T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1458
KARAR NO:2025/350
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
TARİHİ:27/05/2021
NUMARASI:2018/1012 Esas - 2021/609 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır döküm ürünlerinin üretimi ve satımı ile meşgul olduğunu, ticari hayata şahıs şirketi olarak başladığını ve zamanla sermaye şirketi haline geldiğini, davalının da müvekkilinden mal alan müşterilerinden biri olduğunu, davalı adına 9 adet irsaliyeli fatura düzenlendiğini, fatura konusu malların davalıya teslim edildiğini, aradan bir yıl geçmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, tahsil amacıyla ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, alacağın likit olduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, faturanın tek başına ticari ilişkinin varlığını ispata yeterli olmadığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin ve fatura konusu malların tesliminin ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak; davanın reddine ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... davalı tarafça akdi ilişkinin varlığına itiraz edilmiş ise de, davacı tarafça düzenlenen 9 adet faturanın ticari defterlerine kayıt edildiği, dava konusu icra takibinin işbu faturalara dayandığı, itirazın iptali davalarının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, davacı alacağının işbu faturalarla sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, takibe konu 2018 yılına ait 6 adet faturanın kapalı olarak düzenlendiği, kapalı fatura düzenlenmesinin fatura bedelinin peşin olarak ödendiğine karine olduğu, anılan faturaların davacı tarafından da kendi kayıtlarına kapalı fatura olarak kaydedildiği, anılan faturaların ödenmediğine dair herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı, işbu faturalar yönünden istemin reddinin gerektiği, 2017 yılına ait 3 adet faturanın ise açık fatura olarak düzenlendiği, davalı tarafından işbu fatura bedellerinin davacı şirket yetkilisine ödendiğinin savunulduğu, dava dilekçesinde davacı şirket yetkilisinin şahıs şirketini genişleterek davacı şirketi kurduğunu beyan ettiği, bu hali ile davacı şirket yetkilisine ait şahıs şirketinin davacı şirketin devamı olarak kabulünün gerektiği, ancak yapılan ödemelere ilişkin davacı kayıtlarında bilirkişi raporları ile tespit olunanlar haricinde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davalı vekilince örnekleri sunulan tahsilat makbuzlarının asıllarının yapılan ihtara rağmen dosyaya sunulmadığı, bu nedenle tahsilat makbuzları altındaki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının denetlenemediği, davalı tarafça yemin deliline dayanılmış ise de yemin teklifinin davacı şirket yetkilisince eda edildiği, bu hali ile davalı tarafında 2017 yılına ait 3 adet fatura bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği, davacının anılan faturalar nedeniyle 60.108,14 TL alacaklı olduğu, davalı yanın icra takibi öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, bu nedenle icra takibi ile talep edilen işlemiş faiz miktarının yerinde olmadığı, tespit olunan alacak miktarına talep gibi takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği kanaatine varılmıştır.Takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı yanın kötü niyeti sabit olmadığından reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile kısmen kabulüne, sabit olan 60.108,14 TL alacağın takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak yasal faizi ile ve isabet eden takip giderleri ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere borçlu davalının ... sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin belirtilen şekilde devamına, aşan istemlerin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyeti sabit olmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyadan alınan 24.01.2020 tarihli bilirkişi kök raporu ile 31.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporundaki değerlendirme ve hesaplamalar arasında çelişkiler bulunmakta olup, Mahkemece bilirkişi ek raporuna karşı haklı itirazlarının dikkate alınmadan ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, her ne kadar gerekçeli kararda tahsilat makbuzlarının asıllarının ihtara rağmen sunulmadığı belirtilmiş ise de davacı şirket yetkilisi ...'a yapılan ödeme belgelerinin asıllarının sunulmasına dair bir ihtar yapılmadığını, yapılan ihtarda asılları istenilen tahsilat makbuzları davacı şirkete ödenen ve daha evvel cevap dilekçeleri ekinde sunulan tahsilat makbuzlarının asılları olduğunu, bu ara karara kadar zaten dava dışı ...'a yapılan ödemelere dair dosyaya sunulmuş bir ödeme belgesi olmadığını, çünkü mahkemece bu ödeme belgeleri 18.06.2020 tarihli celsede, müvekkili şirketin davacı şirket yetkilisi ...'tan olan alacaklarının davacı şirkete olan borcundan mahsup edilip edilemeyeceğine dair ek rapor alınmak üzere istenildiğini, taraflarınca da müvekkilinin davacı şirket yetkilisi ...'a şahıs mükellefiyeti döneminde yaptığı ödemelere dair tüm yazılı belgelerin 02.07.2020 tarihli dilekçeleri ekinde sunulduğunu, bilirkişice davacı tarafın ödemeleri kabul etmediği gerekçesiyle dikkate alınmadığını, bu konuda yaptıkları itirazın Mahkemece -asıllarının sunulmasına dair ara karar olmadığı halde- asılları sunulmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, gerekçeli kararda müvekkili şirketin faturalara 8 günlük süre içerisinde itiraz etmediği belirtilmiş ise de Yargıtay kararları gereğince faturaya itiraz etmemek sadece fatura mündericatını kesinleştirmekte olup, fatura kapamındaki alacağın varlığını ispatlamayacağını, akdi ilişkiyi ve fatura konusu hizmeti verdiğini ispat külfeti davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın bu konudaki ispat yükünü yerine getirmediği açıkken aksi yöndeki değerlendirmeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece takibe konu alacağın miktarının kesin ve belirli olduğu, hesaplaması bir tespit yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf başvurularının esastan kabulünü, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018-1012 E. 2021-609K. Sayılı ilamının ortadan kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, istinaf incelemesi sonuna kadar hükmün icrasının geriye bırakılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; ticari satıma dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafça sunulan tahsilat makbuzlarının ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında,... sayılı takip dosyası ile "fatura" borcun sebebi gösterilerek 109.830,10 TL Asıl Alacak, 2.831,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 112.661,26 TL alacağın tahsili istemiyle 08.05.2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacı tarafça düzenlenen 9 adet faturanın ticari defterlerine kayıt edildiği, 2018 yılına ait 6 adet faturanın kapalı olarak düzenlendiği, anılan faturaların davacı tarafından da kendi kayıtlarına kapalı fatura olarak kaydedildiği, 2017 yılına ait 3 adet faturanın ise açık fatura olarak düzenlendiği ve davacının anılan 3 adet 60.108,14 TL tutarındaki faturalardan dolayı alacaklı olduğu, davalının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre 15.11.2017 yevmiye tarihli 98.258,72 TL tutarlı, davacıyı borçlandıran, virman açıklamalı bir kaydın bulunduğu, davalının, takip tarihi olan 10.04.2018 tarihi itibarıyla davacıdan 19.039,90 TL alacaklı olduğu, takibe konu faturaların her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir.Ödemeler yönünde yapılan incelemede ise davacı ticari defterlerine göre davalının 2018 yılında toplam 52.125,03 TL ödeme yaptığı, davalının ticari defterlerine göre ise 2018 yılında davacıya 25.000,00 TL, 35.000,00 TL, 49.957,40 TL olmak üzere toplam 109.957,40 TL ödeme yapıldığı, buna göre 57.832,37 TL ödemenin davacının kabulünde olmadığı, davalı defterlerinde yer alan 25.000,00 TL'lik ve 10.000,00 TL'lik senet ödemesine ilişkin kaydın davacı ticari defterlerinde yer almadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının icra takibine konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması, hiç bir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturalar içeriğindeki malların davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini, bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. Ticari defterlerde kayıtlı bir hususun aksinin ispatı da ancak yazılı delille mümkün olabilecektir. Somut olayda davalı tarafça takibe konu faturalar ticari defterlerine işlenmiş olup, davacı alacağını ispatlamıştır. Davalı bu faturaların bedellerini ödediğini savunmuş ve tahsilat makbuzlarına dayanmış olmakla faturalara konu malların bedellerini davacıya ödediğini ispat yükü, davalı üzerindedir. Davalı , davacı şirket yetkilisi ... ile aralarında davacı şirket kurulmadan önce şahıs mükellefiyeti kapsamında oluşan ticari ilişki nedeniyle ...'a yapılan ödemelerin davacının alacağından düşülmesi gerektiği savunmasında bulunmuş ve davacı şirket yetkilisi ...'tan takip tarihi itibarıyla 98.258,72 TL alacaklı olduğuna ilişkin 2017 yılı cari hesap ekstresi sunmuş olup, davacı şirketin kurucu ortaklarından biri olan ve münferit temsile yetkili...'a yapıldığı iddia olunan ödemelerin, davacı şirket tarafından kabul edilmemiş olması karşısında öncelikle ödeme iddiasına ilişkin tahsilat makbuzlarının değerlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda mahkemece dava konusu faturalara yönelik olarak davacı şirkete yapılan ödemelere ve dava dışı şirket yetkilisi...'a ait cari hesap alacağına ilişkin yazılı delillerini ve ayrıca davacıya yapılan ödemelere ilişkin dosyaya sunulan tahsilat makbuz asıllarını sunmak üzere davalıya kesin süre verilmiş olup, davalı tarafça belge asıllarının sunulmaması üzerine yerinde olarak davalıya, dava ve takip konusu edilen 17.10.2017 tarihli, 22.11.2017 ve 09.12.2017 tarihli fatura bedellerini davacı yana ödediğine dair yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. HMK 232 vd maddelerinde yemin teklifi usulü düzenlenmiş olup, yemin metnini taraflarca hazırlanmasına yönelik bir hüküm bulunmadığı gibi mahkeme hazırlanan yemin metni ile bağlı da değildir. HMK'nın 225 ve devamı maddelerinde düzenlenen yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalara ilişkin olup, yemine ilişkin hükümlerin hiç birisinde yemin altında söylenen sözlerin bölünmesine yer veren bir kural benimsenmiş olmadığı için yemin metninin tüm olarak göz önünde bulundurulması gerekir. Bir davada, bir tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi demek, iddianın sonucuna yemin edecek kimsenin iradesine ve vicdanına bırakma yani onun söyleyeceklerinin gerçek olduğunu hakimin kabul etmesine önceden rıza göstermek demek olduğu HGK’nun 01.04.1964 tarih 146/253 sayılı kararında da vurgulanmıştır.Yemin teklif eden tarafın hazırladığı yemin metni, mahkemeye bir teklif niteliğindedir. Yemin teklif eden taraf, hangi vakıa hakkında yemin teklif ettiğini bildirir; yemin konusunu (sorusunu) ise hakim tespit eder. Yemin sorusunun isabetli ve doğru hazırlanması gerekir. Yemin delilinin kesin bir delil olması yani hakimi bağlaması ve bunun ötesinde uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözmesi nedeniyle yemin sorusunun yeteri kadar açık olarak tespit edilmesi gerekir. Hakim, yemin metnini hazırlarken, yemin metninin olaya uygun olmasına dikkat eder. Aksi takdirde hazırlanan yemin metnine göre yapılan yemin amacına ulaşmayabilir. Hakim yemin metnini hazırlarken, yemin teklif edenin iradesi çerçevesinde hareket etmeli; karşı taraf da yemini, kendisine teklif edilen yemin çerçevesinde eda etmelidir. Yemin sorusu mahkemece resen ve özenli bir şekilde düzenlenip, yemin teklif eden tarafa yemin sorusunun ispat etmek istediği vakıaya uygun olduğu yönünde beyanı alındıktan sonra, yemin konusunun duruşma tutanağına yazılması ve okunarak yemin teklif edene imza ettirilmesi uygun olur. Bundan sonra hakim, yemin şeklini okuyup, yemin metnini okuyup, yalan yere yeminin sonuçları konusunda gerekli ihtaratı yapar. Yemin edecek taraf, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse, hakim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhal bu konuda kararını verir ve gerekirse yemin metnini tekrar düzenler. Hakim, HMK 233/4.maddesindeki şekle uygun olarak yemin yaptırdıktan sonra, yemin eden tarafın ifadesini dinleyip aynen tutanağa geçer ve yazılanları yüksek sesle okuyup yemin eden tarafa yemininde ısrar edip etmediğini sorar. Yemin edenin beyanında ısrar etmesi halinde bu beyan da tutanağa geçerildikten sonra imzası alınmasıyla birlikte yemin tamam olur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5618 Esas 2020/4127 Karar sayılı kararı )Somut olayda talimat mahkemesi aracılığıyla yapılan duruşmada davacı şirket yetkilisi, davalı .... Şti' nden toplam 60.108,14 TL alacaklı olduğuna dair yemin eda etmiştir. Ancak teklif edilen yemin konusunun yeterli açıklıkta olmaması nedeniyle hakim tarafından HMK'nın 233/3.maddesi doğrultusunda işlem yapılması gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalının iddiası dava ve takip konusu 2017 yılı faturalarına ilişkin davacıya ödeme yapıldığı yönünde olup, olaya uygun yemin sorusunun bizzat hakimce davacı şirket yetkilisine sorulup usulüne uygun yemin yaptırıldıktan sonra sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025