T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1847
KARAR NO:2025/626
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28/06/2021
NUMARASI:2020/50 Esas - 2021/527 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.01.2018-31.12.2018 tarih aralıklı cari hesap ekstresi ve içeriği faturalar kaynaklı 131.703,82 TL bedelli borcun ödenmemesinden dolayı borçlu hakkında ... numaralı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak borçlunun vermiş olduğu itiraz dilekçesi ile borca, faizlerine ve ferilerine itiraz ettiğini, davalının yapılan icra takibini uzatmak amacıyla itirazda bulunduğunu, müvekkillinin kayıtları ve cari hesap ekstresi incelendiğinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin varlığının açığa çıkacağını, davalının borca ve faizlerine itirazının kanuni gerekçelere uygun yapmadığını bu nedenlerle yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 20’den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alüminyum deodorant tüpü aldığı ve fason deodorant dolumu yapan firma olduğunu, müvekkillinin muhtelif tarihlerde davacıdan alüminyum deodorant tüpü satın almak adına görüşmeler yaptığını ve 31.734 adet ürün alınmasının kararlaştırıldığını, tarafların ürün alım-satımı konusunda anlaştıklarını ancak ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmemesine rağmen hukuka aykırı olarak müvekkiline fatura gönderdiğini, müvekkili firma personeli tarafından davacının deposunda satın alınması kararlaştırılan ürünlere ilişkin yapılan incelemede tüplerin tamamının sorunlu ve küf lekeli olduğunun görüldüğü ve davacı tarafından gönderilen faturaların iade edildiğini, davacı tarafla müvekkili arasında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını ve müvekkiline teslim edilmiş herhangi bir ürün olmadığını, müvekkilinin borçlu olmadığı bir dosyada borca itirazın kötü niyetli olmadığını, davanın reddine, davacı tarafın dava değerinin % 20’sinden aşağıda olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm bu delillerden ve dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere; davalının, takip tarihi olan 10/01/2019 itibariyle davacı şirkete 131.703,83.-TL borcunun bulunduğu, takip tarihinden sonra 31/01/2019 tarihinde 44.935,34.-TL miktarlı faturayı davacı yana iade ettiği ve 31/01/2019 tarihi itibariyle davacı yana 86.768,48.-TL borcunun bulunduğu tespit edilmiş, davacı tarafından verilen kısmi feragat dilekçesiyle de takibin 44.935,34.-TL miktarındaki kısmından feragat edildiği görülmekle, davacının davalıdan 86.768,48 TL alacaklı olduğu ve 417,20 -TL işlemiş faiz talep edebileceği, bu hali ile davalı borçlunun takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği kanaatine varıldığından, kaldı ki aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü iledavalı tarafından ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 86,768,48 .-TL asıl alacak, 417,20 -TL işlemiş faiz üzere toplam 87.185,68-TL üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi üzerinden takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" " ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.320,00.TL tarife bedeli üzerinden kesilen 16/01/2020 tarihli ... sıra nolu Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek her iki tarafında arabuluculuk son oturumuna katıldıkları ile davanın KISMEN KABULÜNE karar verilmiş olduğu gözetilerek red ve kabul oranına göre taraflar aleyhine arabulucuk gideri yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin, davacı firmaya herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu takibin dayanağı olan faturaya ilişkin, davalının ürünleri defolu olduğu için iade etmiş olduğunu, davacı ile davalı arasında faturaya konu edilebilecek bir ticari ilişki bulunmadığını, ürünler kısım kısım geldiğinden bir kısım ürünlere ait faturaların iade edilebildiğini, diğer ürünlere ait faturaların ürünleri kontrol edilene kadar iade süresi geçtiği için iade edilemediğini, salt ürünlerin kendisinin davacı firmaya iade edildiğini, ürünler kullanılamaz halde olduğu için davalı şirketin söz konusu ürünleri davacı şirkete iade ettiğinin sabit olduğunu, teslim alınmayan iade edilen ürünlere ilişkin faturaların hukuki durumu ve iş bu faturaların dayanağının hukuki ispatı yönünden davacı şirketin hiç bir delil sunamadığını, ortada salt bir fatura ve buna ilişkin ticari defter kaydı sunulduğunu, ancak aradaki hukuki ilişkinin ne sözleşmesel nede tam ve kusursuz olarak ürünlerin teslim edildiğine dair en ufak bir delil belge sunulamadığını, fatura verenin ayrıca malın teslimi veya gönderildiğini ispat etmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, davacı yanın ticari defterlerinin incelendiğini, alacağın kaynağı ve uygulanan faizler bakımından hiç bir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporuna yapılan haklı ve gerekçeli itirazların hiç bir surette dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı raporlara dayanak kurulmuş olan kararın açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişinin tümüyle davacı yanlı bir hesaplama yapmış olduğunu, faiz yönünden yapılacak olan hesaplamada, takibin avans faizi üzerinden başlatılmış olduğu ve bu sebeple de avans faizi üzerinden hesaplama yapıldığını belirten raporun objektif değerlendirmeye tabi tutulduğundan bahsedilemeyeceğini, bu şekilde bir rapor ve kanaat temel alınarak hüküm kurulmasının hukuken mümkün olmadığını beyanla, davacının %20'sinden aşağıda olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği, davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile 10/01/2019 tarihinde "01/01/2018-31/12/2018 tarihleri arası cari hesap ekstresi ve içeriği faturalar" borcun sebebi gösterilerek 131.703,82 TL asıl alacak ve 633,26 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 132.337,08 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe cari hesap ekstresinin eklendiği, borçlunun borca ve yetkiye itirazı üzerine, alacaklı vekilince yetki itirazını kabul edilerek dosyanın ... dosyasına kaydedildiği, borçluya gönderilen ödeme emrinden sonra borca, faize ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın 23/01/2019 tarihinde 131.703,82 TL dava değeri gösterilerek açıldığı görülmektedir. Davalı taraf cevap dilekçesi ekinde davacıya düzenlediği 31/01/2019 tarihli iade faturasını sunmuş, davacı vekili de 23/03/2020 tarihli dilekçesi ile davalının 31/01/2019 tarihli iade faturasını, ve iadesi konu mallara ilişkin davacının davalıya tanzim ettiği 23/11/2018 tarihli faturasını ve cari hesap ekstresi sunarak, davanın bu fatura miktarı olan 44.935,34 TL lik kısmından feragat ettiğini beyan etmiştir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. TTK 21/1-c maddesine göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Ayıbın açıkça belli olmadığı durumlarda alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde durumu bu süre içinde davalıya bildirmek zorundadır. Ayıp ihbarının tespit, ihtar, tutanak gibi belgeler ile ispatlaması gerekir. Ayıp ihbarının tanık deliliyle ispatı mümkün değildir. Somut olayda: taraf ticari defterlerinde yapılan incelemede defterlerin birebir uyumlu olduğu, davacının davalı adına düzenlediği tüm faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihinden sonra davacıya düzenlenen iade faturasınında her iki taraf ticari defterlerinde kaydının birebir aynı olduğu, davalı tarafça ticari defterlerine kaydettiği davacı faturalarına yasal süresi içinde itiraz etmediği gibi kendisine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna dair bir ihbarda bulunmadığı, ayıp nedeniyle açılmış bir karşı davası da bulunmadığı, tarafların mutabık ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 131.703,82 TL alacağı bulunduğu, takipten sonra düzenlenen iade faturası ve davanını feragat beyanı sonrası davacı alacağının 86.768,48 TL olduğu anlaşılmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu,gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçe olduğunu ispatlayamamıştır. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. Maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur. TBK 117/2 maddesi gereği borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş olması veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş ise bu günün geçmesiyle temerrüd oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmemde ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlıdır. Buna göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir.Bu durumda, davacı davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. Bu durumda mahkemece takip öncesi işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır.İstinaf edenin sıfatına göre davacı yararına ilk derece mahkemesince takdir olunan 12.134,14 TL vekalet ücreti bulunduğu, aleyhe kaldırma yasağı kapsamında dairemiz hüküm tarihi itibari ile davacı yararına hesaplanacak vekalet ücreti 30.000,00 TL hesaplanmakla ilk derece mahkemesince hükmedilen 12.134,14 TL'ye hükmedilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece kurlan hüküm isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalı tarafından ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 86,768,48 .-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine. 3-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine,4-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 17.353,69 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Başlangıçta peşin olarak alınan 2.249,18 TL harcın alınması gerekli olan 5.927,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.677,97 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 2.249,18 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 172,00 TL, bilirkişi ücreti 2.400,00 TL, olmak üzere toplam 2.626,40 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.730,31 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 12.134,14 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 6. maddesi uyarınca 15.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre hesap edilen ve davalıya isabet eden 869,63 TL'nin davalıdan alınmasına, kalan 450,37 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 11-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 12-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcı, 32,00 TL posta ve tebligat gideri toplam 194,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.08/05/2025