T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/62
KARAR NO:2025/684
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/09/2021
NUMARASI:2014/808 Esas - 2021/830 Karar
DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl davanın davacı ve davalılar vekili ile birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında aktedilen Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi uyarınca , davalı şirket tarafından müvekkiline " ... Projesi" kapsamında 3 adet bağımsız bölümün satışının kararlaştırıldığı, söz konusu bağımsız bölümlerin bedelinin ise sözleşmenin 3.maddesinde 1.056,680 Amerikan Doları olarak belirtildiğini, sözleşmenin 5.2 maddesinde davalının müvekkiline satışını vaat ettiği 3 adet bağımsız bölümün teslim tarihinin 31/12/2011 olarak kararlaştırıldığını, aynı maddenin devamında ise bu sürenin yazılı bildirim şartı ile 90 gün uzatılabileceğinin belirtildiği, teslim tarihinin davalı şirket tarafından yazılı bildirim suretiyle 90 gün ertelenerek 30/03/2012 tarihine ötelendiği, taraflar arasında akdedilen Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'nden kaynaklanan mali yükümlülüklerin müvekkili-davacı şirket tarafından zamanında ve eksiksiz olarak ifa edildiğini, ancak davalı tarafın yazılı bildirim ile uzattığı süre sonunda da edimini ifa etmediğini, bir süre beklenmesine karşın edim ifa edilmeyince müvekkili-davacı şirket tarafından davalı-şirkete teslimde gecikmeden ve akde aykırılıktan kaynaklanan zararların tazmini ihtarını içerir şekilde Bakırköy ... Noterliği nezdinde düzenlenen 11/05/2012 tarih- ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini , ihtarname 17/05/2012 tarihinde davalı-şirkete tebliğ edilmekle temerrüde düşürüldüğünü, davalının ihtarnameye herhangi bir cevap vermediğini, müvekkili şirketin akdedilen sözleşme kapsamında satış bedelini zamanında ödemesine rağmen davalı tarafından taahhüt edilen bağımsız bölümlerin tapuda devir-tescil işlemlerinin 26/04/2013 tarihinde yani sözleşme ile kararlaştırılan tarihten yaklaşık 2 yıl sonra gerçekleştirildiğini, fiili teslimin ise henüz gerçekleşmediği, ayrıca davalı şirket gecikmeli olarak gerçekleştirdiği tapuda devir-ferağı verilen bağımsız bölüm alanlarının satışı vaad edilenden daha küçük olduğu , davalı şirketin sözleşme tarihinden sonra " ... Projesi" 'ni tadil ederek bağımsız bölüm sayısını arttırmak sureti ile sözleşmede vadettiğinden daha küçük alanlı ve ticari elverişliliği daha sınırlı devir gerçekleştirdiğini, bu durumun sözleşmeye aykırılık ve "ayıplı ifa" teşkil ettiği, devredilen bağımsız bölümlerin hala tamamlanmadığı, taraflar arasında aktedilen "Satış Sözleşmesi'ne Ek Protokol" 'ün 8. maddesinde öngörülen yükümlülük gereği müvekkil-davacı şirketin satın aldığı bağımsız bölümlerde ... Pazarı'nda belirli bir paya sahip firma ile mutabakata varıldığını, ancak sözleşmeye göre öngörülen teslim süresi ihlal edildiğinden müvekkil şirket ile... Projesi'ne kazandırılacak olan markanın distrübütörü arasında varılan mutabakat gereği yerine getirilemediğinden müvekkili-davacı şirketin ticari itibarı zedelendiği gibi ek mali külfetler yüklendiğini , sözkonusu distribütör şirketin sözleşme gereği bir an önce yerine getirilmediği takdirde daha fazla beklenemeyeceği ve ticari işbirliğinden vazgeçileceği ihtarında bulunduğu ileri sürülerek ; belirsiz alacak davası mahiyetinde olmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ; "... Projesi" kapsamında aktedilen sözleşmede vaad edilen ile proje tadilinden sonraki durum arasında oluşan farka yönelik zarar bakımından şimdilik 10.000,00 TL.nin sözleşmede yazılı teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline; tapuda devri gerçekleşen fakat fiilen teslim edilmeyen 3 bağımsız bölümün sözleşmede vaad edilene nazaran daha dar ve ticari yönden daha elverişsiz olması nedeni ile oluşan değer kaybına yönelik zarar bakımından şimdilik 10.000,00 TL.nin sözleşmede yazılı teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline; müvekkili-davacı şirketin satın aldığı bağımsız bölümler ile bunların içinde yer aldığı ve ticari yönden sıkı sıkıya bağlı bulunduğu "... Projesi" nin henüz bitirilmemiş ve teslim edilmemiş olması nedeni ile gecikmeden doğan zarar bakımından şimdilik 10.000,00 TL.nin sözleşmede yazılı teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline; geç teslim nedeni ile müvekkili-davacı şirketin marka bayilik anlaşmasının iptal noktasına gelmesi nedeni ile doğan zarar bakımından şimdilik 10.000,00 TL.nin sözleşmede yazılı teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline; yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi vekaleten talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle harca esas gerçek dava değerinin tespiti ile eksik harcın tamamlatılmasını talep ettiklerini,Müvekkil Şirketin "İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Mahallesinde" kain ve tapunun ... ada ... parsel numarasında kayıtlı arsada inşa edilen "..." alışveriş merkezinden Davacı yana satışı gerçekleştirilen ... Blok ..., ... Blok ... ve ... Blok ... numaralı işyeri nitelikli bağımsız bölümleri ve aynı projedeki diğer bağımsız bölümleri sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde teslim etmek ve satış bedelinin tamamını tahsil ettiği bağımsız bölümlerin tapusunu alıcılarına devir ve ferağ etmek istediğini, işbu nedenle Esenyurt Belediye Başkanlığından 30-04-2010 tarih ve 8146 sayılı yapı ruhsatını alarak inşai faaliyete başladığını,İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının yapı ruhsatını iptal etmesinden sonra, Esenyurt Belediye Başkanlığı, ilgili yapıya ilişkin olarak tekrar 11.10.2010 tarihli ... sayılı yapı ruhsatını düzenlendiğini,müvekkili şirketten kaynaklı olmayan mücbir nedenlerin yol açtığı gecikme karşısında Müvekkili Şirket aleyhine, sözleşmeye dayalı gecikmeden doğan alacak adı altında talep yöneltilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen Mezkur Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin, 5.1 maddesine göre, sözleşme konusu bağımsız bölümün teslim şekli, ...(...)teslim şeklinde kararlaştırıldığını, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirket tarafından davaya konu inşaat imara, mevzuata, projesi ve eklerine uygun olarak inşa edildiği gibi, müvekkili şirket sözleşme ile yükümlendiği edimleri eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirdiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde yer verdiği, satın almış olduğu bağımsız bölümlerde metrekare farkı ve sair eksiklik bulunduğuna yönelik beyanların da gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mezkur Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin 3.B.3. maddesinde de belirtildiği üzere, satışı vaat edilen bağımsız bölümün tüm projeleri, davacının serbest incelemesine sunulduğunu belirterek öncelikle eksik harcın ikmal edilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini talep etmiştir.
DAVA:Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile arasında akdedilen "... Vadeli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" ve Satış Sözleşmesine Ek Protokol" de davalının vaki taahhütlerine aykırılığı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ek protokolde kararlaştırılan 240.000 $ cezai şartın fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesini talep etmiş ve HMK madde 166 uyarınca iş bu davanın taraf ve konusu aynı olan Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/808 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Birleşen dosya davalısı ...Şti.vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, kendi edimini sözleşmeye ve ek protokollere aykırı olarak eksiksiz ve zamanında ifa etmeyen davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmadığını, davanın dayanağı olan ek protokolün 8. maddesi taraflar arasında imzalanan 03.05.2012 tarihli bir başka ek protokolle iptal edildiğinden, davacının geçerliliğini yitirmiş protokol maddesine istinaden talep hakkı bulunmadığını, davaya temel teşkil eden "CEZAİ ŞART" maddesi anlam itibarıyla belirlilik kasdetmediğinden geçersiz olduğunu, başka bir davada geçersiz olduğunu öne sürdüğü sözleşmeye dayanarak hak talep eden davacı kötü niyetli olduğunu, aşırı cezai şartın indirilmesi gerektiğini, davacının 2014/808 Esas sayılı dosyasıyla Birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/842 Esas sayılı haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davanın dayanağı olan ek protokolün 8. maddesi taraflar arasında imzalanan 03.05.2012 tarihli bir başka ek protokolle iptal edildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki davaya konu satış sözleşmesine ek prokolün imzası sonrasında taraflar 03.05.2012 tarihinde imzalamış olduğu "ek protokol" başlıklı 2 maddeden ibaret sözleşmenin ilk maddesinde işbu ek protokolün, vadeli gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ve satış sözleşmesine ek protokolün ayrılmaz parçası olduğu belirtilmiştir. Ek protokolün 2. maddesi ise aynen şu şekildedir; "Satıcı taraf olan .... A.ş. ile alıcı taraf olan ... Şti. satış sözleşmesine ek protokolün 8. maddesinin tamamen sözleşmeden çıkarılmasına birlikte karar verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Protokolün diğer maddeleri aynen geçerli olacaktır" şeklindedir. tüm bu nedenlerle taraflar arasında imzalanan ek protokolle hükümden kaldırılan 8. maddeye dayanılarak açılmış olan bu talep bu yönüyle de reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle; asıl dava yönünden davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; davacının talep sonucundaki değer farkı talepleri bakımından tespit edilen ve artırım dilekçesine konu olan; 505.759,00 TL'nin 17/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının gecikme tazminat talebi yönünden taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL'sinin 17/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının marka bayilik anlaşması yönünden talep ettiği zarar yönünden davanın reddine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, birleşen dava (Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/842 Esas sayılı) dosyası yönünden davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, eksik ifa yönünden tespit edilen 236.336 USD'lik zararın karar tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece, birleşen davanın reddine yönelik karar nedeniyle davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl davanın kısmen reddine rağmen davalılar lehine davacıya hükmedilenden daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin avukatlık asgari ücret tarifesi'nin 13/3. maddesine aykırı olduğunu, kararın bu nedenle kaldırılması, düzeltilmesi gerektiğini, eksik ifa yönünden karar tarihindeki merkez bankası USD efektif satış kuru üzerinden hesap yapılmamasının, asıl davada verilen kısmi ret nedeniyle davalılar lehine, davacı olarak lehe hükmedilenden daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin ve birleşen dava yönünden lehe eksik tayin edilen vekalet ücreti nedeniyle kararın kaldırılmasını, davalıların haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili asıl dava yönünden istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davalılar aleyhine eksik metre kareye dayalı hükmedilen değer farkı tutarının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, davalılara ayıp ihbarında bulunulmamasına rağmen, ayıp ihbarı bulunuyormuşcasına eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, aleyhe hükmedilen gecikme tazminatına ilişkin davalı şirketten kaynaklı olmayan mücbir nedenlerin yol açtığı gecikme karşısında davalı şirket aleyhine, gecikme tazminatı hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme hükmünün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, sözleşme ile kararlaştırılan teslim tarihinden (30.03.2012) yaklaşık 12 ay sonra, yani 26.04.2013 tarihinde satın aldığı dükkanın tapusunu devir alan davacının, varlığını iddia ettiği teslimde gecikme vb herhangi bir hakkını saklı tutmadığını, herhangi bir ihtirazi kayıt dermeyan etmediğini, bu hakkı artık ileri süremeyeceğini, bu iddiasının mesmu olmayacağının borçlar kanunu ve emsal kararlar ile açıkça ortada olduğunu, sadece davacının talepleri doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından, davalılar açısından haksızlık teşkil eden kararın icrasına girişildiğini, haksız asıl davanın reddine, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Asıl dava; gayri menkul satış vadii sözleşmesi ve ek protokoller uyarınca fiili olarak teslim edilmeyen işyeri nedeniyle uğranılan zararların tahsili istemine ilişkindir.Birleşen dava; taraflar arasında akdedilen "..." ve "Satış Sözleşmesine Ek Prokotokol'de davalının vaki taahhütlerine aykırı davrandığı iddiası ile protokolde kararlaştırılan 240.000,00 USD cezai şartın ödenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş davalı -birleşen davacılar sadece asıl dava yönünden, davacı birleşen davalı ise asıl dava ile birlikte birleşen davada lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık; asıl davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasındaki adi yazılı gayrı menkul satış vaadi sözleşmesi ile gayrimenkul satı vaadi sözleşesine ek sözleşme ve 03/05/2012 tarihli ek protokol düzenlendiği, davalı şirket tarafından davacıya "... Projesi" kapsamında 3 adet işyeri niteliğinde bağımsız bölümün satışının kararlaştırıldığı, taşınmazların davacı şirket adın tapuda devredilerek kat irtifakına geçildiği anlaşılmaktadır.Davalının sıfatının “yüklenici satıcı” olduğu, geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü bir kişiye satılması, Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, Türk Borçlar Kanunu'nun 183 ve sonraki maddelerinde düzenlenen "alacağın temliki" hükümlerine tabi bir işlem olduğu, yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, kendisine düşen bir bağımsız bölümü üçüncü kişiye satmadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde söz konusu bağımsız bölüm yönünden arsa sahibine karşı sahip olduğu alacağını, diğer bir ifadeyle sözleşmeden doğan kişisel hakkını (bağımsız bölümün mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteme hakkını) üçüncü kişiye temlik etmiş sayılacağı, böyle durumlarda yüklenici ile üçüncü kişi arasında bir "alacağın temliki" sözleşmesi bulunduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 184. maddesinde alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliğinin ise sadece yazılı şekle tabi tutulmuş olup, resmi şekle bağlanmadığı, temlik alan (alıcı), temlik edene (satıcıya) karşı, geçerli bir satış sözleşmesinden doğan tüm yasal haklarını talep edebileceği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki sözleşmeye satıcı sıfatıyla katılan ... A.Ş.,'nin tam bölünmesi sonucu ... A.Ş.(... Sicil No), ... Şti (... sicil No) ve ...a A.Ş (... sicil no) isimli şirketlere devir edildiği, ilk derece mahkemesi hükmünün de bu şirketler hasım gösterilerek kurulduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya kazandırılan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporları ile davacıya tapuda devredilen ancak dava tarihi itibarıyla halen iskan için başvurusu dahi yapılmayan 3 adet dükkanın Sözleşme eki planlar ile vaad edilen 919,38 m2 toplam net alan olmasına rağmen fiili olarak 742,93 m2 net olarak inşa edildiği, 3 adet dükkanın satış bedeli olarak KDV dahil 1.181.680 USD bedelin kararlaştırılıp fiili olarak teslim edilen miktar ve davalı şirketten kaynaklı düşük ticaret hacmi sebepleri ile, davacı şirket tarafından davalı şirketten talep edilebilecek değer azalması bedelinin 236.336 USD kadar hesaplanabileceği bunun 04.04.2014 dava tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığının (236.336 USD x 2,14) 505.759 TL olarak hesaplanabileceği yönündeki tespitlerinde bir isabetsizlik bulunmamakla tarafların bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sözleşme konusu bağımsız bölüm ... (...) Teslim şekilde Alıcıya teslim edileceği karlaştırılmış olmakla 04.04.2014 dava tarihi itibariyle henüz davalı şirket tarafından ilgili resmi mercilere İskan ruhsatının alınması için müracaatta bulunulmadığı, dava tarihi itibariyle dava konusu dükkanların ... Vadeli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi esaslarına ve niteliğine uygun olarak teslim edildiğine dair bir teslim tutanağı düzenlenmediği anlaşılmakla, taşınmazın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin kabulü mümkün değildir. İlk derece mahkemesince de gecikme durumunda ödenecek kira kaybının “Satış Sözleşmesine Ek Protokol"de yer alan “Edimlerin İfası” başlıklı 3. Maddesi "Salıcı ana sözleşmede kararlaştırılan edimini 3 aydan fazla geciktirir veya bu süreden önce ifa imkansızlığı meydana gelirse alıcı yapacağı bildirim ile sözleşmeyi tek yanlı feshetme hakkına sahiptir. Bu halde tek yanlı fesih hakkı alıcı açısından seçimlik hak olup, alıcı fesih hakkını kullanmadığı takdirde, satıcı, teslimde geciktiği beher ay için alıcıya gayrimenkullerin rayiç kira bedelini ödemeyi beyan ve kabul eder". Şeklindeki düzenleme esas alınarak yapılan hesaplama ve kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur.Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme; yalnızca 3 adet dükkan satışına ilişkin olmayıp, iş yeri tesliminin yanında taşınmazın bulunduğu alanın bütünlük arz eden bir toplu yapı olmasının getirdiği ve gerektirdiği yan edimleri de içeren vasıflı bir satım sözleşmesi mahiyetindedir. Normal olan, sözleşme konusu yapının tarafların sözleşme ile kararlaştırıldıkları şekilde teslim edilmesidir.Bu doğrultuda yüklenicinin sözleşme gereğince üstlendiği bütün edimleri yerine getirmesi, inşaatı sözleşmeye, plan ve projesine uygun olarak tamamlaması gerekir. İnşaatın teslimi de bundan sonra söz konusu olacaktır. Bu nedenle inşaatın tamamlanması ve teslimi zaman bakımından birbirini takip eden süreçlerdir (Tandoğan, Haluk: Özel Borç İlişkileri, Ankara 1977, C. 2, s. 74 vd). Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli sözleşmeye aykırı ifadan kaynaklanmaktadır. Bu aykırılık halleri bir yandan geç ifa, diğer yandan yapılmayan işler nedeniyle eksik ifa olduğu, edimlerin sözleşmeye uygun olarak dava tarihi itibarıyla tesliminden bahsetme imkanı bulunmadığı, davalının taşınmazı süresinde teslim etmeyerek temerrüde düşmüş olduğu, belediye tarafından taşınmazın ruhsatına ilişkin olarak yapılan işlemlerin basiretli bir tacir olan davalı yönünden mücbir sebep sayılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça davalıya temerrüt tarihinden sonra ihtarda bulunulduğu anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde değildir.Birleşen dava cezai şart talebine ilişkin olup tazminat mahiyetinde olduğundan davanın tümden reddi durumunda karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 maddesine göre maktu vekalet ücreti verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. (emsal Yargıtay 3 . H. D. 2023/5239 e. 2024/3294 k sayılı ilamı) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden;a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,b-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 25.911,30 TL harcın, alınması gerekli olan 34.548,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.637,10 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,3-Birleşen dava yönünden; a-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Asıl ve birleşen dava yönünden taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025