T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1395
KARAR NO:2025/351
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/03/2021
NUMARASI:2018/1118 Esas - 2021/206 Karar
DAVA:İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekillerince tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin,davacı şirkete ait şantiyede davacıya ait su ve elektriğe sayaç takmak sureti ile kullanmayı talep ettiğini ve bu konuda inşaat mühendisi tarafından taahhütname verdiklerini davacı şirketin bundan sonra ortalama aylık elektrik tüketiminde ciddi artış olduğunu, davalı şirketin aradaki tüketim farkının yansıtılmasını kabul ettiğini, ancak buna rağmen ödeme yapmaktan kaçındığını, davalı şirketin tertip edilen faturalara da bir itirazının olmadığını, herhangi bir itirazın da konu olmadığını bilahare davalı hakkında faturalara dayalı icra takibine girişildiğini ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı iddiası aksine herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı iddalarının asılsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tarafların tacir olması nedeni ile ticari defter ve kayıtlar kesin delil teşkil ettiğinden taraf ticari defter ve kayıtlarının ve elektrik faturalarının tertibinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi amacı ile mali müşavir ve elektrik mühendisi bilirkişiden hizmetin verilip verilmediği hususunun tespiti noktasında rapor tanzimi istenilmiştir.Taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan mali inceleme ile taraf ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyum içersinde bulunduğu; davalının, davacının aboneliğine bağlı olarak süzme sayaçla elektrik kullandığı,davalının davacıdan 76.738,70 TL tutarında elektrik hizmeti aldığı, davalı ... adına İnşaat Mühendisi ... tarafından imzalanan ... antetli kağıda yazılmış 03.08.2016 tarihli taahhütnamede "kullanmış oldukları su ve elektrik bedellerini ve bu konuda davacıya resmî kurumlardan herhangi bir ceza gelme durumunda cezayı ödeyeceklerini taahhüt ettikleri" tarafların ticari defter kayıtlarına göre (fatura ve banka havalesi ile yapılan ödemeler) aralarında ticari bir lişkinin olduğu, Davalının 2017 yılı BA beyanı ile defter kayıtları ile davacının tanzim ettiği faturaların örtüştüğü, davalının dava konusu faturaları beyan ederek, KDV mahsubu yaptığı, davalının faturaları muhasebe kayıtlarına alarak giderleştirdiği, dolayısı ile dava konusu faturaların davalının kabulünde olduğu, davacının tanzim ettiği faturaların davalıya tebliğ edilmiş olduğu, davalının TTK' nun 21/2 maddesinde belirtilmiş olan sekiz gün içerisinde itiraz edildiğine dair bir delilin olmadığı, davalının dava konusu faturaların içeriğini kabul etmiş sayılacağı, dava konusu olan davacının hizmet verdiği ve ödenmediğini iddia ettiği faturalardan, davalının ticari defter kayıtlarındaki açıklamalar doğrultusunda ödenmeyen faturalardan 1.806,84 TL tutarlı faturanın su kullanımı ile ilgili, 71.312,06 TL tutarlı faturanın ise elektrik kullanımı ile ilgili olduğu, davacını tanzim ettiği toplam 13.053,16 TL tutarlı su ve elektrik kullanımı ile ilgili üç adet faturanın davalı tarafça ödenmiş olduğu dolayısı ile bu üç fatura ile ilgili kullanımın davalı tarafın kabulünde olduğu, davacı ile davalının ticari defter kayıtlarının inceleme ve karşılaştırılması sonucunda, fatura ve ödemeler açısından uyumlu olduğu ve açık hesap bakiyesi olarak davacının davalıdan 73.118,90 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Elektrik mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen raporun denetimi ile de; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, süzme sayaçtaki tüketimlerin, davacının ana sayacındaki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı noktasında toplandığı yani davalının, davacının aboneliği ve tesisatı üzerinden elektrik enerjisi kullanmadan önceki dönemde, davacının ana sayacı tarafından kaydedilen elektrik tüketimi ile davalının elektrik kullanmaya başladığı dönemde, davacının ana sayacı tarafından kaydedilen elektrik tüketimi arasında ortaya çıkan ciddi tüketim farkına ilişkin olduğu, davacı firma tarafından davalı adına düzenlenen elektrik faturaları, davalının süzme sayacı üzerindeki tüketimler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı ve fatura edildiği, davalının fatura edilen tutarlar nispette elektrik kullanımları gereğince hizmet aldığı hususunun tespit edildiği rapor edildiğinden, davacının davalının fatura tanzim eylediği hizmeti davalıya verdiğini ispat eylediği mali kayıtlar yanı sıra ayrıca anlaşıldığından davacı tarafından ikame edilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Nihai olarak davacı tarafından davalıya hizmetin verildiği ve verilen hizmetin miktarı yürütülen tahkikat icrası neticesinde belirlendiğinden alacağın likit nitelikte kabulünün mümkün bulunmamasına göre davacının inkar tazminatının reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu faturalara ilişkin elektrik ve su tüketimi müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin maddi hukuk anlamında 73.118,90 TL bedelli söz konusu hizmeti aldığının ispatlanamadığını, 19.01.2021 tarihli bilirkişi ek heyet raporu ve 24.08.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ile 12.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporu ve 23.12.2019 tarihli bilirkişi heyet ek raporu arasında çelişki bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden 19.01.2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan 24.08.2020 tarihli raporda elektrik tüketim karşılaştırılması, davacı yanın itirazları doğrultusunda, somut ve bilimsel verilere dayanmayan, farazi hesaplamalar ve basit bir oran-orantı yöntemi kullanılmak suretiyle eksik ve hatalı şekilde yapıldığını, oysaki bilirkişilerin görevinin teknik ve uzmanlık gerektiren konularda inceleme ve değerlendirme yapmak olduğunu, 24.08.2020 tarihli raporda yapılan hesaplamanın teknik ve uzmanlık gerektiren bir hesaplama olmadığını, davacı yanın beyanları doğru kabul edilerek, bu beyanların aynı şekilde raporlaştırıldığını, 19/01/2021 tarihli ek rapordaki HMK md. 279/4'e aykırı hukuki değerlendirmelerim hükme esas alınmasını kabul etmediklerini, taahhütname metni üzerinde yazan ismin (...'ın) müvekkil şirket çalışanlarından biri olup olmadığı, çalışanlardan biriyse kendi imzası olup olmadığı, şirket çalışanıysa ve kendi imzasıysa, imza yetkisi olup olmadığı, şirketi borca sokma ve taahhüt altına sokma yetkisinin olup olmadığı hususlarının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmak suretiyle araştırılması gerektiğini, davacı yanın icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş olup, icra inkar tazminatının reddi sebebiyle davalı müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu,somut olayda herhangi bir mutabakat metni de imzalanmadığını, açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1118 E. 2021/206 K. Sayılı ve 18/03/2021 tarihli davanın kabulüne dair kararına ilişkin olarak; istinaf taleplerinin kabulü ile davanın kabulüne ilişkin kararır istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinde görülmekte olan itirazın iptali davasında, usul ve yasaya uygun olarak haklı davalarının kabulüne ve takibin devamına karar verildiğini, bu konuda herhangi bir itirazları bulunmadığını, ancak kararın hüküm kısmında "alacağın mevcutiyeti ve miktarı yapılan yargılama sonucunda belirlendiğinden icra inkâr tazminatı isteminin reddi" şeklinde usul ve yasaya açıkça aykırı hüküm verildiğini, bu nedenle karara bu yönden itiraz ettiklerini, icra inkar tazminatı için gerekli yasal koşulların mevcut olduğunu, takip ve dava konusu likid olup davalının itirazının haksız olduğunun ispatlandığını, istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1118 E. 2021/206 K. 18/03/2021 tarihli kararının "icra inkar tazminatının reddi" hükmü yönünden kaldırılarak asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına da hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; davalı şirketin, davacı şirkete ait şantiyede davacıya ait su ve elektriğe sayaç takmak sureti ile kullanması nedeniyle davacı tarafından tanzim edilen fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı , icra inkar tazminatı isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile "cari hesap" borcun sebebi gösterilerek 73.118,90 TL alacağın tahsili istemiyle 17.04.2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte dosya kapsamında, davacının şantiyesinde kullandığı su ve elektriği süzme sayaçla kendi şantiyelerinde geçici süreliğine kullanmak istediklerine, kullanmış oldukları su ve elektrik bedellerini ve bu konuda davacıya resmî kurumlardan herhangi bir ceza gelme durumunda cezayı ödeyeceklerinin taahhüt edildiğine ilişkin davalı ... Yapı adına İnşaat Mühendisi... tarafından imzalanan 03.08.2016 tarihli taahhütname ve panoya yeni sayaç takılmasından sonra aradaki tüketim farkının kendilerine yansıtılması konusunda hemfikir olduklarının, bu sebeple referandum süresince elektrik ve su bağlantılarının kesilmemesinin talep edildiğine ilişkin davalı çalışanı... tarafından gönderilen 15.05.2017 tarihli mail mevcuttur.Mahkemece taraf ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerine göre davacı tarafından tanzim edilen 03.08.2017 tarihli 1.806,84 TL bedelli faturanın su gideri, 02.12.2017 tarihli 71.312,06 TL bedelli faturanın elektrik bedeline ilişkin olduğu, usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerine göre davalının dava konusu faturaları beyan ederek KDV mahsubu yaptığı, davalının 2017 yılı BA beyanı ile defter kayıtları ile davacının tanzim ettiği faturaların örtüştüğü, davalının faturaları muhasebe kayıtlarına alarak giderleştirdiği, davacının tanzim ettiği faturaların davalıya tebliğ edildiği ve davalının bu faturalara TTK nun 21/2 maddesinde belirtilmiş olan sekiz gün içerisinde itiraz ettiğine dair bir delilin bulunmadığı, davalının, davacı adına temel fatura senaryosu ile düzenlediği 16.01.2018 tarihli 71.312,06 TL tutarlı e-fatura iade faturasını davacının cari hesabına borç kaydı vererek defterine kaydettiği ancak davacının defterlerinde iade faturasının kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Dosya kapsamına alınan elektrik mühendisi bilirkişinin de yer aldığı 24.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda, elektrik kullanımına ilişkin yapılan incelemede, davalı ile davacının ortak elektrik kullanımının 27.07.2016 ile 16.05.2017 tarih aralığında olduğu, bu tarih aralığında ... A.Ş. tarafından dava dışı ... A. Ş adına kayıtlı aboneliğe ilişkin 6 adet (10 aylık) toplam tutarı 100.302,80 TL olan elektrik faturası düzenlendiği, davalının süzme sayaçla elektrik kullanmadığı dönemde (20.05.2016-20.07.2016 tarihleri arasında) 3 adet 2.698,33 TL, 2.337,10 TL ve 2.033,80 TL tutarında elektrik tüketim faturası bulunmasına göre davacının ortalama aylık elektrik fatura bedelinin 2.356,41 TL olduğu ve 10 aylık elektrik fatura bedelinin 23.564,10 TL'ye karşılık geldiği, toplam tüketim bedelinden, davacının tüketim bedeli çıkartıldığında, davalının toplam tüketim bedelinin 76.738,70 TL olduğu belirtilmiştir. Somut olayda icra takibine konu edilen alacağa dayanak teşkil eden iki adet fatura içeriklerine davalı tarafça yasal 8 günlük süre içinde itiraz edilmediği ve bu faturaların davalı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ticari defterlerine kaydedildiği ihtilafsızdır.Davalı tarafça 02.12.2017 tarihli 71.312,06 TL bedelli faturaya karşı 16.01.2018 tarihinde iade faturası düzenlenmiş ise de iade faturalarının dayanağı kanıtlanmamış olup, bu faturaların davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olmaması sebebiyle davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. Her ne kadar davalı vekilince 12.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporu ve 23.12.2019 tarihli bilirkişi heyet ek raporu ve 24.08.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ile 19.01.2021 tarihli bilirkişi ek heyet raporu arasında çelişki bulunduğu, taahhütname metni üzerinde yer alan ismin davalı şirket çalışanlarından biri olup olmadığı ve şirketi borca sokma ve taahhüt altına sokma yetkisinin olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiği ileri sürülmüş ise de davacı tarafça takibe konu edilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması karşısında davacının takibe konu miktar yönünden alacaklı olduğu ispatlanmış olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla davalının bu yöne ilişen istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.Diğer yandan icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. İcra inkar tazminatının müddeabihe dahil olmadığı ve harçlandırılmadığı gözetildiğinde icra inkar tazminatının reddi veya kabulü halinde ayrıca vekalet ücretine hükmedilemez.Eldeki davada, dava konusu faturadan kaynaklı alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Dairemizce davacı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde bulunarak davacının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiş olup, icra inkar tazminatına ilişkin talep kabul edilmekle birlikte bu talep müddeabihin feri niteliğinde olduğundan kabul edilen bu kısım yargılama giderlerinin dağıtımında ve vekalet ücreti takdirinde dikkate alınmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının davalı yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Davanın KABULÜ ile;1-)Davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. maddesine göre değişen oranlarda hesaplanan avans faizi işletilmek suretiyle DEVAMINA, 2-)Kabulüne karar verilen 73.118,90 TL asıl alacağın %20'si olan 14.623,78 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-)Alınması gerekli 4.994,75 TL harçtan peşin alınan 880,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.114,49 TL'nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Davacı tarafından yatırılan 880,26 TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE, 4-)Davacı tarafça davada yargılama gideri olarak sarf edilen 3.528,05 TL'nin davalıdan alınarak DAVACI TARAFA VERİLMESİNE, 5-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 10.305,46 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,6-)Bakiye gider avansının karar kesin olduğundan HMK'nın 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesi 5. maddesi uyarınca yatırana İADESİNE, 7-)İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.250,00 TL harcın, alınması gerekli olan 4.994,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.744,75 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 16,95 TL olmak üzere toplam 179,05 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/03/2025