T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1775
KARAR NO:2025/713
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:29/06/2021
NUMARASI:2017/1022 Esas - 2021/497 Karar
DAVA:Tazminat
Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ... bakım ve kozmetik ürün imalatı yapan müvekkili firmanın imalathanesinde 5 adet kazan bulunduğunu, davalı ... Makine Sanayi- ... tarafından ...sıra numaralı 27.02.2017 tarihli 5.900 TL bedelli fatura ile satın alınan kazanın 20.06.2017 tarihinde saat 13.00 sıralarında aniden yüksek sesle patladığını, patlamayla ilgili olarak ... Şubesinden İnceleme Raporu alındığını ve raporda birtakım kusurların tespit edildiğini, bu rapora göre davalı yanın her açıdan tam kusurlu olduğunu, İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/43 D. İş sayılı dosyasında hasar tespiti yaptırdığını ve toplam zararın 58.700,00 TL olduğuna kanaat getirildiğini beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalı yanın şimdilik 10.000,00 TL Maddi, 20.000,00 TL Manevi olmak üzere toplam 30.000,00 TL’nin 20.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödemesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin de davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın uzun yıllardan beri dolum makinaları, ısıtma ve pişirme kazanları imalatı ile iştigal ettiğini ve kurulum esnasında kazanın nasıl ve ne şekilde kullanılacağı hususunda müşterileri bilgilendirdiğini, patlamanın meydana gelmesinde ve zararın doğmasında müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, imal edilen kazanın su ile ısıtma yapan bir kazan olduğunu, davacı şirketin yürüttüğü kimyasal madde imalatı çerçevesinde kimyasal hammaddeleri 40-50 derece bir sıcaklığa ulaştırmak ve bu sıcaklıkta durmasını sağlayacak uygun maliyetli bir ısıtma kazanı imal etmesini müvekkilinden istediğini, müvekkilinin de isteğe uygun bir şekilde hammaddeleri 40-50 derece sıcaklığa ulaştırmaya ve bu sıcaklık aralığında tutmaya yarayan, alt tarafında su haznesi bulunan, gerektiğinde su takviye edilmesi için ve ısı sonucu ortaya çıkacak su buharının tahliyesi için alt hazneye bağlı bir borusu olan bir ısıtma kazanı imal ettiğini, söz konusu kazanın, ısıtılması gereken hammaddeyi yüksek sıcaklıklara ulaştırmak için veya pişirmek veya kaynatmak için tasarlanmış ve imal edilmiş bir pişirme kazanı olmadığını, davacı şirkete teslim edilen kazanın yağ kazanı veya basınçlı kızgın yağ tankı olmadığını, kazanın alt kısmında bulunan su haznesine konulan suyun yine alt haznede bulunan rezistanslar tarafından ısıtılması sonucunda ısıyı üst haznede bulunan hammaddeye transfer etmek suretiyle hammaddenin ısınmasını sağladığını, hammaddeyi ısıtan maddenin su olduğunu yağ olmadığını, müvekkilinin imal ettiği kazan üzerine emniyet ventili gibi sıvı akışkanın sıkışmasına neden olabilecek hiçbir aparat koymadığını çünkü böyle bir kazanın çalışma prensibinin emniyet ventili takılmasını gerektirmeyecek kadar basit olduğunu, kazanın su doldurulan alt haznesine uzanan takviye borusu bulunduğunu, alt haznedeki su miktarında eksilme yaşandığında bu boru aracılığı ile takviye yapıldığını, kazan çalıştırıldığında alt haznede bulunan suyu rezistanslar aracılığıyla ısıtmaya başladığında ısıdan dolayı buharlaşan suyun yine aynı takviye borusu aracılığı ile tahliye olduğunu, söz konusu kazanın çalışma prensibinin çay demliğine benzetilebileceğini,söz konusu kazana bu haliyle bir ventil gerekmediğini, alt haznedeki suyun ısınması sonucunda ortaya çıkacak buharın tahliye yolunu kesecek ve sıkışmasına neden olacak hiçbir engelin mevcut olmadığını, davacı şirkete teslim edilen kazanda termostat bulunduğunu, hammaddenin belirli sıcaklığa ulaşıp ulaşmadığım gözlemlemek için termostat olmazsa olmaz bir cihaz olduğunu, söz konusu kazanın basınçlı bir kazan olmaması nedeniyle basınç göstergesinin bulunmasına gerek olmadığını, kazanın periyodik bakımının yapılmadığı ve patlamanın bundan kaynaklandığı iddiasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, şirket çalışanlarının dikkatsizliğinin patlamada rolü olduğunu, patlamanın meydana geldiği işyerinin konumunun zararın artmasına sebep olduğunu, yaralanan şahsın tedavi masrafları ile telefon bedellerinin müvekkiline yüklenemeyeceğini ... plakalı aracın 5.000,00 TL değer kaybı zararının müvekkilinden talep edilmesinin ve manevi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacı tarafından davalının üretip teslim ettiği kazanın ayıplı imalat nedeniyle patladığı ve bu patlama nedeniyle zarar meydana geldiği iddiasıyla meydana geldiğini iddia ettiği zararın tazmini için eldeki davanın açıldığı, davalının kazanın imalatında ayıp bulunmadığı kazanın patlamasının kullanımdan kaynaklı olduğu iddiasıyla davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamına ve bilimsel verilere uygun olarak hazırlanan bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davaya konu kazanın patlamasında ısıtıcı haznesine maksimum sıcaklık termostatının konulmaması, sistemde 30 KW yüksek ısı güçlü rezistans kullanılmış olması, sistemde ısı transfer yağı kullanımına karar verildiğinde sisteme bir adet genleşme deposunun ilave edilmemiş olması, sistemde kullanılan emniyet ventilinin uygun seçilmemiş olması ve kazan üzerinde uyarıcı ibarelerin yer almamış olması hususlarının etkili olduğu, kazanın gizli ayıplı olduğu anlaşılmıştır.Davaya konu patlamanın kazandaki gizli ayıptan kaynaklanması nedeniyle kazanı üreten davalının kazanın patlaması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kanaatine ulaşılmıştır.Davaya konu patlama nedeniyle ... plakalı aracın tamir bedeli olan 11.265,06 TL, araç değer kaybı bedeli olan 5.000,00 TL, Makina Mühendisleri odası tarafından yapılan inceleme için ödenen 1.416,00 TL, hasarlanan sıvı dolum makinesinin tamiri için ödenen 1.450,00 TL, hasarlanan terazi bedeli 590,00 TL, hasarlanan elektrik panosundan dolayı 10.030,00 TL, kırılan camların bedeli olarak ödenen 329,00 TL kırılan iş yeri seramiklerinin tamirinden dolayı 1.000,00 TL, inşaat hasarında dolayı 27.800,00 TL, kazan bedeli 5.900,00 TL, iş yeri havalandırma sistemi onarım bedeli 2.250,00 TL, zayi olan mamul ve ham madde bedeli 8.500,00 TL, transfer yağı bedeli için ödenen 630,00 TL ve tespit dosyasına ödenen 1.703,00 TL zararın oluştuğu ve davacının patlamaya ayıplı imalat nedeniyle tam kusuruyla sebebiyet veren davalıdan toplam 77.863,06 TL maddi tazminat talep edebileceği kanaatine ulaşılmıştır.Davacı tarafça cep telefonlarının hasarlanması nedeniyle ...'ye ve ...'ye ve patalamada yaralanması nedeniyle ...'ye ödeme yaptığı iddia edilmiş ise de bu ödemelerin yapıldığına ve bu zararların oluştuğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığından bu zararların davalıdan talep edilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.Davalının ürettiği kazanın ayıplı olması nedeniyle patlaması ve patlamadan dolayı davacının zarar gördüğü hususları göz önüne alınarak manevi tazminat talebinin şartlarının oluştuğu ve olayın meydana geliş şekli, kusurun yoğunluğu ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınarak zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek şekilde uygun bir manevi tazminata hükmetmek gerektiği, tarafların tacir olması ve kazanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması nedeniyle kabulüne karar verilen tazminata patlama tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine, 77.863,06 TL maddi tazminatın 20/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 20/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılabilmesi için HMK'da öngörülen yasal şartlar somut olayda oluşmamasına rağmen davacı tarafından belirsiz alacak davası olarak açılan bu davanın ilk derece mahkemesince hukuki yarar yokluğu ve dolayısıyla dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerekirken, bu yöndeki aşamalardaki itirazları gözetilmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usule aykırı olduğunu, davacının, davasını açmadan önce iş yerinde meydana gelen zararın tespiti için İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/43 D. iş dosyasıyla olaya ilişkin delil tespiti talep ettiğini, delil tespiti neticesinde düzenlenen raporda davacının iş yerinde meydana gelen hasar miktarı kalemler halinde tek tek ayrıntılı olarak belirtildiğini, gerçek zarar miktarının davacı tarafından bilindiğinin dava dilekçesinden dahi anlaşıldığını, gerekçeli kararda hükmedilen maddi ve manevi tazminata uygulanacak avans faizinin ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden, kalan kısım için ise dava tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken, hükmedilen maddi ve manevi tazminata uygulanacak avans faizinin olay tarihinden itibaren işletilmeye başlamasının da usule ve yasaya aykırı olduğunu, hem 21.01.2021 tarihli hem de 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporlarını tanzim eden bilirkişilerin 12.03.2020 tarihli yerinde inceleme esnasında hazır bulunmadıkları gibi, sonraki bir tarihte de 27.04.2020 tarihli bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçelerinde belirttikleri itirazları incelemek üzere kazan üzerinde yeniden yerinden inceleme yapmadıklarını, davaya konu kazan üzerinde yerinden inceleme yapan tek makina mühendisi bilirkişi ...'nin ise 21.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporun tanziminden önce vefat etmiş olup, bilirkişi heyetinin eksik teşekkül edilerek ek rapor hazırlanma yoluna gidildiğini, gerekçeli kararda belirtildiğinin aksine, davaya konu kazan su ile su ile ısıtma yapmak üzere dizayn ve imal edildiğinden ötürü alt haznede maksimum sıcaklık termostatı ve genleşme tankının bulunmaması gizli ayıp olmadığını, zira maksimum sıcaklık termostatı ve genleşme tankı yağ ile ısıtma yapan kazanlarda bulunması gereken ekipmanlar olup, davaya konu kazanın alt haznesine su yerine ısı transfer yağı konulmak suretiyle çalıştırılmasında ve emniyet ventili takılmasında müvekkili davalının hiçbir iştiraki, müdahalesi, yönlendirmesi ve bilgisi bulunmadığını, nitekim davaya konu kazana ısı transfer yağının davacı tarafından konduğu ve yağ ile ısıtma yapmak üzere çalıştırıldığının davacı tanığı ...'ın beyanları ile sabit olduğunu, davaya konu kazanda maksimum sıcaklık termostatının ve genleşme tankının bulunmamasından kaynaklanan zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulmayarak davanın reddi gerekirken, eksik ve hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinni hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmeksizin, şayet su ile ısıtma yapan sistemlerde de maksimum sıcaklık termostatı bulunmaması bir ayıp teşkil ediyorsa bu ayıbın niteliği gizli ayıp değil, açık ayıp niteliğinde olacağını, bu durumda ise, davacı tüzel kişi tacir tarafından kazanı teslim aldığı tarihte olağan gözden geçirmeyle kolaylıkla fark edebileceği bir ayıp olacağı için söz konusu kazanı ayıplı olarak kabul etmiş sayılacağını ve ayıp sebebiyle meydana gelen zararlardan müvekkilinin değil, davacı tüzel kişi tacirin sorumlu olacağını, gerekçeli kararda belirtildiğinin aksine, davaya konu kazan sisteminde 30 kw yüksek ısı güçlü rezistans kullanılmadığını, zira davaya konu kazana monte edilmiş olan rezistansların her biri 2,5 kw gücünde olup, kazan sisteminin patlama anındaki toplam ısı gücü 5 kw olduğunu, bu yönüyle gerekçeli kararda "kazan sisteminde toplamda 30 kw ısı gücü olduğu"na yönelik tespit hatalı olup, bu yöndeki itirazları gözetilmeksizin ve söz konusu hatanın giderilmesi için davaya konu kazan üzerinde yeniden yerinde inceleme yapılması talepleri yerine getirilmeksizin eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asla kabul anlamına gelmeksizin, bir an için davaya konu kazanın alt haznesindeki rezistansların her birinin 7,5 KW olduğu varsayılsa dahi, patlamadan en az dört ay önce kazanın alt haznedeki iki rezistansın iptal edilmiş olduğu ve yalnızca kalan iki rezistansın çalışabilir durumda olduğu noktasında bir ihtilaf bulunmadığını, bu doğrultuda, alt haznede bulunan rezistansların toplam ısıtma gücü 15 KW olarak hesaplandığını, ne var ki, patlamadan dört ay öncesinden başlayan bir süre boyunca davaya konu kazan 15 KW ile çalıştırılmış olmasına rağmen, bilirkişi raporunda ısrarlı ve tekrarlı bir biçimde tüm kaynama, buharlaşma ve ısı transfer hesaplamaların 30 KW baz alınarak yapılması, patlama anında sanki alt haznede çalışan rezistansların toplam gücünün 30 KW olduğu yönünde yanlış bir izlenim oluşmasına ve bu yanlış izlenimin gerekçeli karara yansımasına neden olduğunu, kabul anlamına gelmeksizin, davaya konu kazandaki rezistansların 7,5 kw ısı gücünde olduğu varsayılsa dahi, davaya konu kazanın alt haznesinde su ile ısıtma yapılmaya devam edilseydi, hiçbir biçimde patlama yaşanmayacak olduğunu,bu yönüyle, rezistansların ısı gücü ile patlama olayı arasında bir illiyet bağı olmadığını, buna karşın,"davaya konu kazanın alt haznesine kullanım talimatına aykırı olarak ısı transfer yağı konulmasının kusur teşkil edip etmediği" ve "alt haznede su ile ısıtma yapılmaya devam olunsaydı, patlamanın yaşanıp yaşanmayacağı" hususları irdelenmeksizin ve aynı yöndeki davanın esasını etkileyecek itiraz ve talepleri değerlendirilmeksizin, davacının ağır kusuru ihmal edilerek eksik ve hatalı değerlendirme neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,davaya konu kazanın alt haznesinde bulunan rezistansların gücünün, alt hazne hacminin, alt haznedeki suyun kaynama ve buharlaşma süresinin, kazanın ısı transferinin gerçekleştiği yüzey alanının doğru bir şekilde ölçülüp aynı formüllerle hesaplama yapıldığında, davaya konu kazanın hem 50 c'ye hem de 80 c'ye kadar ısıtma yapmaya uygun ve elverişli olduğu ve dolayısıyla ayıplı olarak imal edilmediği ve patlama anında ayıplı olmadığı anlaşılacakken, bilirkişi kök ve ek raporlarına itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere kazan üzerine yeniden ölçüm ve gerekli hesaplamaların yapılması yönündeki davanın esasını etkileyecek taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bina hasarı ve makina ve taşıt hasarı kalemlerine ilişkin zararın oluşmasında ve artmasında davacı şirketin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı veya kusuru olup olmadığı tespit edilmeksizin ve bu yönde araştırma yapılmaksızın meydana gelen zarardan tamamen müvekkilinin sorumlu olduğu kanaatine varılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket manevi zarara uğradığını ispat edememiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,davacı şirket patlama neticesinde ulusal basında çıkan haberler neticesinde itibar kaybına uğradığını ileri sürmüş olsa da, haberlerin içerikleri incelendiğinde davacı şirketin ticaret ünvanının veya şirketin yetkililerinin isimlerinin hiçbir şekilde zikredilmediğinin, yayımlanan haberlerde davacı şirketin adının hiçbir şekilde kötülenmediğinin anlaşıldığını beyanla İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29/06/2021 tarihli 2017/1022 Esas 2021/497 Karar sayılı davanın kısmen kabulü kararında müvekkili aleyhine hükmedilen hükümlerinin istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ayıplı ürün satımı iddiasına dayalı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı,davanın ispatlanıp ispatlanmadığı, bilirkişi raporlarının hükme esas alınıp alınmayacağı, hükmedilen tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihinin doğru bir şekilde belirlenip belirlenmediği , manevi tazminatın şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.Eldeki dava, belirsiz alacak davası olarak açılmış olup,6100 Sayılı Yasa'nın 107. maddesinde “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek sureti ile belirsiz alacak davası açabilir...”düzenlemesi mevcuttur. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği gibi zararın baştan belirlenemediği ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde belirsiz alacak davası açılabileceğinin düzenlendiği, hak arama özgürlüğünün gerçekleşmesi ve usul ekonomisine aykırı durumların önüne geçmek için bu müessesenin getirildiği anlaşılmaktadır. Somut olay itibariyle hasar miktarının kesin olarak tespitinin ancak yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkabileceğinin anlaşılmış olmasına göre davacının belirsiz alacak davası açmasında usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup, satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir.Türk Borçlar Kanununun anılan maddelerinde düzenlenen ayıptan sorumluluk,satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır.Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmaktadır.(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması,ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması gerekir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. TBK'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.Somut olayda davacı, davalıdan satın aldığı kazanda patlama meydana geldiğini, patlamayla ilgili olarak Makine Mühendisleri Odası İstanbul şubesinden inceleme raporu alındığını ve değişik iş dosyasında hasar tespiti yaptırdığını ileri sürerek ayıp nedeniyle genel hükümlere göre uğradığı maddi ve manevi zararının tazminini talep etmiş, davalı ise patlamanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, imal edilen kazanın su ile ısıtma yapan bir kazan olduğunu, davacıya yağ kazanı veya basınçlı kızgın yağ tank teslim edilmediğini , imal ettiği kazan üzerine emniyet ventili gibi hiçbir aparat koymadığını, davacı şirket çalışanlarının dikkatsizliğinin ve işyerinin konumunun zararın artmasına sebep olduğunu savunmuştur.Dosya kapsamından davalıdan satın alınan kazanın ilk çalıştırılması sırasında yüksek amper çekmesi sebebiyle 2 adet rezistansının arızalandığı, davalının göndermiş olduğu elektrikçi tarafından bu rezistansların devre dışı bırakıldığı, 20.06.2017 tarihinde kazanda patlama meydana geldiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi kök ve ek raporları dosya kapsamına alınmıştır.Dosya kapsamına alınan ilk bilirkişi raporunda, davalı tarafından imal edilen kazanın fen ve bilim kurallarına ve yürürlükteki standartlara ve yönetmeliklere aykırı olarak teknik açıdan eksik ve hatalı tasarımla imal edildiği, gizli ayıplı olduğu, davalının satıma konu kazanı hiçbir teknik bilgilendirme ve uyarı yapmadan ve kullanma kılavuzlarını vermeden davacının kullanımına bıraktığı, kazanın kullanımı sırasında meydana gelen patlamada ve patlama sonucunda oluşan hasarda davalının %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.Dosya kapsamına alınan ikinci bilirkişi raporunda ise olayın oluş şekline ve nedenlerine ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılarak,dava konusu kazanda ısı yüzey yükünün olması gereken değerinden yaklaşık 5 kat daha fazla büyüklükte olması nedeniyle 315 derece sonrasında ısı transfer yağının hızla kızgın buhar fazına geçip, bomba halini alması sonucu patlamanın meydana geldiği, kazanın alt haznesine bir termostat konulmuş olsaydı kazan su ile çalıştırıldığında ortaya çıkacak aşırı buharlaşma ve aşırı enerji kaybı önleneceği için kazanın ısı transfer yağı ile çalıştırılması ihtiyacı ve fikrinin söz konusu bile olmayacağı, maksimum sıcaklık termostatı konulmuş olsaydı söz konusu kazanın ısı transfer yağı ile çalıştırılmasına karar verilse dahi termostatın ısı transfer yağının sıcaklıkla degradasyonu diyagramında belirtilen emniyetli kullanma sıcaklığı 315 derecenin altında bir sıcaklığa ayarlanacağından yağ sıcaklığının hiçbir zaman 315derecenin üzerine çıkamayacağı ve ısı transfer yağının bozulması söz konusu olmayacağı için patlama ortamının oluşmayacağı, takviye-tahliye borusu ucuna emniyet ventili konularak atmosfere kapalı hale getirilen sistemde bir maksimum sıcaklık termostatı bulunmuş olsaydı yağ ısındıkça hacimsel genleşme yaptığında ventil çalışmasa dahi ortaya çıkacak patlamanın infilak şeklinde olmayıp, alt haznenin kaynak dikişlerinden yırtılması şeklinde meydana geleceği ve yalnızca kazanda ve kazanın bulunduğu mahalde küçük çaplı bir hasara yol açacağı, buna göre kazanın infilak şeklinde patlamasının birinci ana unsurunun alt hazneye yani ısıtıcı sıvı konulan hazneye bir maksimum sıcaklık termostatının konulmaması olduğu, dava konusu patlama olayının meydana gelmesindeki ikinci ana unsurunun, su ile çalışan sistemde gerekli tadilatlar yapılmadan sistemin ısı transfer yağı ile çalıştırılması olduğu, kazanın ısı transfer yağı ile çalıştırılmak istendiğinde öncelikle sisteme bir maksimum sıcaklık termostatı ve bir genleşme deposu eklenmesi gerektiği, sisteme bir genleşme deposu konulmuş olsaydı buhar fazına geçen yağın genleşme deposu havalık borusundan atmosfere atılacağı için patlamanın söz konusu olmayacağı, sistemin emniyeti sulu sistemlerde kullanılan bir emniyet ventili ile sağlanmaya çalışıldığı, yüksek sıcaklıkta yapışkan hale gelen ısı transfer yağının ventil pimine yapışması neticesinde bu ventilin çalışmasının engellendiği belirtilmiş; bu açıklamalar ışığında önem sırasına göre kazanın patlamasında, ısıtıcı haznesine maksimum sıcaklık termostatının konulmaması, sistemde 30 KW yüksek ısı güçlü rezistans kullanılmış olması, sistemde ısı transfer yağı kullanımına karar verildiğinde sisteme bir adet genleşme deposunun ilave edilmemiş olması, sistemde kullanılan emniyet ventilinin uygun seçilmemiş olması ve kazan üzerinde uyarıcı ibarelerin yer almamış olması hususlarının etkili olduğu tespit edilmiştir.Davalı tarafça ileri sürülen davaya konu kazanın alt haznesinde su kullanılmak suretiyle ısıtmaya devam edilmesi halinde veya kazanın alt haznesine ölçüsüz şekilde yağ konulmamış olması halinde veya alt hazneye uzanan tahliye borusuna emniyet ventili takılmamış olması halinde davaya konu kazanda patlama olayının yaşanıp yaşanmayacağı şeklindeki itirazlara, ikinci bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişiler tarafından 21.01.2021 tarihli ek raporda ve yine bilirkişinin vefatı nedeniyle heyete eklenen yeni bilirkişi tarafından hazırlanan 12.03.2021 tarihli raporda, patlamanın ana nedeninin kazanın ısıtıcı haznesine maksimum sıcaklık termostatının konulmaması olduğu belirtilerek, ayrıntılı cevaplar verilmiş, söz konusu raporlarda davalının savunduğunun aksine davacıya satılan kazanın maksimum 50 derecede ısıtma amacıyla kullanılmasına dahi uygun olmadığı, kazanın ısıtıcı haznesine maksimum sıcaklık termostatının konulmaması ve ısıtma kazanı olarak dizayn edilen sisteme, uygun olmayan büyüklükte bir ısı kaynağının monte edilmesi nedenleriyle davacıya satılan kazanda gizli ayıp bulunduğu belirtilmiştir.Belirtilen hususların, satılan malda bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması, dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun bulunması halini yani malın ayıplı olduğunu gösterdiği gözetildiğinde davalının davacıya sattığı kazanın ayıplı olduğunun kabulü gerekir.Kazanın imalatçısı olan davalı tarafından kazanda patlamaya yol açan ana nedenin öngörülmediği dikkate alındığında kazanı satın alan davacının, olağan gözden geçirme ve muayene ile ayıbı fark etmesi beklenemeyeceği gibi 20.06.2017 tarihinde meydana gelen patlamayla meydana çıkan bu durumun gizli ayıp teşkil ettiği açıktır. 22.06.2017 tarihinde davalı hasım gösterilmek suretiyle yaptırılan delil tespiti sonucunda davalı satıcının ayıptan haberdar edildiği anlaşılmakla davacının ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğinin de kabulü gerekir. Eldeki davada mahkemece bilirkişilere HMK 278/4 maddesi uyarınca inceleme, muayene etme, çevresel faktörleri irdeleyip değerlendirme hususlarını kapsayacak şekilde yerinde inceleme yetkisi verilmiş olup,27.04.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunda olay yeri incelemesine ilişkin belgelerin, Makine Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan inceleme raporunun, delil tespiti dosyası gibi tüm delillerin değerlendirildiği gözetildiğinde ikinci bilirkişi raporu olaya uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygundur. İkinci bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerden birinin vefatı nedeniyle ek rapor tanzimi aşamasında heyete yeni eklenen bilirkişinin ayrı bir rapor tanzim etmiş olması usule aykırılık teşkil etmeyip, bu raporun da ikinci bilirkişi raporu ile aynı yönde olması nedeniyle mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasında isabetsizlik yoktur. Ayrıca mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu kazanda 7,5 kwat gücünde termostat kullanıldığı belirtilmiş olup, davalı tarafça, davacıya satılan kazanda her biri 2,5 kwat gücünde termostat kullanıldığı, keşif esnasında haricen getirtilen 7,5 kwat gücündeki termostatın bilirkişiler tarafından patlayan kazanda kullanılmış gibi gösterildiği ileri sürülmüş ise de bu husus davalı tarafça somut delillerle ispatlanmamıştır. Buna göre kazanda kullanılan her bir termostatın 7,5 kwatt gücünde olduğundan hareketle tanzim edilen 27.04.2020 tarihli bilirkişi raporuna mahkemece itibar edilmesinde bir aykırılık görülmemiştir.Dosya kapsamındaki deliller ile; suyla çalışan kazanın ısıtıcı haznesine maksimum sıcaklık termostatı konulmuş olsaydı kazanın ısı transfer yağı ile çalıştırılmasına karar verilmesi halinde dahi yağ sıcaklığının belirli derecenin üzerine çıkamayacağı ve ısı transfer yağının bozulmayacağı, bu nedenle kazanda patlama meydana gelmeyeceği, buna göre davalının imal ettiği kazandaki üretim kaynaklı ayıpların, meydana gelen patlamada ana etkeni, birincil unsuru olduğu anlaşılmıştır. Bu durum karşısında davacıya satılan kazanda meydana gelen patlamadan davalı sorumlu olup, davacının patlama nedeniyle meydana gelen ve mahkemece kabul edilen maddi zararının davalıdan tazminine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Somut olayda davalıdan satın alınan kazanda meydana gelen patlama nedeniyle oluşan zarar, davalının sözleşmesel sorumluluğu kapsamında kalmakla birlikte TBK'nın 114/2.Maddesinde haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı belirtildiğinden mahkemece hükmedilen maddi tazminata dava ve ıslah ayrımı yapılmaksızın olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Diğer yandan, tüzel kişilerin gerçek kişiler gibi manevi şahsiyet sahibi olmasalar da ticari itibarını sarsıcı davranışlar TBK'nun 58. maddesi uyarınca manevi zarar olarak görülebilir.TBK'nın 58.maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Bu düzenleme doğrultusunda davacının davalıdan satın aldığı kazanda meydana gelen patlama nedeniyle ticari itibarının zarar gördüğü gözetildiğinde mahkemece davacı yararına 10.000 TL manevi tazminata karar verilmesi yerinde olup, kabul edilen manevi tazminata yukarıda belirtildiği gibi olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.501,00 TL harcın, alınması gerekli olan 6.001,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.500,93 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.22/05/2025