T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1959
KARAR NO: 2025/630
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/01/2021
NUMARASI: 2016/1301 Esas - 2021/85 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı taraf arasında "... Cad. No:... Gaziosmanpaşa/İSTANBUL" ve "... Mahallesi ... Çeşmesi Mevkii ... Parselde kayıtlı" taşınmaz üzerinde bulunan otogaz İstasyonunun işlevciliği hususunda 15.05.2013 tarihli 01.12.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere Bayilik Sözleşmesinin akdedildiğini, davalı tarafın Bayilik Sözleşmesine ilave olarak düzenlediği Ürün Alım Taahhütnamesi ile; Sözleşme süresince toplam 3.183 ton otogaz ürününü davacı şirketten almayı, eksik kalan ton üzerinden 20-USD tutarınca kar mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafın Bayilik sözleşmesinden doğan edimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak yerine getirilmediğini öne sürerek sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini, davalı taraf, davacıdan toplam 3.138 fon ürün almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen sözleşme süresince toplam 1977 ton ürün aldığını, davalı yan taahhüdünü yerine getirmeyerek alması lazım gelen 1.206 ton ürünü almadığını, söz konusu taahhüt çerçevesinde kâr kaybının mevcut olduğunu, davalı tarafın eksik ton başına 20-USD ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu durumda kar kaybının 24.113,00-USD olduğunu, neticelen; Ürün Alım Taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 24.113,00 USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000,00 USD' sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Dava, kısmi dava olarak açılmış olup, davacı dava dilekçesinde; ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 24.113,00 USD kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000,00 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Temerrüt tarihinin belirlenmesi açısından yapılan incelemede; sözleşme süresi 15/05/2013 tarihli sözleşme uyarınca imza tarihinden başlamak üzere 01/12/2015 tarihine kadar olup, fesih ihtarname tarihi 13/10/2015'tir. Kar mahrumiyeti alacağının talebine dair dava tarihine kadar davalı tarafın temerrüde düşürüldüğüne dair ihtar bulunmamaktadır. Ayrıca taahhütnamenin a ve g bentleri uyarınca kar mahrumiyeti tutarının anlaşma süresinin sonunda ve/veya anlaşma süresinin sonunda talep edilebileceği seçimlik hakkı tanınmış olup, davacı tarafça bu seçimlik haklardan hangisinin kullanıldığı ve ne zaman davalının temerrüde düşürüldüğü hususunda dava tarihinden evvelinde bir ihtarname bulunmadığından, kar mahrumiyeti alacağının işbu dava ile talep edildiği anlaşılmakla temerrüdün davanın açılmasıyla gerçekleştiği kabul edilmiştir. Netice olarak denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilen sektör bilirkişisi ...'ın raporunda eksik alım miktarı toplamı 1.357,717 ton üzerinden 27.154-USD kar mahrumiyeti alacağı hesaplanmışsa da, davacının kısmi olarak 1.000-USD kar mahrumiyeti alacağı talep ettiği anlaşılmakla, davanın kabulü ile 1.000-USD kar mahrumiyeti alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca, bir yıllık USD üzerinden açılan mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.12.2016 tarihli dava ile 1.000 USD kar mahrumiyetinin temerrüt tarihinden itibaren faizi ile tahsilinin talep edildiğini, Mahkemece kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taahhütnamenin 3. fıkrasında belirlendiği gibi bu tip sözleşme yıllık anlaşma dönemleri halinde olduğunu, dava tarihinin 30.12.2016 olduğunu, dava tarihine kadar davacı tarafça yapılmış hiçbir çekince ve ihtar olmadığını, dava tarihi 30.12.2016 , 15.05.2016 - 15.05.2017 arası içindeki dönem içerisinde olmakla bu dönemden önce çekince konulmuş bir kar mahrumiyeti alacağı ihtarı olmadığına göre kar mahrumiyeti talep edilemeyeceğini, yani dava tarihinde davacının talep edebileceği çekince konulmuş bir kar mahrumiyeti alacağı bulunmadığını beyanla istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1301 E. 2021/85 K. Numaralı usul ve yasaya aykırı ilamının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve eki ürün alım taahhütnamesi uyarınca belirlenen eksik ürün alımı için öngörülen cezai şartın tahsili istemi ile açılan kısmi alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile 1.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. Somut davada davacı ile davalı arasında 15.05.2013 tarihinde ''standart otogaz bayilik sözleşmesi'' imzalanmış olup, 5. maddede sözleşmenin, imza tarihinden itibaren başlamak ve 01.12.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere imzalandığı, sürenin bitiminden en az bir ay önce taraflarca feshedilmediği takdirde en fazla 5 yıla kadar süreyle geçerli olmak üzere yenileceği ve bu sürenin hitamında kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Davacı ile davalı arasında imzalanan ürün alım taahhütnamesinde de davalı bayinin, birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 1.396 ton otogaz ürününün münhasıran ... A.Ş.'den veya ... A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ettiği düzenlenmiş, beyan edilen satın alma taahhüdünün her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getirilmemesi halinde davalının (a) anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hasaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış Kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyeti ödeyeceği (c) sözkonusu kar mahrumiyeti miktarının, ... A.Ş. tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte birlikte talep edilebileceği, (g) ... A.Ş.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakat dâhilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği, ( ... A.Ş. tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ... A.Ş.'n herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı kararlaştırılmıştır. Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (TBK md. 179/3) dur.TBK'nun 179/2 maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/2.maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp, düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya sözleşme eki taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu hükümleri TBK'nun 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. Mahkemece hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerine göre davalının ürün satış taahhüdünün başlangıç tarihi 11.07.2013 ile sözleşmenin bitiş tarihi 01.12.2015 arasında toplamda 1.977 ton ürün almış olduğu, davalının toplam 3.334,88 ton ürün almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen 1.357,71 ton ürün eksik alım yaptığı , buna göre alacağının 27.154 USD olduğu, fesih gerçekleştiği son döneme ilişkin taahhüt ihlali sonucu, taahhütnameye göre ödenmesi gereken miktarın 8.663 USD(433,16 TON X 20 USD) olduğu belirtilmiştir. TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir(Yargıtay 19. HD'nin 04/12/2019 Tarih 2018/3380 E. - 2019/5428 K. Sayılı Kararı). Somut olayda davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan kâr kaybının davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur. Davacı şirketin davranışları ile davalı şirkette yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen kâr kaybını talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez (Yargıtay HGK'nın 02.12.2020 Tarih, 2017/(19)11-917 E. - 2020/985 K. Sayılı Kararı) .Taraflar arasında imzalanan taahhütnamede kar mahrumiyetinin anlaşmanın hitamında istenebileceği ve davalının buna muvafakat ettiği yönünde düzenlemeler bulunmakta ise de anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması şarttır. Davacının dayandığı düzenlemeler bu şartı kaldırır nitelikte değildir. Bu nedenle davacı ilk akaryakıt alım tarihi olarak kabul edilen 11.07.2013 tarihinden 11.07.2014 tarihine ve 11.07.2014 tarihinden 11.07.2015 tarihine kadarki iki dönem için cezai şart talep edemez. Davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 13.10.2015 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşme tek taraflı feshedilmiş olup, davalı tarafça feshin haklı olduğuna dair delil sunulmadığı gözetildiğinde sözleşme, kararlaştırılan tarihte yani 01.12.2015 tarihinde sona ermiştir. Sözleşmenin sona ermesinden sonra davacının davalıya mal vermesi söz konusu olmadığına göre davacı, 11.07.2015-01.12.2015 tarihleri arasında asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle bu süre için cezai şart talep etmekte haklıdır. Söz konusu 4 ay 20 günlük süre için ürün alım taahhüdü 542.888 ton ürüne tekabül etmekte olup, davalının bu süre içinde 109.725 ton ürün alımı yapmış olmasına göre eksik kalan 433.633 ton ürün üzerinden davacının talep edebileceği cezai şart tutarı 8.663 USD olmakla birlikte davacının fazlaya dair haklarını saklı tutarak kısmi dava açtığı gözetildiğinde mahkemece taleple bağlı kalınarak 1.000 USD üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 60,53 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 554,87 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025