T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1892
KARAR NO: 2025/635
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/06/2021
NUMARASI: 2020/437 Esas - 2021/415 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlu ile 2014 senesinden beri müvekkili şirketin ticari işler yaptığını, müvekkili şirketin adı ... San. ve Tic. Ltd. Şti iken 18.03.2016 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden de görüleceği üzere ticaret unvanı ... San. ve Tic. Ltd. Şti olmak üzere değiştiğini, Müvekkilinin davalı-borçluya isteği üzerine hayvan maması satımı yaptığını, faturalarını düzenlediğini, davalı-borçlunun ise ürünleri aldığı ancak bedellerini ödemediğinin cari hesap kayıtları ile sabit olduğunu, Müvekkilin ticari defter ve kayıtları incelendiği takdirde de bu durumun açıkça görüleceğini, müvekkilinin davalı-borçlu ile arasındaki ticari ilişkiye güvenerek ürünlerin satımını gerçekleştirdiğini ancak karşı taraf müvekkile ödeme yapacağını söylemesine rağmen uzun süre boyunca hiçbir ödeme gerçekleştirmediğini, davalı-borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden 10.12.2019 tarihinde takibe geçildiğini, Ödeme emrinin 23.01.2020 tarihinde davalı-borçluya tebliğ olduğunu, davalı-borçlunun 23.01.2020 tarihinde borca ve faize İtiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek davalı borçlu şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazının İptali ile takibin devamına ve davalı-borçlunun, %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabulculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davacı ile müvekkili arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı ile müvekkil şirket arasında aralarında sözleşme olmaksızın neye binaen müvekkile fatura kesildiği taraflarınca anlaşılamadığını, davacı yanın dosyaya sunduğu faturalar incelendiğinde teslim alan olarak müvekkili ...’nın imzalarının bulunmadığını, her ne kadar bazı faturalarda teslim alan altında imzası görünen isim ve plakalar olsa da bu plaka numaralarıyla müvekkili adına kayıtlı araç bulunmadığını, Davacı tarafın hukuka ve ahlaka aykırı şekilde fatura düzenleyip, ifa etmediği bir edimin karşılığını beklediğini, Teslim edildiği iddia olunan malların hiçbir surette teslim alınmadığını, fatura altında müvekkilinin imzasının bulunmamasından da bu husus açıkça anlaşılabileceğini, davacı tarafın fatura iddialarını kabul etmemekle birlikte müvekkile verilmiş bir hizmeti söz konusu olmadığını, Bu sebeple, dava dilekçesinde bahsi geçen faturaların müvekkili tarafından kabul edilmediğini, Yargıtay kararlarında da alacağın doğumu için tek başına fatura kesilmesinin yeterli olmadığını, fatura kesen şirket bakımından hizmet verildiğinin ispat edilmiş olmasının gerektiğinin belirtildiğini, Davacının ise dava dilekçesiyle üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediğini, faturaya konu hizmetleri müvekkile verdiğine dair dosyaya hiçbir belge sunamadığını, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu evraklarda fatura tarihlerinin 2014-2015 yıllarına ait olduğu görüleceğini, Vergi Usul Kanunu gereğince mükellefinin bahsi geçen belgelerin tarihlerini takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl süre ile muhafaza etmek ve yetkililer tarafından istenildiği takdirde ibraz etmek zorunda olunduğunu, Ancak öngörülen 5 yıllık sürenin geçtiğini, Bu sebeple ticari defterin ibrazı istense bile zamanaşımı nedeniyle ibraz edilemeyeceğini, ibraz süresinin geçmesi nedeniyle defter ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde re'sen takdir nedeninin varlığından da söz edilemeyeceğini, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasıyla İcra takibi başlatarak ifa etmediği bir edimin karşılığını tahsil etme çabasına girdiğini, Müvekkili aleyhine kötü niyetle takibe girişen davacı yan aleyhine llK.m.67 gereği takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı yanın iddialarının aksine alacağın likit olduğundan bahsedebilmenin mümkün olmadığını, davalı tarafın dosyaya sunmuş olduğu evraklardaki miktar ile talep ettiği alacak miktarının uyuşmadığını dolayısıyla alacağın likit olduğundan bahsedilemeyeceğinden müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince, davacı tarafın açık hesaba dayalı alacak talebiyle başlattığı icra takibinin davalı yanın ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde vaki itirazı nedeniyle durduğu, itirazın iptali davasının kanuni süre içerisinde ikame edildiği, davacı yanın ticari defter ve belgeleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmakla, davacı tarafın alacak talebine konu açık hesabın ait olduğu dönem itibari ile 2014 ve 2015 yılına ait ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, ibraz edilen ticari defterlerin açılış tasdiklerinin yapıldığı ancak bilirkişi raporunda kapanış tasdiklerinin yapılmasının zorunlu olmadığına yer verildiği, davacı tarafça ibraz edilen ticari defterlerin delil vasfını haiz olduğu, davalı tarafın ise ticari defterlerini ibraz etmediği ancak celp edilen vergi dairesi kayıtları ve davacı yan defterlerindeki davalı ödemelerinin taraflar arasındaki ticari ilişkinin mevcut olduğunu gösterdiği, davacı yan ticari defterlerine göre taraflar arasında 2014 yılında başlayan ticari ilişkinin 2015 yılına 251.908,85 TL davacı alacak bakiyesi ile devrettiği, 2015 yıl sonunda ise 158.282,69 TL alacak bakiyesinin mevcut olduğu, davalı tarafça davacıdan 2015 yılında 78 fatura karşılığı KDV hariç 360.997 TL (%18 KDV dahil 425.976,46 TL)'lik mal alındığının vergi dairesine BA formu ile bildirildiği, davacı defterlerinde görünen 2015 yılı davalı ödemelerinin 2015 yılına devreden 251.908,85 TL'lik borcu sonlandırdığı ve bu dönemde kesilen faturaların bir kısmının da ödenerek yıl sonunda davalının 158.282,69 TL borcunun kaldığı, davalıya ait celp edilen vergi kayıtlarında 2015 döneminde kesilen faturaların BA formu ile bildirilmesinin davacı tarafça faturaya konu malların teslim edildiğine karine olduğu, nitekim davacı tarafça sunulan irsaliyeli faturaların bir kısmında teslim alan isim ve imzalarının da bulunduğu, davalı yanın dosya kapsamında karinenin aksini ve borçlu olduğu meblağı davacıya ödediğine dair ispata elverişli delil ibraz edemediği görüldüğünden davacı tarafça açık hesap farkına dayanak faturalara konu malların teslim edildiği ancak bedelinin davalı yanca ödenmediği sonuç ve kanaatine varılarak, talep doğrultusunda davanın KABULÜ ile itirazın iptaline, açık hesaba dayanmakla likit olan alacağa istinaden başlatılan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinden hiçbir şekilde bilgisi olmadığını, tutanakta imzası bulunmadığını, tutanakta kendisine ait olmayan fakat arabulucunun imzasına benzeyen bir imzanın kendi isminin altına atıldığını, bu yönü ile dava şartının yerine getirilmediğini, dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirinin usulen ve hukuken doğru olmadığını, yetki itirazlarının yerel mahkemece reddedilmesi sonucu davanın yetkisiz mahkemede görüldüğünü, davanın kabulüne dayanak olarak gösterilen bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme ile oluşturulduğunu, bilirkişi raporu gerekçe olarak gösterilen yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, ancak mahkemece itiraz edilen hususların değerlendirilmesi yoluna gidilmeksizin hüküm kurulmasının hukuk ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, davacı şirket tarafından teslimi yapılan tüm malların bedelinin ödendiğini, icra takibine konu edilen bakiye kısmın kendisine teslimi yapılmayan mallara ilişkin olduğunu, cari hesap ilişkisinin 2014 -2015 yıllarına ait olmasına rağmen davacı tarafça zaman aşımı sonuna kadar beklenildiğini, ya tutarsa düşüncesi ile takip yapıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu, bu sebeple takibe itiraz edildiğini, yerel mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, faturanın tek başına alacağın varlığına delil teşkil etmeyeceği açıkken teslimi dahi yapılmayan fatura ve muhteviyatına dayanılarak yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, yetki itirazının kabulüne, davanın dava şartı yokluğundan reddine, imza bulunmayan ve tarafına teslimi yapılmayan fatura muhteviyatı mallar yönünden borçlu olmadığının tespitine, haksız şekilde hükmedilen icra inkar tazminatının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 158.082,69 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine açık hesap ilişkisini gösterir muavin defter örneğinin sunulmuş olduğu, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Davalı icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Dava tarihi 17/08/2020 itibarıyla davalının ikamet adresinin Yenigün mahallesi -İzmir olduğu uyaptan yapılan adres araştırmasında belirlenmiştir. Dava tarihi itibarıyla davacının yerleşim yeri Sultanbeyli/İstanbul, davalının ikamet adresi İzmir olduğu, takibin ve davanın yetkisiz İstanbul (çağlayan) mahkemesinde açıldığı, davalı tarafça İstanbul mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 sayılı HMK 19. Maddesi gereği yetkisiz Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğu bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince kendisine verilen süre içinde dava tarihi itibarıyla Antalya'da yerleşim yeri bulunduğuna dair bir delil de sunmamıştır. Bu durumda aynı maddenin 2. Fıkrası gereği yetki itirazının dikkate alınması mümkün olmadığından İlk derece mahkemesince yetki itirazının dikkate alınmamasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı taraf arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunmuş ise de dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ve arabuluculuk faaliyeti için davalıya gönderilen tebligata ilişkin PTT kaydı ile bu dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Mahkemece inceleme kararı verilmesi üzerine davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise defter incelemesi için ticari defterlerini ibrazdan kaçınıştır. Davacı tarafın sahibi lehine delil olma nitelğine sahip olmayan ticari deftelerinde davalıya kesilen faturalar ile yapılan tahsilatların kayıtlı oluğu, takip tarihi itibarıyla bakiye 158.082,69 TL alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf ayrıca davalıya yaptığı satışıları BS formlarını 2014 ve 2015 yıllarında vergi dairesine bildlirdiği, davalının ise 2014 yılına BA formu vermek zorunda olmadığı, 2015 yılında ise davacıdan satınaldığı mallara ilişkin BA formlarını vergi dairesine verdiği, davalının vergi dairesine alış bildirimine göre davacıdan 2015 yılında 78 adet fatura karşılığı 360.997 TL lik KDV hariç alım yaptığı kendi beyanı ile sabittir. Buna karşılık davalı taraf yaptığı ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürmemiştir. Davacının talebi davalının kendi BA beyanından düşük olmakla bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.640,65 TL harcın, alınması gerekli olan 10.798,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.157,97 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025