T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1814
KARAR NO:2025/621
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARE MAHKEMESİ
TARİHİ:06/07/2021
NUMARASI:2019/436 Esas - 2021/583 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile ... abone numarası altında 47 adet hat kullandırıldığını, ödemelerini tam ve zamanında yapmadığını, 23/10/2018 son ödeme tarihli 446,25 TL ve 21/11/2018 son ödeme tarihli 18.791,31 TL tutarlarındaki faturaların ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının işbu icraya itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmesinin olumsuz geçtiğini, işbu nedenden davanın açıldığını, itirazın iptaline takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı şirketin bayisi olarak faaliyet gösteren ... Şti., davalı şirketin kullanmış olduğu farklı bir operatöre ait hatların taşınması ve yeni GSM hatlarının verilmesi hususunda mutabakata varıldığını, Davalı şirkete toplam 25 adet hat için aylık vergiler dahil 1.000,00-TL tutarında fatura tanzim edileceği belirtilmesine rağmen, yaklaşık bir yıl boyunca söz konusu bedelin çok üzerinde faturalar tanzim edilmiş ve davalı şirket 24 aylık taahhüt dönemi boyunca ödemesi gereken 24.000,00-TL nin üzerinde bir bedel ödediğini, Davalı şirket, 24 aylık taahhüt dönemi boyunca ödemesi gereken toplam bedelin üzerinde bir ödeme yapması ve her ay fatura bedellerinin artması üzerine kullanmakta olduğu hatları iptal etmiştir. Netice itibariyle davalı müvekkil şirket taahhüt ettiği ödemenin tamamını yapmış ve yükümlülüklerini yerini getirdiğini, Hatların iptali akabinde davacı şirket takibe ve davaya konu ettiği faturaları tanzim etmiştir. Faturaya konu edilen "Mobil geniş bant 24ay cayma bedeli, Taahhüt ceza bedeli - ..., Taahhüt ceza bedeli - GSM Hizm., Tek Yönlü Hat Kapama Ücreti, Gecikmiş Faiz, Taahhüt Ceza Bedeli-Ekipman" talepleri izah edildiği üzere akdi ve hukuki dayanaktan yoksundur. Zira davacı şirketin söz konusu taleplerine dayanak yapmış olduğu sözleşmeler davalı müvekkil şirketin imzasını içermemesi sebebiyle geçersizdir. Bu nedenle, takip konusu faturalara konu edilen tüm alacak talepleri haksız ve dayanaktan yoksundur.Davalı müvekkil şirket tüm taahhütlerine yerine getirmesine rağmen davacı şirket ve davacı şirket bayisi tarafından zarara uğratıldığını tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dava dilekçesi ,cevap dilekçesi Dosyada aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede,davacının davalıya kullandırdığı hatlar sebebiyle oluşan fatura alacağı sebebiyle, davalı aleyhine icra takibi yaptığı,davalının itirazı üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı, yargılama aşamasında dosyanın telekomünikasyon bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişinin 31/01/2021 tarihli raporunda özetle; taraflar arasında kaç adet hat kullanıldığı ve sözleşme içeriği hususlarında ihtilaf olduğu, davalının, davacının sunduğu belgelerde sahte imza olduğu ve kendilerinin 25 hat üzerinden anlaşıldığı iddialarına binaen; davalının iddiasına binaen işbu 25 adet hattın hangi numaralardan oluştuğu, davacının iddialarına binaen 47 adet hattın her birine ait ayrı ayrı olmak üzere ve her bir fatura dönemine ait olacak şekilde kaç dakika konuşulduğu, kaç kbyte internet kullanımı olduğuna dair bilgilere ihtiyaç olduğu, her bir hattın dönem bazında tüketim bilgilerinin sunulmasıyla hangi hatların kullanılıp kullanılmadığı hususunda incelenmesi ve değerlendirmesinin yapılabileceği, 47 adet hattın 22.11.2017 ve 22.12.2017 son ödeme tarihli faturalarda tahakkuk edildiği, akabinde 22.01.2018 son ödeme tarihli faturada ise 10 adet hatta indirgenmiş olduğu görülmesiyle, işbu 47 adet hattan 10 adet hatta nasıl indirgendiğine dair ve yeni ilave edilen ... Sözleşmesine dair dosya muhteviyatına herhangi bir bilgi/belgeye rastlanmadığından işbu hususun nasıl oluştuğuna dair bilgi/belgenin incelenmesi ve değerlendirmesinin yapılabilmesi için gerekli olduğunun mütalaa edildiği,bunun üzerine Mahkememizin 02/03/2021 tarihli celsesinde verilen ara kararları gereği davacı tarafa dava konusu 47 hattan 10 adet hatta nasıl indirgendiğine dair ve yeni ilave edilen ... Sözleşmesine dair belgeleri sunmak,ayrıca 47 hattın her birine ait ayrı ayrı olmak üzere dönem dönem kaç dakika konuşulduğu,kaç kbyte internet kullanımı olduğu,bu hatlara ilişkin tüm tüketim bilgilerinin sunulması için 2 hafta kesin süre verildiği aksi takdirde dosyanın mevcut delil durumu itibariyle değerlendirileceği hususunun ihtar edildiği, ancak davacı tarafça ara kararın gereğinin yerine getirilmediği,ilgili belgelerin dosyaya sunulmadığı,davanın niteliği gereği ispat yükünün davacı tarafta olduğu,davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... Şti ile davacı şirket arasında imzalanan 17/10/2016 ve 24/08/2017 tarihli abonelik sözleşmeleri, taahhütname ve ekleri hat taşıma formaları ile davalıya taahhütlü 47 adet hat kullandırıldığını, davalı tarafın 37 adet hattı taahhüt süresinden önce 28/11/2017 tarihinde başka operatöre(...) taşıyarak, 10 adet hattı ise yine taahhüt süresinden önce 18/10/2018 tarihinde kendi isteği ile iptal ederek sözleşmelere aykırı davrandığını, bu sebeple ortaya çıkan faturaların ödemesini gerçekleştirmediğini, davalı tarafın evrakların okunmadığı iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, dava dilekçesi ekindeki evrakların fotokopi olmasının imzaların şirket yetkilisine ait olup olmadığının anlaşılmasını engelleyecek bir husus olmadığını, davalının sahte imza olduğunu iddia ettiği evrakların aboneliğin başlamasına sebep olan sözleşmeler olduğunu, davalı tarafın sözleşme yapılmadığına ya da hizmet almadığına dair bir itirazının da bulunmadığını, söz konusu sözleşmeler dışında davalı tarafından sunulmuş başkaca sözleşmelerin de bulunmadığını, sahte imza itirazının dikkate alınamayacak kadar dayanaksız bir iddia olduğunu, bu aşamada davalı tarafın sözleşmeler ve taahhütnamedeki imza ve kaşelerin sahte olduğu iddiası hakkında inceleme yapılmadan imzalı sözleşmelerin değil davalının sunduğu imzasız yazışmaların dikkate alınmış olmasının hatalı olduğunu, bilirkişinin inceleme yapabilmesi ve dosyanın esası için hatlara dair kullanım detaylarının gerekli olmadığının vurgulamasına rağmen mahkemece bu konuda ısrarcı olunduğunu, oysa taraflar arasında kaç adet hat kullanıldığı ve sözleşme içeriği hususlarında söz konusu ara kararın yerine getirilmesini gerektirecek bir ihtilaf bulunmadığını, davalı tarafça bu hususa dair hiç bir karşı delil sunulmadığını, dava dilekçesi ekinde, davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmış ve kaç adet hat kullanıldığı ile sözleşme içeriğinin belli olduğu sözleşmeler, hat alım formaları, hat taşıma formaları, taahhütnamelerin sunulduğunu, tüm bunlara karşın davalı tarafından dosyaya 23/08/2017 tarihli mutabakat metni olduğu ileri sürülen bir evrak sunulduğunu, 25 adet hatta dair anlaşma yapıldığına ve bu hatların ödemelerinin yapıldığına dair de hiç bir belge sunmadıklarını, davalının, borca dayanak evraklardaki imzaya itiraz ediyorsa imza sahteliği hususunu, ödeme yaptığını iddia ediyorsa da ödeme yaptığı hususunu ispatlamak zorunda olduğunu, ara kararın yerine getirilmediği durumda mevcut delil durumuna göre karar verilmesi gerektiğini, mevcut delil durumunda bile tarafımızca 47 adet hatta dair tüm evrakların sunulduğunu ve davalı tarafından hiçbir evrak sunulmamışken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; kurumsal abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile ... konulu alacak ekli listedeki faturalar" borcun sebebi gösterilerek 19.177,47 TL asıl alacak, 1.073,94 TL işlemiş faiz ve 60.09 TL gecikme bedeli olmak üzere toplam 20.311,50 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine fatura bilgilerinin eklendiği, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Taraflar arasında birden çok yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davalı taraf icra takibine vaki itirazında imza inkarında bulunmamıştır.Cevap dilekçesinde ise taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmezken hangi sözleşmedeki imza olduğun belirtmeden genel geçer bir ifade ile sözleşmelerin birçoğundaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir.TMK 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Davalı tarafça dosyaya sunulan sözleşmeler, taahhütler üzerindeki imzalara sözleşmenin ayakta kaldığı 2 yıl süresince, taraflar edimlerini yerine getirdikleri, davalının kendi kabulüyle 25, davacının iddiasıyla 47 adet hattın davalı tarafça kullanıldığı, aylık fatura bedellerinin ödendiği, imzaları inkar edilen sözleşmeler gereği davalı hesabına 113 gram altın bedeli paranın yatırıldığı, bu dönemde itiraz edilmeyerek sözleşmenin benimsendiği, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.Bu durum karşısında taraflar arasındaki sözleşme üzerinde atılı imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürülmesi TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırıdır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hiçbir hukuk düzeni korumaz. Bu itibarla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin dosyaya sunulan sözleşmeler, taahhütlerin içiriği şartlarla yapıldığı, sözleşmenin tüm maddeleri üzerinde tarafların uzlaştığının kabulü gerekmektedir. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin ilk derecedeki itirazları yerinde değildir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK 2017/1534 E. 2018/633 K) Taraflar arasındaki uyuşmazlık takibe konu edilen 2 adet fatura bedeline ilişkindir.Davacı taraf dosyaya sunduğu evraklar ile uyuşmazlık konusu 2 adet fatura içeriği alacağının ispatlandığını iddia etmekte olup yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını ısrarla talep etmesine rağmen mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen evraklar verilen kesin sürede sunulmadığı ve davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu faturaların içeriği dikkate alınarak talep edilen tutarların sözleşme ve taahhütnamelere uygun olup olmadığı ve miktarı konusunda yeni bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.08/05/2025