T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2049
KARAR NO:2025/617
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/09/2021
NUMARASI:2018/1321 Esas - 2021/771 Karar
DAVA:Sözleşmenin İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025
Taraflar arasındaki Sözleşmenin İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;22/04/2018 tarihinde davacı şirket adına İkitelli Masko'da bulunan davalı mağazasına ...'ın gelerek 3 adet kanepe siparişi verdiğini, 17.500,00 TL bedel ile taksit olacak şekilde sipariş verildiğini, ilk taksidi 8.750,00 TL olarak nakit ödediğini, katalogdan beğenerek satın alınan ürünün adrese teslimi sırasında, davacının istediği renk ve tonda gelmediğinin görüldüğünü, davacının istekleri doğrultusunda doldurulması gereken sipariş formu incelendiğinde ürün sipariş kodunun davalı şirket çalışanı tarafından yanlış girilerek verildiğini ve ürün renginin yanlış geldiğinin tespit edildiğini, bu nedenle ayıplı mal nedeniyle yasal seçimlik haklarından olan malın iadesini talep ederek, ayıplı malın iade alınmasını, iade dolayısıyla sözleşmeden dönülerek yapılan ilk taksit ödemesinin davacıya iadesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Somut olayımızda davacı davalıya ait iş yerinden dava konusu edilen 2 adet karen 220 lik kanepe ve 1 adet karen 160 lık kanepe siparişi vermiştir. Davalı tarafından davacıya teslim edilen kanepelerin teslimi sırasında davacının istediği renk ve tonda gelmediğinin görülmesi üzerine davacı teslim formuna sipariş verdiği kanepenin istediği renkte olmadığını ve istediği renk ile değişimi koşulu ile şerhini düşerek kabulünü yapmıştır.Ancak davalı tarafından değişim yapılmaması sebebiyle davacı tarafından davalıya Kartal ... Noterliğininn 10/08/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden dönme seçenek hakkını kullandıkları bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan teknik incelemede davacı tarafın verdiği sipariş ile davalı tarafın girdiği kodun farklı olduğu ve davacının sipariş etmediği bir ürünün ayıplı olarak davalı tarafından teslim edildiği tespit edilmiştir. Davacı kanepeleri teslim alırken gözden geçirmiş ve farklı renkli kanepelerin teslim edildiğini tespit edip bu hususu teslim formuna şerh düşmüştür.Dolayısıyla davacı süresinde ayıp ihbarında bulunmuş, ancak buna rağmen davalı tarafından ayıp süresinde giderilmemiştir.Mahkememizce yapılan teknik inceleme sonucunda düzenlenen ek raporda yine alınan kanepelerin takım olduğu ve ürünleri tek tek fiyatlandırılamadığı ve koltuk takımının bir bütün olarak düşünülmesi gerektiği ve bunun davacının yararına olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafında da ayıpın zamanında giderilmemesi sebebiyle başka bir satıcından kanepe takımı almıştır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında sözleşmeden dönülmesinin davalı aleyhine ve hakkaniyete aykırı olmayacağı, kanepelerin iade edilerek davacının ödediği bedelin davacıya iade edilmesinin davacı lehine hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulüne, davacıya davalı tarafça teslim edilen dava konusu 3 adet kanepenin ayıplı olması sebebiyle davalıya iadesine ve tüm masrafların davalı tarafça karşılanmasına, kanepelerin bedeli olarak davacı tarafça davalıya ödenen 8.750,00-TL bedelin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hukuki olarak yanlış değerlendirmede bulunarak yanlış karar verdiğini, huzurdaki davanın davacının özel istekleri olması sebebiyle eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, eser sözleşmesinin satım sözleşmesinden en önemli farkı; satım sözleşmesinde anında satın alınan şey mevcut ve kullanılabilir iken, eser sözleşmesinde sözleşme anında eser ortada olmayıp, sözleşmeden sonra imali söz konusu olduğunu, mahkemenin iddiaları doğrultusunda 21.11.2019 tarihli ara kararında "koltuklardaki kumaşın değiştirilerek davacıya teslimi hususunda davalı tarafa 2 ay süre verilmesine" rağmen davacı tarafça ara karardan rücu talep edilmek suretiyle ara karar gereği yerine getirilmediğini, mahkemece ara karardan rücu edilmeyerek davaya devam edilmesi usulen hatalı olup, yapılması gereken ara kararın yerine getirilmemesi sebebiyle davanın reddi olması gerekirken davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu olayda eser sözleşmesi geçerli olup, buna ilişkin hukukun uygulanması ve bu doğrultuda da karar verilmesi gerekirken satış sözleşmesi esas alınarak buna ilişkin hukukun uygulanmasının hatalı olduğunu, istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya aykırı Mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, katalogdan beğenilerek sipariş edilen kanepelerin istenilen renkte olmaması sebebiyle sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin eser veya satış sözleşmesi olup olmadığı, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. Dosya kapsamına göre davacının 22.04.2018 tarihinde davalı tarafından gösterilen katologdan beğendiği ofis koltuk takımı olarak 2 adet Karen 220 lik ve 1 adet Karen 160lık kanepe satın almak istediği, bu doğrultuda davalı tarafça düzenlenen sipariş formuna satın alınan kanepelerin 2 adet Karen 220 lik sarı varaklı, sarı kabaralı kanepe ile 1 adet Karen 160 lik sarı varaklı, sarı kapitone kanepe olarak yazıldığı, sipariş verilen 17.500 TL bedelindeki 3 adet kanepe için davalıya 8.750 TL ödeme yapıldığı ihtilafsızdır. Davacı tarafça ürün teslimat formuna lama renkli iki büyük kanepenin istenilen renkte olmadığı, istenilen renkle değişim yapılması şartıyla teslimin kabul edildiği şerhi düşülmüştür.Davacı tarafından davalıya çekilen Kartal ... Noterliği'nin 10.08.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya teslim edilen kanepelerin, ürün sipariş kodunun yanlış girilmesi nedeniyle iki tanesinin istenilen renkte olmadığı, koltuk takımının istenilen renkle değiştirilmesinin istendiği halde değiştirilmediği belirtilerek malın iadesi alınması ve ödemesi yapılan ilk taksit bedelinin iade edilmesi ihtar edilmiştir. Davalı tarafından davacı hakkında keşide edilen Üsküdar ... Noterliği'nin 28.08.2018 tarih ve... yevmiye nolu cevabi ihtarnamede ise muhatabın kanepe ve yastıklar için katalogdan kumaş seçtiği, yastıklarını biçimini tarif ettiği , kumaşlarını özel olarak istediği , bu isteklerin sipariş formuna yazıldığı, bu haliyle kişiye özel siparişle üretilen ürünlerin iadesinin mümkün olmadığı belirtilerek bakiye kalan 8.750 TL alacağın ihtarnamenin tebliğinden itibaren ödenmesi talep edilmiştir.Davacı tarafça sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Meydana getirme (imal) unsuru eser sözleşmesi ile satım sözleşmesi arasındaki en önemli farktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.04.1978 gün ve E:3, K:4 sayılı içtihadının gerekçesinde, sözleşmede emek unsurunun değil de nesne teslimi üstün ise eser sözleşmesi değil, satım sözleşmesinin söz konusu olacağı belirtilmek suretiyle ayırt edici unsurun meydana getirme olgusu olduğu vurgulanmıştır. Öğretide de satımı eser sözleşmesinden ayırmada farklı ölçütler kullanılmakla birlikte ağırlıklı bir görüşe göre, malzeme unsuru ön plânda ise satım sözleşmesi, emek unsuru ön plânda ise eser sözleşmesi bulunduğu kabul edilmektedir (Zevkliler/ Gökyayla; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13.b., Ankara 2013, S. 475 Vd.; Tandoğan, H.; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, c. I/1., 5.b., İstanbul 2010, s.42 vd.).Eser sözleşmesi özellikleri belirleme, satım sözleşmesi ise önceden belirlenmiş özellikleri beğenme esasına göre kurulmaktadır. Eser sözleşmesinde sözleşmenin konusu, iş sahibinin belirlediği özelliklere göre yapılacak eser iken, satım sözleşmesinde alıcı özelliklerini beğendiği bir malı satın alır. Bu nedenle eser sözleşmesinde kişiye özel üretim yapılırken, satım sözleşmesinde kişiye özel üretim söz konusu değildir. Satım sözleşmesine konu mal, çoğu zaman toplumsal ihtiyaçlara göre belirlenmiş ölçü ve standartlar esas alınarak üretilmiştir. Eser sözleşmesinde ise ölçü ve standartlar işin tekniği nedeniyle gerekli olabilir ise de asıl olan iş sahibinin istediği ölçü ve isteklere göre eserin meydana getirilecek olmasıdır. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine mal teslimi üstün ise eser sözleşmesi değil, satım sözleşmesi söz konusu olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/15-424 Esas ve 2019/143 Karar sayılı kararı)Yukarıda anlatılanlar ışığında somut olaya gelindiğinde davanın tarafları arasında eser sözleşmesi değil, satış sözleşmesi bulunmaktadır. Zira davacı tarafça hazır katalogda yer alan koltuk takımları içerisinden renk ve kumaş türü belirterek sipariş verilmiş olup, davacı özelliklerini beğendiği bir malı yalnızca kumaş türü ve rengini belirterek satın almış olup, bütünüyle kişiye özel bir üretim söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece taraflar arasında nitelik vadeden satım sözleşmesi bulunduğunun kabulü yerinde olup, davalının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı tarafça ihtirazı kayıtla teslim alınan kanepeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, sipariş formunda geçen kapitone ifadesinin koltuk kumaş rengini, sarı varak ifadesinin kanepenin kapladığı kumaş rengi ve kumaş desenini, sarı kabara ifadesinin kanepenin kol ve sırt üstü kısmında çift sıra yapılan kabara uygulamasını ifade ettiği, davaya konu teşkil eden koltuk takımını oluşturan parçalardan olan 2 adet Karen 220 lik kanepelerde sarı renk yerine gri rengin hakim olduğu, düz kumaşla kaplandığı, söz konusu koltukların kaplandığı kumaşın davalı tarafça düzenlendiği iddia edilen sipariş formundaki ifadeler ile uyuşmadığı belirtilmiştir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı, zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı, TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Bunun yanı sıra TBK'nın 227/2. Maddesinde, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Satım sözleşmesinde satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun olabilmesi için ayıbın satış sözleşmesi anında mevcut olması ve satılan şeyde satıcı bildirilen vasıfların bulunmaması veya akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunması gerekir.Somut olayda davacıya teslim edilen ofis koltuk takımını oluşturan kanepelerden ikisinin renginin davacının siparişine uygun olmaması açık ayıp niteliğinde olup, davacı tarafından davaya konu kanepelerin teslimi anında ihtirazı kayıt konularak TBK'nın 223.maddesi uyarınca muayene ve ihbar külfeti yerine getirilmiştir. Seçimlik haklardan olan satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkı, satıcıya ulaşmakla sonuç doğuran ve kullanılmakla tükenen yenilik doğuran haklardan olup, davacı, davadan önce davalı hakkında keşide ettiği ihtarnamede ve dava dilekçesinde sözleşmeden döndüğünü bildirmiştir. Aynı renk koltuk takımında takımı oluşturan kanepelerin bir kısmının farklı renkte olması koltuk takımının bütünlüğünü ortadan kaldıracak olup, mahkemece seçimlik hakkını sözleşmeden dönme yolunda kullanan davacının bu yöndeki iradesi gözden kaçırılarak, koltuklardaki kumaşın değiştirilerek davacıya teslimi hususunda davalıya süre verilmesi yönünde ara karar kurulması doğru değil ise de sonrasında davaya devam edilerek talebinde haklı olan davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 149,42 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 465,98 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025