T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1928
KARAR NO:2025/637
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/07/2021
NUMARASI:2020/622 Esas - 2021/726 Karar
DAVA:İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil ile davalılardan ... A.Ş ortaklarından dava dışı ... arasında 01/04/2014 tarihinde ... Hisse Satış ve Devir Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkil tarafından gereken yükümlülüğün yerine getirildiğini, davalı şirket yada dava dışı ... satıcı tarafından yükümlülükler yerine getirilmediğini, dava dilekçeleri ekinde sunulan pay defterlerinden de anlaşılacağı üzere 03/04/2014 tarih ve 2014/02 sayılı yönetim kurulu kararı ile beher hisse değeri 25,00 TL 'den 15.000 hisse 375.000,00 TL bedelle müvekkiline devredildiğini, sözleşme tarihinden 2019 yılı sonuna kadar şirkete mali anlamda büyüm destek veren müvekkilinin şirket yetkilileri tarafından toplantılara davet edilmediğini, kar paylarını ve şirkete verdiği borçları da tam manasıyla geri alamadığını, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, davalıların haksız ve kötü niyetli itirazları nedeniyle takibin durduğunu belirterek davalıların yaptığı itirazın iptali ile davalı borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalılar adına kayıtlı araç ve taşınmazların her türlü devir temlik ve yüklenmesini önler mahiyette teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dosyanın dava konusu uyuşmazlık bakımından yetkili olan istanbul nöbetçi asliye ticaret mahkemesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, davacının alacak iddiasına dayanak tuttuğu, ancak ne icra takibine ne de huzurdaki dava dosyasına sunmamış olduğu, 01.04.2014 tarihli “inançlı hisse satış ve devir sözleşmesi” sebebiyle müvekkillerin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, dava tarihi itibariyle ve halen, davacı ... mezkur sözleşme gereğince müvekkil şirket ... A.Ş.’nin %25 hissedarı olduğunu, mezkur sözleşmeye göre davalı müvekkillerinin ödediği 2.420.000.-TL tutarın yetersiz kaldığı iddiasıyla davacı... şirketin %25 hisselerinin yasal sahibi olduğunu bildirdiğini ve dava dilekçesinde de bunu teyit ettiğini,...'ın taahhüt ettiği tutar olan 3.500.000.-tl davalı müvekkile ödenmediğini, davacının bir yandan şirket hisselerinin maliki olmuş diğer yandan da ödeme talep ettiğini, sözleşmeye göre davalı müvekkillerinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkillerin ödediği tutarlar sebebiyle davacıdan alacaklı olduklarını belirterek hukuki dayanaktan yoksun taleplerinin davanın eddine ve davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Banka ödemlerinde davacı taraf ödeme açıklaması yapmamış olup davaya konu sözleşme kasamında ödeme yapılıp yapılamadığı tespit edilemediği gibi sözleşme incelendiğinde davalıların sözleşme bedelinin ödenmesi hususunda kefalet verildiğine ya da garanti verdiklerine dair imzaları da bulunmamaktadır. Bakiye alacak ya da sözleşme bedelinin ödenip ödenmemesi hususun husumetin bu aşamada şirkete değil devir sözleşmesinin tarafına yöneltilmesi gerektiği halde sözleşmenin tarafına dava açılmadığı anlaşılmıştır.Kaldı ki Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar.Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır.Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Davalıların ödeme yükümlüğü iat edilemediği gibi taraflar arasındaki ödeme işlemlerinin sözleşme kapsamında olup olmadığını davacı ispat edemediğinden sübuta ermeyen davanın reddi kanaati oluşmuştur. Tüm bu nedenlerle; davanın REDDİNE, davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin şartları oluşmaması nedeniyle reddine, davacı vekilinin tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile verilmiş hüküm kurmaya yeterli olmayan bilirkişi raporu dayanak alınarak karar verildiğini, bilirkişi raporunda"Davalı şirketin ticari defterlerine göre davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının ya da davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı sonuçlarına ulaşıldığını, dava dilekçesinde, davacının davalı şirket ortaklarınca hiçbir zaman ortak olarak görülmediğini ve şirkete ilişkin kararlarda kendisine söz hakkı tanınmadığını, bu hususların Genel Kurul Toplantı Defterinin ibrazı halinde görüleceğini, faaliyet gösterdiği adresten taşınan davalı şirketin mali durumu hakkında davacının hiçbir şekilde bilgi alamadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacının açıkça kötü niyetli olduğunu, sözleşmeye taraf olmayan davalılardan talepte bulunulmasının borçlar hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmadığını, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek müvekkilleri lehine kötü niyeti tazminatına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, "karz akdinden ve kar payından kaynaklan alacak" açıklaması ile başlatılan icra takibene vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı ve davalılar tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının davasını ispatlayıp ispatlayamadığı, takibin de ve itirazın iptali açmakta kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır. Davacı ... ile dava dışı ... arasında, ... sahibi olduğu, davalı ... A.Ş. nin 15.000 adet hissesini tüm hak ve yükümlülükleri ile 3.500.000,00 TL devir bedeli karşılığında satılıp geri alınmasına ilişkin 01.04.2014 tarihli“... Hisse Satış ve Devir Sözleşmesi” imzalandığı, Sözlemenin alıcısı (... Alıcı) ..., sözleşmenin satıcısı (... Satıcı) ... olarak belirlendiği, alıcının satıcaya hisse bedeli olarak 3.500.000 TL ödeyeceği, hisselerin alıcıya devredileceği, satıcının aldığı bu bedeli aylık 100.000 TL olarak alıcıya geri ödeyeceği, ödeme bittiğinde hisselerin satıcıya geri verileceği, geri ödemenin yapılmaması halinde sözleşmenin gerçek devir sözleşmesine dönüşeceği ve alıcının hisseleri iade yükümlülüğünden kurtulacağı hüküm altına alınmıştır. Sözleşmede eldeki davanın davalıların kefil ya da garantör gibi bir sıfatla yer almadıkları görülmektedir.Davacı tarafça davalılar hakkında ... sayılı dosyası ile; "karz akdinden ve kar payından kaynaklanan alacak" borcun sebebi gösterilerek 3.815.152,00 TL’si karz akdinden ve kar payından kaynaklanan alacak ve 352.117,52 TL’si takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.167.269,52 TL için ilamsız icra takibi yapıldığı, takip talebine herhangi bir belge eklenmediği, davalılar vekilinin itirazı üzerine itirazın iptaline ilişkin eldeki davanı açıldığı anlaşılmaktadır.Davacı vekili dava dilekçesinde dava dışı satıcı ile yaptığı sözleşme hükümlerini yerine getirdiğini, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, kar payı ve şirkete verdiği borçların ödenmediğini, hisse devri için yaptığı ödemelerin davalı ...'ın hesaplarına yapıldığını, geri ödemelerin bir kısmının davalı şirkete ait hesaplardan yapıldığını iddia etmektedir.Davalı taraf cevabında davacının 3.500,000 TL ödeme yapmadığını, müvekkillerinin davacıya toplamda 2.420,000 TL ödeme yaptıklarını, şirket hisselerinin de halen davacı üzerinde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK 2017/1534 E. 2018/633 K) Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Kural olarak borç ödeme vasıtası olduğundan, banka dekontunda açıklama yazmadığı takdirde yapılan havale borç ödemesi olarak kabul edilmektedir.Dosyaya kazandırılan, dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda, taraflar arasında yapılan para transferleri dikkate alındığında, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan sözleşme dışında taraflar arasında bir çok işlemin bulunduğu ve bu işlemler için de taraflar arasında para transferlerinin yapıldığı, davacı ile davalı taraflar arasındaki para transferlerinde açıklama kısımlarında yapılan ödemenin mahiyeti açık olarak ifade edilmediğinden, davacı tarafından davalı tarafa ya da davalı taraftan davacı tarafa yapılan ödemelerin, davacı ... ile dava dışı ... arasında imzalanan sözleşme kapsamında yapılan bir ödeme olup olmadığının tespitinin yapılamadığı, banka hesap ekstrelerine göre sözleşmede kararlaştırılan devir bedeli olan 3.500.000,00 TL’nin 01.04.2014 tarihi itibariyle davalı hesabına gönderildiğine ilişkin hesap ekstrelerinde bulunmadığı, dava dosyasındaki belgeler ve banka ekstrelerine göre davacının imzalanan sözleşmeden kaynaklı herhangi bir alacağının bulunup bulunmadığının tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, başka bir ifade ile davalı şirketin ticari defterleri ile dava dosyasında bulunan banka hesap ekstrelerinin incelenmesi neticesinde davacının imzalamış olduğu sözleşmeden kaynaklı herhangi bir alacağının olup olmadığının tespitinin yapılamadığı, davacı ...’ın 03.04.2014 tarihinde 03 üye kayıt numarası ile şirket pay defterine beheri 25 TL olan 15.000 adet ve tutarı 375.000,00 TL tutarında ortaklık pay defterine ortak olarak kaydedildiği, dolayısıyla davacı ... ile dava dışı ... arasında 01.04.2014 tarihinde imzalanan “... Hisse Satış ve Devir Sözleşmesi” ne konu olan hisselerin davacı ...’a devredildiği ve bu hisseler karşılığında davacının davalı şirkete %25 oranında halen ortak olduğu, davalı şirketin ticari defterlerine göre davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının ya da davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı sonuçlarına ulaşıldığı bildirilmiştir.Davalıların bahsi geçen sözleşmede taraf olmadıkları, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesinden sorumlu tutulamayacakları, kaldıki davacının sözleşme hükümlerini yerine getirdiğini ispat etmiş olmadığı, bu sözleşme gereği sözleşme bedelinin iade edilmemesi halinde hisselerin kendi uhdesinde kalacağının kararlaştırılıp bedel isteme hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Takibe sıkı sıkıya bağlılık gereği takip talebinde istenilen bedel "karz akdinden ve kar payından kaynaklanan alacak" olarak somutlaştırılmış olmakla bahsi geçen sözleşmeye dayanılması halinde davalılardan bir bedel talep edilmesinin mümkün değildir. Bahsi geçen sözleşme dışında davacı ile davalılar arasında karz akdi bulunduğu, davacının davalılara borç verdiği hususları da ispatlanmış değildir. Davacının davalılara gönderdiği havalelerde herhangi bir açıklama bulunmamakla karine gereği bu havaleler borç ödemesi olarak kabul edilebilir niteliktedir. Davacının borç verildiğine dair iddiaları ispatlanmış değildir. Takip talebinde aynı alacağın kaynağı kar payından kaynaklı alacak olarak ta belirtilmiştir. Genel kurul şirket karının ne zaman, ne kadar ve nasıl dağıtılacağına karar vermeye yetkili tek organ olup, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı müddetçe muaccel kar payı alacağından bahsetme imkanı yoktur. Davacının bu yönde bir iddiası da bulunmamakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İİK 67 maddesi gereği kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir ilamsız takibin bulunması, süresi içinde usulünce itiraz edilmiş olması, yasal süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunması, davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmasında haksız ve kötü niyetli olması, açılmış olan itirazın iptali davasının reddedilmiş olması ve davalı tarafça kötü niyet tazminatının talep edilmiş olması gerekir. Yine itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan reddi halinde davacı kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulamaz. Somut dosyada davacı tarafından davalılar hakkında karz aktinden ve kar payı alacağı talep edilmiş olup, davasının ispat edilememesi davacının takipte kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği ve dosya kapsamı itibariyle kötü niyet iddiası ispat edilemediğinden Mahkemece davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli olmakla davalının bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı ve davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/05/2025