T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/25
KARAR NO:2025/708
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/10/2021
NUMARASI:2020/61 Esas - 2021/976 Karar
DAVA:Menfi Tespit (Alım Satım)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin züccaciye sektöründe ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkili ile davalı ... A. Ş. (bundan böyle ...olarak söz edilecektir) arasında süregelen bir ticari ilişki olduğunu, davalı müvekkillin işyerine çatal, bıçak, tabak vs. züccaciye eşyaları tedarik ettiğini, müvekkilinin davalı tarafından teslim edilmesi gereken bir takım mallar karşılığında 2 adet toplam 165.000,00 TL değerinde çek düzenlediğini ve davalıya vermiş olmasına rağmen davalı tarafından mal tesliminin gerçekleştirilmediğini, davalının bu 2 çeki ciro ederek ... A.Ş'ye (bundan böyle ... olarak söz edilecektir.) verdiğiini ve ... firmasının müvekkiline karşı icra takibine giriştiğini, her ne kadar yetkili hamil sıfatında bulunan ...firması farklı bir firma gibi gözükse de bu şirketin yetkililerinin, adreslerinin, iştigal alanlarının ...firması ile aynı olması sebebi ile bu firmanın da bilerek müvekkilinin zararına hareket ettiğini ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, çeklerin ve takiplerin iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesi incelendiğinde, davayı ... ile ... aleyhine açtığı görülmekle birlikte gerek dava dilekçesinin içeriğinden gerekse dilekçesinin "Netice-i Talep" kısmından hangi davalı aleyhine ne tür bir talepte bulunduğunu ayrıca ve açıkça belirtmediğinin görüldüğü, bu nedenle usulden davanın reddinin gerektiği, davacı aleyhine dava konusu çeklere ilişkin icra takipleri davalılardan ... tarafından başlatılmış olup işbu davanın öncelikle diğer davalı ...yönünden "husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile" reddine karar verilmesini talep ettiklerini,davalılardan ...tarafından çeklere konu mal teslimatları eksiksiz yerine getirilmiş olduğunu, davacı borçlunun karşı edim yerine getirilmediği için çeklerin karşılıksız kaldığına dair iddiasının yerinde olmadığını, haksız yere dava açmış olan davacı borçlu aleyhine alacak miktarının yüzde 20 sinden az olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, bu nedenlerle öncelikle husumet itirazımızın değerlendirilerek davanın müvekkili ...yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine, husumet itirazımızın öncelikle değerlendirilmemesi halinde, her iki müvekkili yönünden davanın esastan reddine; davacı borçlu aleyhine çek konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...İddialar doğrultusunda mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, yapılan incelemeye göre taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, uyuşmazlık konusu davacının teslim edilmediğini iddia ettiği mallara dair borç kaydının kendi defterlerine işlenmiş olduğu, taraf defterlerinin bu konuda uyuştuğu, hatta tarafların bu konuda mutabık oldukları anlaşılmıştır. Bu durumda malların davacıya teslim edildiği kanaatine varılmış gelinen aşamada artık borcun ödenip ödenmediği hususu irdelenecek olup, incelemenin devamında davacı tarafça borçlarına karşılık verilen uyuşmazlık konusu iki adet çekin taraf defterlerinde kayıtlı olduğu fakat çeklerin karşılıksız çıkması üzerine bu kayıtların da defterlere işlendiği anlaşılmıştır. Çek ödeme vasıtası olup, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde verilen çeklerin karşılıksız çıkması durumunda davacının davalıya borcunun sona erdiğinden söz edilemez, bu durumda ödeme konusunda davacı bu hususu yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdür.Dosya kapsamında uyuşmazlık konusu çeklerin ödenmediği, davacının başka yollarla da ödemeyi gerçekleştirdiğine dair delil sunamadığı dikkate alınarak davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusunun malların teslimi olduğunu, malların teslimi konusunda ispat yükünün davalının üzerinde olmasına rağmen mahkemece hukuki yanılgıya düşüldüğünü ve ispat yükünün davacı üzerinde olduğunun ifade edildiğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu kabul edilse dahi malların teslim edilmediğinin ispat edildiğini, bilirkişi raporunda "mallara dair borç kaydının deftere işlenmiş olması ve mutabakata varıldığı" tespitlerinden yola çıkılarak malların davacıya teslim edildiği kanaatine varıldığının ifade edildiğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu kabul edilse dahi mevcut bilirkişi raporundan hareketle malların teslim edildiği kanaatine varılmasının mümkün olmadığını,kararda, malların teslim edildiğine dair kanaate varılması sebebinin mallara dair borç kaydının yapılması ve mutabakata varılması olarak açıklandığını, ancak malların teslimi gibi maddi bir olgu ile borç kaydı ve mutabakatnamenin bir ilgisi bulunmadığını, bu tespitlerden yola çıkarak malların teslim edildiği kanaatine varılmasının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay kararında da işbu davaya konu uyuşmazlıkta olduğu gibi satışa konu malların dava dışı üçüncü bir lojistik firması tarafından teslim edildiğinin iddia edildiğini, Yargıtay kararına konu uyuşmazlıkta da işbu davada olduğu gibi teslime ilişkin davacı tarafından imzalanan bir belge olmasına rağmen davanın reddedildiğini, ispat yüküne ilişkin yapılan bu açıklamaları da destekleyen Yargıtay kararlarındaki tespitler dikkate alınarak kararın kaldırılmasının talep edildiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, haksız ve kötüniyetli davalıların %20 'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, icra takibine konu edilen 2 adet çek dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık temelde davacı iddialarının ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. Alacaklı... A.Ş'nin borçlu ... hakkında başlattığı ...ve ... dosyalarında dava konusu 2 adet çekinde aralarında bulunduğu çek ve bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe girişildiği, davacı tarafın talebi ile mahkemece icra veznesine girecek paranın ödenmemesi konusuna ihtiyati tedbir kararı verildiği ancak uygulanmadığı, dava konusu çeklerin satın alınan ürün karşılığı verilmesine rağmen ürünlerin davacıya teslim edilmediği iddia edilerek menfi tespit isteminde bulunulmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372).Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır.Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur.Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir. Davalının dava konusu ödemeler karşılığı mal teslim edildiğini ya da başka bir ticari ilişki kapsamında çeklerin alındığını savunması ispat yükünü değiştirir nitelikte değildir.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile;Davacı ile davalı ...A.Ş. arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıya verdiği bir kısım çeklerin karşılıksız çıktığı, tarafların 2018 sonu itibarıyla imzaladıkları mutabakatın dosyaya sunulduğu, taraflar arasındaki satışa konu faturaların davacı BA ve davalı BS formları ile bildiriminin yapıldığı, 2019 yılında davacının karşılıksız çekleri nedeniyle davalının 611.288,49 TL alacağı bulunduğu, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, uyuşmazlık konusu davacının teslim edilmediğini iddia ettiği mallara dair borç kaydının kendi defterlerine işlenmiş olduğu, taraf defterlerinin bu konuda uyuştuğu, hatta tarafların bu konuda mutabık oldukları, davacının iddiasını ispat etmediği anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,400 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025