T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1786
KARAR NO: 2025/330
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/06/2021
NUMARASI: 2019/721 Esas - 2021/388 Karar
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/03/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firma ile dava dışı ... A.Ş arasında Vira İstanbul Konut İnşaat işinin sigortalanması maksadıyla 25/08/2015 tanzim tarihli İnşaat / Montaj tüm riskler sigorta poliçesi düzenlendiğini, sigortalanan inşaatın güvenlik ve danışmanlık hizmetlerinin yapılması maksadıyla da ... A.Ş ve davalı ... arasında 01/11/2015 tarihli danışma hizmetleri sözleşmesi düzenlendiğini, poliçe kapsamında teminat altına alınan inşaat sahasında 07/08/2018 tarihinde hırsızlık olayının meydana geldiğini, sigortalanın süresi içerisinde müvekkili sigorta şirketine başvurması üzerine 28/08/2018 tarihinde olaya ilişkin ekspertiz incelemesi yapıldığını, yapılan incelemeler neticesinde meydana gelen zararın müvekkil firma tarafından poliçe teminat kapsamında olduğunun değerlendirildiğini, müvekkil firmanın poliçedeki %65'lik payı oranında ... A.Ş'ye 12/03/2019 tarihinde 15.741,17-TL'lik ödeme yaptığını, sigortalanan inşaatın güvenlik ve danışmanlığından sorumlu davalıya rücu edildiğini, davalıya 27/03/2019 tarihli ve ... Ref. Numaralı yazı ile bildirdiğini, müvekkilin bu talebinin davalı firmaya 03/03/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak herhangi bir cevap alınamadığını, ödeme yapmayan davalı firmaya karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğünde davaya konu ... E. Sayılı dosyadan icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın bu takibe 20/08/2019 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiğini, davalının bu itirazının haksız ve dayanaksız olmasından dolayı önce ... E. Sayılı arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, tarafların uzlaşamaması üzerinde bu davanın açıldığını, meydana gelen hırsızlık olayında davalı şirket personellerinin kusuru olduğunu, borçluların icra takibine yaptığı itirazın iptalini, takip konusu 15.741,17-TL'nin borcu işlemiş yasal faiziyle ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı şirket ile müvekkil şirket arasında imzalanan 01/11/2015 tarihli danışma hizmetleri sözleşmesi ile müvekkili şirketin, ... Mah. ... Bulv. Beylikdüzü/İstanbul adresin bulunan ... projesinde danışma/yönlendirme görevini ifa edeceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, 3 vardiyalı sisteminde, her vardiyada 3 personel olmak kaydı ile 08.00 - 16.00 , 16.00 - 24.00 , 24.00 - 08.00 saatleri arasında danışma ve yönlendirme görevlisi istihdam edilmesinin kabul edildiğini, sözleşme konusunda bakıldığında müvekkilinin şirket özel güvenlik şirketi olmadığı ve 5188 sayılı özel güvenlik hizmetlerine dair kanuna göre güvenlik görevlisi çalıştırma yetkisi olmadığı için dava dışı şirket ile koruma ve güvenlik tedbirlerini içeren herhangi bir anlaşmanın taraflarca yapılmadığını, 12/06/2017 tarihli ... Projesine gönderilen mail ekinde öneri ve beklentilerin belirtildiğini, risk analizi raporunun mail yolu ile gönderildiğini, personel sayısının yetersiz olduğu ve güvenlik zafiyetine yol açtığını, fiziki engellerin aşılabilir olduğu ve hırsızlık ihtimalinin yüksek olduğunun dava dışı şirkete bildirildiğini, 05/07/2017 tarihli Vira İstanbul projesine gönderilen mail ekinde öneri ve beklentilerin belirtildiğini, risk analizi raporu mail yolu ile gönderildiğini, 17/07/2017 tarihli Vira İstanbul projesine gönderilen mail ekinde yine olası risklerin ve alınması gerkeen tedbirleri içeren risk analizi raporunun dava dışı şirkete gönderildiğini, müvekkil şirketin hizmet sözleşmesi gereği tüm sorumlulukları, dikkat ve özeni yerine getirdiğini, kötü niyetli açılan davanın reddini, müvekkili şirket aleyhine başlatılan haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeni ile müvekkil şirket lehine %20 oranında tazminata hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Huzurdaki davada uyuşmazlığın; ''...'' sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalı şirkete hırsızlık rizikosu kapsamında ödenen hasar bedelinin dava dışı sigortalı şirket ile danışmanlık hizmetleri sözleşmesi akdeden davalı şirketten rücuen tahsili isteminin yerinde olup olmadığı, hırsızlık olayının meydana geldiği inşaat alanında davalı tarafın sözleşme gereğince üstlendiği danışmanlık hizmet ifasında hırsızlık olayının meydana gelmesinde kusurunun olup olmadığı, inşaat alanında güvenlik zafiyetine neden olabilecek fiziksel eksiklik olup olmadığı, davalı tarafça dava dışı sigortalıya inşaat alanında fiziksel eksiklikler /personel istihdam gerekliliği konusunda olay öncesinde bildirim yapılıp yapılmadığı, davalıya ve dava dışı sigortalıya atfı kabil kusurun bulunup bulunmadığı, sigortalı alanda çalındığı belirtilen emtiaların / çalınan malların değerlerinin tespiti, dava dışı sigortalıya ödenen hasar miktarının kadri maruf olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık kapsamında yapılan inceleme ve yargılama aşamasında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalının şantiye alanında hırsızlık olayının meydana gelmesinde tüm kusurun davalı şirketine ait olduğu ileri sürülmüş ise de dosya arasında mevcut bilgi ve belgeler, tahkikat dosyası, bilirkişilerin tespitleri ve tüm dosya kapsamından; davalının danışma hizmetleri sözleşmesi altında verdiği hizmetin inşaat alanındaki emtiaların gözetilmesi, korunmasına yönelik güvenlik hizmeti olduğu, davalı tarafça yalnızca danışmanlık hizmeti verildiği, güvenlik hizmetinin üstlenilmediği savunulmuş ise de sözleşmenin başlığına rağmen içeriği ve uygulamasının güvenlik hizmetine yönelik olduğu saptanmıştır. Ayrıca davalının riziko öncesinde risk analizi içeren bildirimleri yaptığı, geniş bir alana sahip şantiye alanının 1 vardiyada üç personel ile güvenliğinin sağlanmasının mümkün olmadığı, bu hali ile hırsızlık olayının meydana gelmesinin personel kusur ve ihmali neticesinde önlenemediği anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalı şirket ise kendisine yapılan risk bildirimlerine rağmen şantiye fiziki tedbirleri tesis etmediği, özel güvenlik hizmetlerinin gereklerinin yapılmamasından kaynaklanan güvenlik zafiyetleri ile hırsızlık olayı arasında illiyet bağının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle hırsızlık olayının meydana gelmesinde dava dışı sigortalı ile davalı şirketin eşit kusurlu oldukları kanaatine varılmış olup davacının sigortalısına ödediği ve kadri maruf bulunan 15.741,17-TL'den kusur oranına denk gelen 7.870,58-TL tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmış olup davanın kısmen kabulü ile anılı bedel yönünden davalı yanın takibe itirazının iptaline dair hüküm kurmak gerekmiştir. Son olarak icra inkar tazminatı istemi yönünden talep tetkik edilmiş olup davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının muayyen olmayıp, gerçek zarar miktarının tespiti ile davacının davalıya rücu etmesi için gerekli şartların oluşup oluşmadığının saptanması, yargılama ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirmekte olup davacı tarafın şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi gereği danışma hizmeti verildiğini, davalının sözleşme kapsamında tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, rücu koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmediğini, bildirim yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, inşaat all risk sigortası kapsamında sigortacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin halefiyet kuralları gereği rücuen tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının sözleşmesinin güvenlik sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı, davalının hırsızlık olayında kusurunun bulunup bulunmadığı ve rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "19.03.2019 tarihli, 15.741,17 TL tutarlı asıl alacak" sebebine dayalı olarak 15.741,17 TL asıl alacağın 485,17 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 22/07/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 15.741,17 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacının sigortalısının haklarına halef olabilmesi için dava konusu hasarın sigorta poliçesi kapsamında olması gerekir. Celp edilen sigorta poliçesine göre, sigortalı ... A.Ş. Kavaklı, Beylikdüzü/İstanbul adresindeki ... projesi uzatma zeyilnamesi ile birlikte 24/07/2015 - 24/01/2019 tarihleri arasında inşaat/montaj tüm riskler sigortası ile sigortalanmıştır. Sigorta poliçesinde, malzemelerin depolandığı alanın etrafı çitle çevrilerek 24 saat boyunca güvenlik/bekçi denetimi altında tutulacağı belirtilmiştir. Eldeki dava dosyasında söz konusu şartlar gerçekleşmiş olup, davacı sigorta şirketi sigorta bedelini sigortalısına ödemekle ona halef olmuştur. Davalı tarafça bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de, bildirim yükümlülüğünün süresinde yapılmaması teminatı kaldıran bir neden olmayıp, bu durumun zararın artmasına neden olduğu iddia ve ispat edilmediğinden davalının iddiası yerinde görülmemiştir. Davalı ile davacının sigortalısı ... A.Ş. arasında Danışma Hizmetleri Sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı tarafça bu sözleşmenin güvenlik sözleşmesi niteliğinde bulunmayıp danışma ve yönlendirme sözleşmesi olduğunu savunmaktadır. Ancak, gerek sözleşmenin içeriği, gerek davalının ... A.Ş.'ye gönderdiği mail içeriği ve gerekse davalının çalışanı ...'in kolluk beyanı değerlendirildiğinde anılan sözleşmenin güvenlik hizmetlerini de kapsadığı anlaşılmaktadır. Davalı bilirkişi raporunda belirlenen kusura da itiraz etmiş ise de, davalı çalışanı ...'in kolluk beyanına göre hırsızlık olayında davalının dikkatsizlik ve ihmali bulunduğu anlaşılmakta olup, kusura ilişkin itirazlar yerinde değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince hükümde yazılı olduğu gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 134,41 TL harcın, alınması gerekli olan 537,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye 403,22 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025