T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1825
KARAR NO: 2025/382
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/06/2019
NUMARASI: 2018/1231 Esas - 2019/737 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Müdürü Olmadığının Tespiti)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekilinin davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.nde 2001 yılında, davalı şirket unvanı ... San. Tic. Ltd. Şti. iken, satış-pazarlama sorumlu şefi olarak çalışmaya başladığını, ... şirketinin, müvekkilinin çalışmaya başlamasından bir süre sonra ticari olarak sıkıntıya girdiğini, fatura dahi kesemeyecek hale geldiğini, bu sebeple de şirketin gerçek sahibi ..., ablası ...’ı sorumlu ve ortak olarak gösterdiği davalı şirketi kurduğunu, ancak bu şirketler fiili olarak, gerçek sahibi ve yapılan işleri açısından aynı şirketler olduklarını, müvekkilin de davalı şirketteki çalışmasına devam ettiğini, davalı şirketteki işinin 2012 yılında sonlandığını, müvekkilinin davalı şirkette çalıştığı süre boyunca hiçbir ortaklığı bulunmadığı gibi, müdür olarak da çalışmadığını, ancak dava dışı ... ve ablası ...'ın müvekkilini davalı şirkette ortak olarak gösterip, müdür olarak görevlendirmiş gibi de kararlar aldıklarını, çalıştığı süre boyunca şirketin muhasebe elemanları müvekkilin işi ile ilgili imzalaması gereken evraklar adı altında birçok evrak imzalattıklarını, ancak müvekkilinin bu evrakların mahiyetini veya içeriğini bilmediğini, İstanbul 32. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/189 E. 2013/189 K. sayılı ilamında da konusu benzer olan davada şirkette müdür olmadığı ispatlanan davacının müdürlüğünün iptaline karar verildiğini, müvekkilinin, 29.08.2007 tarih ... karar sayılı ortaklar kurulu kararı ile şirkete 5000,00 YTL ile ortak olarak gösterilmiş ve aynı kararda şirket müdürlüğüne getirildiğini, 02.07.2009 tarih ... karar numaralı ortaklar kurulu kararı ile 5(beş) yıllığına şirket müdürü olarak şirketi temsil ve imzaya yetkili kılındığını, ancak müvekkilinin bu toplantıya katılmadığı gibi alınan kararlardan da haberdar olmadığını, davaya konu olayda, müvekkilin ortak olma iradesi olmadığı gibi şirket müdürü olma istek ve iradesi de bulunmadığını, müvekkiline Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen 03.12.2018 tebliğ tarihli 22.11.2018/15857262 sayılı ... takip nolu, davalı şirketin prim borcuna ilişkin ödeme emri tebliğ edildiğini belirterek ...’ın, haksız, hukuka ve gerçeğe aykırı olarak ortak ve müdür olarak gösterildiği, davalı şirketteki hissedar ve müdürlük sıfatının, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.nin 29.08.2007 tarih ... karar sayılı ortaklar kurulu kararının, 02.07.2009 tarih ... karar numaralı ortaklar kurulu kararının, 02.07.2009 tarih ... karar numaralı ortaklar kurulu kararının, 27.07.2012 tarih 2012/01 karar numaralı ortaklar kurulu kararının ve buna bağlı olarak müvekkilin davalı şirketi temsil ve imza yetkisinin tescil tarihi itibariyle geçmişe dönük olarak iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Buna göre davacının davalı şirket aleyhine açtığı ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkin davanın gerek davanın hak düşürücü süre içinde açılmaması gerekse davacının usulüne uygun muhalefetinin bulunmaması yanında söz konusu imzaladığı belgeleri neye dair olduğunu bilmediği beyanı konusunda cezai soruşturtma olmadığı gibi aksi durumu tanıkla aksini ispatı da mümkün olmadığından ve davacının imzasını atarken bunun neye ilişkin olduğunu kontrol etmesi gerektiği bu hususun kendi sorumluluğunda olduğu dikkate alındığında uzun yıllar sonra ortada imzası ikrar edilmiş ancak resmi belgenin içeriğinin aksini başka bir belge ile ispata yarar delil de sunulmadığında ispat edilemeyen davanın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 17. İş Mahkemesi'nin 2018/382 E. sayılı dosyasında tanıkların dinlendiğini ve oradaki beyanlarda da davacının şirkette ortak, yönetici, yetkili ya da müdür olmadığının görüleceğini, dilekçe ekinde sunulan Bakırköy 26. İş Mahkemesi'nin 2016/334 E. sayılı dosyasından düzenlenen bilirkişi raporunda dava dışı borçlu ... Şirketi ile ... Şirketi arasında fiili ve organik bağ bulunduğu ve şirketlerin birbirinin devamı niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, ilgili dosyanın bu bilirkişi raporu kapsamında karara çıktığını, bu şirketlerin ortaklık yapısı ve ticari kayıtları incelendiğinde iki şirketin de sahibinin ... olduğunun görüleceğini, ancak yerel mahkemenin bu dosyayı dosya kapsamına almadan hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporu ile ...san Tic Ltd Şti, Işıklar ... San Ve Tic. Ltd Şti. ve ... San. Tic. Ltd Şti.nin aralarında fiili ve organik bağ olduğunun tespit edildiğini ve Bakırköy 26. İş Mahkemesi'nin 2016/334 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar vererek tüm şirketleri sorumlu tuttuğunu, bu dosya kapsamında ilgili şirketlerin tamamının ...'ya ait olduğu gerçek işverenin de tek ortağın ve yetkilinin de ... olduğunun tespit edildiğini, yine işçilerin alacaklarından da aynı işverene ait olduğu için bütün şirketlerin sorumlu tutulduğunu, deliller içinde bulunan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/11028 sor. no’lu dosyasındaki ses kayıtları ve dökümleri de dosya kapsamına alınmış olması durumunda yine bu kayıtlarda da davacının ortaklığı ile müdürlük sıfatının gerçeğe aykırı davacının rızası hilafına yapıldığını, davacının davalı şirketin gerçek sahibi ... tarafından zarara uğratıldığının da görüleceğini, ancak yerel mahkemenin delilerin toplanmasına gerek görmediğini, usul ve yasaya aykırı olarak hüküm oluşturduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne ve davacı ...’ın, haksız, hukuka ve gerçeğe aykırı olarak ortak ve müdür olarak gösterildiği, davalı şirketteki hissedar ve müdürlük sıfatının, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.nin 29.08.2007 tarih 2007/1 karar sayılı ortaklar kurulu kararının, 02.07.2009 tarih 2009/03 karar numaralı ortaklar kurulu kararının, 02.07.2009 tarih 2009/03 karar numaralı Ortaklar Kurulu Kararının, 27.07.2012 tarih 2012/01 karar numaralı ortaklar kurulu kararının ve buna bağlı olarak davacının davalı şirketi temsil ve imza yetkisinin tescil tarihi itibariyle geçmişe dönük olarak iptaline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, limited şirket müdürü olmadığının tespiti davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının, davalı şirket tarafından şirket müdürü olarak atanmasına ilişkin kararların iptalinin gerekip gerekmediği ve davalının bu kararlar doğrultusunda müdürlük görevini kabul edip etmediği noktasındadır. Davalı şirketin 29.08.2007 tarih 2007/1 karar sayılı ortaklar kurulu kararının, 02.07.2009 tarih 2009/03 karar numaralı ortaklar kurulu kararının, 27.07.2012 tarih 2012/01 karar numaralı ortaklar kurulu kararının iptali ve buna bağlı olarak davacının geçmişe etkili olarak tescil tarihi itibarıyla şirket temsil ve imza yetkisinin iptali talep edilmektedir. Dosyaya sunulan evraklardan davacının 28/08/2007 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketin 50.000 TL lik sermayesininden 5.000 TL lik payının davacı tarafından satın alındığı, şirketin 29/08/2007 tarih ve 2007/1 sayıl kararı ile hisse devirlerinin onaylanarak pay defterine kaydına ve davacı ile ...'in şirket müdürü olarak seçilmesine, temsil ve ilzamın müşterek atacakları imza ile yapılmasına karar verildiği, kararı bizzat davacının ortak sıfatıyla imzaladığı, kararda herhangi bir muhalefet şerhinin bulunmadığı, kararın 10 Eylül 2007 tarihli ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği, 2009/3 sayılı ortaklar kurulu kararı ile davacı ve dava dışı ...'un 5 yıl süre ile müştereken atacakları imza ile şirketi temsil etmek üzere müdür olarak atandığı, bu kararda da davacının bizzat imzasının bulunduğu ve muhalefet şerhinin bulunmadığı, kararın 15 Temmuz 2009 tarihili ticaret sicili gazetesinde yayınlandığı, davacının şirketteki payını 26 Temmuz 2012 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile diğer ortağa devrettiği, Şirket Oraklar Kurulunun 30 Temmuz 2012 tarih ve 2012/1 saylı ortaklar kurulu kararı ile pay devrinin kabulü ile davacının müdürlük görevine son verilmesine dair karar verildiği, kararın davacını katılımı ile alınıp muhalefet şerhinin bulunmadığı ve 08 Ağustos 2012 tarihli ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği tespit edilmiştir. Limited Şirket genel kurul kararların butlanı ve iptalinde, 6100 sayılı TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla Anonim Şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin hükümler uygulanır. TTK'nın 445. Maddesinde, 446 ncı maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilecekleri; 447. Maddede ise, genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/11-1048 esas 2014/430 sayılı kararında vurgulandığı üzere; "Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getiri.Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından de re'sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Şirket hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir. Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasındır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur." Genel kurul kararlarının yokluğu halinde, iptal davası değil, Genel Kurul kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir "tespit davası" açılır. Bu dava herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re'sen dikkate alınır. Davacı taraf şirkette pay sahibi ve yönetici olduğunu bilmediğini, evrakları bilgi işlem ve muhasebe departmanının imzalattığını, toplantı bitiminde imzalatıp konu satışla alakalı olduğu gerekçesiyle aceleye getirerek evrakları imzalattıklarını, sonradan şirkette müdür olduğunu öğrendiğini, şirkette 2007 yılından sonra satış sorumlusu olarak görev yapmaya başladığını, işten ayrıldığı zaman 2012 yılında ayrılacağını söylediğini, şirketten ayrıldığı için imzalaması gereken evrakların olduklarını söylediklerinden o şekilde imzasını attığını, imzanın şirket hisse devrine dair olduğunu bilmediğini gerekçeleri ile ortaklar kurlu kararlarının iptali ile bağlantılı olarak şirketteki temsil ve imza yetkisinin tescil tarihi itibarıyla geriye dönük iptalini talep etmektedir. Davacının gerek şirkete ait payları devraldığı gerekse payları devrettiği sözleşmelerin noter huzurunda yapılan resmi sözleşme ve belgelerden olduğu, bu belgenin sahteliğine ilişkin evrakı düzenleyen noteri de hasım göstermek suretiyle açılmış bir sahtelik davası bulunmadığı, imzası inkar edilmeyen ortaklar kurulu kararlarında da bizzat davacının imzalarının bulunduğu, kararların ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiği, SGK tarafından davacının şirket borçları nedeniyle takibat yapılması üzerine davacının şirketteki hissesini devredip müdürlük görevinden ayrıldıktan 6 yıl sonra eldeki davanın açıldığı, davacı iddialarının ispatlanmadığı gibi gerek kararlarda muhalefet şerhinin bulunmaması gerekse 3 aylık hak düşürücü süre de açılmamış olması nedeniyle kararların iptali şartlarının oluşmadığı ve kararların yok hükmünde sayılmasını gerektirir bir sebebin ileri sürülüp ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davanı reddine ilişkin verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacı istinaf sebepleri yerinde değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025