T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1917
KARAR NO:2025/638
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/02/2020
NUMARASI:2017/76 Esas - 2020/67 Karar
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı müvekkil aleyhine ... sayılı dosyası ile 10.000,00-TL asıl alacak ve 170,14-TL işlemiş faiz ile birlikte toplam 10.170,14-TL takip çıkışlı icra takibi başlattığını, ödeme emrinin tebliğinin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin ödeme emrinden haberdar olamadığını ve aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edemediği için takibin kesinleştiğini, kesinleşen icra takibine karşı iş bu dilekçe ile davalıya karşı icra takibine konu böyle bir borcu bulunmadığına dair Mahkememizden menfi tespit talep ettiklerini, İİK'nın 72/5.madde hükmü çerçevesinde açılan huzurdaki dava ile davalının haksız yere müvekkillere yönelttiğini ve banka hesaplarına koydurduğu blokaj nedeniyle müvekkilin menfi dava açmaya zorlayan takibin haksız olması sebebiyle uğradığı zararın da tahsiline karar verilmesini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkile ait eserlerin, davacı tarafa ait galeride bulunmakta olduğunu, müvekkilin bu eserlerin iadesini defalarca talep etmiş olmasına rağmen davacı tarafça eserlerin iade edilmediği gibi bedellerinin de ödendiğini, davacı tarafın müvekkiline göndermiş olduğu yazıda "Galeride müvekkile ait 4 adet eser bulunduğunu, bu eserlerin satışından fiyat listesi baz alınarak %50 oranla ödeme yapılacağını, ayrıca müvekkilin 10.000,00-TL alacağının olduğunu ve işbu 10.000-TL bakiyenin ödeme planının bilahare bildirileceğini, kısaca 10.000-TL borçlu olduğunu açıkça ikrar ettiğini, işbu açık borç ikrarı karşısında, müvekkilinin eserlerin iadesi ve bakiyenin ödenmesi hususunda yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, davacı tarafça kabul edilen 10.000-TL alacağını tahsil zamanında icra takibine geçildiğini, dava konusu takip dosyasının tahsille kapandığını, İİK'nın 72/6 maddeleri gereğince huzurdaki davanın menfi tespit davası olarak devam etmesinin mümkün olmadığını, öncelikle, görev hususunda yapmış olduğu itirazları doğrultusunda görevsizlik kararı verilmesini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 25/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; Davalıya ait eserlerin, davacının galerisinde sergilenmesi ve akabinde konsinye satışının yapılması şeklinde bir komisyon ilişkisi kapsamında ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; "...'in dikkatine" başlıklı ve davacı ... imzalı belgeden kaynaklı davacının davalı yana borçlu bulunup bulunmadığı hususunda toplandığı, bu belgede; "Galeri tarafında konsinye kalan aşağıda görselleri bulunan 4(dört) adet eser ...' e aittir. Eser Fiyatları (150 cm çap) 18.000,00-TL, (100 cm çap) 12.000,00-TL'dir. Galeride TL bazında gösterilen fiyat listesinden %50 ...'e satış halinde ödenecektir." yazılı beyandan davacı yanın da iddia ettiği gibi geciktirici koşula bağlı bir borç taahhüdünde bulunulduğu, borcun doğumunun eserlerin 3. kişiye satışına bağlandığı, taraflarca bu eserlerin satışının yapıldığına ilişkin bir delilin de dosya kapsamına sunulmadığı; ancak bu hususta davalı yanca bu eserlerin bedelinin tahsili talepli İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/87 Esas sayılı dosya ile itirazın iptali istemli davanın halen derdest olduğu, bu nedenle söz konusu eserlerin satılıp satılmadığı ya da bedellerinin ödenip ödenmediği hususu eldeki davanın değil yukarıda ayrıntısı verilen Mahkeme dosyasının konusu olduğu, ayrıca davalı yanca dosya kapsamına sunulan belge de; "Ayrıca kalan 10.000,00-TL bakiye hakkında Haziran başında ödeme planı Avukat ... aracılığıyla bildirilecektir." beyanı nazara alındığında tahsili satış şartına bağlı tutulan borç taahhüdünden ayrı davacı yanca ikrar edilen bir bakiye borcun bulunduğu, her ne kadar davacı yan bu belgenin altının davalı yanca imzalanmadığından geçersiz olduğunu iddia etmişse de; "Ayrıca kalan 10.000,00-TL bakiye hakkında Haziran başında ödeme planı Avukat ... aracılığıyla bildirilecektir." şeklindeki beyanın sözleşme kurulması amacıyla değil bir borç tanınması niteliğinde olduğu, eldeki davada ispat yükünün davalı alacaklı tarafa ait olduğu, dava konusu alacak miktarı gözönüne alındığında alacağın varlığının yazılı delillerle ispat edilmesi gerekli olup tanıkla ispatının mümkün olmadığı, dava konusu yazılı belgedeki "Ayrıca kalan 10.000,00-TL bakiye hakkında Haziran başında ödeme planı Avukat ... aracılığıyla bildirilecektir." beyanın kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren alacağın varlığını ispata yeterli adi senet vasfında olduğu anlaşılmış, açıklanan gerekçelerle davacı yanca açılan menfi tespit istemli eldeki davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davalı tarafça sunulan belgenin borç ikrarı niteliğinde olmadığını, davacı ile davalı belirli sanat eserlerinin satışının gerçekleşmesi koşuluyla davalıya belli tutarların ödeneceğini kararlaştırdığını, davacının şarta bağlı bir borç taahhüdünde bulunduğunu, söz konusu şart gerçekleşmediğinden davalı yanın davacıdan uyuşmazlık konusu tutarı tahsil etmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının reddettiği teklif metnini dayanak göstererek davacı aleyhine haksız icra takibi başlattığını, ilgili teklif metninin, söz konusu eserlerin satılması halinde davalıya yapılacak ödeme tutarlarını belirlemek için hazırlandığını, davalı tarafından sunulan belgede geçen "Ayrıca, kalan 10.000 TL bakiye hakkında Haziran başında ödeme planı Avukat ... aracılığıyla bildirilecektir" ifadesinin şart gerçekleştikten, yani eserler satıldıktan sonra davacının borcunun doğacağını ifade etmekte olduğunu, başka hiçbir hukuki niteliği haiz olmadığını, dolayısıyla da davacının ilgili belgede yer alan hiçbir ifadesinin de bir borç ikrarı anlamı taşımadığını, tanık beyanları ve diğer derdest eda davası birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıya borçlu olduğu sonucuna varılacağını, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde derdest olan, eserlerin iadesine ilişkin davadan da davalının davacıya ayrıca saklama sözleşmesinden doğan bir borcu bulunduğunun anlaşılacağını, söz konusu eserlerin davalı tarafından galeriden alınması gerekli olduğunu, davacının eserleri teslim etmemesinin söz konusu olmadığını, başka bir deyişle, eserlerin halen galeride bulunuyor olmasının davalının kendi iradesinin sonucu olduğunu, davalının, hem davacının galerisine bırakması gereken eserleri bırakmaması, hem de gelip eserlerini teslim almadığı için davacının katlandığı saklama masrafları dikkate alındığında, davalının, davacının kendisine 10.000 TL borçlu olduğu iddialarının asılsızlığının ortaya çıkacağı gibi, asıl borçlu olan tarafın davalı olduğunun da anlaşılmakta olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, konsinye satış sözleşmesi ilişkisi kapsamında borç tanıması nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti/ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacının galeri işlettiği, davalının ressam olup tablolarını davacıya ait galeride sergilediği, dosyaya yazılı bir sözleşme sunulmamakla birlikte davalı tarafça dosyaya sunulan ve dava konusu uyuşmazlığın temelini oluşturan davacı tarafça imzalı belgenin bulunduğu görülmektedir. ...'in dikkatine başlıklı ve davacı ... imzalı belge içeriğinin: " Galeri tarafında konsinye kalan aşağıda görselleri bulunan 4(dört) adet eser ...' e aittir. Eser Fiyatları (150 cm çap) 18.000,00-TL, (100 cm çap) 12.000,00-TL'dir. Galeride TL bazında gösterilen fiyat listesinden %50 ...'e satış halinde ödenecektir. Ayrıca kalan 10.000,00-TL bakiye hakkında Haziran başında ödeme planı Avukat ... aracılığıyla bildirilecektir." şeklinde olduğu görülmektedir. Davacıya konsinye bırakılan eserler eldeki uyuşmazlığın konusu olmayıp bu eserin bedeline ilişin ayrı bir dava yürütülmüştür. Eldeki uyuşmazlık "Ayrıca kalan 10.000,00-TL bakiye hakkında Haziran başında ödeme planı Avukat ... aracılığıyla bildirilecektir." beyanının borç ikrarı/borç tanıması niteliğinde olup olmadığı noktasındadır. Belge bir bütün olarak incelendiğinde uyuşmazlığı doğuran cümlenin üst taraftaki şartlı ödeme ile ilgisinin bulunmadığı taraflar arasındaki bu 4 tablo dışındaki borç alacak ilişkisinden kaynaklanan bakiye borcun tanınması niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK 18. Maddesine göre Borcun sebebini içermemiş olsa bile borç tanıması geçerlidir. Borç tanıması ispat yükünü bir taraftan diğer tarafa taşıma özelliğine sahiptir. Bu tanımaya rağmen borcun kaynağı emredici hukuk kurallarına aykırı olduğu ispat edilebilirse borçtan kurtulur.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davalının TBK 18 hükmünce alacağını ispat etmiş olduğu, davacının iddialarını ispatlar herhangi bir delili bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.08/05/2025