T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2130
KARAR NO:2025/741
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:01/07/2021
NUMARASI:2019/588 Esas - 2021/544 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının dilekçeleri ekindeki 10 faturadan kaynaklanan alacağını davalı tarafından ödenmediğini, 15.11.2018 tarihinde ... sayılı dosyasında başlatılan takibe davalı tarafından yetkiye ve borca itiraz edilmesi üzerine ... sayılı ödeme emrine de davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini takibin durdurulduğunu, davalının borca itiraz dilekçesinde taraflar arasındaki satım ilişkisi ve fatura konusu ürünlerin teslim edildiğinin kabul edildiğini, ayıp iddiasında bulunmuşsa da bu güne kadar ayıp ihbarının bulunmadığı gibi davacı tarafından ayıplı olarak teslim edilen herhangi bir malzemenin de bulunmadığını, bu satış işlemi dolayısıyla kesilen faturaların da davalıya teslim edildiğini ve ticari defterlere işlendiğini; Davacının alacağını tahsil amaçlı olarak arabuluculuk yoluna başvurduğunu ve anlaşmaya yarılamadığını; belirterek fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla davalı-borçlu tarafından yapılan itirazların iptaline ve durdurulan takibin devamına, davalının%20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirket ile ticari ilişki kapsamında davalı müvekkil şirketin siparişi üzerine, davacı şirket tarafından montaj alanına sevk edilen imalatı hazırlanmış doğramaların verilen imalat ölçülerinin bazı pozlarının yanlış çizildiği ve buna bağlı olarak montajda aksaklıklar yaşandığını, sahaya gelen alüminyum doğramaların anlaşılandan farklı şekilde eksik imalatlı olduğunu, müvekkil şirketin yaşanan sıkıntıları davacı İle paylaşmasına rağmen davacı şirketin kendi hatalarını kabul etmediğini, davacı şirketin hatalı ve esik imalatlardan dolayı davalının yapmış olduğu projeyi teslim süresi uzamış müşterisi ile sorunlar yaşamış ve geç teslim ettiğini müvekkil şirketin maddi manevi zarara uğradığını; müvekkil şirketin aldığı işin Kıbrısta olduğunu, davacı şirketin hatalı ve eksik ürünler göndermesi nedeniyle montaj sürecinin uzadığını, Ağustos-Eylül 2018 tarihleri arasında yaklaşık 10 kez montaj ekibinin Kıbrıs'a gitmek ve konaklamamak zorunda kaldığını, müvekkil şirketin ekstradan 22.482,39 TL tutarında masrafa katlanmak zorunda kaldığını, müvekkil şirketin işini tamamlamak için ekstradan masraf yapmasına karşın hatalı ve eksik ürün imalatı nedeniyle soruna yol açan davacı şirketin davalıyı uğrattığı zararların hiçbir kısmını üstlenmediğini; davacı şirketin talebi üzerine davalı şirket yetkilisi ...'ın, davacı şirket kurucu ortağı ve yetkilisi...'ın banka hesabına malzeme bedeli olarak 30.04.2018 tarihinde 42.000 - TL ve 10.05.2018 tarihinde 17.000.- TL toplam 59.000.- TL havale yaptığını ancak davacı şirketin bu ödemeleri cari hesaptan düşmediğini; ayıplı üretim ve mallardan dolayı müvekkil şirket borcunun talep edilen tutar kadar olmadığını, davacı şirketin ayıplı ürünlerin parasını talep etmesinin de hukuka aykırı olduğunu, ayıplı imalat ve ürünlerden davalının uğradığı zararlardan kaynaklanan tutarların ve şahıstan şahısa yapılan malzeme ödemelerinin cari hesap borcundan mahsubu gerektiğini belirterek dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " HMK'nun 222. Maddesinde ticari defterlerin delil niteliği üç halde düzenlenmiştir. A) Ticari defterlerin sahibi lehine delil olması, B) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması, C) Münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanılması. Her iki tarafın ticari defterleri birbirleri ile uyumlu olup ileri sürülen ödeme iddiası doğrultusunda ispata muhtaç olan konu her iki taraf defterlerinde de yer almayan davalının ödeme iddiasıdır.Dolayısıyla HMK 222. maddesinde düzenlenen ticari defterlerin sahibi lehine delil olma durumu açısından iş bu kayıtlar davalı defterlerinde bulunmadığı için şartlar sağlanmamaktadır. Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması durumu açısından ise var olan bir kaydın sahibi aleyhine kayıtlar olması gerektiğinden iş bu seçenek açısından da ödeme iddiasını inceleme imkanı bulunmamaktadır.Doğal olarak incelenecek husus taraf kayıtlarında yer almayan iddiaların ticari defterlerde yer almamasına rağmen göz önüne alınıp alınamayacağıdır.Delil olarak ticari defterlere dayanan ve ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun tutulan, açılış ve kapanış onayları süresi içinde noterce yapılmış ve birbirini teyit eden ticari defterlerindeki uyuşmazlık konusu kayıtların aksinin karşı tarafça senet, yemin ve kesin hüküm gibi kesin deliller ile ispat edilmemiş olması durumu ticari defterlerin delil niteliğini etkileyen durumlardandır.Yani ticari defterlerde yer almayan bir hususun aşağıda verilen örneklerde olduğu gibi genel hükümler doğrultusunda ispatlanması durumunda ispat faaliyetinin yerine getirildiği kabul edilmelidir.Örneğin mal sattığı ve bedelinin ödenmediği iddiasına dayalı alacak davasında ispat yükü kendisinde olan davacının ticari defterleri incelenmiş kanuna uygun tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, alacağa konu faturaların ticari defterlerinde veresiye yani bedeli tahsil edilmemiş olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiş davalı ticari defterlerini sunmamış olması ya da davalının ticari defterlerinde de faturaların veresiye kayıtlı olması nedeniyle davacının ticari defterleri lehine delil olsa da davalı malların bedelini ödendiğini davacının imzasını taşıyan bir makbuz ve belge ile ispat edebilir.Yahut davalı ödeme , malları iade ettiği savunmasını doğrudan davacıya yemin teklif ederek ispatlamak isteyebilir.Böyle bir durumda davacı yeminden kaçınır yada yemin etmez ise davalı kesin deliller ile ödeme savunmasını ispat etmiş olacağından davacının kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerindeki kayıtlar yine lehine delil olarak değerlendirilemeyecektir. Her ne kadar whatsapp yazışmaları HMK sistematiği içerisinde yazılı delil olarak kabul edilmese de her iki tarafın whatsapp yazışmalarına dayanması durumunda artık yazışmaların varlığına ilişkin ikrar mevcut olacağından iş bu durumda whatsapp yazışmaları da delil olarak kabul edilebilecektir.Bir tarafın whatsapp yazışmalarına delil olarak dayanması ancak diğer tarafın yazışmaları inkar etmesi durumunda ise yazışmalar delil olarak kabul edilemeyecek; yazılı delil başlangıcı kabul edilip edilmeyeceği konusu tartışılacaktır.Ancak eldeki dosyada her iki taraf da whatsapp yazışmalarına delil olarak dayanmakla yazışmaların sıhhati ve delil durumu konusunda şüphe bulunmamaktadır.Davacının sunmuş olduğu yazışmalar ve davalının sunmuş olduğu yazışmalar irdelendiğinde tarafların satıma konu malların ayıplı olup olmadığı ve ödeme hususlarında görüşme yaptıkları görülmüştür.07/08/2018 tarihli konuşmada davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket yetkilisine özelden ne kadar bedel gönderildiğinin sorulduğu ve cevaben davacı şirket yetkilisinin 35-40 şeklinde cevap verdiği ;celp edilen ... bankası kayıtlarında yer alan 42.000,00 TL'lik malzeme bedeli açıklamalı EFT göz önüne alındığında whatsapp konuşmaları ile banka kayıtlarının uyumlu olduğu görülmekle taraf ticari defterlerinde davacının alacağı olarak ortaya çıkan miktarın banka kayıtları ve whatsapp yazışmaları göz önüne alındığında davalı tarafından davacıya ödenmiş olduğu görülmüştür. İkinci konu başlığı olan ,ödemelerin tarafının şirketler olmamasına rağmen geçerli bir borç ifasının bulunup bulunmadığı konusunda ise her iki şirket yetkililerinin yazışmalarından anlaşıldığı üzere yapılan ödemelerin şirket yetkilileri arasında da yapıldığı ve her iki şirket yetkilisi arasındaki... bankası kayıtlarında yer alan ödemelerin uyuşmazlığa konu ticari ilişki için yapıldığı anlaşılmakla bu konu başlığı açısından da davalı tarafın borcu ödeme suretiyle ifa ettiği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de davacının takip başlatmakta kötü niyetli olmadığı görülmekle kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki açık hesaptan dolayı davacının alacaklı olduğu davalının açık hesap borcunun hiçbir şekilde ödenmediğini, yerel mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davalının yaptığını ileri sürdüğü ödemelerin dava konusu dışında olduğunu, davalının kendi ticari defterleri dahi kendi ödeme iddiasının aksini gösterdiğini,TTK'nın 64. maddesine göre; her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır, denildiğini,dava dışı kişiler arasında ödenen bu paraların şirketlerin arasındaki cari ilişkiye ilişkin ödendiğini ispat eder tek bir yazılı delil bulunmadığı gibi her iki şirketin ticari defterlerinde de buna ilişkin bir kayıta rastlanılmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ayıplı ifada bulunulup bulunulmadığı ve borcun ödenip ödenmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 42.100,96 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 15/11/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 42.100,96 TL alacaklı durumdadır.Davalı ticari defterlerine göre ise, davacıya aynı tutarda borçludur. Bu haliyle taraf defterleri mutabıktır. Ancak davalının, dava dışı ... tarafından dava dışı ... hesabına "malzeme bed." açıklamalı 30/04/2018 tarihli 42.000,00 TL ödeme ile herhangi bir açıklama bulunmayan 10/05/2018 tarihli 17.000,00 TL ödemenin davacı şirket alacaklarına mahsuben yapıldığı iddiası bulunmaktadır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir.Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Bu kapsamda, davalının iddia ettiği ödemelerin davacı şirketin alacağına mahsuben yapıldığını ispatlaması gerekir. Söz konusu ödemeler, davalı şirketin ... Şubesi yetkilisi ... tarafından davacı şirketin...Şubesi yetkilisi ... hesabına yapılmış, her iki şirketin de ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Davalının dayandığı whatsapp yazışmalarında ise, ... hesabına gönderilen paraların davacı şirket alacağına ilişkin olduğuna ilişkin açık bir beyan bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu whatsapp yazışmaları davalının ödeme iddiasını ispata elverişli olmayıp, davalı tarafça ödeme iddiası ispatlanamamıştır. Bu nedenle bu ödemelerin davacı alacağından mahsup edilmesi mümkün değildir. Davalı ayrıca ayıp savunmasında bulunmuştur.Davalı vekili, 02/07/2020 tarihli dilekçesi ile kullanılmayacak durumda olan ürünlerin bir kısmının hurdaya satıldığı, bir kısmının ise montajlandığı beyan edilmiştir. Buna göre sözleşmeye konu malların ayıplı olduğunu ve davalının iddia ettiği masraflar arasında illiyet bağı bulunduğunu ispatlayacak bir delil dosyada bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalının takas mahsuba konu bir alacağı olduğu ispatlanamadığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir.Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Eldeki davada, dava konusu cari hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davalının borcu ödeme suretiyle ifa ettiğinden bahistle bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜNE, 2-Davalı-takip borçlusunun,... sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine vaki itirazının İPTALİNE,3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 8.420,19 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Başlangıçta peşin olarak alınan 508,48 TL harcın, icra harcı 210,50 TL ile birlikte alınması gerekli olan 2.875,91 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.156,93 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 44,40 TL, peşin harç 508,48 TL, icra harcı 210,50 TL, posta ve tebligat gideri 159,75 TL, bilirkişi ücreti 800,00 TL olmak üzere toplam 1.723,13 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa iadesine,9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 56,00 TL olmak üzere toplam 218,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025