T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2112
KARAR NO:2025/651
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/09/2021
NUMARASI:2020/533 Esas - 2021/674 Karar
DAVA:Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davacı-karşı davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekili ile Davalı-karşı davacı ... A.Ş. ile davalılar ..., ... ve ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı ...A.Ş. ve ... ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...Tic.AŞ'nin kozmetik sektöründe çalışan üretim firmalarından biri olduğunu, diğer davacı ...'nin de ...AŞ adına tescilli ve ... AŞ'nin kullandığı marka olduğunu, davacı...AŞ'nin ürülerinin tümünü kendi Ar-Ge tesislerinde geliştirdiğini, kendisinin ürettiğini ve kalite kontrolünü kendisinin yapıp bizzat kendisinin ambalajladığını, davalı...'un ise davacının tam tersine ticaret unvanında bir sanayi şirketi olduğunu, bu suretle TK 46.maddesi anlamında gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve hedef kitleyi haksız rekabet çerçevesinde yanılttığını, hem davalı...'un hemde davacı ... AŞ'nin pazarlama şirketi olan davacı ... AŞ'nin doğrudan satış şirketi niteliğini taşıdığını, davacılar ile davalı...'un birbirleriyle rekabetinin sadece kozmetik ürünleri alanında değil aynı zamanda doğrudan satış katılımcısı alınında da cereyan ettiğini, davacı ... AŞ'nin doğrudan satışını yapan doğrudan satıcıların sayısının davalı...'dan fazla olduğunu, bu konuda davacı şirketler birinin davalı konumunda bulunduğu İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1002 Esas sayılı dosyasında da yargı önüne getirildiğini, davacı şirketin girişimcilerinin hepsinin muhasebe hesaplarında kayıtlı olduğunu, davacı şirketin birinciliğinin uluslararası gözetim şirketi olan ...'un raporunda da ye aldığını, ancak davalı...'un çok uluslu bir dünya devi olduğu için ... üzerinde baskı yaptığını ve bu kuruluşun raporunu yayınlamalarına engel olduğunu, ...'un ...'un raporunun yanlış olduğunu kendilerine bildirdiğini iddia ettiğini, diğer davalıların ise bu iddiayı hiçbir inceleme ve doğrulama yapmadan davacıların reklamlarının medyada yayınlanmasına engel olacakları tehdidinde bulunduklarını, bu iddianın yanlış olduğunun ellerindeki ...'un internet sitesinden alınan ekran görüntüleri ile sabit olduğunu, davacı şirketin bu görüntüleri Üsküdar ...Noterliği'nin 31/01/2019 tarih ve... yevmiye numaralı e-tespit tutanağı ile tespit ettiğini, ... yöneticileri de içeriğini bildikleri ... sözleşmesi ve mektubunu ileri sürerek haksız rekabet teşkil eden organizede edilmiş cepheye katıldıklarını, yine davalı...'un genel müdürü ...'ün davacı şirkete karşı kendi girişimcilerini davacı şirkete karşı sosyal medyada yayınlanacak ilanlar, beyanlar ve benzeri içeriklerle mücadeleye çağırmak ve bu suretle bir cephe oluşturmak yoluna girdiğini, anılan nedenlerle davalıların birlikte TK 54/2.maddesi ile diğer maddeleri anlamında dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda ve uygulamalarda bulunduklarının ve bu haksız rekabet fiilini halen işlediklerinin tespitine, men'ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ve kanuna aykırı olan cephe kurma organizasyonun kaldırılması, yanlış beyanların düzeltilmesi, bu bağlamda tüzel kişiliği ve resmi bir sıfatı bulunmayan ve hedef kitleyi yanıltan ... Kurulu'nun haksız rekabet oluşturan adının değiştirilmesine, söz konusu fiiller sebebiyle davacı şirketlerin zararının büyümemesi için haksız rekabet fiillerinin ve bu bağlamda cephe teşkilinin ve haksız, yetkisiz yetki kullanımının tedbiren durdurulmasına, TK 59.maddesi uyarınca gerekçeli kararın Türkiye'de tirajı en yüksek iki gazetede yayımlanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Kurulu'nun görüşlerinin zorunlu bir yatırım gücü olmadığını, davaya konu olan kurul görüşünün sadece dosyanın taraflarıyla paylaşıldığını, reklamın yayınlandığı mecralarda paylaşılmadığını, dava açıldıktan sonra 18/03/2019 tarihinde davacının internet sitesinde yayınlanan Şubat 2019 kataloğunda adresli internet sitesinde yayınlanan kataloğuna ait görselde kurul görüşüne konu reklamın yayınlanmaya devam ettiğini, yanı davaya konu tavsiye niteliğindeki ... görüşünün fiilen uygulanmadığını, davacıların reklamları üzerinde fiili bir etkisi olmadığını, yine davalıların davacı firma ile rakip olmalarının söz konusu olmadığını, anılan nedenlerle davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı...A.Ş. vekili sunmuş olduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; esas dava ile ilgili olarak; davacıların dava dilekçesinde somut olaydaki uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan ve gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunduğunu, davalıların hangi eylemlerinin haksız rekabet yarattığı iddiasına ilişkin somut bir beyanda bulunmadığını, bu nedenle davacıların dava dilekçesindeki taleplerini açıklaması gerektiğini, bir hakkın kullanımının haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını,davalı şirket tarafından ...'e yapılan başvurunun davacı tarafa karşı cephe oluşturma gayreti olarak yansıtılmaya çalışılmasının abesle iştigal olduğunu,davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususların şirket içi paylaşımlar olduğunu, davalı şirket çalışanlarına yönelik yapılan paylaşımlarda herhangi bir haksız rekabet yaratacak ifade yer almadığını, yine karşı davalarına ilişkin olarak; davacı karşı davalılar tarafından yayınlanan "Türkiye'nin bir numaralı doğrudan satış markası" konulu reklamlarının TTK 54.maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, davacı karşı davanın hiçbir somut veri içermeyen genel bir birincilik iddiasının yanıltıcı olduğunu, söz konusu reklamların bu yönüyle de haksız rekabet yarattığını, somut olayda davacı karşı davalı tarafın basın ilanları, internet sitesi ve satış kataloglarında yer alan birincilik iddiasının gerçeği yansıtmadığını, söz konusu iddianın yer aldığı ilanların yayının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulması gerektiğini, anılan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile davacı karşı davalıların eylemlerinin haksız rekabet yarattığının tespitine, davacı karşı davalıların internet sitesi, basın ilanları ve satış kataloglarında yer alan yayınların yayımlanmasının durdurulmasına ve haksız tecavüzün men'ine mahkemece verilecek kararın TTK 59.maddeye gören tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde ilan edilmesine, davalı şirketin dava sonuçlanıncaya kadar hak kaybına uğramaması için söz konusu yayınların durdurulmasına karar verilmesini talep ve karşı dava etmiştir. Davacılar ... A.Ş. ve ...A.Ş. tarafından açılan dava İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/51 Esasına kaydedilmiş ve... A.Ş. Tarafından karşı dava da açıldıktan sonra mahkemenin 21/10/2019 tarih ve 2019/775 K. Sayılı kararı ile İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1002 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Daha sonra İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1002 Esas sayılı dosyasında verilen 23/09/2020 tarihli ara karar ile "Mahkememiz dosyasıyla birleştirilmesine karar verilen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/51 Esas sayılı dosyasında açılan davanın tefriki ile yeni esasa kaydına," karar verilmiş ve tefrik edilen dava dosyası ilk derece mahkemesinin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; asıl dava yönünden; davalıların iştirak ve katılımıyla birlikte dürüstlük kurallarına aykırı davranış ve uygulamalarla haksız rekabet fiilini işledikleri iddiası ile haksız rekabetin tespiti, meni, ve haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ve kanuna aykırı olan cephe kurma organizasyonunun kaldırılması, yanlış beyanların düzeltilmesi ve reklam özdenetim kurulunun haksız rekabet oluşturan adının değiştirilmesine yönelik haksız rekabetin tespiti davası olduğu, karşı dava yönünden ise; davacı karşı davalı tarafından basın ilanın internet sitesi ve satış katologlarında yer alan Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış mağazası ... temalı yayınların TTK 56. Maddesi gereğince haksız rekabet yarattığının tespitine, söz konusu yayınların durdurulmasına ve haksız tecavüzün menine ve ilanına yönelik haksız rekabet davası olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ile mahkememizce alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Haksız rekabetin TTK 54 vd maddelerinde düzenlendiği; haksız rekabetin TTK m.54/2 uyarınca mevcut olması için tarafların birbirlerine rakip olmalarının (aynı sektörde faaliyet göstermelerinin) zorunlu olmadığı, ayrıca beyanların kamuya hitaben yapılmış, ticari hayatı etkilemiş ve ticari etki yaratmış olması gerektiği bu kapsamda;Davalılar ... ve ... hakkında haksız rekabet iddiası ile ilgili olarak; Bu kişilerin ... Kurulu adına hareket ettiği, davacı şirketler ile ...Kurulu arasında yapılmış yazışmalar söz konusu olduğu, kamuya hitaben yapılmış bir beyanın bulunmadığı, ...'un davacı şirkete karşı “cephe organize etmeye çalıştığına” ilişkin iddiaların soyut iddialar olduğu anlaşıldığından, bu çerçevede haksız rekabetin söz konusu olmadığı tespit edilmiştir. Davalılar ..., ... ve ...'ya karşı haksız rekabet iddiası ile ilgili olarak; haksız rekabet fiilinden prensip olarak fiili gerçekleştiren kişinin sorumlu olduğu, ... ve ...'nun... çalışanı olması / iş akdi ile davacı şirkette çalışıyor olmalarının bu bakımdan bir fark yaratmayacağı, bir ticari işletmenin kendi bünyesinde kalan ve müşteriler ile olan ilişkilerine yansımayan iç yazışmaları, sirküleri ile davranış ve uygulamalarının haksız rekabet hükümlerinin uygulama alanına dahil olmayacağı, bu davalıların kaleme aldığı yazıların bu çerçevede olduğu, ...'ün yazısının davacılar vekili tarafından doğrudan satıcılarına yolladığı sirküler/ mesaj/ e-mail olarak nitelendirildiği, ... ve ... bakımından, bu davalıların beyanlarının bulunduğu İnternet çıktılarının kime hitaben ve hangi mecrada yayınlandıkları belli olmadığından, haksız rekabet söz konusu değildir. ...'un ... Kurulu'na başvurusunun tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, karşı dava yönünden “Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası” beyanının, beyanın içeriği doğru olmak kaydı ile karşılaştırmalı reklamın ve keza “1 numara” olduğu hususunun ilan ve reklamlarda beyan edilebileceği, dosya münderecatında ihtilaf konusu beyana ilişkin olarak ... tarafından yayınlandığı iddia edilen iki rapor bulunduğu anlaşıldığından, ispatlanamayan asıl ve karşı davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı-karşı davalılar ... A.Ş. ve ... ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle;Hatalı bilirkişi raporunda yer alan görüşlerin itirazlarına rağmen hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddialarını doğrulayan kanıtların değerlendirme dışı bırakılmasının kabul edilemeyeceğini, davalıların sosyal medyada paylaştığı ve açıkça kötüleme içeren ve bu niteliği ile haksız rekabet oluşturan yazılar güya kime hitaben ve hangi mecrada yayınlandığı anlaşılamadığı gerekçesiyle inceleme dışı bırakıldığını, davalı ...'ün yazısının iç yazışma olduğuna dair bir kabulü veya beyanı bulunmadığını, ..., yargılama sürecinde bu iddialarını ispata elverişli tek bir delil dahi sunamadığını, davacının tanıtımları ... raporuna dayandığı halde, ... bu raporun gerçeği yansıtmadığını, TK m. 55(1)/a-1 hükmü anlamında “yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici” açıklamalarda bulunarak davacı şirketleri kötülediğini, ilk derece mahkemesi, delillerin takdirinde hataya düşmüş ve yanılgılı gerekçelerle davalıların haksız rekabet fiillerini işlemediği sonucuna vardığını, tüzel kişiliği haiz olmayan reklam özdenetim kurulu adına hareket eden davalılar ... ve ...'ın "..." tarafından kurulan cepheye gönüllü olarak katıldıkları ve reklamlarını yayınlamama konusunda davacı şirketi tehdit ettikleri açıkça ortada olmasına rağmen haksız rekabetin bulunmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafların iddia ve savunmalarını dahi karıştırmış ve gerekçeli karara hatalı olarak yazdığını beyanla, ilk derece Mahkemesince asıl davanın reddine dair verilen kararın kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı-karşı davacı... ... A.Ş. İle davalılar ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda iddia ve savunmalarının değerlendirilmediğini, delillerin tartışılmadığını, somut olayda ispat yükü davacı karşı davalı tarafa ait olup, karşı davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, karşı davalı taraf üstünlük iddiasını ispatlayamadığı gibi, davacı tarafın söz konusu iddiayı kullanmaması yönünde uyarıldığı ... ile yapılan yazışmalarda açıkça vurgulandığını, bu hususta yerel mahkemece dikkate alınmadığını, hiçbir somut veri içermeyen genel bir birincilik iddiasının yanıltıcı olduğu açık olup, söz konusu reklamların bu yönüyle de haksız rekabet yarattığını, karşı davada da davacı sadece... A.Ş iken diğer davalılar yönünden yargılama giderlerine hükmedilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince karşıdavanın reddine dair verilen kararın kaldırılmasını ve karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, asıl ve karşı dava haksız rekabetin tespiti ve meni davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tarafların eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasındadır.Davalı-karşı davacı... tarafından ... Kuruluna, davacı-karşı davalı ... hakkında, Şubat 2019 kataloğunda "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası ..." ifadesini kullandığı, bu kataloğun ayrıca internet sitesinde ve yöneticilerinin sosyal medya platformunda yayımlandığı, bunluran haricinde 13/01/2019 tarihinde"Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası ..." ibaresi ile çeşitli gazetelere ilanlar verdiği, ...'nin bu iddiaları kanıtlayabileceği güncel ve doğru tek rapor bulunmadığı iddiasıyla başvuru yapılmıştır. İlgili başvuru hakkında Reklam Özdenetim Kurulu 23/01/2019 tarih ve 19/RÖK-D3694/024 sayılı kararı ile, "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" iddiasının doğruluğu belgelendirilebilen bir tanımlama olduğu ancak, iddianın desteği olan bir belge paylaşılmadığından basın ilanında ve internet sitesindeki satış kataloğunda "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" iddiasına yer verilmesinin Özdenetim Esaslarının kanıtlama/destekleme maddesine aykırı olduğu ifade edilmiştir.Davacı-karşı davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. Tarafından, ... üretim firması ve ... markasının sahibi, ... A.Ş.'nin ise ... markasına kullanan pazarlama şirketi olduğunu, ... ile...'un rakip olduklarını, davalı... tarafından ... üzerinde baskı yaparak bu kuruluşun raporunu yayımlamalarına engel olunduğunu,... Kurulu vasıtasıyla reklamların durdurulması için baskı yapıldığını, davalı...'un genel müdürü davalı ...'ün yayımladığı mesaj ile davacıya karşı cephe oluşturma yoluna gittiğini, bu mesajın... doğrudan satıcısı davalı ... tarafından sosyal medyada paylaşıldığını, davalı ...'nun da yaptığı paylaşım ile karşı cepheye katıldığını, davalı ... yolladığı mektubunda “Reklam Özdenetim Kurulu adına – Başkan” unvanını ve hukuki bir yetkiyi haiz olmayan bir anlamda savunma isteyen mektubu yollayan “Avukat ...– ... Yürütme Koordinatörü” görev adını kullanarak hukuken “yok” olan Reklam Özdenetim Kurulunun bu yöneticilerinin hiçbir yetkileri olmadığı halde 23.01.2019 tarihli mektubunda(19/RÖK- ...) süre vererek... tarafında yer aldıkları iddialarıyla asıl dava; ... tarafından ise davacıların basın ilanları, internet sitesi ve satış kataloglarında "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" ifadelerine gerçeğe aykırı ve aldatıcı olduğu iddiasıyla karşı dava, haksız rekabetin tespiti ve menine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde de ‘’Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.‘’hükmü düzenlenmiş, aynı Yasa’nın 55/1. maddesinde,"a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, (...)5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, (...)" haksız rekabet hâllerinden sayılmıştır. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde, genel olarak piyasa ekonomilerinde rekabet, kar, satış miktarı ve payı gibi belirli bazı hedeflere ulaşmak amacıyla ekonomik birimler arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkiler süreci olarak tanımlanmıştır. Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukukî yolları tespit etmektir. Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).Haksız rekabetten bahsedebilmek için iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar tarafların ekonomik rekabet etme hakkının bulunması ve dürüstlük kuralına aykırılıktır. Yani haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerekir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(TKHK)'un 61/1. Maddesinde, ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır, şeklinde tanımlanmıştır. Karşılaştırmalı reklam ise, tanıtımı yapılan mal veya hizmete ilişkin hususlarla aynı amaca ya da aynı ihtiyacı karşılamaya yönelik rakip mal veya hizmetlere ilişkin hususların karşılaştırıldığı reklamları, ifade eder(Yön. m. 4/ğ).Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır(TKHK m. 61/2). Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz(TKHK m. 61/3). Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür(TKHK m. 61/6).Ticari Reklam Ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 7/1-2 maddesine göre, reklamlar doğru ve dürüst olmalıdır; reklamlar, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde hazırlanmalıdır. Anılan yönetmeliğin 7/8. Maddesi ise, "Reklamlarda yer alan; a) Araştırma sonuçları veya bilimsel yayınlardan yapılan alıntılar çarpıtılamaz. b) İstatistikler gerçekte olduklarından farklı sonuçlar doğuracak biçimde sunulamaz. Bilimsel terimler yanıltıcı biçimde kullanılamaz.ç) İddialar, gerçekte sahip olmadıkları bir bilimsel temele sahipmiş gibi gösteren bilimsel terminoloji ve ifadeler içeremez." şeklinde düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 8/1. Maddesine göre, karşılaştırmalı reklamlar, ancak; Rakiplere ait ürün adı, marka, logo, ticaret unvanı, işletme adı veya diğer ayırt edici unsurlara yer verilmemesi(yürürlük: 28/12/2018), Aldatıcı ve yanıltıcı olmaması, Haksız rekabete yol açmaması, (...), Nesnel, ölçülebilir, sayısal verilere dayanan iddiaların; bilimsel test, rapor veya belgelerle ispatlanması, (...) koşullarıyla yapılabilir.Yine Yönetmeliğin 10. maddesine göre de, reklamlar; hiçbir kişi, kurum veya kuruluşu, ticari ya da mesleki faaliyeti, malı ya da hizmeti, reklamı veya markayı aşağılayamaz, açıkça alay konusu edemez ve benzeri bir biçimde kötüleyemez. Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür. Reklamlarda yer alan doğrulanabilir olgularla ilgili tanımlamalar, iddialar ya da örnekli anlatımlar; bilimsel geçerliliği olan bilgi ve belgelerle kanıtlanmak zorundadır.Gerek görülen hallerde üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış bilgi ve belgeler istenir. Karşılaştırmalı reklamlarda yer alan ve karşılaştırmaya konu edilen iddialar, her hâlükârda üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış bilgi ve belgeler ile kanıtlanmak zorundadır(Yön. m. 9).Buna göre,hoş görülebilir abartıyı aşar şekilde üstünlük iddiası içeren reklamlarda geçen iddianın doğruluğunun reklamın yayınlandığı dönemde bulunduğunun reklam veren tarafından ispatlanması gerekir. Nesnel yönden gerçek dışı ve ölçüyü aşan abartılı karşılaştırmalı reklamlar hukuka aykırıdır.Reklam konusunun muhatabı olan ortalama tüketicide yanlış anlama, algı ve düşüncelere yol açan açıklamalar, değerlendirmeler, yargılar içeren reklamlar yanıltıcıdır. Yanıltma istatiksel bilgiler, temelleri farklı fiyatlar, önemli ve etkili olanın atlanması, karşılaştırmanın ilgisiz ve önemsizler arasında yapılmasıyla gerçekleşir.Üstünlük/Liderlik/Birincilik iddialarını içeren reklamlar, doğrudan rakiplerle bir karşılaştırma olmasa da, tüm rakipleriyle dolaylı bir karşılaştırma niteliğindedir. Karşılaştırma konuları kişiler(kişilikler), üretim kapasitesi, tesis büyüklüğü, pazar payı, ürün ve ürün kalitesi, fiyat, sağlığa ve çevreye etki, satış sonrası hizmetler gibi çeşitli hususlarda olabilir. Bu halde Üstünlük/Liderlik/Birincilik iddiasına konu hususun somut, hangi alana/neye ilişkin olduğu açık ve ispatlanabilir olması gerekir.Üstünlük/Liderlik/Birincilik iddiasının bir araştırma/derecelendirme kuruluşunun raporuna dayanması halinde raporun kapsamı ile reklamın uyumlu olması gerekir. Ayrıca bu halde, raporun-araştırmanın sektörün-pazarın ne kadarını kapsadığı önem arz etmektedir. Bunun gibi raporun-araştırmanın reklamın yayınlandığı dönemden önceki dönemlere ait olması halinde bu durumun karışıklığa neden olmaması gerekir.Davalı-karşı davacı... tarafından ... Kuruluna, davacı-karşı davalı ...hakkında, Şubat 2019 kataloğunda "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası ..." ifadesini kullandığı, bu kataloğun ayrıca internet sitesinde ve yöneticilerinin sosyal medya platformunda yayımlandığı, bunluran haricinde 13/01/2019 tarihinde "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası ..." ibaresi ile çeşitli gazetelere ilanlar verdiği, ...'nin bu iddiaları kanıtlayabileceği güncel ve doğru tek rapor bulunmadığı iddiasıyla başvuru yapılmıştır. İlgili başvuru hakkında ... Kurulu 23/01/2019 tarih ve 19/RÖK-... sayılı kararı ile, "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası"iddiasının doğruluğu belgelendirilebilen bir tanımlama olduğu ancak, iddianın desteği olan bir belge paylaşılmadığından basın ilanında ve internet sitesindeki satış kataloğunda "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" iddiasına yer verilmesinin Özdenetim Esaslarının kanıtlama/destekleme maddesine aykırı olduğu ifade edilmiştir. Üsküdar ... Noterliğinin 31/01/2019 tarih ve ... YN'lu e-tespit tutanagı ekindeki ekran görüntüsünün tercümesinde, 2018 yılında ...Tic. Değer bakımından doğrudan satışa liderlik etmiş ve kategorideki en dinamik performansı göstermiştir, ifadesi bulunmaktadır.Sonrasında yer alan diğer başlıkta ise, yerel şirketler pazardaki uluslararası oyunculara göre daha dinamik performanslar kaydetmiş olsalarda, doğrudan satışa 2018 yılında da uluslararası şirketler hakim olmuştur. ..., ... ve ... gibi uluslararası markalar geniş kapsamlı doğrudan satış temsilcileri ağları ile değer bakımından liderliğini sürdürmeye devam etti, şeklinde ifade yer almaktadır.Davacı-karşı davalılar vekili 13/05/2019 tarihli dilekçesi ile, ... tarafından hazırlanan raporda müvekkili şirketin Türkiye’de doğrudan satış konusunda lider gösterildiğini, ancak... AŞ’den baskı gelince, "..."ün müvekkiline yazdığı bir mektupla aradaki anlaşmaya göre raporu halka, tüketicilere ilan etme hakkını müvekkiline vermediğini ihtaren belirttiğini beyan etmiştir. ...tarafından ...'a gönderilen mailde ise, ...'ye herhangi bir kullanım hakkı sağlanmamış olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyetinin de belirttiği gibi ... raporu dosyada bulunmamaktadır.Yukarıda anılan tespitte ise, 2018 yılında ...Tic.'in değer bakımından doğrudan satışa liderlik ettiği ve kategorideki en dinamik performansı gösterdiği belirtilmiş olmakla birlikte ... tarafından bu raporun kullanılmamasının davacı tarafa bildirildiği ihtilaf konusu olmadığından davacı tarafından bu rapora atıf yapılması mümkün değildir. Bu rapor dışında da, davacı tarafın "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" olduğunu ispata yarar bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda, davacı tarafın 2019 yılındaki basın ilanları, internet sitesi ve satış kataloglarında kullandıkları "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" ifadesinin doğruluğu ispatlanamamış olup, tüketiciler nezdinde aldatıcı nitelikte bulunduğundan haksız rekabet teşkil eder niteliktedir.Bu nedenle, ilk derece mahkemesince karşı davanın kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve menine karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi ve karşı davada taraf sıfatı bulunmayan davalılar ..., ... ve ...'nun yargılama masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması yerinde görülmemiştir.Davalı-karşı davacı... tarafından ... üzerinde baskı yapılarak bu kuruluşun raporunu yayınlamalarına engel olunduğu iddia edilmiş ise de, bu iddiayı ispatlayacak bir delil sunulmamıştır.Davalı...'un genel müdürü davalı ...'ün yayınladığı mesaj ve bu mesajın... doğrudan satıcısı davalı ... tarafından sosyal medyada paylaşılmasının davalı ...'nun yaptığı paylaşım haksız rekabet oluşturduğu iddia edilmiş ise de, ilk derece mahkemesince yapılan tespitlerin yanı sıra, davacı tarafın "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" ifadesini haksız kullanmış olması karşısında, söz konusu mesaj ve paylaşım haksız rekabet teşkil eder nitelikte değildir.Davalı ... yolladığı mektubunda “... Kurulu adına – Başkan” unvanını ve hukuki bir yetkiyi haiz olmayan bir anlamda savunma isteyen mektubu yollayan “Avukat ... – ... Yürütme Koordinatörü” görev adını kullanarak hukuken “yok” olan Reklam Özdenetim Kurulunun bu yöneticilerinin hiçbir yetkileri olmadığı halde 23.01.2019 tarihli mektubunda (19/RÖK-...) süre vererek...tarafında yer aldıkları iddiası da bulunmaktadır. ... Kurulu kendi iç tüzüğüne göre, Reklamverenler Derneği, Reklamcılar Derneği ve mecra kuruluşların katılımıyla oluşan, Türkiye'deki reklam mecralarında yayımlanan reklamların uluslararası reklam uygulama esaslarının Türkiye'de uygulamalarını içeren ... esaslarına uygunluğu hakkında bağlayıcı olmayan tavsiye niteliğinde görüş bildiren, tüzel kişiliği bulunmayan bir platform niteliğindedir. ... kamuoyuna yapılan ortak taahhüt çerçevesinde, görüşlerin uygulanmasını ilgililerden ve mecralardan isteyebilir. Davalılar .. ve ..., ... Kurulu organizasyonu içinde...'un başvurusu ile ilgili yazışmaları yapan çalışanlar olup, ... Kurulunun kararlarının hukuken hiçbir bağlayıcılığının bulunmaması nedeniyle bu kişilerin davaya konu eylemleri de haksız rekabet niteliğinde değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince asıl davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ... Kurulunun adının değiştirilmesi talep edilmiş ise de, söz konusu isim ticaret unvanı niteliğinde bulunmadığından bu talep yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı-karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı-karşı davacı... ile ve davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İDM kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce yeniden karar verilmek suretiyle;HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine ilişkin kararının hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı-karşı davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince karşı davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi ve karşı davada taraf sıfatı bulunmayan davalılar ..., ... ve ...'nun yargılama masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı-karşı davacı... ile ve davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı-karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı-karşı davacı... ile ve davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Asıl davanın REDDİNE; karşı davanın KABULÜNE, 2-Davacı-karşı davalıların basın ilanları, internet sitesi ve satış katologlarında "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" ifadesinin kullanılmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, Davacı-karşı davalıların basın ilanları, internet sitesi ve satış katologlarında "Türkiye'nin 1 numaralı doğrudan satış markası" ifadesini kullanmalarının durdurulması suretiyle haksız rekabetin MEN'İNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince davacıdan alınması gereken 59,30-TL karar harcının davacıdan peşin alınan 44,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4,90-TL harcın davacılar-karşı davalılardan tahsiline, 4-Davalılar vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 4.080-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ...'ın yapmış olduğu 50-TL giderin davacılardan alınarak davalı...'a verilmesine,7-HMK. 333. md. uyarınca yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası yatırana iadesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;8-Dava açılışında harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 9-Davalı-karşı davacı...,... AŞ'nin yargılama sırasında yapmış olduğu peşin harç 44,40 TL, başvuru harcı 44,40 TL, posta ve tebligat gideri 116,50 TL, bilirkişi ücreti 3.750,00 TL olmak üzere toplam 3.955,30 TL yargılama masrafının karşı davalılardan alınarak davacıya verilmesine,10-Davalı-karşı davacı... A.Ş. yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli olan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalılardan alınarak, davalı-karşı davacı... A.Ş.'ye verilmesine,11-HMK. 333. md. uyarınca yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası yatırana iadesine, 12-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;Asıl dava yönünden;a-Davacı-karşı davalılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davacı-karşı davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Karşı dava yönünden; a Davalı-karşı davacı...AŞ vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı-karşı davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 66,50 TL olmak üzere toplam 228,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,13-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/05/2025