T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2028
KARAR NO:2025/629
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28/09/2021
NUMARASI:2021/5 Esas - 2021/801 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi ile müvekkili şirketin uluslararası taşıma, yurtiçi nakliye, lojistik, yurtiçi depolama ve dağıtım işiyle iştigal ettiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, davalı şirketin satmış olduğu ürünlerin depolama, teslim noktalarına dağıtımı ile teslimat işlerinin yapılması konusunda anlaşma olduğunu, bu anlaşmaya istinaden müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, verilen hizmetlere karşılık düzenlenen faturaların davalı yana gönderildiğini, davalının faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan toplam 98.865,51-TL borcunu tüm taleplere rağmen ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, alacaklarının likit olması nedeniyle davalı tarafın asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesi gerektiğini belirterek davalı tarafın icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin 98.874,75-TL üzerinden devamına, davalının %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın başlattığı icra takibine fatura bedellerinin ödendiği gerekçesi ile itiraz edildiğini, müvekkili şirkete depolama ve dağıtım hizmeti veren davacı şirketin yaptığı takibin ve dolayısıyla davanın mesnetsiz olduğunu, zira davacının faturalarının ve bu faturalara ilişkin müvekkili şirket ödemelerinin takip edildiği ekli ... koldu satıcı cari hesabında ve ekli makbuzlarda görüleceği üzere cari hesap bakiyesinin sıfırlandığını, müvekkili şirketin davacı yana hiçbir borcunun bulunmadığını, icra takibine yaptıkları itirazda belgeleri ile bunu açıklamalarına rağmen 10 ay sonra bu davayı açmalarına bir anlam verilemediğini, davacının icra takibine ve davaya konu ettiği 38 adet faturanın toplam 98.874,75-TL iken dava dilekçesinde 98.865,51-TL alacak olduğu gibi çelişkili beyanda bulunduğunu, davacının ödenmiş olan fatura bedellerini tekrar talep etmekle kötü niyetli olduğunu gösterdiğini belirterek davanın reddine, davacı nın % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, ".. Ancak dosya ve sunulan belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı tarafından dosyaya sunulan ve bilirkişi raporu ile de tespit edilen taraflar arasındaki 68.115,83.-TL lik farkı oluşturan, davalının davacıya düzenlemiş olduğu yansıtma faturaları ekindeki sevk irsaliyeleri, tutanaklar, ... - ... iade tutanakları tarafımızca incelenmiş olup, bu irsaliye ve tutanakların birebir hangi yansıtma faturasına ait olduğu tarafımızca anlaşılamamıştır. Diğer yandan sevk irsaliyeleri ve tutanaklardaki ürünler adet olarak ta yansıtma faturasındaki ürün adetleri ile eşleştirilememiştir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. Davacı tarafından davalı aleyhine fatura ve cari hesap bakiyesine dayalı takip başlatılmış, davalı tarafından fatura bedellerinin ödendiğinden bahisle itiraz edilmiştir.Tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan son bilirkişi incelemesi ile tarafların defterleri arasında faturalar nedeni ile farklılık bulunmadığı, farkın davalı tarafından davacıya tanzim edilen hasar ve tazmine yönelik faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davacının takibi salt faturaya dayalı olmayıp aynı zamanda cari hesaba dayalı olduğundan, faturaların ve ödemelerin her iki taraf defterlerinde kayıtlı olması tespiti Mahkememizce hüküm için yeterli görülmemiştir. Davacının cari hesap nedeni ile de talebi bulunduğundan faturalar dışında cari hesap yönünden de değerlendirme yapılması gerektiği düşünülmüştür.Davacı tarafından davalıya gönderilen Beşiktaş ...Noterliğinin 24/01/2013 tarih ve... yevmiye sayılı ihtarnamesine karşılık davalı tarafından davacıya gönderilen Beşiktaş ...Noterliğinin 01/02/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ekinde, tarafların kayıtları arasında farklılığa neden olan faturalar davacıya gönderilmiş ve anılan ihtarname ve dolayısı ile faturalar davacıya 05/02/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından, bu faturaların yasal süresi içinde iade edildiği veya itiraza uğradığına dair herhangi bir delil sunulmamıştır.Yukarıda açıklandığı üzere faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği, yani somut durumda, davalı tarafından tanzim edilen faturaların yasal süresi içinde iade veya itiraza uğramaması nedeni ile içeriğinin kesinleştiği, içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ispat yükünün davacıya geçtiği, davacı tarafından ise bu yönde bir delil sunulmadığı nazara alındığında, bu faturalar yönünden davacı davacıya borçlu kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili rapora karşı yazılı beyanında davalı tarafından düzenlenen faturaların kabul edilmediğini bu nedenle kayıtlara alınmadığını davalı tarafından bu faturaların ispat edilemediğini beyan etmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere bu faturaların davacıya tebliğ edildiği ve fakat davacı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, iade edilmediği dolayısı ile fatura içeriklerinin kesinleştiği ve aksini ispatın yani içeriğin doğru olmadığını ispat yükünün davacıya geçtiği, davacı tarafından ise bu yönde bir delil sunulmadığı nazara alındığında davacının beyanı yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte davalının kendi cari hesabına göre davacıya 30.748,84 TL borçlu olduğu da tespit edilmiş olmakla, davacının cari hesaba dayalı takip talebi nazara alındığında bu miktar yönünden davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı rapora karşı yazılı beyanında davacının alacağın cari hesap borcu kadar ödenmemiş son fatura bedellerini olduğunu beyan ettiğini, bu faturalar ve cari hesap nedeni ile de borç bulunmadığını, dava ve takibin 38 adet faturaya ilişkin olduğunu, bu faturalar da ödenmiş olduğundan davanın konusu kalmadığını, davacı tarafın imzalı belgesine göre cari hesap borcu bulunmadığını savunmuş ise de davacının icra takip talebinde cari hesap alacağını takip konusu kıldığı, dava dilekçesinde de ödenmemiş cari hesap-fatura alacağı nedeni ile alacaklı olduğunu iddia ettiği, takibin ve davanın salt 38 fatura ile sınırlandırılmadığı nazara alındığında davanın konusuz kalmadığı; diğer yandan, davalı tarafça sunulan 05/04/2017 tarihli belge ile bakiyenin sıfır olduğunun davacı tarafça ikrar edildiği belirtilmiş ise de sunulan belgede davacının "mutabık değiliz" yazmak sureti ile imzaladığı, bu beyanın mutabakat olarak nitelendirilemeyeceği kanaati ile bu savunmaya da itibar edilmemiştir. Sonuç olarak, davalının defterlerinde de tespit edilen cari hesap borcu kadar davacının takip ve davasında haklı olduğu; buna mukabil davalı tarafından tanzim edilen ve itiraza uğramadığından içeriği kesinleşen, aksi yönde de delil sunulmayan faturalar miktarı kadar ise davacının takip ve davasında haklı olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulü ile davalının ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 98.874,75-TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara avans faizi uygulanmasına, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminat tutarı olan 19,774TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesinin 15.05.2018 tarihli ilk nihai kararı kaldırma kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa borcu olmadığının kendi imzalı belgesi ile ortada olduğunu, müvekkili şirketin takip konusu yapılıp tek tek sayılan faturalar nedeniyle hiçbir borcu olmadığını, davacı tarafın imzalı belgesine göre müvekkili şirketin cari hesap borcu olmadığını, 02.11.2017 tarihli dilekçeleri ekinde sunulan 05.04.2017 tarihli mutabakat belgesinde görüleceği üzere davacı taraf ... kodlu cari hesap nedeniyle de 31.03.2017 itibariyle alacaklı olmadığını bakiyenin -0- verdiğini kendisinin ikrar ettiğini, sonuç olarak davacı tarafın bu cari hesabına dayalı alacak iddiasının arz edildiği üzere esasen dava ile ilgisi bulunmadığı gibi, davacı tarafça alacağının bulunmadığının da ikrar edilmekle davanın kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle önceki nihai kararın kaldırılmasına dair kararın usul ve yasaya aykırı, işbu hukuka aykırı karara dayanılarak yeniden yapılan yargılama sonucu verilen kararın, dava konusu ve davanın dayanağı olan icra takibi 38 adet faturanın ödenmediğine ilişkin olup, anılan faturaların ödendiği ispat edilmekle, keza davacı taraf alacak bakiyesinin -0- göründüğünü bizzat kendi kaşeli imzalı belgesi ile ikrar ettiğinden neticeten haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde kabulüne karar verilmesinin açıkça hatalı olduğundan 28.09.2021 tarihli Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taşıma ilişkisi kapsamında düzenlenen 38 adet fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile "fatura alacağı ve cari hesap ekstresi" borcun sebebi gösterilerek 98.874,78 TL alacağın tahsili istemiyle 02.08.2013 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı, 2013 yılına ilişkin 38 adet fatura ve cari hesaptan alacaklı olduğunu ileri sürmüş, davalı ise takip konusu fatura bedellerinin ödendiğini, davacıya borcunun bulunmadığını, 05.04.2017 tarihli cari hesap mutakabatına göre davanın konusuz kaldığını savunmuştur.Dairemizin 26.11.2020 tarih ve 2020/66 Esas- 2020/352 Karar sayılı kararında 05.04.2017 tarihli cari hesap mutakabatında, davalı tarafından davacıya hitaben sorulan "30.748,84 TL alacağınız olduğu konusunda mutabık olunup olunmadığı" sorusuna davacı tarafından açıkça "mutabık değiliz" denildiği gözetildiğinde taraflar arasında davacının 30.748,84 TL alacağı olduğu konusunda anlaşma veya mutakabakat olmadığı sonucuna varılmış ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Kaldırma ilamı üzerine mahkemece verilen karar neticesinde davalı vekili, mutabakata ilişkin aynı nedenle yeniden istinaf talebinde bulunmuş ise de Dairemizce daha önce varılan sonuçta bir değişiklik yapılması gerekmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Dosyada bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, taraflar arasında 2011 yılından itibaren süregelen ticari ilişkide davacının düzenlediği tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerine göre takip tarihi itibarıyla alacağının 98.865,51 TL olup, davalı defterlerinde ise davacı alacağının 30.748,21 TL olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın, davalı defterlerinde kayıtlı olduğu halde davacıda kayıtlı olmayan hasarlı, eksik, devrilen veya iptaller nedeniyle davalı tarafından düzenlenen toplam 68.115,83 TL bedelli yansıtma faturalarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davacıya gönderilen 01.02.2013 tarihli ihtarname, davacı tarafından keşide edilen Beşiktaş ... Noterliğinin 24.01.2013 tarihli ihtarnameye karşı cevapları ve ihtarname ekinde gönderilen faturaların tebliği istemini içermekte olup, ihtarnamede, dökümü yapılan faturaların, taşıma işi sırasında oluşan hasar ve mal kayıpları nedeniyle düzenlendiği belirtilerek davacı tarafça kayıtlara alınması istenmiştir. Davacının davalıya daha önceden gönderdiği Beşiktaş ... Noterliğinin 24.01.2013 tarihli ihtarnamesinde ise davalı tarafından düzenlenen ve 21.01.2013 tarihinde elden teslim edilen yansıtma faturalarının kabul edilmediği ve iade edildiği bildirilmiştir. Dairemizin 26.11.2020 tarihli ilamında bu husus vurgulanarak davacının daha önceden itiraz edip, iade ettiği faturaların ikinci kez gönderilmesi üzerine davacıdan ikinci kez itiraz etmesinin beklenemeyeceği, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 21.maddesi uyarınca yasal süresinde faturalara itiraz edildiği, anılan faturalar davacı tarafından benimsenerek ticari defterlerine kaydedilmediğine göre davalı tarafından düzenlenen yansıtma faturalarının içeriğinin yani davacının yaptığı taşıma sırasında ürünlerin hasarlandığı veya ziya uğradığı yahut alıcıya eksik teslim edildiği ve bu durumun TTK'nın 889. maddesi uyarınca taşıyan davacıya bildirildiğinin faturayı düzenleyen davalı tarafından kanıtlanması zorunlu olduğu belirtilmiş ve davalının fatura ekinde ibraz ettiği hasarlı teslim ve alıcıların iadesine ilişkin tutanak ve belgelerin uzman bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi ve davacıya TTK 889. maddesi anlamında yapılan bildirim olup olmadığının tespit edilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma ilamından sonra dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki 68.115,83 TL'lik farkı oluşturan davalının davacıya düzenlemiş olduğu yansıtma faturaları ekindeki sevk irsaliyeleri, tutanaklar, sağlam - hasarlı iade tutanaklarının birebir hangi yansıtma faturasına ait olduğunun anlaşılamadığı, bununla birlikte sevk irsaliyeleri ve tutanaklardaki ürünlerin adet olarak da yansıtma faturasındaki ürün adetleri ile eşleştirilemediği, bu nedenle tutanakların ve sevk irsaliyelerinin TTK'nın 889.maddesindeki sürelerde düzenlenip düzenlenmediği hususunda bir değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun TMK 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesi de “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir. Somut olayda davalı tarafından ibraz edilen tutanak ve bir kısım belgeler olsa da bu belgelerin tek taraflı olarak, ürünlerin alıcısı tarafından mahallinde düzenlenen tutanak ve belgeler olduğu ve TTK'nın 889. maddesi uyarınca hasar veya iptal veya eksik ürünlerin, taşıyan davacıya bildirildiğine ilişkin bir ihtar veya belge ibraz edilmediği anlaşılmaktadır . Bu durumda davalının düzenlediği faturaların dayanağının taşımadan meydana gelen zarardan kaynaklandığının dosya kapsamındaki delillerle ispatlanmadığı gözetildiğinde davanın bu gerekçeyle kabulü yerine gerekçeli karar ile kısa karardaki hüküm fıkraları aynı olmakla birlikte mahkemece dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.689,00 TL harcın, alınması gerekli olan 6.754,13 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.065,13 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025