T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/18
KARAR NO:2025/692
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:22/06/2021
NUMARASI:2017/575 Esas - 2021/741 Karar
DAVA:Menfi Tespit (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Distribütörlük ve Satış Anlaşmasının yapıldığını, davalı tarafından 14/02/2016 tarih ... numaralı 162.803,52 TL bedelli faturanın kesildiğini, davalının faturaya istinaden çek istendiğini, davacının çek vermeye müsait olmadığını, faturaya karşılık davacının oğlu ...'ın ... Bankası'na ait 19/05/2017 tarihli ... numaralı 162.803,52 TL bedelli çekin davacı adına davalıya teslim edildiğini, davacı ... ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davalı tarafından teslim edilen malların sözleşme hükümlerindeki niteliklere uygun almadığını, bu sebeple 17/03/2017 tarihli ... numaralı 41.990,00 TL bedelli iade faturasının kesildiğini ve davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından ise faturanın kabul edildiğini ve malların iade alındığını, taraflar arası ticari ilişkinin devam ettiğini, cari hesaptan mahsup edilmek üzere davacı tarafından ... Bankası kanalı ile davalı tarafa 23/03/2017 tarihinde 15.000,00 TL tutarında ödemenin yapıldığını, yine gönderilen malların sözleşme hükümlerine uygun olmadığını, davacı tarafından 03/05/2017 tarih ... numaralı 133.992,14 TL bedelli iade faturasının kesildiğini ve Marmaris 1. Noterliği'nin 10 Mayıs 2017 tarihli ... numaralı ihtarnamesi ile gönderildiğini, ihtarnamede malların teslim alınmasını ve davalıya verilen çekin ibraz edilmemesi ve kullanılmamasının talep edildiğini, davalının sözleşme hükümlerine uymadığını ve sözleşmede belirtilen niteliklerde malı teslim etmediğini bu sebeple zarara uğradıklarını, tüm bu nedenlerle davaya konu çekten ve 14/02/016 tarih ... numaralı 162.803,52 TL bedelli faturaya ilişkin davacıların davalıya borçlarının bulunmadığından borçlu olmadıklarının tespitine ve dava konusu bedelsiz kalan çekin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalıdan 162.803,52 TL bedelli mal satın aldığını ve ürünlerin davacı tarafa teslim edildiğini, davacı tarafından Şubat 2017 tarihli BS Bildirim Mutabakat Formunun verildiğini, teslimden 78 gün sonra '' teslim edilen malın sözleşme şartlarına uygun olmadığı'' gerekçesi ile 03/05/2017 tarihinde davalıya iade faturası gönderildiğini, faturanın kabul edilmeyip davacı tarafa iade edildiğini, davanın iade faturasına dayalı olarak açıldığını, menfi tespit davası olduğunu, davacının asıl amacının satın alınan mala karşılık verilen ... Bankası ... Şubesi'ne ait 19/05/2017 tarih ve 162.803,52 TL bedelli çekin tahsilini engellemek olduğunu, davacıya teslim edilen mal bedelinin 162.803,52 TL olduğunu ve davacı tarafından 15.000 TL ödemenin yapıldığını ve 41.990,00 TL bedelli malın da karşılıklı mutabakatla teslim alındığını, bu nedenle davacının cari hesap borcunun 105.915,92 TL olduğunu, malların teslim alınmasının asıl sebebinin taraflar arası ticari ilişkinin sürdürülmesi olduğunu, dava değerinin 105.915,92 TL olmasının gerektiğini ve davacının menfi tespitte talep ettiği rakamın 162,803,52 TL olduğunu, davalı tarafından gönderilen ürünlerin davacı ...'a bizzat teslim edildiğini ve davacılar tarafından da teslimin kabul edildiğini, davacının teslimden 78 gün sonra iade faturası göndererek ödeme yapmak yükümlülüğünden kurtulmaya çalıştığını, teslimden yaklaşık 78 gün sonra yapılan iade talebinin hukuken bir değerinin olmadığını, gönderilen ürünlerin ayıplı olmadığını ve davacı tarafından da hiçbir ayıp iddiasının bulunmadığını, taraflar arasında geçerli bir distribütörlük anlaşmasının olmadığını ve anlaşmadaki yükümlülüklerin davacı tarafından yerine getirilmediğini, sözleşmenin ingilizce olarak dört nüsha düzenlendiğini, sözleşmenin başlaması ve geçerli olması için 240.000,00 TL banka teminatının distribütör tarafından sözleşmenin başlaması ile birlikte şirkete verilmesi gerektiğini, teminatın davacılar tarafından verilmediğini, bu nedenle sözleşmenin de geçerli bir şekilde kurulamadığını, davacı tarafından Marmaris 1. Noterliği'nin 10/05/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 05/05/2017 tarih ve ... numaralı 133.992,14 TL bedelli iade faturasının gönderildiğini, ihtarnamenin davalı ya da şirket sigortalı çalışanına tebliğ edilmediğinden yapılan tebligatın geçersiz olduğunu, davalının durumdan haberdar olduğu gün Beşiktaş 30. Noterliği'nin 29/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hem faturayı iade ettiğini hem de ihtarnameye cevap verdiğini, davacının ihtarnameyi tebliğ aldıktan sonra iade faturasını tekrar iade etmek istediğini, ancak faturayı ve içeriğini kabul etmediklerine dair ihtarnamenin bir kez daha 16/06/2017 tarihinde Beşiktaş 30. Noterliği'nin... yevmiye numarası ile gönderildiğini ve ... numaralı 133.992,14 TL bedelli iade faturasının yine davalı tarafından iade kabul edilmediğini ve iade edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın ticari ilişki sebebiyle davalı lehine keşide edilen çekin teslim alınan malların ayıplı olduğundan bahisle bedelsiz kaldığı, davalıya çek sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti ve çekin iptali talepli olduğu, mahkememizce tüm tarafların defterlerinin ve ayıplı olduğu iddia edilen davacılar yedinde bulunan kahvelerin incelendiği; öncelikle değerlendirilmesi gereken hususun dosya kapsamında süresinde ayıp ihbarı bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, bilindiği üzere tacir olmanın hükümlerinin 6102 sayılı TTK'nın 18. Maddesinde belirtilmiş olup maddenin 2. Fıkrasında her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, 3. Fıkrasında ise tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının vazedildiği, bu genel açıklama yapıldıktan sonra hukukumuzdaki cari olan ayıp ve ihbarı ile ilgili mevzuat incelendiğinde yine 6102 sayılı TTK'nın 23. Maddesinde ticari satış ve mal değişimi hususunun düzenlendiği maddenin başında bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, 1. Fıkranın c bendinde ise malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesinin gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu diğer durumlarda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağının vazedildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223. Maddesi incelendiğinde ise alıcının devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılacağını, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağını,225. Maddede ise ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğunu, mevzuat çerçevesinde davaya konu somut olay incelendiğinde taraflar arasında ticari ilişki olduğu ve davacı şirketin davalı şirketin distribütörü olduğu hususlarında dosya kapsamında ihtilaf olmadığı , davacılar vekili malın ayıplı olduğunu bu nedenle davaya konu keşide edilen çek sebebiyle herhangi bir borçlarının bulunmadığını beyan etmiş ise de dosya incelendiğinde davacıların süresinde ayıp ihbarında bulunmadıklarının açık şekilde sabit olduğu, ne faturaya karşı ne de faturanın muhtevasındaki mallara karşı usulüne uygun süresinde yapılmış bir itiraz- ayıp ihbarın bulunmadığı, kaldı ki süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilse bile mahkememizce talimat mahkemesinden alınan gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun gıda mühendisi bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davaya konu davacıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olmadığının da dosya kapsamında sabit olduğu ,davaya konu kahvelerin davacılardan ...'a teslim edildiğinin ambar tesellüm fişi ile sabit olduğu , fatura tarihi 14/02/2017 olmakla süresinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı ancak Marmaris 1. Noterliğinin 10/05/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarıyla davalıya ayıp ihbarı yapıldığı ihtarın ekinde de 03/05/2017 tarihli 1200437 numaralı 133.992,14-TL'lik iade faturasının düzenlendiği, ezcümle davaya konu kahvelerin ayıplı olmadığı mahkememizce kabul edilmekle ayıplı olmuş olsa dahi ayıp ihbarının yasal süreden sonra yapıldığı, dolayısıyla 14/02/2017 tarihli fatura ile davacılar tarafından teslim alınan kahvelerin taraflar arasında varılan mutabakat ile 17/03/2017 tarihli ve 41.990,00-TL bedelli faturada belirtilen kısmının davalıya iade edildiği, bu bedel ve fatura borcuna mahsuben davacı tarafça davalıya 23/03/2017 tarihinde banka kanalıyla yapılan 15.000,00-TL bedel toplamı fatura bedelinden düşülmekle davalı tarafından asıl alacak olarak 103.520,00-TL üzerinden takibe geçildiği anlaşılmakla ,davalının yapmış olduğu takipte haklı olduğu mahkememizce anlaşılmış , dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporları gerekçeli, denetime uygun ve bilimsel olmakla hükme esas alınarak kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/6058E.-2017/3660K. sayılı kararıyla kaldırılmış ise de, mahkememizce verilen tedbirin bir müddet uygulandığı , davalının alacağına geç kavuşacağı ve bu tedbir kararı dayanak gösterilerek İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2018/246E. 2018/1815K. sayılı ilamıyla dava tarihinden sonra dosyamız davalısı tarafından başlatılan takibin iptal edildiği anlaşıldığından İİK 72/4. maddesi gereğince davalı lehine dava değerinin %20'si oranında hesap edilen 32.560,704 tazminatın da davacılardan alınarak davalıya verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, dava konusu olan 14.02.2017 tarih 826178 nolu 162.803,52-TL bedelli faturanın davacı şirketin ticari defter kayıtlarında 20.02.2017 tarihinde kayıtlı olduğunu ve bu kaydın 20.02.2017 tarihinde bu faturadaki ( dava konusu ) malların teslim alındığını gösterdiğini, mahkeme kararında malların 20.02.2017 tarihinde davacı şirkete teslim edildiğinin tespit edildiğinin belirtildiğini, fatura tarihinin 14.02.2017 olmasına rağmen bu tarihte malların teslim edilmediğinin ortada olduğunu, faturanın hangi tarihte teslim edildiği hususunun da fatura içeriğinden anlaşılmadığını, hayatın olağan akışı içerisinde faturaların sonradan da düzenlenebileceğini, malların 20.02.2017 tarihinde teslim edildiği, iade faturasının ise 17/03/2017 olduğu dikkate alındığında kararda belirtilenin aksine 78 gün sonra iade faturası kesilmediğinin açık olduğunu, mahkeme tespitinin hatalı ve eksik olduğunu, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmesi için bilirkişi heyetinin oluşturularak rapor alınması gerektiğini,bu hususta talepte bulunulduğunu, ancak taleplerinin red edildiğini, çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete sözleşme hükümlerinde belirtilen mallardan olsa bile fatura içeriğine aykırı ,faturası olmayan black malları teslim ettiğini, tüm bu hususların yargılama ile ortaya çıktığını, davacılar hakkında İİK 72 /4 maddesi gereğince davalı lehine dava değerinin %20 si oranında 32.560,704 tazminata hükmedilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından 17.03.2017 tarihli 120436 nolu 41.990,00-TL bedelli iade faturası kesildiğini ve davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından bu malların teslim alındığını, fatura incelendiğinde iade faturasındaki bu malları birim fiyatları bile dikkate alındığında 2016 yılı faturalarına istinaden iade faturası olmadığının anlaşıldığını, iade faturasının malın girdiği birim fiyatı üzerinden kesildiğini, ancak ...ürünlerinin giriş faturasının bile olmadığını, mahkeme tarafından yeteri kadar delil toplanmadığını, tanık dinlenilmediğini, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne, davaya konu çekten ve 14.02.2017 tarih... nolu 162.803,52-TL bedelli faturaya ilişkin davacıların davalıya bir borçları bulunmadığından, borçlu olmadıklarının tespitine, dava konusu bedelsiz kalan çekin iptaline, kötü niyetli davalı-alacaklı hakkında alacağın %20’ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; davacı ... tarafından davalıya keşide edilip verilen 162.803,52 TL bedelli çek ve çekin keşidesine dayanak olan davalının davacı ....Şti.'ne düzenlediği 14/02/2016 tarihli 162.803,52 TL bedelli fatura nedeniyle davacıların İİK 72/2 maddesi kapsamında borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davacı şirket ve davalı arasında Distribütörlük ve satış sözleşmesi düzenlendiği, davacı şirkete satılan mallar için davalı tarafça 162.803,52 TL tutarlı fatura düzenlendiği, fatura karşılığı olarak da dava konusu olan keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ... A.Ş. olan çekin tanzim edilip verildiği, malların davacı şirkete teslim edildiği, bilahare 41.990,00 TL tutarlı mallar için davacı şirketçe davalı şirkete iade faturası düzenlendiği ve iade faturasına konu malların davalı şirkete teslim edildiği, fatura borcuna karşılık 15.000 TL ödeme yapıldığı, bilahare davacı şirketçe fatura konusu malların sözleşmedeki "niteliklere uygun olmadığı" gerekçesi ile davalı şirkete iade faturası düzenlediği, davalının iade faturasını kabul etmediği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince 23/05/2017 tarihli tensip zabtı 10. Maddesi ile ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile teminat karşılığında ödenmesinin ve icra takibi başlatılmasının durdurulmasına karar verilmiş, dava tarihinden sonra çek dayanak gösterilerek Marmaris 1. İcra dairesinin ... Dosyası ile 103.520,00 TL asıl alacak ve ferilerinin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılmış, tedbir kararının icra dairesine sunulması ile takibin durdurulmasına karar verilmiş, tedbire yapılan itiraz ve istinaf soncu İstanbul Bam. 16. Hd. Tarafından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Menfi tespit konusu çek ve fatura ticari satıma konu mal bedeli için düzenlendiği, davacı iddiasının satıma konu malın sözleşmedeki "niteliklere uygun olmadığı" gerekçesiyle iade edilmek istenmesinden kaynaklanmaktadır.Davalı taraf malların sözleşmeye uygun olduğunu, teslim tarihinden 78 gün sonra ortaya konulan iddianın çek bedelini ödememe amacına yönelik olduğunu savunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 4. Maddesinde "Ürünlerdeki herhangi gözle görülebilir kusurlar Distribütör tarafından, ürünün depoya girişini takip eden 3 iş günü içerisinde yazılı olarak şirkete bildirilecektir. Gözle dıştan görülemeyen kusurlar ise tespit edildiği anda ivedilikle şirkete bildirilmeli, aksi halde ürünler distribütör tarafından kabul edilmiş addedilecektir'' düzenlemesi bulunmaktadır.
Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir. TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vadedilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.İlk derece mahkemesince ürünler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile; koli üzerindeki bilgiler ile koli içindeki ürünler de bir farklılık gözlenmediği, ürünlerin ve kolilerin sağlam olduğu, taraflar arasındaki anlaşmada belirtilen niteliklerdeki ürünler olduğu, ürünlerin davacıya teslim tarihi itibariyle raf ömrü süresi içerisinde teslim edilmiş ürünler olduğu, bu ürünlerde herhangi bir açık ayıp olmadığı, mevcut durumda ürünlerde gizli ayıbın varlığından söz etmenin mümkün olmadığı, davacının 14/02/2017 tarihli fatura ile davalıdan aldığı ürünlerin sözleşme hükümlerine uygun olmadığı iddiası yapılan yerinde incelemede sözleşme ekinde bulunan ürün listesindeki üç ürün çeşidinin de davacının deposunda olduğunun görüldüğünü, ürünlerin tamamının 14/02/2017 tarihli faturaya ait ürünler olduğu belirlenmiştir.Rapor denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterlidir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Bu ispat kuralları gereği ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça; kendisine teslim edilen ürünlerin sözleşmede bulunan nitelikleri taşımadığı hususu ispatlanmadığı gibi muayene külfetini yerine getirip süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı da bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir.Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih 2018/285 - 2019/5221Esas ve Karar sayılı kararı) Yargılama aşamasında davacının talebi ile İİK 72/3 gereği icra takibinin durdurulmasın yönelik tedbir alındığı ve Marmaris icra dairesine sunularak uygulandığı uygulandığı anlaşılmakla İİK 72/4 Maddesi gereği davalı yararına reddedilen miktar üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibarıyla doğru anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 118,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 496,80 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.22/05/2025