T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1829
KARAR NO:2025/636
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:24/06/2021
NUMARASI:2020/601 Esas - 2021/463 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kadıköy ... Not.nin 8.8.2019 gün ve... yevmiyeli “Araç Satış Sözleşmesi” ile davalıdan -... plakalı hususi otomobili- satın ve devraldığını, davalıdan satın alınan ... plakalı araca Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/153 E sayılı dosyası ile el koyma kararı verdiğini ve işbu el koyma kararı aracın siciline şerh olunduğunu, müvekkiline de ihtaratlı çağrı kağıdı gönderilerek -davalıdan satın aldığı, el koyma kararına konu işbu ... plakalı aracı için- 5607 sayılı Yasa'nın Geçici 11.maddesi uyarınca 31.12.2019 gününe kadar İstanbul Yeşilköy Gümrük Müdürlüğüne başvuru yapabileceğinin ihtar edildiğini, müvekkilinin el koyma kararından da durumdan da haberi olmadığını, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ihtaratlı çağrı kağıdına anlam veremediği; çağrı kağıdının ihtar kısmında davalıdan satın aldığını, aracın plakası yazılı olduğu için durumu davalıya ilettiğini, davalının yönlendirmesiyle, davalının bildirdiği kişilere Ankara ... Noterliğinin 20.12.2019 gün ve ... yevmiyeli vekaletnamesini vererek de Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ihtarında bildirdiği şekilde Yeşilköy Gümrük Müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu, Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü ödenmesi gereken ÖTV tutarının 67.582 TL olduğunu ve 1 ay içinde ödenmesi gerektiğini bildirdiğini, durumun davalıya iletilmesine rağmen davalının tutarı ödemediğini belirterek davalı taraf için ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin 67.582.00 TL üzerinden devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her ne kadar davacıya satışı yapılan aracın, gümrük ÖTV vergisinin eksik ödenmiş olması nedeniyle TBK 217 vd maddeleri dayanağıyla müvekkili aleyhine işbu dava ikame edilmişse de, eksik ödendiği iddia edilen vergi hususunda müvekkiline atfedilebilecek bir kusur ve yükümlülük bulunmadığını, aracın gümrük bedellerinden ithalatçı firma ve elinden bulunduranın sorumlu olduğunu, davada müvekkilinin husumeti olmadığından husumetin ithalatçı firmaya yöneltilmesi gerektiğini, Davanın müvekkili bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın tacir olduğunu, müvekkilinin aracı davacının talebi üzerine... adlı şahıstan devralarak aynı gün davacıya devrettiğinden süreçte sadece aracı olarak yer almış olduğunu, müvekkilinin bir yükümlülüğünün somut olayda yer almadığını,ancak davacının aracı satın alan ve elinde bulunduran şirket olarak basiretli bir tacir gibi davranmadığını yasal süreler içinde gerekli kontrolleri yaptırmadığını basiretli bir tacir olarak tüm bu hususları gözetmesi gerekirken hiç bir eylemde bulunmadığını ve kendi kusuru ile yasada düzenlenen hak düşürücü süreleri geçirdiğini, bu şekilde olağan veya olağan dışı her türlü ayıba karşı her türlü ihbar süresinin geçtiğini, müvekkili Şirketin bugüne kadar sattığı araçlar ile ilgili tek bir hususta dahi hiç kimseyi mağdur olmadığını, uzun yıllardır tüm işlemlerin ödemeler resmi şekillere uygun olarak şeffaf bir şekilde yapıldığını, dava konusu ... plakalı ...model araç ... (TC: ...) adlı şahıs tarafından satılmak üzere müvekkili olan şirkete bırakıldığını, aracı görüp beğenen davacı şirket, aracı ve tüm evraklarını ... A.Ş.'ye (...)' ye incelettirdiğini, ayrıca ekspertiz raporu aldığını ve aracı satın almaya karar verdiğini, satış aşamasına gelindiğinde davacı firmanın, aracın satışı için şahıstan alınca fatura kesilmeyeceği için müvekkili olan şirketten fatura kesilmesini istemesi ve araç ikinci el olduğundan şahıstan alınıp satılması halinde %1 KDV ödeme şansından faydalanmak istediğini belirtmesi üzerine davacının bu talebine müvekkili olan şirketin olumlu ve iyiniyetli yaklaştığını, 08.08.2019 tarihinde araç ...'dan ... Otomotiv'e aynı gün ... Otomotiv'den davacıya devredildiğini, faturası kesilmiştir. Bütün işlemler noterde yapılmış ve bütün ödemeler banka kanalıyla gerçekleştirildiğini, müvekkilinin aracın alımında sadece aracılık etmiş olduğunu aracın 1 gün dahi müvekkili olan firma üzerinde kalmadığını, müvekkilinin aracın ithalatından da sorumlu olmadığından bu hususta bir yükümlülüğü olmadığını belirterek davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine, tazminat karar verilmesini ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın gerçek miktarı belli olmasının yanında, davalı taraf da borcunun varlığı ve miktarını resmi belgeler ve kendisine bildirilen ayıp ihbarı ve ödeme dekontuna göre açık ve net olarak bizzat belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve davalı-borçlu yönünden alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluşmakla asıl alacağın %20'si olan 13.516,40 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. Maddesi gereğince tamamen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 26, 297/2 maddeleri gereğince," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhbar edilen....Şti. ... Şirketi'ne ihbar tebligatları çıkmış olmasına ve bu şirketlere 2 haftalık cevap süresi verilmesine rağmen bu süre dolmadan mahkeme tarafından hukuksuz bir karar verildiğini, talep edilmesine rağmen tanık dinlenmeksizin karar verildiğini, bildirilen hiçbir belge ve delil toplanmadan usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, husumet itirazlarının incelmediğini, delil listesinde belirtilen deliller toplandığında davada davalının taraf ehliyeti bulunmadığının görüleceğini, davacının yasal süre içerisinde ayıp ihbar bildirimini yapmadığını, hak düşürücü süre yönünden mahkemenin kararı kaldırılarak davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının, aracın alımında sadece aracılık ettiğini, aracın 1 gün dahi davalı firma üzerinde kalmadığını, davalının aracın ithalatından da sorumlu olmadığından bu hususta bir yükümlülüğü bulunmadığını, mahkemenin kararına gerekçe olarak yalnızca TBK'nın 219. Maddesini gösterdiğini, TTK hükümlerini görmezden gelerek tamamen hukuka aykırı bir karar verdiğini, basiretli bir tacir olarak satın aldığı aracı inceletmek ve kontrol ettirmekte davacının yükümlü olduğunu, davacının her ne kadar davalının el koyma kararının tebliğinden sonra bu borcu ödeyeceğini ifade ettiğini söylese de böyle bir hususun da kötü niyetli ve gerçek dışı olduğunu, hükmedilen icra inkar tazminatına da itiraz ettiklerini, davacı tarafından davalıya açılan davada davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğu ve hak düşürücü süre yönünden ve satışa konu araç ile ilgili eksik ödendiği iddia edilen gümrük vergisi ile ilgili davalıya atfedilecek bir kusur ve yükümlülük bulunmadığından davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, haksız ve kötü niyetli icra takibi sebebiyle davacı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davacının davalı satıcıdan satın aldığı aracın 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3/2.maddesinde yazılı suça konu olması nedeniyle eksik ödenen ÖTV'nin davacı tarafından ödenmesi üzerine davalı satıcı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davacının davaya konu aracı 08/08/2019 tarihinde 2. El olarak Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile 651.925,00 TL bedelle davalıdan satın aldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/153 esas sayılı dosyasından davacının satın aldığı davaya konu araçta dahil olmak üzere pek çok araç yönünden trafik kayıtlarına CMK'nın 128/4 maddesi gereğince, el koyma bağlamında tedbir şerhi işlenmesine karar verildiği, bu ihtiyati tedbir kararının aracın plakası üzerine "CMK 128/4 md.gereği araç satılamaz, devredilemez" şeklinde işlendiği görülmüştür. Ceza Mahkemesinde açılan davadan sonra 19.07.2019 tarihinde 30836 sayılı Resmi Gazetenin Mükerrer sayısında yayımlanan 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 21. Maddesiyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenen geçici 11. Maddede " Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle başlatılan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında bulunan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları ile ilgili olarak taşıtın tasfiyesinin tamamlanmamış olması, 31.12.2019 tarihine kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül eden tutarın, başvuru sahibine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde, araç hakkında el koyma ve müsadere kararı verilmez, mevcut el koyma kararı kaldırılır ve el konulan aracın sahibine iade edilmesine karar verilir. İadesi talep edilen ulaşım araçlarının muhafazasına ilişkin masraflar araç sahibince ödenir. Cumhurbaşkanı bu fıkrada yer alan başvuru süresini altı aya kadar uzatmaya yetkilidir." şeklinde düzenlenme yapılmıştır. Anılan düzenleme uyarınca davacının başvurusu üzerine 13 Şubat 2020 tarihinde Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü'nce ödenmesi gereken ÖTV tutarının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi ihtar edilmiş, davacı tarafından bu miktarın ödenmesi Ankara ... Noterlinini 05/05/2021 tarihli ihtarı ile davalıdan talep edilmiş, davalının ödeme yapmaması üzerine davacı tarafça 28/02/2020 tarihinde 67.582.00 TL tutarı ödediği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınır teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır. Satıcının diğer bir borcu ise TBK'nun 214 ilâ 218. maddelerinde düzenlenen zabta karşı teminat borcudur.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).CMK 128/4 maddesi " Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur." şeklinde düzenlenmiştir.Davada vakaların anlatımı taraflara talebinin hukuki niteliğini tavsif mahkemeye ait olup (YİBK. 04.06.1968, 15/6 sayılı ); Davaya konu aracın el konulmak suretiyle alıcı davacının elinden alınması söz konusu değil ise de aracın yurda yasal olmayan yollardan sokulması nedeniyle ceza mahkemesince CMK 128/4 maddesi el koyma kararının uygulanması amacıyla satılamayacağı ve devredilmeyeceği yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, davacı tarafından ÖTV'nin ödenmemesi halinde araca el konulması sonucu doğacağı gözetildiğinde bu hali ile araç kaydı üzerinde konulan tedbirin “hukuki ayıp” niteliğinde olduğu söylenemeyecektir. Satım sözleşmesine konu araca CMK 128/4 maddesi uyarınca araç kaydına şerh vermek suretiyle el konulduğundan TBK 214.vd. Maddeleri uyarınca zapttan sorumluluk hükümleri uygulama alanı bulacaktır. TBK'nun 214. maddesine göre de satıcı, satılan şeyin bir üçüncü kişi tarafından satım sırasında var olan bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen el konulmasından alıcıya karşı sorumludur. TBK'da satılanın zapt nedeniyle satıcının sorumluluğu için özel bir zamanaşımı düzenlenmemiş olup, dava 10 yıllık genel zaman aşımına tabiidir.Somut olayda davacının 22.11.2013 tarihinde davalı satıcıdan aldığı yurda ithal işlemlerindeki usulsüzlük nedeniyle CMK 128/4 maddesi uyarınca araç siciline şerh vermek suretiyle el konulan aracın müsaderisini önlemek başka bir anlatımla satıma konu aracın elinden alınması tehlikesini (zapt tehlikesini) önlemek amacıyla ödediği ÖTV talep etmiş olup, zapt tehlikesini önlemek amacıyla davacının yapmış olduğu ödeme nedeniyle uğradığı zarardan davalı satıcının sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir. Bakırköy 1. Ağır Ceza mahkemesinde davaya konu aracı ithal eden firma yetkilileri hakkında açılan kamu davasında verilecek kararın - ki bu dava satıcı hakkında olsa dahi - satıcının sorumluluğu yönünden eldeki davaya herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.155,00 TL harcın, alınması gerekli olan 4.616,52 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.461,52 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025