T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/793
KARAR NO: 2025/677
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/01/2022
NUMARASI: 2021/375 Esas - 2022/21 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/05/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu tarafından itiraz edilmemiş ve kesinleşmiş e-arşiv faturalar ile ispatlı alacakları için ayrıca bizzat davalı/borçlu tarafından söz konusu faturalar vergi dairesine de bildirilmiş olduğunu, davalı/borçlunun resmi beyanı ile de alacağın ispatlanmış olduğundan, şimdilik 928.829,00TL'lik alacak için borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için Teminatsız olarak İhtiyati Haciz kararı verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili ceavp dilekçesinde özetle; Davacı tarafa gönderilen iade faturasından dolayı alacaklarının olmadığını, davacı tarafın ayıplı mal teslimi yaptığını bu nedenle iade faturaları yollandığını, davacı tarafın iade faturalarına itiraz etmediğini, faturaları kabul ettiğine karine oluşturduğunu, bu nedenlerle, davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Davalının malların ayıplı olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği, bunu ilişkin ürünleri bilirkişi incelemesine sunmadığı ve yine herhangi bir tespit raporunu da dosyaya sunmadığı, Bu haliyle davacının talebi ile sınırlı olarak, davalının davacıya icra takibindeki 16.392,80 TL kadar borcu bulunmaktadır. Davalının kendi defterlerindeki bu ispatı ortadan kaldıracak, aksini gösterir herhangi bir kesin (yazılı) delil sunmadığı görülmüştür. Rapor içeriğinde de, davacının alacak miktarının talep miktar kadar hesap edildiği görülerek, davacının iddiasını ispat ettiği"gerekçesiyle davanın kabul ile ititrazın iptaline, alacak likit olduğurdan davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna bavurmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yan müvekkili şirketten 16.392,80 TL alacaklı olduğunu iddia etse de müvekkili şirketin davacı yana göndermiş olduğu iade faturasından da görüleceği üzere davacının müvekkili şirketten alacağı bulunmadığını, davacı, müvekkilinin şirketin kendisine gönderdiği iade faturasına itiraz etmediğini, davacı yanın iade faturasına itiraz etmemesi ilgili faturayı kabul ettiğine karine oluşturduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun tutarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle hukukun usul ve esaslarına aykırı şekilde hükmedilmiş Mahkeme kararının bozulmasına/kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, bakiye fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara davalı vekili yukarıda yazılı sebepler ile istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.Somut olayda taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava ve icra takibine konu fatura taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların vergi dairesine verdikleri BA ve BS formaları ile bildirimde bulunduğu, ticari defterler arasındaki mutabakatsızlığın davalı tarafından düzenlenen 2 adet iade faturasının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.İade faturalarının davalının defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına alacağı ispat etmeye elverişli olmayıp, davalı davacı tarafından teslim edilen malların ayıplı olduğunu dosya kapsamındaki usulüne uygun delillerle ispatlayamamasına göre dayanağı kanıtlanamayan ve taraf ticari defterleri arasında farka yol açan iade (reklamasyon ve fiyat farkı) faturalarının düzenleme koşulları oluşmamıştır. Bu hale göre ilk derece mahkemesince davalı tarafından düzenlenen iade faturalarına itibar etmeksizin taraf ticari defterlerinde kayıtlı takibe konu bakiye fatura alacağı yönünden davacının alacaklı olduğu kabul edilerek ile itirazın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, takibe konu alacak davalının kendi ticari defterlerine kaydettiği faturadan kaynaklı likit olup,, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 1.119,79-TL harçtan başlangıçta davalı tarafından peşin olarak yatırılan 279,94-TL harcın mahsubu ile eksik 839.85-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/05/2025