T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2047
KARAR NO:2025/714
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/09/2021
NUMARASI:2018/201 Esas - 2021/861 Karar
DAVA:Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı firmadan ... plâkalı aracı 23/03/2016 tarihinde satın aldığını, aracın, alındığı günden itibaren sürekli sorunlar çıkardığını, son olarak, aracın tekrar arıza yapması üzerine, müvekkilinin, 08/05/2017 tarihinde davalıya başvurarak, garanti kapsamında, aracın arızalı parçalarının değiştirilmesini talep ettiğini, ancak; davalı şirketin, araçtaki arızanın, değişik zamanlarda alınan ve tavsiye edilen özellik dışında yakıt kullanımından kaynaklandığını iddia ederek,talebi reddettiğini, bunun üzerine müvekkilinin, sürekli olarak yakıt satın aldığı... A.Ş.'ye başvurarak, yakıt numunesi aldırdığını ve analizini yaptırdığını, yapılan analiz neticesinde numunelerin standartlara uygun olduğunun anlaşıldığını, tekrar davalıya başvurulduğunu, ancak davalı tarafça talebin tekrar reddedildiğini, aracın uzunca bir süre davalı tarafından bekletildiğini, nihayetinde, davalı tarafından arızalı parçaların değiştirildiğini ve müvekkili tarafından değişimin bedelinin davalıya ödendiğini, aracın, garanti süresi içerisinde arızalanmış olduğunu, bu nedenle de müvekkilinden alınan bedelin haksız olduğunu, bu süreçte, davalı tarafça aracın onarımının da geciktirildiğini, müvekkilinin uzunca süre araçta yararlanamadığını, aracın servis aracı olarak kullanılan ticari bir araç olduğunu, bu nedenle, mahrum kalınan kazanç kaybının da müvekkiline ödenmesini, fazlaya ilişkin talep, dava ve alacak hakları saklı kalması koşulu ile şimdilik 18.000,00 TL nin, ödenme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan, müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, dolayısıyla, onarımın garantiden karşılanmasını gerektirir şartların, somut olayda mevcut olmadığını, aracın, üretim bandından sağlam bir şekilde çıktığını, gerekli tüm kontrollerin eksiksiz şekilde yapıldığını, ayıptan ari olarak davacıya satıldığını ve teslim edildiğini, araçta açık veya gizli ayıp bulunmadığını, motor kontrol modülü, motor ve yakıt sisteminden gelen sinyallere göre enjektör sinyallerinin, müdahale ile düzenli çalışma yapmaya çalıştığını, ancak; davaya konu araca arıza teşhis cihazı ile yapılan kontrolde, enjektörlerin, istenilen ayarlamaya cevap vermediğinin tespit edildiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını savunduğu işbu davanın reddine, vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm bakımları zamanında ve olması gereken kilometrede ... yetkili servislerinde yapılan ... plakalı aracın 31.695 km de ... arızası yaşaması ve akabinde davaya konu arızanın oluşması kullanıcı hatasından veya kötü yakıt kullanımından değil de aracın gizli ayıplı olduğu, bu kapsamda hasar bedelinin, davalı şirketlerce karşılanması gerektiği, ... plakalı aracın serviste kaldığı 19 günlük süre içerisinde toplam kazanç kaybının 8.193,75 TL olduğu anlaşılmakla, Davanın kabulü ile; 8.193,75TL kazanç kaybı tazminatının 29/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine,17.990 TL hasar bedelinin 29/08/2017 tarihinden, 10,00 TL hasar bedelinin 26/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, mahkemenin dava konusu araçtaki sorunun üretim kaynaklı olduğu yönündeki tespitinin eksik ve hatalı değerlendirmeye dayandığını, dava konusu araçta kullanıcı hatasından ötürü arızanın meydana geldiğinin açık olduğunu, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında hükme esas alınan 14.09.2020 tarihli bilirkişi raporu 29.09.2020 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde daha ayrıntılı şekilde ifade ettikleri üzere teknik ve bilimsel değerlendirmelerden uzak ve hatalı olduğunu,teknik manada kurum verimsiz yanma sonucu ortaya çıkan karbon birikimi sonucu oluşacağını, verimsiz yanmanın en büyük nedeninin yakıt ve yakıta bağlı olarak yakıt sistemi arızaları olduğunu, başka deyişle kurum birikiminin aracın kilometresi ile değil kullanılan yakıtın kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu, dava konusu araçta arıza teşhis cihazı ile yapılan kontrolde enjektörlerin istenilen ayarlamaya cevap veremediği tespit edilmiş olup, 4 enjektörü arızalı olduğu için ücretli olarak değiştirildiğini, enjektörlerin hasarlanması sonucu yanma verimi düştüğü için motor içerisinde kurum olduğunun detaylı teknik belgelerle de sabit olduğunu, davacının dava dilekçesinde yakıt analizi yaptırdığını ve yapılan test sonucunun standartlara uygun olduğunu iddia etse de bu iddianın arızanın kalitesiz yakıt kullanımından kaynaklandığı gerçeğini değiştirmediğini, turboşarj basit anlatımla egzoz gazlarının pervaneye çarpması sonucu aldığı hareketle silindirlere basınçlı hava gönderen bir parça olduğunu, bu nedenle motor yanma veriminin düşeceğini, egzoz gazının aşırı kurumlu olması halinde turboşarj değişken geometrili kanatçıklarının kurum birikmesi sonucu hareket edemeyeceğini, yakıt kaynakları yakıt sistemi parçaları hasarlanması ve yanma veriminin düşmesi sonucu oluşan kurumların egzoz sistemi vasıtasıyla taşınarak turboşarj parçasının da çalışmasını engellediğini yani hasarlamasına neden olduğunu, yani turboşarj değişimi gerekmesinin bir kök neden değil bir sonuç olduğunu, aracın turboşarj değişimi sonrası, 16783 km sonra da sorunun halen devam ediyor olması ve 4 adet enjektörün yeniden değişimine ihtiyaç duyulmasının söz konusu arızanın üretim kaynaklı değil, gerekli tüm açıklamalar ve bilgilendirilmelerde bulunulmasına rağmen tamamen kullanıcı hatasından kaynaklandığının bir kez daha teknik olarak kanıtı olduğunu, aracın onarımının geciktirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, dolayısıyla bu yönde kurulan bilirkişi raporunda hesaplanan kazanç kaybından da hiçbir şekilde müvekkili şirketleri sorumlu tutmanın mümkün olmadığını, kaldı ki davacının kazanç kaybını somut belgelerle ispat da edemediğini, dava konusu uyuşmazlığın temelinin bir ticari satım olduğunu, ticari satımlarda ayıba karşı tekeffülden doğan hakların, satıcıya karşı yöneltileceğini, müvekkili ...'ın davacı ile herhangi bir satım akdi bulunmadığını, bu itibarla imalatçı olan müvekkili firmanın müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, davanın müvekkili firma ... açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, açıklanan nedenler ile, davanın kabul kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, satın alınan aracın ayıplı olması nedenine dayalı onarım bedelinin ve tamir süresinde mahrum kalınan kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; aracın üreticisi olan davalı... Şirketi'nin husumetinin bulunup bulunmadığı, bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı, kazanç kaybının ispatlanıp ispatlanmadığı noktalarındadır.Dosya kapsamından dava konusu ... plakalı ...Euro 6 Deluxe marka tip 2016 model aracın 23.03.2016 tarihinde davalı ... ticaret ve Sanayi A.Ş.'den sıfır araç olarak satın alındığı, diğer davalı ... Şirketi'nin üretici olduğu, aracın 31.695 km'de iken 11.04.2017 tarihinde motor ikaz lambası yanması ve gaz almaması sorununun ortaya çıktığı, yetkili servis tarafından ... şarj sisteminde değişiklik yapılarak 14.04.2017 tarihinde aracın davacıya teslim edildiği, daha sonra motorda tekleme, düzensiz çalışma şikayetiyle 31.05.2017 tarihinde aracın tekrar servise gönderildiği, aynı tarihte tanzim edilen motor inceleme raporunda "Motorda düzensiz çalışma tekleme bulunmakta, 3-4 silindir kompresyon değerleri düşük bulunmakta, yapılan ölçümler sonucunda piston segmanlarında aşınma, silindir alt kısımlarında çizme izleri özellikle 4.silindir subap oturma bölgesinde bozulma gözlenmiştir, teknik olarak kapak testi için rektifiye kontrolü yaptırılacaktır. ... segmanlar değiştirilmeli, yataklar değişmeli, subaplar ve lastikleri değiştirilerek motor revizyonu gerçekleştirilmeli, aracın bakımları ve yakıt kullanımı uygun olup, sorunun kaynağı enjektörlerde olmadığı için kök sebep olarak garanti dışı etkiye yönlenemedik" şeklinde tespite yer verildiği, söz konusu değişimlerin yapılması için 02.08.2017 tarihinde servise teslim edilen aracın 29.08.2017 tarihinde davacıya teslim edildiği, 16.09.2017 ve 02.10.2017 tarihlerine ait servis kayıtlarında da motor ikaz lambası yanması şikayeti üzerine dizel partikül filtresinin temizlendiğine yer verildiği anlaşılmaktadır.1.Davacı tarafın ilk talebi, ödenen onarım bedelinin tazminine ilişkindir.Davcı tarafça aracın garanti süresi içerisinde arızalanmış olduğu, tamir için uzunca bir süre davalı tarafından bekletildiği, sonrasında davalı tarafından arızalı parçaların değiştirildiği ancak bedelinin davalıya ödendiği, uzunca süre araçta yararlanılamadığı ileri sürülmüş; davalı tarafça yaşanan arızanın, değişik zamanlarda alınan ve tavsiye edilen özellik dışında yakıt kullanımından kaynaklandığı ve garanti kapsamında kalmadığı, bu nedenle davacıya ait araçtaki arızanın bedeli ödenmesi karşılığında giderildiği savunulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. TBK 219/2 maddesine göre "Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223.maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. TBK'nun 223/2. Maddesine göre ise alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır.Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Somut olayda dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davaya konu arızanın temel nedeninin turboşarj ile başladığı, ... sistemi arızasının yetersiz hava beslemesi ve kötü yanma, motorda titreşimli çalışma oluşturduğundan piston, biyel, subap sistemi ve aşırı ısınmadan motor bloğu ve kapağında yüzeyle eğrilikler oluşturacak motor performansını çekişini ve verimini düşüreceği, intercoolerdan soğutularak yanma odasına gönderilen hava az gelerek fakir karışım(fazla motorin, az hava) nedeni ile yakıtın iyi yanmayacağı, egzoz sisteminin olumsuz etkileneceği ve dizel partikül filtresinin dolacağı, aracın 31.695 km'de ... arızası yaşadığı , bu arıza nedeni ile motor piston biyel subaplar motor bloğu ve silindir kapağının zarar gördüğü, 33.568 km'de komple motor revizyon (rektifiye) yapıldığı, davaya konu arızadan 22 gün sonra 16.09.2017 tarihinde 34.465 km'de araç motor arıza lambası yanma nedeni ile aynı yetkili servise gittiği, dizel partikül filtresi dolu olduğu için bedelsiz olarak temizlendiği, aracın 31.695 km'de ... arızası yaşamasının ve akabinde davaya konu arızanın oluşmasının, kötü yakıt kullanımından değil, aracın gizli ayıplı olmasından kaynaklandığı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davaya konu araçtaki arızanın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı tespit edilmiş olup, bu hususun yetkili servis tarafından tanzim edilen 31.05.2017 tarihli motor inceleme raporunda yer alan aracın yakıt kullanımının uygun olduğu ve garanti dışı etkiye yönlenilmediği görüşü ile örtüştüğü gözetildiğinde araçta ... arızası yaşanması ardından meydana gelen arızanın, aracın gizli ayıplı olmasından kaynaklandığının kabulü gerekir. Diğer yandan üreticinin garanti sorumluluğuna dayanıldığı hallerde üreticinin sorumluluğu, garanti süresi ve garanti sözleşmesindeki şartlarla sınırlı olup, somut olayda davacının, davaya konu aracın üreticisi olan davalı ... Şirketi'nden garanti sorumluluğu kapsamında talepte bulunduğu gözetildiğinde davalı üretici, garanti süresi içerisinde ortaya çıkan ayıptan, satıcı olan diğer davalıyla birlikte sorumludur. Bu nedenle davalı ... Şirketi'nin husumet itirazı yerinde olmayıp, Mahkemece davacının, araçta meydana gelen arızanın giderilmesi için ödediği onarım bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.2.Davacı tarafın ikinci talebi, kazanç kaybı zararının genel hükümlere göre tazminine ilişkindir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, kazanç kaybı olarak talep edilen zararın, günlük kiralama bedelinin piyasa örneklemesi yapılarak belirlenmesi gerektiği, buna göre aracın günlük kira bedelinin 431,25 TL olduğu, aracın serviste kaldığı 19 günlük süre içerisinde toplam kazanç kaybının 8.193,75 TL olduğu belirtilmiştir.Somut olayda davacıya ait araçta meydana gelen arızanın, aracın gizli ayıplı olmasından kaynaklanmasına göre davacının aracı kullanamadığı süre için tazminat talep etmesi mümkün olup, zararın varlığının kabul edilmesi için somut bir belgeye gerek yoktur.Davaya konu aracın, servis aracı olarak kullanıldığı gözetildiğinde davalılar, davacının arıza nedeniyle aracı kullanamadığı 19 günlük süreye ilişkin kazanç kaybından sorumlu olup, mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile belirlenen 8.193,75 TL kazanç kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 448,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.789,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.341,30 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025