T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2033
KARAR NO:2025/355
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/06/2021
NUMARASI:2020/732 Esas - 2021/498 Karar
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı bankanın ... şubesi müşterisi olduğunu müvekkilinin şirket hesaplarından hiçbir onayı olmaksızın davalı banka tarafından haksız bir şekilde kredi tahsis ücreti adı altında 02.07.2020, 03.07.2020, 09.07.2020, 20.07.2020, 17.08.2020, 18.08.2020, 19.08.2020, 25.08.2020 tarihlerinde toplam 8.130,00 TL bedelin kesildiğini, bu bedelin müvekkiline iadesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle dava konusu masrafların davacının bilgisi ve onayı dahilinde tahsil edildiğini, düzenlenen genel kredi sözleşmesine uygun bir şekilde tahsil edildiğini, tacir olan müvekkili bankanın bankacılık hizmetleri sebebiyle masrafı tahsil etmesine yasal bir engel olmadığını, tahsil edilen ücretlerinde davacının talep edemeyeceği yönünde Yargıtay ilamlarının bulunduğunu savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davacı şirket tarafından haksız olarak kredi tahsis ücreti kesildiği iddiasıyla kesilen bu bedelin tahsiline ilişkin açılan davadır. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 12. maddesi ile 65 maddesi, bankacılık işlemleri sözleşmesinin 16. maddesi ve davalı vekilinin cevap dilekçesinde sunmuş olduğu bankacılık mevzuatı ile itirazları gözetilerek dosya arasına tensip ara kararı gereğince celp edilen banka emsal ücretlerine ilişkin müzekkere cevapları gözetilerek davacıdan kesilen bedelin haksız olup olmadığının ya da kesilen miktarın ne kadarının haksız olduğu konusunda rapor alınmak üzere dosyanın bankacı bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup hükme elverişli bu rapora göre, davacı ... A.Ş.’nin davalı Banka’nın ... Şubesi nezdindeki vadesiz tasarruf mevduatı hesabından toplamda 8.130,00 TL Kredi Tahsis Ücreti adı altında bedelin tahsil edildiği, dava dosyasına sunulan Genel Kredi Sözleşmesinin 18.07.2018 tarihinde maksimum 6.000.000,00 TL limitli olarak taraflar arasında akdedildiği ve aynı sözleşmenin 52. maddesine (kredi Sözleşmesinin feshi başlıklı hüküm) göre feshedilmediği, taraflar arasında akdedilmiş "Genel Kredi Sözleşmesi"ne göre (m.12/3) tahsis edilen kredi limitinden dolayı tahsil ettiği kredi tahsis ücreti yönünden davalı Banka’nın haklı olduğu, emsal nitelikteki Bankaların Genel Müdürlüklerine yazılan müzekkere cevapları ile kredi tahsis ücretlerine ilişkin tablolar dikkate alınarak yapılan incelmede 02.07.2020, 03.07.2020, 09.07.2020, 20.07.2020, 17.08.2020, 18.08.2020, 19.08.2020, 25.08.2020 tarihlerinde ... Bankası A.Ş. tarafından kesinti yapılan bedellere ilişkin olarak "aynı kesintiler için aynı aynı koşullarda aynı tarihlerde bankalarca uygulanan oran ve bedellere ilişkin bilgi ve belgelerin” gönderilmesi talep edilmiş olup bankaların genellikle Plasman olarak Ticari Kredilere ayırdıkları parayı kredibilitesi olumlu firma veya kişilere kredi limiti olarak ayırdıkları, ayrılan bu kısmın yani kredi limitinin azami %0,25’e kadar tutarı taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin ilgili hükmüne göre tahsil edebilecekleri, bu durumda davalı bankanın davacı şirketten kestiği Kredi Limit Tahsis Ücreti’nin rakamsal olarak doğru olduğu (Kredi Limitinin %0,25 oranı esas alındığında) anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından müvekkil şirkete kredi tahsisi 2018 yılında yapılmış olup, hiçbir onayları bulunmaksızın 2020 tarihinde ve 8 ayrı kalemde toplam 8.130,00 TL nin kredi tahsis ücreti olarak müvekkil hesaplarından tahsil edilmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, davalı banka tarafından tek taraflı olarak düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerindeki bu şartların haksız şart niteliğinde olduğunu ve ve geçersiz olduğunu, diğer yandan tahsilatları yapıldığı dönemde müvekkiline tahsis edilen ve kullandırılan bir kredi olmadığını, davalı banka tarafından yapılan tahsilatların ne şekil, ne de esas itibariyle dayanağı olmadığını, esasen kredi kullandırıldığında faiz tahsil eden bankanın, ilaveten masraf almasının hakkaniyete de aykırı olduğunu, bankaların birbirinden farklı, kesinlik ve yeknesaklık arz etmeyen yazı cevaplarının da Esas Mahkeme kararına dayanak teşkil etmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, eksik inceleme ile oluşturulmuş hukuka aykırı Esas Mahkeme kararının ortadan kaldırılarak talepleri gibi davanın kabulüne, harç ve masraflar ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; davalı bankanın davacıya kullandırdığı kredi dolayısıyla davalı banka tarafından kredi limit tahsis ücreti adı altında tahsil edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, şirket hesaplarından hiçbir onayı olmaksızın davalı banka tarafından haksız bir şekilde kredi limit tahsis ücreti tahsil edildiğini, tahsil edilen bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davacıdan tahsil edilen ücretin taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine uygun olduğunu, bankanın bankacılık hizmetleri sebebiyle masrafı tahsil etmesine yasal bir engel olmadığını savunmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davalı banka tarafından davacıya 18.07.2018 tarihli ve 6.000.000,00 TL bedelli kredi kullandırıldığı ve 02.07.2020, 03.07.2020, 09.07.2020, 20.087.2020, 17.08.2020, 18.08.2020, 19.08.2020, 25.08.2020 tarihlerinde toplam 8.130 TL kredi limit tahsis ücreti tahsil edildiği anlaşılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 20. maddesi uyarınca, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir. Tacir olan bankalar da temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartların mevcut olması halinde ücret isteyebilirler. Bankalarca masraf ve komisyon adı altında yapılan tahsilatların yasal dayanağı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden çıkarılan Bakanlar Kurulu 16.10.2016 tarihli 2006/11188 sayılı Kararına istinaden 9 Aralık 2006 tarih ve 26371 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2006/1 sayılı Tebliği hükümleri finansal tüketicilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, kredilere uygulanacak azami faiz oranları ile faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerinin ve azami sınırlarının serbestçe belirleneceği şeklindedir. (Bu Tebliğ 10.02.2020 tarihli ve 31035 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2020/3 sayılı Tebliğ ile 01.03.2020 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.) Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 12.3 maddesi; "Müşteri, işbu Sözleşme uyarınca kullandığı veya kullanacağı krediler nedeniyle yürürlükteki mevzuat dahilinde belirlenen komisyon, masraf fon, ücret ve halen mevcut veya ileride konulacak, arttırılacak her türlü kaynak kullanımını destekleme fonu gibi sair teferruat ve ayrıca yasalarla yetkilendirilmiş mercilerce tayin edilen miktar ve oranlarda gelir vergisi, sair vergi, resim ve harçları nakden veya hesaben ödemeyi taahhüt eder. Banka, müşteri için kredi değerlendirmesi yaparak gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması ve kredi limitinin tahsis edilerek hazır tutulması amacı ile kredi tahsis ücreti veya benzer bir isimle ücret talep hakkına sahiptir.Ancak, bu ücretin tahsil edilmesi hiçbir şekilde kredi kullandırımını zorunlu kılmaz. " hükmünü içermektedir. Davaya konu bankacılık işleminin gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte bulunan Resmi Gazete'nin 19.02.2020 tarihi ve... sayısında yayımlanan ve 01.03.2020 tarihinde yürürlüğe giren 2020/4 sayılı "Bankalarca Ticari Müşterilerden Alınabilecek Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmekte olup, anılan tebliğin 9.maddesi " (1) Bankalar kredi tahsis ve kredi kullandırım süreçlerini iki ayrı alt kalem olarak sınıflandırır. Kredi tahsis ücretleri dış ticaret kapsamında yer alan tüm gayri nakdi krediler ve ticari kredi kartları da dahil olmak üzere kredi riski oluşturabilecek tüm kredi limitlerine karşılık alınır. Kredi tahsis ücretleri ilk limit tahsisinde tahsis edilen kredi limitinin yüzde 0,25’ini, limit yenilemelerinde yenilenen limitin yüzde 0,125’ini geçemez. Limitin artırıldığı durumlarda ilave limitin üzerinden yeni bir kredi tahsis ücreti alınabilir. Limit tahsis veya yenileme talebi ticari müşteriden gelmediği müddetçe kredi tahsis ücreti alınamaz. Azami kredi tahsis ücreti yıllık olup tahsis edilen limit süresinin ay sayısı dikkate alınarak oransal uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, emsal uygulamalara ilişkin çeşitli bankalardan gelen yazı cevaplarına göre bankaların genellikle plasman olarak ticari kredilere ayırdıkları toplam paranın kredibilitesi olumlu firma veya kişilere ayırdıkları kredi limitini azami %0.25 'e kadar “Kredi Tahsis Limit Ücreti” tutarı olarak taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre tahsil edebilecekleri, bu oran dikkate alındığından davalı bankanın davacı şirketten tahsil ettiği kredi tahsis ücretinin rakamsal olarak doğru olduğu belirtilmiştir. Somut olayda kredi limit tahsis ücretine dayanak sözleşmenin ticari niteliği ve tarafların tacir olması göz önüne alındığında, TTK'nın 18. maddesi hükmüne göre, sözleşmeyi imzalayan taraflar basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olup, TTK'nın 20. maddesi hükmüne göre de tacirin gördüğü iş için uygun ücret isteyebileceği kabul edildiğine göre taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 12.3 maddesi hükmünün haksız şart olarak geçersiz olduğunun kabulü mümkün değildir. Davalı bankanın, davacı müşterisinden 2020/4 sayılı tebliğ hükümlerine göre belirlenen %0.25 oranının dahi altında kredi limit tahsis ücreti alması karşısında, davalı bankanın davacı müşterisine kullandırdığı kredi nedeniyle tahsil ettiği kredi limit tahsis ücreti makul ve bankacılık mevzuatına uygundur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025