T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/58
KARAR NO:2025/697
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28/10/2021
NUMARASI:2020/703 Esas - 2021/704 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin alacağının tahsili amacıyla taraflarınca ... Sayılı dosyası üzerinden ... hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz etmiş ve takibi durdurduğunu, işbu itiraz sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olduğu haksız ve mesnetsiz olduğu, İşbu davaya ve icra takibine konu alacağın likit olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, edimini ifa etmeyen davalı borçlu bilinçli olarak müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemeye çalışmakta ve ortada likit bir alacak mevcut olmasına karşın icra takibine itiraz etmekte olduğu,Yargıtay içtihatları doğrultusunda davalı borçlu aleyhine %20’ den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri,Mahkemece tensip zaptı ile davalı borçluya ait ba bs formlarının ilgili vergi dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini ve işbu ara kararın yerine getirilmesinin akabinde ön inceleme duruşması beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere inceleme günü verilmesini talep ettikleri, bu nedenlerle davalı borçlunun itirazı yerinde olmadığı, yargılama sırasında gösterilecek deliller ile haklılıklarının ortaya çıkacak olup borçlunun itirazı, kötü niyetli ve haksız olarak müvekkilin alacağına kavuşmasını engelleme amacından ibaret olduğu, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücret, ve tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil Şirket, davacı ... Tic. Ltd. Şti.’den (‘’...‘’ olarak anılacaktır) ile aralarında restoran ve otel işletmesinde kullanılmak üzere, ürün alım satımına gerçekleştirildiği, taraflar birbirlerinden doğan alacak ve borçlarını cari hesaplarında tutarak mutabakat yaptığı, davacı ..., haksız ve kötü niyetli bir şekilde Müvekkil Şirket aleyhine, ... Sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişmiş olup, taraflar arasında cari hesaba ilişkin herhangi bir mutabakat bulunmaması davacının alacağının neden kaynaklandığının belirlenmemesi gibi sebeplerle müvekkil şirket tarafından borca itiraz edildiği taraflar arasında davacının iddia ettiği alacağına ilişkin herhangi bir mutabakat veyahut kabul bulunmamasına karşın bu belirsiz, hangi hizmet/mal alımından kaynaklandığı bilinmeyen alacağa ilişkin takibe geçtiği, davacı takip talebinde ve Mahkemenize sunmuş olduğu dava dilekçesinde gerçeklerle bağdaşmayan bir şekilde mutabakatın var olduğu ve hatta BA/BS formlarıyla da bunun kanıtlandığını iddia etmişse de, Müvekkil Şirket yetkilisi tarafından onaylanan, bir başka deyişle bilgisi dahilinde bulunan herhangi bir mutabakat yapılmadığı, bunun dışında, davacı başlatmış olduğu icra takibine ek olarak herhangi bir BA/BS formunu, mal teslim irsaliyesini, alacağına ilişkin faturaları takibe dayanak yapmamış, dava dilekçesine eklenmediği, Müvekkil Şirket’e takibe ve davaya konu alacağa ilişkin herhangi bir bilgi ve belge gönderilmediği, Davacı her ne kadar BA/BS formlarından hareketle mal alım-satım ilişkisinden kaynaklanan bütün edimlerini yerine getirdiğini iddia ederek işbu davayı ikame etmiş olsa da, ne dava dilekçesinde ne de davasının sebebini oluşturan takip talebinde alacağını gösterir fatura vb. herhangi bir belge ibraz edilmediği, bunun yanı sıra, ilgili mal ve hizmetin sağlandığına yönelik bir teslim irsaliyesi de sunulmadığı, gelinen noktada, Müvekkil Şirket tarafından bilinmeyen, neye istinaden kesildiği ve hatta davacının söz konusu malı Müvekkil Şirket’e teslim ettiği de belli olmayan mallara ilişkin alacağını takibe konu edip akabinde işbu davayı ikame etmesi alenen kötü niyetli olduğunu gösterir nitelikte olduğu, davacı, Müvekkil Şirket hakkında temerrüt koşulları oluşmaksızın takibe geçmiş olduğunu, bu yönüyle de takibin usul ve yasaya aykırı olduğu izahtan vareste olduğu, kaldı ki, amir hükümlere aykırı olarak başlatılmış olduğu takipte faize faiz yürüttüğü de açık şekilde görülmekte olup kamu düzeninden gelen bu hususun resen göz önüne alması gerektiğini, Davacı, Müvekkil Şirket ile cari hesap hususunda mutabık kalmadığı gibi varlığını iddia ettiği alacağına ilişkin de herhangi bir ihtarda bulunmadığı, bu durumda açıkça göstermektedir ki Müvekkil Şirket temerrüde düşmediği, dolayısıyla yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının iddia ettiği alacağına sadece ve sadece takip tarihi itibariyle faiz talep edebileceği bu nedenlerle davacıların... Sayılı dosyadan haksız ve kötü niyetli olarak başlattıkları takibe karşılık takip bedelinin %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyetli tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkil Şirket aleyhine açılan işbu haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacılar tarafından muaccel olmayan haksız ve kötü niyetle girişilen icra takibinin iptaline karar verilmesine, davacıların takip tutarlarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nın 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davanın KABULÜNE karar verilen alacak miktarının taraf defterlerine dayalı likit yani belirlenebilir bir alacak miktarı olduğu kanaati ile, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince itirazın iptaline karar verilen 25.119,46 TL alacağın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafta cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesindeki yasal koşullar oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında bir ticari ilişkinin varlığının, alacak-borç tutarının tarafların ticari defter ve kayıtlarının örtüşmesi sonucunda tespit edildiğini, ancak davalı şirketin, davacıya güvenerek borç tutarlarını kendi ticari defter ve kayıtlarına işlediğini, zira davacı alacağı karşılığında davalı şirkete herhangi bir ürün sevkiyatı sağlamadığını, davacının bu sebeple de sebepsiz zenginleştiğini, davacının alacağına ilişkin sattığını iddia ettiği ürünlerin davalı şirket tarafından teslim alındığını iddia etmekteyse de bu iddiasını ispat edebilecek sevk irsaliye belgesi, irsaliyeli fatura veyahut hiçbir somut delil ibraz edemediğini, ispat külfeti davacı üzerinde olduğunu, malı teslim ettiğini yazılı delille kanıtlamak zorunda olduğunu, davacının bu ispat külfetini yerine getirmediğini, ancak yerel mahkemenin hatalı bir şekilde davayı kabul ettiğini, hukuka aykırı hükmün bozulması gerektiğini, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğunu, basit yargılama usulünde ise HMK Madde 317/3 gereğince davacının cevaba cevap dilekçesi sunma hakkı bulunmadığını, ancak davacının bu dilekçesini cevaba karşı beyan olarak sunmasının da davacının amacı düşünüldüğünde herhangi bir değişiklik arz etmeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, icra takibine yapılan itirazın kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile "Cari hesap" borcun sebebi gösterilerek 25,119,49 TL asıl alacak, 1.693,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.813,34 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine muavin defter kaydının eklendiği, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde 25.119,49 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda: tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfında olduğu, birebir uyumlu fatura ve ödeme kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 30.643,42 TL alacağı bulunduğu, davacının düzenlediği faturaların 8 günlük itiraz süresinde itiraz edilmediği gibi iade de edilmediği, bu haliyle satıma konu malların davalıya teslim edilmiş olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 429,30 TL harcın, alınması gerekli olan 1.715,91 TL harçtan mahsubu ile bakiye 722,44 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.22/05/2025