T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1907
KARAR NO:2025/600
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/06/2021
NUMARASI:2017/603 Esas - 2021/403 Karar
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanmış olan Mersin I. Noterliğinin 06.09.2004 tarih ve ...yevmiye sayılı acentelik sözleşmesi ile müvekkiline Mersin ve çevresi acenteliğinin verildiğini, müvekkilinin 2003 yılından bu yana işlerini sorunsuz şekilde yürüttüğü ve davalı şirketin müşteri portföyünün genişlemesinde büyük rol oynadığını halde davalı tarafından Beykoz ... Noterliği 06.05.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiği ve müvekkiline portföy tazminatının ödenmediğini, 6102 sayılı TTK'nın 122 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddeleri gereğince müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını, TTK 122/3 maddesi gereğince feshi ihbar yoluyla (haklı neden olmaksızın) davalı ... tarafından yapılan feshin, denkleştirme tazminatı istemine engel teşkil etmediğini, müvekkili şirketin sözleşmesinin sona ermesinden sonra da davalı ... şirketine menfaat sağlayacağı göz önüne alınarak bilirkişi marifetiyle hesaplanacak (TTK 122/2 maddesine göre; müvekkil şirketin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı komisyon ve diğer ödemelerin esas değeri ile) denkleştirme-portfoy tazminatının davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, açıklanan ve mahkemece resen göz önüne alınacak nedenlerden dolayı acentelik sözleşmesinin davalı tarafından feshi sebebiyle, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatının ticari faiziyle davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı ile müvekkili şirket arasında 09.02.2004 tarihinde akdedilen Acentelik Sözleşmesinin 12.01.2015 tarihinde yeni sözleşme imzalanarak yenilendiğini acentelik sözleşmesinin sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğunu ve olağan fesihte,Türk Ticaret Kanunu'nun 121. maddesi ile belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin 3 ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla hiçbir gerekçe gösterilmeksizin fesih edilebileceğinin emredici bir şekilde düzenlenmiş olduğunu, nitekim, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "(F) Acentelik sökmesinin sona ermesi" başlıklı 121. maddesinde; "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik söyleşmesini,taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir." İfadesinin yer aldığını, ayrıca acentelik sözleşmesinin 29 maddesinde "(1) İşbu acentelik söyleşmesi 16.01.2015 tarihinden itibaren süresiz olarak yapılmıştır. (2) Taraflardan her biri, 3 ay evvel noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydıyla söyleşmeyi her zaman fesih edebilir. “şeklinde fesih hakkının açıkça belirtildiğini ve müvekkili tarafından acentelik sözleşmesinin, kanundan doğan kanuni hak ve acentelik sözleşmesinden doğan sözleşmesel hak kapsamında 3 aylık ihbar mehiline uyularak fesih edildiğini, acenteye gönderilen Beykoz ... Noterliği'nin 06.05.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile acenteye 3 aylık mehil verilmiş olup işbu mehilin bitmesine müteakip acentelik sözleşmesinin 05.08.2016 tarihi itibari ile fesih edileceğinin belirtildiğini, müvekkili şirketin olağan fesih hakkını kullanmadığı kabul edilse dahi, portföy geliştirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen acentenin, acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği kabul edilmesi gerektiği ve bu bağlamda davacının portföy tazminatına hak kazanamayacağından davanın reddedilmesi gerektiğini, sözleşmede belirtildiği gibi müvekkil şirket tarafından yapılan ihtarlara rağmen, davacının üretimi makul süre içerisinde beklenen düzeye çıkaramaması nedeni ile acentelik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacıya müvekkili şirket tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinde; 2014 yılı prim üretiminin 232.446-TL, 2015 yılı 10 aylık prim üretiminin 255.328-TL olarak gerçekleştiği ve prim üretiminin düşük olduğu belirtilmiş olup üretimin yeterli şekilde gerçekleştirilmemesi sebebiyle acentelik sözleşmesi fesih edildiğini, davacı acente ile aynı il/ilçede faaliyetini sürdüren ve performans değerlendirmesine esas alınan ... Şti. ve ... Şti. firmalarının üretim verilerine bakıldığında davacı acentenin ortalamanın çok altında seyrettiği gerçeğinin sabit olduğunu, davacı şirketin portföy tazminat talep hakkı olduğu kabul edilse dahi, davacının müvekkil şirkete kazandırdığını iddia ettiği müşterilerin sona eren poliçelerinin yenilenmeye devam ettirdiklerini ve söz konusu müşterilerin davacının kendi çabası ile kazandırılmış olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, acentenin "yeni müşteriler" bulduğunu ve bu "yeni müşteriler" sayesinde acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra da müvekkilinin "önemli menfaatler" elde ettiğini ispatlanması gerektiğini, diğer ispatı gereken hususun ise, kazandırılan "yeni müşterilerin" acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra da sigorta şirketine "önemli menfaatler" sağladığı, bir diğer ifade ile, davacı acente acentelik sözleşmesi devam ettiği sırada kazandırdığı "yeni müşteriler", acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra poliçelerini davalı... ile yenilememişlerse, portföy tazminatının ödenme şartının yine gerçekleşmemiş olacağını kaldı ki, burada yapılacak değerlendirmenin tek tek müşteri bazında yapılacak değerlendirme olmadığını, örneğin, önemli sayılmayacak miktarda prim ödeyerek birkaç müşterisinin poliçelerini daha sonra da müvekkil sigorta şirketi nezdinde yenilenmesinin bu kriterin gerçekleştiğini kabul etmek için yeterli olmayacağını, önemli olanın, acentelik sözleşmesi sonrasında davalı ... nezdinde yenilenen poliçelerinin toplam rakamının, müvekkili sigorta şirketinin genel (ve ayrıca davacı acentenin bulunduğu bölgedeki) ciro ve karlılığı ile mukayese edildiğinde, önemle arz edecek tutarda olması olduğunu, bu konudaki yasal düzenlemeler "önemli menfaat" ifadesini kullandığından, sadece sigortalılardan tahsil edilen prim değil, sigortalılardan kar elde edilip edilmediğinin de bu bakımdan önem arz edeceğini zira sigortalıdan tahsil edilen primden, ödenen tazminatın mahsup edilmesi akabinde kalanın müvekkili şirket bakımından elde edilen kar (menfaat) olarak nitelendirileceğini, müvekkili şirket ve davacı acente kayıtları incelendiğinde, portföyden herhangi bir poliçenin müvekkili tarafından yenilenerek önemli bir menfaat elde edildiği veya elde edilmeye devam edildiği yönünde bir bulguya (üretime) rastlanmadığının tespit edildiğini beyan ederek davanın reddi ile avukatlık vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Portföy tazminatı, davacının elde edeceği olası menfaat ve acentenin kaybı hesap edilerek ham karşılık bulunması ile yapılan hesaplamalar sonucu 14.449,64 TL olarak belirlenmiş, bu miktarın sunulan deliller çerçevesinde hakkaniyete uygun düştüğü anlaşılmış, portföy tazminatı talebinden önceden vazgeçilmesinin mümkün olmaması bu nedenle somut olayda tazminat ödenmeyeceğine ilişkin sözleşmenin 29. maddesinin uygulama alanı bulunmaması, portföy tazminatı hakkının sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içerisinde kullanılması hususunun da somut olayda gerçekleşmiş olması dikkate alınarak haklı bir neden olmaksızın sözleşmenin feshi dolayısıyla uğranılan portföy zararının yasa ile de güvence altına alınmış olması karşısında davalı ... şirketince karşılanması gerektiği anlaşılmış, davanın kabulü ile, 14.449,64 TL portföy (denkleştirme) tazminatının 10.000 TL sinin dava tarihinden, 4.449,64 TL’sinin ıslah tarihi olan 24/03/2021 tarihinden itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin olağan fesih hakkını kullanmış olduğunu, davacı tarafın portföy tazminat talep hakkının olmadığını, davalı şirketin olağan fesih hakkını kullanmadığı kabul edilse dahi, portföy geliştirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen acentenin, acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği kabul edilmelidir. bu bağlamda davacı taraf portföy tazminatına hak kazanamayacağından davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler ile davacının iddiasının ispatlanmadığını, ispat yükü üzerinde olan davacının, davalı şirketin önemli menfaat sağladığını ispatlaması aksi takdirde davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının diğer acentelerle de çalışmakta olduğunu, davalı şirkete portföy kazandırdığının kabulünün imkan dahilinde olmadığını, davacının yalnızca davalı şirket ile çalışıp çalışmadığının itilafın çözümlenmesinde önem arz ettiğini, levhaya kayıtlı davacı acentenin müşterilerini istediği sigorta şirketine yönlendirebildiğini, bu çerçevede huzurdaki davada şirket defter ve kayıtlarının esas alınacağının izahtan vareste olduğunu, bu hususun da inceleme sırasında dikkate alınması gerektiğini, davanın, acente tarafından talep edilen denkleştirme talebine ilişkin olduğunu, bilirkişinin uzmanlık alanının huzurdaki dava konusuyla ilgili olmadığını, bu hususun mahkemeye bildirildiğini, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından iddia edilen hususların ispatlanamadığını, davalı şirket tarafından ibraz edilen belgeler ile fesih işlemi haklı olsun olmasın davacının işlemleri ile davalı şirketin önemli menfaat elde etmediğinin sabit olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, acentelik sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında 06/09/2004 tarihli süresiz acentelik sözleşmesi imzalandığı, bilahare 12/01/2015 tarihinde yeni sözleşme yapıldığı,davalı tarafça Beykoz ... Noterliğinin 06/05/2016 tarihli numaralı ihtarnamesi ile 'prim üretiminin şirket acenteleri ortalamasının altında kaldığı' gerekçesiyle sözleşmenin süresi başlıklı "...taraflardan her bir 3 ay evvel noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir" maddesi doğrultusunda 05/08/2016 tarihi itibarıyla resen fesih edileceğini ihtar ve ihbar ederiz." şeklinde ihtarnameyi davacıya gönderdiği, ayrıca sözleşmenin 16/08/2016 tarihi itibarı ile feshedildiğine dair fesihnamenin Beykoz ... Noterliğinin 19/10/2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile davacıya gönderildiği bu haliyle sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği anlaşılmaktadır.Portföy tazminatı hukukumuzda ilk kez 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 6762 sayılı eski TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde de, doktrinde çoğunlukla kabul edildiği gibi yerleşik yargı kararları ile uygulama alanı bulmaktaydı.Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın Uygulanma Usulüne ilişkin 6103 sayılı yasanın 2/c maddesine göre,Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Aynı yasanın 4. maddesi uyarınca, eski hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Somut olayda, davalının fesih ihtarının 2016 tarihinde sonuç doğurduğunun kabul edilmesine göre, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak talep edilebilecek portföy tazminatı isteme koşulları ve miktarının tespitinde yeni kanun hükümlerinin uygulama alanı bulacağı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere, portföy tazminatı, acentenin, sözleşmenin devamı süresince ticari faaliyetleri sonucu bir müşteri çevresi oluşturmuş veya genişletmişse, sözleşmenin feshinden sonra vekil edenin bu müşteri çevresinden yararlanmasının söz konusu olduğu hallerde vekil edenden talep edilebilecek bir tazminat türü olup, 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiştir. TTK 122/5 maddesi uyarınca; portföy tazminatı hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır.Eldeki uyuşmazlık sigorta acenteliği sözleşmesinden kaynaklanmakla TTK ve Sigortacılık Kanunu kapsamında davacının portföy tazminatı talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.5684 sayılı Sigortacılık Kanununda 6102 sayılı Kanun sonrası getirilen değişiklikle m. 23/16 da, " Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer." denilmektedir.6102 sayılı TTK m. 122 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 23/16'da belirtilen koşulların varlığı halinde, davacı ... acentesinin, acentesi bulunduğu davalı ... şirketinden portföy zararını talep edebilecektir.Portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir. (Sabih ARKAN, Ticari İşletme, 2015, s.228 ) Bu noktada önemli olan, sözleşmenin sona ermesinde acentenin (tek satıcının) kusurlu bir davranışının olmamasıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/13003 E- 2017/1215 K sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Başka bir anlatımla, acentenin (tek satıcının) kusuru olmaksızın sözleşmenin her hangi bir şekilde sona ermesi durumunda talep edilebilecektir.Dava konusu olayda, fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine göre, sözleşmenin davacının bir kusuru olmaksızın davalı tarafından sona erdirilmesi ve diğer koşulların da bulunması kaydıyla denkleştirmeye ilişkin bu tazminat davacı tarafından talep edebilecektir.Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması,4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Dosyada toplanan deliller, davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği, sözleşmenin feshinin haklı oluğu veya davalının herhangi bir kusuruna dayandığı husussun davalı tarafça ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Davacının portföy tazminatına hak kazanabilmesi için sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedilmiş olması tek başına yeterli değildir. Ayrıca müvekkilin acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde etmesi, acentenin ücret kaybına uğraması ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Bu şartların tümünün birlikte bulunması gerekir. Bu kapsamda yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir.Dosyaya kazandırılan denetime elverişle ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporları ile davalı müvekkil sigorta şirketinin davacı acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde etmediği, yenilenen poliçelerden davacı şirketin toplam güncellenmiş komisyon kaybının 14.449,64 TL olduğu anlaşılmaktadır.Türk Ticaret Kanunu'nun 122/1 maddesi ve Sigortacılık Kanunu 23/16 maddelerinde yer alan "sigorta şirketinin acentenin portföyünden önemli menfaatler elde etmesi" kriterinin yenilenen poliçelerin brüt prim tutarları ile sözleşme devam ediyor olsa idi davacıya tahakkuk edecek komisyon miktarı birlikte değerlendirildiğinde kanıtlanamamış olmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda isabet yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE ,2-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, davacı tarafından başlangıçta yatırılan 170,78 TL peşin harcın ve 305,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 139,62 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 14.449,64 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacı tarafa; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta gideri 40,00 TL olmak üzere toplam 202,10 TL yargılama masrafının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025