasında ortaya çıkan, zaman ve ekonomik kayba yol açan, araçtan beklenen fayda ve kullanım konforunu azalan, işletme masraflarını arttıran niteliklerde olduğu belirtilerek söz konusu aracın gizli ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiği rapor edilmiştir. Raporlar denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilimsel veriler içerdiği görülmekle dava konusu aracın gizli ayıplı araç olduğu sonucuna ulaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf talepleri yerinde değildir. Davacının aracı her seferinde servise götürmesinin ayıp ihbarı niteliğinde olması nedeniyle davalının süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki itirazı ve istinaf gerekçesi yerinde değildir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5180 Esas - 2020/4973 Karar sayılı ilamı) Aracın ayıplı olduğu ve süresinde ayıp ihbarının yapılmış olduğu, bir başka anlatımla ayıbın maddi ve şekli şartlarının oluştuğu belirlenmiş olmakla birlikte davalı taraf süresi içinde TBK 231 hükmünde düzenlenen zamanşamı definde bulunmuştur. 6098 sayılı TBK 231. Maddesi "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesini içermektedir. Aracın satış ve alıcıya teslim tarihi 28/12/2015 olup zamanaşımı bu tarihten itibaren işlemeye başlar ve 28/12/2017 tarihinin dava açılmadan geçirilmesiyle sona erer. Eldeki dava bu sürenin geçmesinden sonra 05/05/2020 tarihinde açılmıştır. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta yasanın 2.fıkrasının uygulama yeri bulup bulmadığının belirlenmesi gerekir. Satıma konu araç sıfır alarak satıma sunulan ve yurt dışından ithal edilen bir araçtır. Aynı zamanda marka olarak dünya çapında bilinirliği olan ve güven duyulan bir araçtır. Araçta ortaya çıkan ayıp ise bilirkişi raporları ile gizli ayıp olduğu, aracın kullanılmasıyla ortaya çıkacağı belirlenmiştir. Bu durumda satıcının araçtaki ayıbı biliyor olmasının mümkün olmadığı, ayıbı gizlemek için herhangi hileli bir yola başvurulduğu da iddia ve ispat edilmemiş olduğundan satıcının ağır kusurundan bahsetme imkanı yoktur. Bu durumda TBK 231/1 fıkrası hükmünce satıcının iki yıllık zamaşamı süresinden faydalanacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Somut olayda TBK 153. maddesindeki zamanaşmını durduran sebepler ve TBK 154 maddesindeki zamaşamını kesen sebepler ileri sürülüp ispat edilmediğinden davacının ayıp nedeniyle seçimlik haklardan olan misliyle değiştirme talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile motor değiştirme/ücretsiz onarıma karar verilmesi isabetli değildir. 6098 Sayılı TBK nun ayıplı satımda alıcının haklarını düzenleyen 227. Maddesinin 2. Fıkrası "Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. " düzenlemesini içermektedir. Bu düzenleme gereği genel hükümlere dayalı tazminat istemindeki zamanaşımı süresi TBK 231. Maddesinde düzenlenen zamanşımı değil TBK 146. Maddesinde düzenlenen 10 yıllık süreye tabidir. Davacının aracın ayıbının giderilmesi süresince mahrum kalacağı tazminata ilişkin talebi genel hükümlere tabi olduğundan dava tarihi itibarıyla zamanşamına uğramış değildir. Hükme esas alınan 01/07/2022 tarihli bilirkişi raporu ile bu miktar 5.625,00 TL olarak belirlenmiş olmakla bu talep yönünden davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte dava öncesi davalıya gönderilen 24/02/2020 tarihli ihtarınamenin tebliğine ilişkin bir evrak sunulmadığı, bu haliyle dava öncesi davalının temerrüdünden bahsedilmeyeceği anlaşılmakla hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir. Davacının dava dilekçesindeki talebi aracın ayıpsız misli ile değişim ve aracın serviste kaldığı sürece mahrum kalının araç mahrumiyet tazminatına ilişkin olup değer kaybına ilişkin bir talebi yoktur. İlk derece mahkemesince araçta motor değişmesi halinde oluşacak değer kaybına ilişkin de hüküm kurulmuş olmakla ayıpsız misli ile değişime dair verilen red kararı bu hususu da kapsamaktadır. Eldeki uyuşmazlık 6502 sayılı TKHK dan kaynaklanan uyuşmazlık olmadığı, tarafları tacir olan nisbi ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince gerekçesi de 6502 Sayılı Yasa hükümlerine dayanılması da isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE; 3- 1.000,00 TL araç mahrumiyetinden kaynaklı tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlayla ilişkin istemlerin REDDİNE, 4-Alınması gerekli olan 615,40 TL harcın peşin alınan 2.561,04 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.945,64 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 281,60 TL posta ve tebligat gideri, 9.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.336,00 TL yargılama masrafının davanın kabul ve red oranına göre 62,25 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 1.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 9- Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davanın kabul ve red oranına göre 9,00 TL'sinin davalıdan, 1.311,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 11-Kanun yolu yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 696,10 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine, c-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 492,00 TL, posta ve tebligat gideri 57,00 TL olmak üzere toplam 549,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, d-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025