T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/56
KARAR NO:2025/706
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/09/2021
NUMARASI:2019/191 Esas - 2021/777 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket davalı’dan olan alacağının tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin... sayılı dosya ile takibe başladığı, ödeme emri davalı’ya tebliğ edilmiş ve davalı itirazda bulunarak takibi durduğu, duran icra takibine devam edebilmek için işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğu, zira davalı’nın icra takibine itirazı haksız olduğu, davacı şirket ile davalı 21.11.2017 tarihinde Hizmet Protokolü isimli bir sözleşme imzalandığı, sözleşme’nin toplam bedeli 86.000TL+KDV olduğu, ödeme takvimi açıklandığı, buna göre davalı, Şubat ve Haziran 2018’de 24.600TL+KDV, Aralık 2017 – Eylül 2018 arasındaki diğer tüm aylarda aylık 4.600TL+KDV ödemeyi taahhüt ettiği, davacı şirket sözleşmeye uygun şekilde hizmetleri ifaya başlamış, Aralık 2017 ve Ocak 2018’de kestiği her biri 4.600TL+KDV değerinde ilk iki fatura, davalı tarafından ödendiği, davacı Şirket’in Şubat 2018’de kestiği 24.600TL KDV değerinde üçüncü fatura ise davalı tarafından 1.888TL eksik ödendiği, davalı ödeme güçlüğünü davacı şirkete bildirmiş ve taraflar Projeler’in kapsamını daraltıp ücreti azaltmak konusunda mutabık kaldığı, bu mutabakata göre Davalı, Mart, Nisan ve Mayıs 2018’de her biri 5.400TL+KDV değerinde üç ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. Müvekkil Şirket bu ödemeleri Davalı’ya belirtilen aylarda fatura ettiği, bu faturaların tamamı e-fatura olduğu, davalı tarafından tebliğ edildiği konusunda tereddüt olmadığı, davalı bu faturaların hiçbirini ödenmediği, açıklanan nedenlerle faturalardan toplam alacağı olan 21.004TL’nin davalı tarafından ödenmesi talebiyle İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosya ile takibe başlandığı, davalının haksız olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20’tan aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, mahkeme masrafları ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhinde takip başlatıldığı, süresi içerisinde takibe yapılan itirazda alacaklıya herhangi bir borcun bulunmadığının belirtilmesinin dışında davacı alacaklının takip dayanağı yaptığı fatura ile icra dosyasına eklenen ve davalı ödeme emri ile tebliğ edilen faturaların farklı olduğu, takibe borcun sebebi olarak yazılan 03.02.2019 tarihli ve 21.004,TL. bedelli fatura takibe ekli olmadığı, bu faturanın müvekkile tebliğ edilmemiş ve takibe eklenmemiş olması sebebi ile 03.02.2019 tarihli ve 21.004,TL. bedelli faturaya dayalı olarak yapılacak işlemlere muvafakat etmediğimiz ve itiraz ettiğimiz belirtildiği, itiraz sebepleri olarak ta İİK 58/l maddesine uygun olarak alacaklı ad ve soyadı yanında vekilinin anılan madde koşullarında adresi belirtilmek sureti ile takip yapılması gerektiği, ayrıca İİK. nun 167/2. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 58/1. maddesi gereğince “ alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı ve vergi kimlik numarasının takip talepnamesinde yer alması ve aynı kanunun 60/1. maddesi hükmüne göre de, bu bilgilerin ödeme emrinde de gösterilmesi gerekli bulunduğu, ancak ödeme emrinde alacaklı ve vekilinin adresi olmadığı gibi vekile ait ne TC no nede Vergi nosu bulunmadığı hususlarında takibe itirazda bulunulduğu, bu itirazlar çerçevesinde öncelikle ödeme emrinin iptali gerektiği İİK düzenlemesi gerektiği, itirazımız üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, ancak yapılan bu itiraz sonrasında alacaklının vekilinin talebi üzerine yeniden ilamsız takiplere mahsus ödeme emri düzenlenerek bu kez tarafımıza tebliğ edildiği, bu durum yani itiraz üzerine duran icra takibinde yeniden ödeme emri tebliği İİK hükümlerine ve icra uygulamasına aykırıdır. İcra müdürü tarafından talebin reddi gerekirken kabul edilerek tarafımıza ödeme emri tebliğ edilmesi yanlıştır. Aynı icra takibinde 2 ayrı ödeme emri düzenlenmesi mümkün olmadığı, her ne kadar genel hükümlere göre her türlü ispat olanağı olsa da takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından farklı bir sebep ileri sürülmesi mümkün olmadığı, icra Hakimliğinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmadığı, bu durumda bizatihi kendisi bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan faturanın ispat vasıtası olarak itirazın iptali davasında kullanılması mümkün olmadığı, davacı şirket tarafından bu sözleşme ile kararlaştırılan hizmet tam ve gereği gibi davalı şirkete verilmediği, davalı şirketçe ilk başta sözleşme ile kararlaştırılan hizmetler gereği olarak ödeme yapılmış olmakla ve bu dönemde davacı tarafça verilen hizmetin niteliği gereği kısmi ve geçici ifa yapılmış ise de bu ifa tam ve kalıcı bir ifaya dönüşmediği, işin bir kısmı hiç yapılmamış, yapılan kısım ise geçici nitelikte yapılmış, hizmeti verenden bağımsız olarak davalı müvekkile kalıcı kullanım imkanı verecek şekilde hizmet ve ürün teslimi yapılmadığı, davalı şirket tarafından bu hizmetlerin verilmesi uzunca bir süre beklenmiş, geçici kullanım süresinde ortaya çıkan aksaklıkların (tasarımın düzeltilmesi, işlemeyen fonksiyonların işler hale getirilmesi vb.) giderilmesi istenmiş ve beklenmiş, ancak bu konularda bir sonuç alınması mümkün olmayınca müvekkil söz konusu hizmet ve ürünleri başka bir firmadan karşılamak zorunda kaldığı,Borçlar Hukuku anlamında sözleşme ile kararlaştırılan edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği temel kural olduğu, bu bakımlardan da davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı, dilekçede açıklanan tüm nedenlerle davanın reddine , haksız takip nedeni ile Davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket ile davalı taraf arasında 21.11.2017 tarihinde Hizmet Protokolü isimli bir sözleşmenin imzalandığı, davanın ticari ilişkiden kaynaklı alacak ilişkisinden doğması ile birlikte taraflar tacir olup ticari defterlere dayanıldığından mahkememizin 03/11/2020 tarihli celse 1 nolu ara kararı gereğince tarafların ticari defter ve dayanakları üzerinde bilirkişi incelemesine karar verildiği, davalı şirkete ihtaratlı davetiyeye rağmen ticari defterlerin sunulmadığı, davacı tarafın defterleri üzerinde yapılan incelemede 2017-2018-2019 yıllarına ait incelenen resmi defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfında olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 15/12/2017 tarihinde başladığı, davacı yan tarafından davalı yana 6 adet toplam 59.000,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, dava konusu dayanak faturaların davacının usulüne uygun tutulan ve kesin delil sıfatına haiz ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine davacı tarafa ait ticari defterlerden davalı tarafından davacı tarafa 4 parça halinde toplam 38.524,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 20.476,00-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, yargılama süresince davalı tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesindeki borcun bulunmadığına ilişkin soyut itiraz dışında yargılama sırasında cevap dilekçesinde de davacının sözleşmeden doğan hizmeti gereği gibi ifa etmediği, eksik ve ayıplı olduğu iddialarında bulunulduğu ancak cevap dilekçesindeki soyut iddia ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunduğu whats up yazışmaları dışında delil sunmadığı, whatsup yazışmalarının kimler arasında yapıldığı anlaşılamadığı gibi ayıbın davacı tarafa iletildiğine dair dosyada delil bulunmadığı bu anlamda davalının ayıp ve eksik ifaya dayalı iddialarını ve davacı tarafa ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığı, yine davalı tarafa gerekli ihtaratları içerir tebligata rağmen inceleme gün ve saatin de ticari defterlerin hazır edilmediği, toplanan tüm deliller ışığında davacının davalıdan takip tutarı kadar alacaklı olduğu, varsa bir ödemenin davalı tarafça ispatlanması gerektiği, ayrıca Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4087 Esas, 2017/261 Karar sayılı kararında da vurguladığı üzere ticari davalarda ticari defterlerin karşılıklı olarak incelenmesi gerekmekle davalı tarafın gerekli ihtarlara rağmen ticari defterlerini ibraz etmeyerek kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğu ve engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılacağı nitekim aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonucun ortaya çıkacağı ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacağı da göz önünde bulundurulduğunda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 20.476,00-TL alacaklı olduğu ve davalının takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğu sonucuna varılmakla, davacının davasının kısmen kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip hukukuna aykırılık nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davacı alacaklının takip talebinde alacağın sebebi olarak "fatura alacağı" şeklinde bir sebep gösterdiğini, faturanın içeriği, tarihi, miktarı yönünden herhangi bir açıklama yapmadığını, davanın esası bakımından rapora karşı yapılan itirazlarının reddedilmesinin ve davanın kabulünün yerinde olmadığını, bilirkişi görüşlerinin tamamen dayanaktan yoksun olduğu hiçbir incelemeye dayanmadığı ve bu nedenlerle hukuki olmadığının belirtildiğini, ancak yine de mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini, davacıya ayıp ihbarı yapıldığını, bu sebeple ödeme yapılmayacağının da bildirildiğini, hatta sözleşme konusu işin başka bir firmaya yaptırılmak zorunda kalındığını, işin kısmen yapılmayıp teslim edilmemiş olmasıda söz konusu olduğundan bunun ispatının davacı tarafından da yapılmadığını, taşınır ya da taşınmaz eserlerde teslimle yüklenicinin işi ifa etmiş olacağını, ancak sözleşmeden doğan sorumluluklarından kurtulmuş sayılmayacağını, davacı defterlerinde bilirkişiler tarafından 38.524,00 TL. ödeme yapıldığının tespit edildiğini, bu rakamların birbirlerine çok yakın olduğunu, esas tespit edilmesi gerekenin hizmet protokolü adı altında yapılan sözleşmeye uygun ifanın gerçekleşip gerçekleşmediği hususu olduğunu, davacı tarafından davalıya verilen hizmetin ve yapılan işin tespiti ile olayın değerlendirmesinin yapılması gerektiğini, bilişim uzmanı bilirkişiye yerinde inceleme yapması için yeniden görev verilmesi ve eksikliğin giderilmesi gerekli iken bu talebin reddi ile davanın kabulünün yerinde bir karar olmadığını, davanın itirazın iptali davası olduğunu, takip hukukuna tabi ve taraflar arasında takibe dayanak yapılan fatura alacağı bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, takipte talep edilen kadar borç bulunmadığının da verilen hüküm ile belli olduğunu, bu sebeple yargılama neticesinde kısmen de olsa haklı çıkıldığını, eksik ve ayıplı ifa nedeni ile borç bulunmadığını, bu ve diğer nedenlerle mahkemece hüküm altına alınan % 20 icra inkar tazminatının haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; usulüne uygun takip bulunup bulunmadığı, davanın ispat edilip edilmediği noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile " 03/02/2019 tarihli fatura alacağı 21.004,00 TL" borcun sebebi gösterilerek 21.004,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine 6 adet değişik tarihlerde düzenlenen fatura örneğinin eklendiği , takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Davalı vekilince takip talebinde 03/02/2019 tarihli ve 21.004 TL bedelli fatura" nın takibe ekli olmadığı, borcun sebebi olarak bu faturaya dayanıldığı, mahkemede de sunulmadığından usulüne uygun bir takip bulunmadığından davanın reddi savunulmuştur.Oysa takip talebinde "03/02/2019 tarihli ve 21.004 TL bedelli fatura " şeklinde borcun sebebi gösterilmediği, borcun sabebi olarak "03/02/2019 tarihli fatura alacağı 21.004,00 TL" açıklamasının bulunduğu arada "ve" bağlacının bulunmadığı, bu haliyle bu cümle ve 04/02/2029 takip tarihi oluşu ve takip ve icra dosyasına eklenen fatura örnekleri ve fatura tutarları ile talep edilen alacak miktarı birlikte değerlendirildiğine alacağın faturaya dayalı açık hesap alacağı olduğu, cümlenin başında bulunan "03/02/2019 tarihli" cümlesinin bakiye alacağın hesaplandığı tarihi gösterdiği açıktır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Takip talebi ve muhtevası" başlıklı 58 inci maddesinin 2. Fıkra 4 bendi "4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;" nin takip talebinde gösterilmesi gerektiğini, 2. Fıkrası ise "Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir" düzenlemesini içermektedir.2004 sayılı Kanun'un "Ödeme emri ve muhtevası" başlıklı 60 ncı maddesinin 2 fıkrası "Emir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/10 md.) Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları," içereceği düzenlemesini içermektedir.Ayrıca aynı kanunun 61/1 maddesi 2. Cümlesine göre de, takip belgeye dayanıyor ise, belgenin onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesi gerekir. Takip borçlusu sözü edilen ödeme emrine bu nedenle karşı çıkarsa İİK'nun 16. Md. Doğrultusunda merciiye şikayet yolu ile başvurabilir. Ödeme emrine şikayet yoluyla karşı çıkılmaması halinde, bu şikayet itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilemez. (HGK 2001/12 - 428 E. - 2001/226 K.) Eş söyleyişle ödeme emrine takip dayanağı belgenin eklenmemiş olması takip hukukunu ilgilendirir. Elinde kambiyo senedi ya da bir ilam olmayan ve alacağına icra yoluyla kavuşmak isteyen alacaklı; borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başvurabilir. Borçlu takibe itiraz ederse, alacaklı itiraz eden takip borçlusuna karşı, itirazın kaldırılması için icra hukuk mahkemesine başvurabileceği gibi, genel mahkeme de itirazın iptali davası açabilir. Alacaklı itirazın kaldırılması yolunu seçtiği taktirde İİK 68. Maddede sayılan belgelerden birisine sahip olması gerekir. davacı alacaklı tarafından takip talebine eklenmeyen bir belgenin sonradan ileri sürülemeyeceğinin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ile sabittir. İİK'nın 63/2. maddesinde "...Borçlu itiraz sebeplerini değiştirmez ve genişletemez..." düzenlemesinin bulunduğu, bilindiği üzere Anayasa'da aranan hak arama özgürlüğünün kullanabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan taraflar arasında silahların eşitliği ilkesi uyarınca İİK 63/2. maddesindeki düzenleme doğrultusunda karşı taraf olan davacı alacaklının da takip talebine sonradan belge ekleyebilmesi ve takip talebine eklemediği belgeyi itirazın kaldırılması davasında bu belgeye dayanmasının mümkün değildir.Alacaklı, dar yetkili icra tetkik hukuk mahkemesi yerine doğrudan genel mahkeme de itirazın iptali davası açtığı taktirde alacaklının elinde İİK 68-68a maddelerinde belirtilen belgelerden birisi olabilir ya da olmayabilir. Bu durumda davanın konusu normal bir alacak davası ile aynı olup, dava normal bir alacak davasının tabi olduğu usul ve ispat kurallarına tabidir.İtirazın iptali davasının yasal dayanağı İİK 67. Maddesidir. 2004 sayılı Kanun'un 58 inci ve 60 ncı maddesi gereğince borcun sebebinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 E., 2022/274 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamında itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu vurgulanmıştır. Bu madde hükmüne göre, takip talebine itiraz edilen alacaklı itirazın tebliğ tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz ettiği alacak üzerine açılan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere, takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. (Emsal Yargıtay 3. H.D.'nin 2015/18122 Esas, 2016/1805 Karar sayılı 15/02/2016 tarihli ilamı) Davada toplanacak ve ispata ilişkin deliller de takibe konu alacağın niteliği ve niceliğine göre belirlenecektir. İş Hukuku'na ilişkin bir alacakta tanık dinlenilmesi mümkünken, ticari bir alacakta senetle ispat kuralı gereği istisnalar dışında tanık dinlenilmesi mümkün olmayacaktır. Mahkemece delillerin değerlendirilebilmesi için bu delile iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına kadar dayanılması gerekmektedir.Somut uyuşmazlığın itirazın iptali istemine ilişkin olup, takip dayanağı faturalar takip talebine eklenmiş olduğu gibi, davacı tarafça dava dilekçesinde borcun sebebinin açıklanarak dayanak belgelerin delil olarak sunulduğu, takip talebinde borcun sebebi belirtilip dayanak faturalar ibraz edilmiş olmakla takipte bir eksiklik bulunmadığı, genel hükümlere göre görülmekte olan itirazın iptali davasında borç ve borcun sebebini değiştirmemek şartıyla, delil bildirme sürecinde takip talebine eklenmeyen faturaya dayanılarak ibrazının da mümkün olduğu, itirazın iptali davasında davanın niteliğine göre, yemin, keşif, bilirkişi incelemesi gibi delillere dayanmanın mümkün olup bu delillerin icra takip talebine eklenmesinin mümkün olmadığı, bu haliyle usulüne uygun bir takip bulunmadığından bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Açık hesap ilişkisi: Açık hesap ilişkisi önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur.Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. Somut olayda: Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu davacı tarafından davalı adına 10 adet 59.000 TL tutarlı faturaların düzenlendiği, davalı yan ödemelerinin hangi faturaya istinaden yapıldığının belli olmadığı, ödemelerin davalı adına düzenlenen faturaları bire bir kapatmadığı, sürekli bakiye alacak kaldığı anlaşılmakla ilişki açık hesap ilişkisidir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre,Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.Davacı ticari defterlerinde inceleme yapılmış davalı taraf usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini incelemeye ibraz etmemiştir. Dosyaya alınan bilirkişi raporları ile davacının düzenlediği faturalar davalı şirket yetkilisinin ...adresine gönderildiği, faturanın açıldığı ve teslim alındığına dair ekran görüntüsünün bilirkişi incelemesine sunulduğu, yasal 8 günlük sürede faturalara itiraz edilmediği gibi iade de edilmediği, davacının alacağını oluşturan faturaların ve davalının bir kısım ödemelerinin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişinin denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli raporuna göre takip tarihi itibarıyla davacının 20.476,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça teslim edilen malların/hizmetin ayıplı olduğu savunulmuş ise de süresinde ayıp ihbarında bulunulup, ayıptan kaynaklı bir karşı dava açılmadığı gibi usulünce takas defi veya mahsup itirazında da bulunulmadığı anlaşılmakla bu savunmaya itibar edilmemiştir. Bu durumda davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 640,06 TL harcın, alınması gerekli olan 1.398,71 TL harçtan mahsubu ile bakiye 758,65 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025