T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1670
KARAR NO:2025/328
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
TARİHİ:08/06/2021
NUMARASI:2019/313 Esas - 2021/406 Karar
DAVA:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının TahsiliKaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin paydaşı olduğu ... A.Ş'nin altı ortaklı Anonim Şirketi olduğunu, şirketin ayrıca dava dışı ... A.Ş'de % 83,22 oranında sermaye payına sahip olduğunu, müvekkilinin şirkette mevcut beheri 10,00 TL nominal değerli 14.716 adet sermaye payı bulunduğunu, müvekkilinin üye kayıt numarası 9 ile 4. ve 28. sayfalarında şirket kayıtlarında gözüktüğünü, müvekkilinin üyeliğe giriş tarihinin 01/01/1983 yılı olduğunu,29.03.2016 yılında yapılan en son sermaye artırımı ile beraber 14.716 adet sermaye yapı ile defter kayıtlarında gözüktüğünü, şirket payından hiçbir azalma veya devir olmadığını, davalının aynı zamanda şirketin başından beri yönetim kurulu başkanı ve hakim ortağı olduğunu, davalının şirketin nesiller boyu ailede kalması için, şirket esas sözleşmesinin 9. maddesinde T.T.K. maddeleri gereğince zorunlu olan "Şirketin işleri ve idaresi Genel Kurul tarafından T.T.K 359 ve 362 maddeleri hükümleri gereğince hissedarlar arasından seçilecek bir yönetim Kurulu tarafından yürütülür" değişen T.T.K.'nun ilgili maddesi gereğince yönetim kuruluna hissedar olmayanların Yönetim Kuruluna seçilebilmesine olanak tanıması karşısında esas sözleşme değişikliğine gitmediğini, böylece aile tarafından yürütülmesini istediği şirketin hissedar ve idare kısmına dışaradan bir yabancının katılmasını engellediğini, kısıtlı davalının kasasında çıkan hisse senetlerinden 14.716 adedinin müvekkiline ait olduğunu, şirket yetkililerinin imzası ile basılan hisse senetleri hiçbir şekilde ortaklara dağıtılmadığını, teslim edilmediğini, şirketin hisse senedi çıkarttığı tarihten beri hiçbir hisse senedini ortaklara dağıtmadığını, hisse senetlerini bizzat teslim alan kısıtlının elinde saklanması amacı ile kaldığını, davalı kısıtlının vasisi ...'in eşi davalının bu yöndeki tüm iradesini ve ayrıca müvekkiline ait hisse senetlerinin aslı davalı kısıtlı tarafından satın alınmadığını bilmesine rağmen iki şirkette tek başına karar alabilmek için kasada bulunan hisse senetlerinin eşine ait olduğunu kötü niyetli olarak ileri sürdüğünü, davalının senetleri teslim aldığı tarihten sonra davalının başkanlığında 24.03.2017 tarihinde yapılan Genel Kurulda eski yönetim Kurulunun görevine devam etmesine karar verildiğini, görevlerine devam etmesi kararlaştırılan Yönetim Kurulunun 24.03.2017 tarihinde şirket hissedarları arasında seçilmesi zorunluluğu karşısında müvekkilinin davalının kısıtlı kaldığı zaman kadar (ve sonrasında) yönetim kurulu görevine devam ettiği gerçeği karşısında kısıtlının kasasında bulunan pay sahiplerine dağıtılmamış hisse senetlerinin müvekkili tarafından kısıtlı davalıya devredilmediğini ispatladığını, davalı kısıtlı vasisi tarafından müvekkiline ait hisse senetlerini kısıtlının kasasında olması nedeni ile hisselerin sahibi olduklarını bildirmesi üzerine davanın açıldığını, müvekkiline ait olan ve şirket pay defterine işlenmek sureti ile gözüken hisse senetlerinin müvekkile verilmesini, ayrıca, müvekkilin şirkette mevcut beheri 10,00 TL nominal değerli 14.716 adet hisse senedi nedeni ile ... A.Ş. Şirketinin hissedarı olduğunun tespitine karar verilmesini, müvekkilinin davalı ... A.Ş. 'de 147.160,00 TL karşılığında 14.716 adet hisseye ve hisse senedine sahip olduğunun tespitini, iş bu tespitle birlikte halen davalı kısıtlı ...'e ait şahsi kasa içerisinde tutulan ve 147.160,00 TL karşılığında 14.716 adet hisse senedinin davalı ...'den alınarak müvekkiline teslimini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı şirketin altı ortaklı, 330.000 adet hisseli bir anonim şirketi olduğunu, davacının 14.716 hisseye sahip olduğunu, davacının Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, şirket esas sözleşmesinin 9.maddesi gereği hissedar olmayan bir kişinin Yönetim Kurulunda görev yapmasının mümkün olmadığını, davalı ...'in ise 302.622 adet hisseye sahip olduğunu, şirketin kurucusu ve hakim ortağı olduğunu, davalı ...'in vasisi ...'in mahkemeden aldığı yetki ile davalı firmaya ait hisse senetlerinin tespitini yaptırdığını, 21.03.2019 tarihli Beşiktaş ... Noterliği ...yevmiye nolu ihtarname ile şirketin tek sahip ve ortağının davalı ... olduğunu iddia ederek hukuki girişimlerde bulunduğunu, şirkete ait hisse senetlerinin davalı ...'in özel kasasında bulunduğunu beyan etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... şirket paylarından 14.716 adedinin kendisine ait olduğunu, bu payları temsil eden hamiline yazılı pay senetlerinin sadece muhafazası amacıyla müvekkilin zilyetliğinde bulunduğunu iddia ederek, şirketin 14.716 adet sermaye payına sahip olduğunun tespiti ile bu payları temsil eden ve halihazırda müvekkilinin zilyetliğinde bulunan hamiline yazılı pay senetlerinin kendisine teslim edilmesi istemiyle huzurdaki davayı açtığını, şirket pay defterine göre, davacının şirkete ortak olarak kayıtlı olduğu ve 29.03.2016 tarihinde yapılan en son sermaye artırımı ile beraber 14.716 adet payın sahibi olup, sahip olduğu bu paylarda devir veya sair suretle hiçbir azalma vuku bulmadığını, şirketin hamiline yazılı paylarını temsil etmek üzere bastırılmış bulunan ve pay senetlerinin basımını gerçekleştiren matbaa işletmesi "... Ltd. Şti" tarafından düzenlenen 09/08/2016 tarih ... seri no.lu sevk irsaliyesi üzerindeki imzadan müvekkili tarafından teslim alındığı anlaşılan hisse senetlerinin hiçbir ortağa dağıtılmadan müvekkile ait banka kasasında muhafaza amaçlı olarak saklı tutulduğunu, pay senetleri üzerinde devir cirosu kaydı bulunmadığını, payların müvekkile devrinden ve dolayısıyla davacının pay sahibi sıfatının ortadan kalktığından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin vasisi ...'in bahse konu hisse senetlerinin müvekkili tarafından satın alınmadığını bilmesine rağmen iki şirkette de tek başına karar alabilmek için kasada bulunan hisse senetlerinin eşine ait olduğunu kötü niyetli olarak ileri sürdüğünü, şirket ana sözleşmesi gereği yönetim kurulu üyesi seçilebilmek için hissedar olma şartı arandığını ve davacı da yönetim kurulu üyesi olarak seçilerek görev yapmış olduğunu, davacının iddia olunan payların sahibi olduğunun sabit olduğunu, dava konusu paylar davacı tarafından davalıya devredilmiş olsaydı, payların gerçek değerlerini yansıtan bir devir bedelinin davalı tarafından davacıya ödenmiş olmasının gerektiğini, hâlbuki böyle bir ödemenin yapıldığına dair hiçbir belge veya banka kaydı ya da davalının malvarlığında azalma ve buna mukabil davacının malvarlığında artış olmadığını, davalı çektiği ihtarda gerek şirketin gerekse dava dışı ... A.Ş.'nin tek hissedarı olduğunu belirttiğini, davalı Şirket ... A.Ş.'nin dava dışı ... A.Ş. nezdinde sahip olduğu payların davalıya devrine dair şirketin kararı bulunmadığı gibi aktifinde bir artış da söz konusu olmadığını, 29/11/2017 tarihinde geçirdiği beyin kanaması sonucunda ayırt etme gücünü müvekkilinin kaybettiğini, ... Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 22.02.2018 gün 2018/109 Esas 2018/211 Karar sayılı kararı ile Türk Medeni Kanunu 405 inci madde gereğince kısıtlanmış ve eşi ... vasi olarak atandığını, müvekkilinin hissedarı bulunduğu İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... sicil numarasıyla kayıtlı ... Anonim Şirketi'nin 3.300.000 TL sermayesi beheri 10,00 TL itibari değerli 330.000 adet hamiline yazılı paya ayrıldığını, şirket tüm payların hamiline yazılı paylara dönüştürülmesi ve sonrasında yapılan sermaye artırımı işlemlerini müteakip hamiline yazılı payları temsil etmek üzere pay senedi bastırdığını, pay senedi bastırma işinin yaptırıldığı matbaa işletmesi tarafından şirket adına ekte birer örneği yer alan fatura ve sevk irsaliyeleri düzenlendiğini, şirketin hamiline yazılı paylarını temsil eden hisse senetleri 2003 yılından beri tedavülde bulunduğunu, şirketin sermaye paylarını temsil eden hamiline yazılı hisse senetlerinin tamamının müvekkiline ait ... Bankası ...Şubesi nezdindeki kiralık kasada mevcut olduğu 05/07/2018 günü saat 14:00'te yapılan keşif marifetiyle tespit edildiğini, vesayet makamının görevlendirdiği bilirkişi ... tarafından kiralık kasa muhteviyatına ilişkin olarak bilirkişi raporu düzenlendiğini, şirketin tüm payları 22.01.2003 tarihinde tescil olunan 16/01/2003 tarihli Genel Kurul Kararı ile hamiline yazılı paya dönüştürüldüğünü, o tarihten bugüne şirket payları hamiline yazılı olduğunu, müvekkili temsilen vasisi tarafından şirkete gönderilen Beşiktaş ... Noterliği'nden 21.03.2019 tarih ... ve...yevmiye maddesi ile tasdikli ihtarname marifetiyle sırasıyla davalı şirket ve dava dışı ... A.Ş. pay senetlerinin zilyetliğine ilişkin bilgilendirmede bulunularak adına giriş kartı düzenlenerek toplantının yapılacağı yerde ve saatte kendisine teslim edilmek üzere hazır bulundurulması talebi iletildiğini, 21.03.2019 tarih... yevmiye no.lu ihtarnamede hiçbir şekilde müvekkilin şahsen dava dışı ... A.Ş.'nin tüm paylarına sahip olduğu öne sürülmediğini, ... A.Ş.'nin dava dışı ... A.Ş.'de sahip olduğu sermaye payları üzerinde şahsen doğrudan bir hak iddiasında bulunulmadığını, haksız ve dayanaktan yoksun talepleri muhtevi davanın reddini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Davalı şirketin aile şirketi olduğu, davalı ...'in davacının amcası olup kısıtlı olduğu, 4 Nisan 2016 sayı 9046 tarihli ... de yer alan 22.3.2016 tarihli ... A.Ş ye ait genel kurulda davacı, diğer hissedarlar ve davalıya ait paylar ve hisse oranlarının açıkça gösterildiği, Genel kurullarda bir çok kez sermaye artırımına gidildiği ve esas sözleşmenin tadil edildiği, Genel kurul toplantılarında kabul edilen sermaye artırımına ait esas sözleşmelerin ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, yayımlarda davacıların ve davalı kısıtlının payları, pay adetleri, toplam sermayeleri ve hisse adetlerinin belirtildiği, genel olarak yıllık her toplantıda şirket karından kanun ve esas sözleşme gereği ayrılması gereken miktarlar ayrıldıktan sonra kalan kısmının dağıtılmayarak bilançoda geçmiş yıllar karları hesabına alınmasına yönelik kararlar verildiği, Yönetim kurulunun kısıtlı ve bir kısım hissedar aile üyelerinden oluştuğu, Şirket ana sözleşmesinin 9.maddesinde şirket işleri ve idaresinin Genel Kurul tarafından TTK. M 359 ve madde 362 gereğince hissedarlar arasından seçilecek bir yönetim kurulu tarafından yürütüleceğinin belirtildiği, uyuşmazlık çıkıncaya kadar anılan hüküm gereğince yönetim kurulunun hissedarlar tarafından oluşturulduğu, ticaret sicil gazetelerinde de bu durumun açıkça görüldüğü, 29.3.2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurulu tarihine kadar bu durumun açıklanan şekilde devam ettiği, 30.3.2016 tarihli yönetim kurulu kararından anlaşılacağı üzere (7 Nisan 2016 tarihli TTSG) kısıtlı ...'in imzasıyla davacı ...'in davalı... A.Ş yi münferiden temsil ve ilzam yetkisi bulunduğu, davacının gerek pay defterinde gerek şirket sözleşme ve tadillerinde payları ve hisselerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dosyada bulunan ... 09.12.2019 tarihli cevabi yazısı ekinde bulunan CD incelendiğinde; ... A.Ş.'nin 20.03.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı Genel Kurul Toplantısı Hazirun Cetvelinde davacının şirkette hissesinin bulunduğu, 20.03.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısı Hazirun Cetvelinde davacı ...'in 3.300.000,00 TL sermayeli ... A.Ş.'nin 147.160,00 TL tutarında hissedarı olduğu, T.T.K. ve ana sözleşme hükümlerine göre hisse senetlerinin nama ve/veya hamiline basılı (fiziki olarak) ve/veya hisse senetleri yerine geçen geçici ilmühaberi basılması için yönetim kurulunun bu hususta karar alması gerektiği, ancak şirketin hisse senetlerini basan ve karşılığında 09.09.2016 tarih ve ...sevk irsaliyesi ile teslim alınan ... nolu faturanın düzenlendiği tarih itibariyle ve sermaye artışının yapıldığı 22.03.2016 tarihli Genel Kurul baz alındığında 2016 ve önceki yıllara ait Yönetim Kurulu Karar Defterinde Hisse Senedi bastırılmasına dair herhangi bir karar bulunmadığı, ihtilaf konusu hisse senetlerinin yönetim kurulu kararı olmadan bastırılmış olsa dahi, hisse senetlerinin davalı şirkete ait oldukları, hisse senetleri bastırıldıktan Ortaklık Pay Defterine kayıt edilen hisse senetlerinin ortağa teslim edildiğine dair teslim/tesellüm belgesinin bulunmadığı, davacı ortağın hisselerini devretmiş olması halinde muhtemel bedelin ödendiğine dair dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, davacının 20.03.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısında 14.716 adet hisse karşılığı 147.160,00 TL nominal sermaye payına sahip olduğu, payların özvarlık ya da rayiç/satış değerinin muhtemelen daha yüksek olabileceği, şirketin davalı ortak dışındaki diğer 5 ortağının da başka mahkemelerde aynı iddia ile dava açtıkları, davacı ...'in davalı ... A.Ş.'nin sermayesini oluşturan 330.000 adet hisse içerisinde 14.716 adet hisse payı olduğu, davacı ortağın ve dava dışı diğer ortakların Şirket kayıtlarında ortak olarak bilindikleri, ortak sıfatıyla hareket edip, genel kurul faaliyetlerine katıldıkları, pay defterinde ortak olarak göründükleri, hamiline yazılı değerler zilyedliğin teslimi ile devredilse de devir bedelinin ödenmesinde kullanılan değerin kaynağını (banka transferi, çek, hesaptan çekip elden teslim etme, döviz alım belgesi vs) gösteren bir belgenin dosyada olmadığı, her ne kadar davalı vekilinin hisselerin ivazsız da devredilebileceğini beyan etmiş olsa da davalı asilin kısıtlı olması hasebiyle hisse senetlerini iktisap şeklinde edindiğine dair beyanının olmadığı, hisse senetlerinin davalıya zilyetliğin devredildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, kısa elden teslim şartları da oluşmadığından taraflar arasında geçerli bir devir sözleşmesi bulunmadığı, şirketin aile şirketi olup, davalı kısıtlının bugünkü durumunun öngörülmesinin mümkün olmadığı, şirketin aile şirketi olması nedeniyle hissedarlar arasında bir güven ilişkisi bulunduğunun kabulünün gerekeceği, yaşamın olağan akışı, somut olay adaleti, dürüstlük kuralı, güven ilkesi birlikte ele alındığında; kısıtlı amcanın pay senetlerini kasasında bulundurmasının bu güven ilişkisi içerisinde düşünülebileceği, hamiline yazılı senetlerin davalının kasasında muhafaza edildiği, bir anlamda örtülü olarak saklama sözleşmesi gerçekleştiği (TBK. M561-563), davacı tarafın bildirdiği tanıkların İstanbul Anadolu 11. Asliye ticaret Mahkemesi'nin 2019/152 Esas sayılı dosyasında dinlenilmiş olmaları nedeniyle yeniden dinlenilmesine gerek görülmedikleri, taraflar arasında saklama sözleşmesi olduğu kabul edildiği ve davalı kısıtlı amcanın söz konusu hamiline yazılı senetleri bu kapsamda kasasında sakladığı ve bu sözleşme kapsamında senetlere zilyet olduğu kabul edilerek davacının davalı şirkette 147.160,00 TL karşılığı 14.716 adet hisseye ve hisse senedine sahip olduğunun tespitine, halan davalı ...'e ait şahsi kasa içerisinde tutulan ve 147.160,00 TL karşılığında 14.716 adet hisse senedinin davalı şahıstan alınarak davacıya teslimine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin toplam 147.160,00 TL itibari değerde 14.716 adet sermaye payını temsil eden hamiline yazılı hisse senetleri üzerinde Davacının pay sahibi sıfatıyla hak sahibi olup olmadığının tespiti ve mezkur hisse senetlerinin kendisine verilmesi istemiyle açılan davada, esasen uyuşmazlığın tarafları bahse konu hisse senetlerinin zilyedi Davalı ... ile bu hisse senetleri üzerinde pay sahipliği iddiasında bulunanın Davacı ... olduğunu, anonim şirketin hamiline yazılı sermaye paylarının hamiline yazılı hisse senetlerine bağlandığı durumda, pay sahipliğinden doğan hakların Şirkete karşı kullanılmasında yasal karine gereği hisse senetleri üzerindeki zilyetliğin esas alınması icap etmekte, pay defteri tutulmamakta, tutulmuşsa bile hiçbir hüküm ifade etmemekte, senedin meşru hamili, aksine kesinleşmiş mahkeme kararı yahut tedbir niteliğinde bir hüküm olmadıkça, senede bağlanmış paylara taalluk eden tüm paysahibi haklarını kullanabildiğini, bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişi olduğunu, bu itibarla, davalı şirketin huzurdaki davanın konusu bakımından taraf sıfatı bulunmamasına karşın dava ...'in yanı sıra davalı Şirkete de yöneltildiğini, davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekirken yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davalı ... ile birlikte davalı Şirket üzerinde bırakılmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, HMK m. 355 hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi ve Şirket aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hükümlerin kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; aykırı bilirkişi raporu esas alınarak kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, TTK 499. maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, hamiline yazılı pay senedi sahiplerinin pay defterine kaydedilmesi ve hamiline yazılı pay senedi devirlerinin deftere işlenmesinin söz konusu olmadığını, pay defteri, senede bağlanmış olsun ya da olmasın tüm nama yazılı paylar ile senede bağlanmamış hamiline yazılı payların kaydı ve takibi amacıyla tutulduğunu, dolayısıyla, Şirketin sermayesini temsil eden hamiline yazılı pay senetleri üzerindeki hak sahipliği iddialarında pay defteri kayıtlarına dayanılamayacağını, bunların delil niteliği bulunmadığını, davalı Şirketin 20/03/2018 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazır bulunanlar listesi, davalının beyin kanaması geçirmesi sonucu bitkisel hayata girmesi ve bu sebeple Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararıyla kısıtlanması sonrasında yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenen Davacının bizatihi kendisi tarafından hazırlanmış ve bahse konu hazır bulunanlar listesinde davalı dahli ve imzası bulunmadığını, bu itibarla, dava konusu paylar üzerinde hak iddia eden Davacının kendisi tarafından ve davalının gıyabında tanzim edilmiş hazır bulunanlar listesinin huzurdaki davada delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, pay senetleri üzerinde davalının yanı sıra davacının da imzası bulunduğundan, teslim/tesellüm belgesinin bulunmamasına huzurdaki davada hiçbir hukuki sonuç bağlanamayacağını, kişinin, kendisinin imzası ile tamam olan ve hukuk aleminde geçerlilik kazanan hisse senetlerinin kendisine hiç teslim edilmediği iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, mahkemenin, Davacının beyan ve iddiası doğrultusunda davalının dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerini saklama sözleşmesi kapsamında Davacı adına elinde bulundurduğu yönündeki kabulünün de davalının elindeki hisse senetleri üzerinde hukuka uygun bir şekilde dolaysız zilyetlik kazandığını teyit ettiğini, nitekim, Mahkeme kararında senedin geçersiz olduğu veya usulüne uygun bir şekilde tedavüle girmediğinin kabulü yapılmamış, davalının dava konusu payları temsil eden hamiline yazılı hisse senetlerini saklama sözleşmesi kapsamında Davacı nam ve hesabına zilyetliğinde bulundurduğu sonucuna varıldığını, dava konusu payların davalı tarafından ne şekilde iktisap edildiğinin ispat edilemediği iddiasının hukuki dayanaktan tamamıyla yoksun olduğunu, davalının, zilyetliğinde bulunan hamiline yazılı hisse senetlerini ne şekilde iktisap ettiği ve bedelini ne şekilde ödediği konusunda ispat yükü altında olmadığını, ayrıca, mevzuatta satın alma suretiyle iktisap edilen pay bedellerinin banka yoluyla ödenmesi mecburiyeti bulunmadığı gibi, irade beyanında bulunamayacak durumda olan kısıtlı bir kişiden ödemede kullanılan değerin kaynağını gösteren bir evrak ibraz etmesini beklemenin de hiçbir izahı olmadığını, hamile yazılı senet, TTK'nın 658. maddesinde, "senedin metninden veya şeklinden hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan kıymetli evrak" şeklinde tanımlandığını, TTK 426. maddenin ikinci fıkrasında ise, hamiline yazılı pay senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimsenin şirkete karşı pay sahipliğinden doğan hakları kullanmaya yetkili olduğu sarih bir şekilde hüküm altına alındığını, bu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, hamiline yazılı pay senedinin söz konusu olduğu durumlarda pay sahipliği sıfatı ve pay sahipliğinden doğan haklar senedin zilyetliğine bağlandığını, mahkeme kararında atıfta bulunulmuş olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1270 E. 2020/1270 K. sayılı kararında davanın konusu, murislerinin davalı şirkette kurucu hissedar olduğu ve fakat hamile yazılı payları temsil eden hisse senetlerinin zayi olduğu iddiasıyla davalı şirkette veraseten sahip oldukları payların tespit ve tescili istemi olup ve bu bağlamda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi "hamiline yazılı pay senedine dayalı olarak hissedarlığa dair iddia, ancak dayanak olan hamiline yazılı pay senetlerine malik sıfatıyla zilyet olunduğunun ispatıyla mümkündür" şeklinde genel bir hukuki saptama yapmış ve karar metninde bir önceki cümlede; "Hamiline yazılı pay senedinin devri, senedin teslimi ile hem şirkete hem de üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edeceğinden bu çerçevede, hamiline yazılı pay senedini elinde tutan, onun malikidir."denildiğini, dolayısıyla hamile yazılı hisse senetlerini elinde bulunduran kişinin, karine olarak bu senetlerle temsil olunan payların sahibi kabul edilmesi, aksini iddia eden kişinin bu iddiasını ispat etmesi esas olup, davacının iddiası, hükmen teslim yoluyla hisse senetleri üzerinde aslen ve dolaylı nitelikte bir zilyetlik kazandığı ve fakat saklama akdi çerçevesinde hisse senetlerinin davalı fiili hâkimiyetinde (dolaysız zilyetliğinde) bırakıldığı yani davalının bahse konu hisse senetleri üzerindeki zilyetliğinin fer’i nitelikte olduğu yönünde olup nitekim, yerel Mahkemenin de Davacının bu iddiasını benimsediğini, böyle bir durumda, Davacının davalı ile aralarında saklama akdi ilişkisi kurulduğu iddiasını HMK 200. madde mucibince senetle ispat etmesi gerektiğini, davalının dava konusu payları temsil eden hamiline yazılı hisse senetleri üzerindeki zilyetliği sabit olup, HMK 201 hükmü gereği senede karşı tanıkla ispat yasağının geçerli olduğunu, ayrıca Davacı lehine delil başlangıcı bulunmadığı ve dolayısıyla tanık dinlenemeyeceği gibi, İstanbul Anadolu 11. ATM'nin 2019/152 E. Sayılı dosyasında dinlenilmiş olan tanıkların beyanlarında uyuşmazlık konusuna dair hiçbir somut görgü tanıklığı bulunmamakta sadece ticaret sicil kayıtları ve pay defteri kayıtlarına dayandırılan kulaktan dolma soyut ifadeler yer almakta olup davalının dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerine zilyet olduğu ihtilafsız ve kanuni karine gereği senedin zilyedi pay sahibi kabul edildiğinden, davalının dava konusu hisse senetlerine malik sıfatıyla zilyet bulunduğunu ispat külfeti bulunmadığını, 04/12/2020 tarihli beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuş olan - Davacının imzasını taşıyan önemli bir delil olan - "Devir-Temlik Senedi" üzerinde hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, HMK 203. maddede sayılmış olan senetle ispat zorunluluğunun istisnalarından hiçbirinin somut olayda mevcut olmadığını, taraflar arasındaki hısımlık ilişkisi mezkur maddenin (a) bendi kapsamına girmediği gibi, (b) bendinde belirtilmiş olan işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan bir hukuki işlemden söz etmeye de imkan olmadığın, iddia olunan saklama akdi ilişkisi usul hukukuna uygun bir şekilde ispat edilemediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, hamiline yazılı anonim şirket hisselerinin aidiyetinin tespiti ve teslimi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının, davalı şirkete ait hamiline yazılı anonim şirket hisselerini devredip devretmediği noktasındadır.Dosyada örneği bulunan hisse senetlerine göre, davalı ... A.Ş.'nin sermayesi 405.000,00 TL olup, bu sermayenin her bir payı 10 TL kıymetinde hamiline yazılı paya ayrılarak 40500 adet paya ilişkin 1. Tertip hamiline yazılı hisse senedi basılmıştır. Daha sonra artırılan şirket sermayesi 3.300.000,00 TL olup, bu sermayenin her bir payı 10 TL kıymetinde hamiline yazılı paya ayrılarak yönetim kurulunun 22/03/2016 tarihli genel kurul kararına istinaden arttırılan 2.895.000,00 TL sermayeyi temsilen 2. Tertip hamiline yazılı hisse senedi basılmıştır. ... Ltd. Şti. Tarafından basılan 2. tertip hisse senetleri 10/08/2016 tarihli fatura ve 09/08/2016 tarihli sevk irsaliyesi ile davalı şirkete teslim edilmiştir. Yine aynı şirket tarafından basılan 1. Tertip 147 adet hisse senedi anılan şirketin 25/05/2012 tarihli faturasına konu edilmiştir.Banka kasasından çıkan davalı ...'in el yazısıyla "... A.Ş. II Tertip Hamiline 0001-159 ...bank ... no kasaya 10/08/2016 tarihinde bırakılmıştır. ..." ibaresi yazılmıştır.Davalı şirketin 22/03/2016 tarihli genel kurul kararına göre, davalı şirkette, davalı ... 302.622 adet; davacı ... 14.716 adet; ... 7.822 adet; ... 3.960 adet; ... 440 adet;... 440 adet pay sahibidir.Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2/02/2018 tarih ve 2018/211 E. - 2018/109 K. Sayılı kararı ile davalı ... kısıtlanarak kendisine eşi ... vasi olarak atanmış bulunmaktadır.Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevlendirmesi ile bilirkişi marifetiyle 05/07/2018 tarihinde davalı kısıtlı ...'in ... Bankası ... Şubesi nezdinde bulunan kiralık kasasında bulunan eşyaların tespiti yapılmış ve davalı şirketin hamiline yazılı 1. Tertip 405.000 TL tutarlı 147 adet ve 2. Tertip toplam 2.895.000,00 TL tutarlı 159 adet hamiline yazılı pay senedinin de kasada olduğu tespit edilmiştir.Davacı tarafça, davalı kısıtlı ... ...'in ... Bankası ...Şubesi nezdinde bulunan kiralık kasasında bulunan davalı ... A.Ş.'deki payları temsil eden hamiline yazılı pay senetlerinin kendisine ait olduğu iddiasıyla bu hisse senetlerinin kendisine ait olduğunun tespiti ve teslimine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Hamiline yazılı hisse senetlerinin ilk çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu(e.TTK)'nun 412. Maddesine göre, şirketin tescilinden sonra hisse senedi çıkarılmasına bir engel bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 484(e.TTK'nın 409). maddesine göre, pay senetleri, hamiline veya nama yazılı olur. Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamiline yazılı pay senetleri çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar geçersizdir. İyiniyet sahiplerinin tazminat hakları saklıdır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 489(e.TTK'nın 415). maddesi uyarınca da hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle(teslim ile) hüküm ifade eder. TTK'nın 658/1(e.TTK'nın 570/1). Maddesine göre, senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile veya hamiline yazılı senet sayılır.Borçlunun defilerinin düzenlendiği TTK'nın 659. Maddesi, " (1) Borçlu hamile yazılı bir senetten doğan alacağa karşı, ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senedin metninden anlaşılan def’ilerle, alacaklı her kim ise ona karşı şahsen sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir.(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde geçerlidir.(3) Senedin, borçlunun rızası olmaksızın tedavüle çıkarıldığı yolunda bir def’i ileri sürülemez." şeklindedir. Hamiline yazılı hisse senetlerinin yetkisiz kişilerde bulunması halinde, hisse senetlerinin iadesi istemiyle dava açılacağında duraksama bulunmamaktadır. Açılacak bu dava duruma göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 683. maddesine göre istihkak davası olabileceği gibi TMK'nın 989. Maddesine göre taşınır davası da olabilir. İstihkak davası ayni hakka, taşınır davası ise zilyetliğe dayalıdır. Ayrıca taşınır davası iyiniyetli zilyet yönünden hak düşürücü süreye tabi iken, istihkak davası herhangi bir süreye tabi değildir. İstihkak davasında davacı ayni hakka sahip olduğunu ispat yükü altındadır. Davalının iyiniyetle mülkiyeti veya sınırlı bir ayni hak kazandığı durumlarda, davacının malik sıfatı kalmayacağından dava reddedilir. Hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde yalnızca zilyetliğin nakli yeterli olup, devrin ayrıca anonim ortaklığa bildirilmesine ya da bir deftere kaydedilmesine gerek yoktur.Zilyetliğin nakli ile pay senedini devralan, gerek ortaklığa gerekse üçüncü kişilere karşı ortaklık sıfatını kazanır. Anonim şirket hamiline yazılı hisse senetleri de hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı kıymetli evraklar arasındadır. Bu tür hisse senetleri şirket esas sözleşmesindeki değişikliğin dışında fiziken de iptal edilmedikleri sürece geçerliliklerini korurlar. Hisse senetleri üzerindeki mülkiyet hakkı zaman geçmekle veya genel kurul toplantılarına hiç veya uzun süre katılmamış olmakla ortadan kalkmaz(Yargıtay 11. HD'nin 06.03.2023 tarih ve 2021/6369 E. - 2023/1322 K. sayılı kararı).Somut olayda, .... Şti. Tarafından basılan ve 25/05/2012 tarihli faturasına konu edilen 405.000 sermayeyi temsil eden 1. Tertip 147 adet hisse senedinin şirket ortaklarına dağıtılmasına / dağıtıldığına ilişkin bir yönetim kurulu kararı ve teslim-tesellüm belgesi dosyada bulunmamaktadır. Şirketin paylarını temsilen hamiline yazılı hisse senetleri bastırılmasına rağmen bu hisse senetleri dağıtılmayarak şirket payları pay defterinde takip edilmiştir. Zira genel kurul toplantılarında hamiline yazılı hisse senetlerinin ibrazı ile hazirun cetvelinin oluşturulduğuna ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda, hamiline yazılı hisse senetleri basılmasına rağmen bunlara hukuki değer atfedilmeyerek şirket paylarının pay defterinde izlenmeye devam edilmesi ve hamiline yazılı hisse senetlerinin ortaklara dağıtılıp teslim edildiğine dair bir belge bulunmaması karşısında ortakların hamiline yazılı hisse senetlerine zilyet olmadıkları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı kısıtlı ...'in hisse senetlerinin basıldığı tarihlerde şirketin çoğunluk hissedarı ve yetkilisi olduğu da nazara alındığında ortakların, zilyedi olmadıkları 1. Tertip hisse senetlerinin usulüne uygun devrinden de bahsedilemeyecektir. Yine ... Şti. Tarafından 2.895.000,00 TL sermayeyi temsilen basılan 2. tertip hisse senetleri 10/08/2016 tarihli fatura ve 09/08/2016 tarihli sevk irsaliyesi ile davalı şirkete teslim edilmiştir. 405.000 sermayeyi temsil eden 1. Tertip 147 adet hisse senetleri yönünden yapılan açıklamalar 2.895.000,00 TL sermayeyi temsilen basılan 2. tertip hisse senetleri için de aynı şekilde geçerlidir. Ayrıca banka kasasından çıkan davalı ...'in el yazısına göre, 2.895.000,00 TL sermayeyi temsilen basılan 2. tertip hisse senetleri 09/08/2016 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim alındıktan bir gün sonra...bankası ... Şubesi nezdinde bulunan banka kasasına 10/08/2016 tarihinde bırakılmıştır. Herhangi bir teslim-tesellüm belgesi olmadığı nazara alındığında ortakların hamiline yazılı hisse senetlerine zilyet olduklarının kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla davalı kısıtlı ...'in hisse senetlerinin basıldığı tarihlerde şirketin çoğunluk hissedarı ve yetkilisi olduğu da nazara alındığında ortakların, zilyedi olmadıkları 2.Tertip hisse senetlerinin usulüne uygun devrinden de bahsedilemeyecektir.Davalı kısıtlı ... vekilince devir ve temlik senedi başlıklı (...) sattım ve bedelini aldım, ifadesi ile biten belge sunulmuş ise de, devre konu hisse adedi, nominal kıymet bölümü, bedeli, devralan kısmı boş olup, bu haliyle satış sözleşmesinin hiçbir unsurunu taşımayan bu belge geçerli değildir. Bunun yanı sıra davalı kısıtlı ...vekilince hamiline yazılı hisse senetlerinin üzerinde davacının da imzasının bulunduğu ve bunun hisse senetlerinin teslim alındığını gösterdiğini ileri sürmüş ise de, söz konusu imza ortak sıfatıyla değil yetkili sıfatıyla atıldığından hisse senetlerinin teslim edildiği iddiasını ispatlamaya elverişli değildir.Davaya konu hamiline yazılı hisse senetlerinin davalı kısıtlı ...'e usulüne uygun devri söz konusu olmayıp, bu davalı hisse senetlerinin maliki değildir. Bu halde, davalı kısıtlı ...'in banka kasasında çıkan davalı şirketin paylarını temsil eden hisse senetlerinin şirket pay defterindeki payı oranında davacı ortağa teslimi gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı şirketin hisselerini temsil eden hamiline yazılı hisse senetlerinin şirket tarafından ortaklara dağıtılıp teslim edilmediği ve davacının hiç tedavüle çıkmamış hamiline yazılı hisse senetlerinin kendisine teslimini de talep ettiği nazara alındığında, hisse senetlerinin basımından sonra ortaklara teslimi davalı şirketin sorumluluğunda olup, bu haliyle kendisine husumet düşmediği savunması yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... AŞ vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı ... AŞ vekili ve davalı ...vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ... AŞ tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.513,12 TL harcın, alınması gerekli olan 10.052,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.539,38 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.513,13 TL harcın, alınması gerekli olan 10.052,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.539,387 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/03/2025