T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1674
KARAR NO:2025/339
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13.02.2017 tarihli mal alım sözleşme imzalandığını, satın alınması taahhüt edilen ürünlere ilişkin 5 adet toplam 182.011.09 TL tutarında davalıya çekler verildiğini ve çek bedellerinin ödendiğini, sözleşmenin 3.1 maddesinde "sevkıyatlar sözleşmede belirtilen ürünlerin öncelik listesine göre değişebilir ve mail ortamında şirket yetkilisine sipariş talebi doğrultusunda 3. iş günü içinde şevkini yaptırmakla satıcının sorumlu oduğununun" belirtildiğini, davacı ihtiyacı olan ürün siparişlerini mail ortamında gönderdiğini, ilk başlarda sorun yaşamadığını ancak sözleşme gereği satın alınan 3000 m2 40x40 ... ürüne ilişkin 20.07.2017 tarihinde gönderilen ilk maile cevap alınamadığını, 31.07.2017 tarihinde durumun aciliyetini bildiren ikinci mailin gönderildiğini, söz konusu maile de cevap alınamayınca Kartal ... Noterliğinin 02.08.2017 tarih ...yevmiye no ile davalıya konuya ilişkin ihtarname gönderildiğini ve buna rağmen bir sonuç alınamadığını, aynı dönemde sözleşme gereği satın alınan granitlerden geriye kalan 5.025,60 m2 40x40 ... ürünün teslimi için 02.08.2017 tarihinde mail atıldığını, davalının bu maile de bir cevap vermediğini, dolayısıyla iki siparişten toplam 8.025,60 m2 40x40 ... ürününün teslim edilmediğini, davacının kamu işi yapması nedeniyle büyük zarara uğradığını, ürünlerin süresinde teslim edilmeyecekse sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceğini ve üçüncü kişilerden muadil ürünlerin tedarik edilerek doğacak fiyat farkı ile birlikte doğmuş ve doğacak zararların tahsili için yasal yollara gideleceğini içeren Kartal ... Noterliğinin 09.08.2017 tarih ... yevmiye no ile davalıya bir ihtarname gönderildiğini, davalının ihtarnameye rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek davacıyı büyük zarara uğrattığını, muadil ürünlerin başka tedarikçilerden temin edildiğini, BK 125/3 madde gereğince sözleşmeden dönüldüğünü, davalı tarafa peşin ödenen bedellerin ve vadesi gelmeyen çeklerin iadesi ile üçüncü kişilerden tedarik edilen muadil ürünlerden kaynaklı fiyat farkı ile doğmuş ve doğacak zararların karşılanması talebini içeren Kartal ... Noterliğinin 16.08.2017 tarih... yevmiye no ile davalıya bir ihtarname ve tedarik edilen ürünlere ilişkin alınan 170.463,75 TL faturanın gönderildiğini, söz konusu faturanın alınan muadil malların bedeli ile fiyat farkını içerdiğini, davalı tarafın söz konusu faturayı Kartal ... Noterliğinin 28.08.2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile iade ettiğini, söz konusu ihtarnamede fesih bildirimine itriraz edildiğini, söz konusu ürünlerin teslim edileceğine dair ya da neden teslim edilmediğine ilişkin hiç bir beyanda bulunmadıklarını, yukarıda bahsedilen nedenlerle ... dosyada takip başlatıldığını, davalı tarafın haksız itirazı sonucu takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptaline ve davalının borca yeter miktarda malları üzerine tedbir konulmasına ve % 20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemeden açılması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı şirketin çalışanının 3.000 m2 olan ürün miktarının 8.000 m2'ye çıkarmış olmasının davacı iddiasının gerçeği yansıtmadığının açık delili olduğunu, gecikmenin davalıdan kayanaklandığı kabulu anlamına gelmemek üzere sözleşmede satıcının bu tür bir gecikmeye mahal vermesi halinde muadil ürünü alıcı tarafından alınıp davalıya fatura edilebileceğine dair açık bir hükmün olmadığını, davacıya gönderilen ihtarname ile bahsedilen faturaya itirazlarının bildirildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla gecikmeye ilişkin sözleşmede 6.3 maddesinin düzenlendiğini, söz konusu maddede düzenlenen cezai şartın farklı olduğunu, sözleşmede davalı uygulamasına cevaz veren herhangi bir düzenlemenin olmadığını, eksik teslim edildiği iddia edilen ürün miktarının 8.000 m2 olmadığını, yapılan sözleşmede ürün m2 fiyatının 12 TL olduğunu, oysa faturada bunun 18TL+KDV ile 21,24 TL ye geldiğini m2 de yaklaşık 10 TL fark olduğunu, bu farkın fahiş olduğunu, sözleşmenin 3 sayfasındaki 6. Bölümde 6.1 maddede yapılan "düzeltmenin" kabul edilmediğini beyan ederek davanın reddinie karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tarafların tacir oldukları, davacı tarafından davalı aleyhine cari hesaba bağlı alacak nedeniyle takibe başlandığı, tarafların tacir olması nedeniyle her iki tarafından ticari kayıtları üzerinde mali müşavir tarafından inceleme günü verildiği, her iki tarafın ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonrasında davacının davalıdan cari hesap alacağı olarak 115.548,11 TL asıl alacak ile 1050,80 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu,bu nedenle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasındaki 13/02/2017 tarihli mal alım sözleşmesinin 6.3. Maddesinde cezai şart belirlenmiş ise de; cezai şart bir rakam olarak belirtilmiş aylık ya da yılık olarak belirlenme yoktur. Bu nedenle cezai şart ifaya etki cezai şart niteliğindedir. İfaya bağlı cezai şart akdi feshi halinde istenemez bu nedenle bu talebin reddine, asıl alacağın cari hesaba bağlı alacak olması nedeniyle likit olduğu bu nedenle asıl alacak olan 115.548,11 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine , ..."karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda, asıl talebi olan menfi zarara dair hiçbir açıklama, değerlendirme ve gerekçe de bulunmadığını, davalının davacıya olan sözleşmesi gereğince yüklendiği borçlarını ifa etmediği ve temerrüde düştüğü; davacının haklı olarak sözleşmeden döndüğü ve menfi zararının isteyebileceği sabitse de bu talebinin mahkemece kabul edilmediğini, taraflar arasındaki 13.02.2017 tarihli sözleşme uyarınca davalı şirket sözleşmede belirtilen ürünleri davacının sipariş sırası ve tarihi doğrultusunda sipariş geçtikten sonra 3 gün içerisinde davacıya teslim etmek, davacı ise bu ürünlerin bedelini ödemek borcu altına girdiğini, sözleşmenin 3.1. maddesinde davacının mail ortamında davalıya göndereceği sipariş talebi doğrultusunda satıcının talep edilen ürünlerin 3 gün içerisinde sevkinden sorumlu olduğu kararlaştırıldığını, dava konusu olayda ise geç teslim değil, "teslim etmeme/ifa etmeme" söz konusu olduğunu, 56.821,24 tl davacı şirketin davalının temerrüdü nedeniyle uğradığı menfi zarar olduğunu, menfi zarar öğretide, sözleşmenin geçerliliğine olan güvenin boşa çıkmasından doğan zarar olarak tanımlandığını, dava konusu olayda da davalı şirketle yaptığı sözleşmenin ürünlerin teslim edilmemesi dolayısıyla hükümsüz kalması nedeniyle sonraki bir tarihte sözleşme konusu ürünü daha yüksek bedelle almak zorunda kalan davacı bu zararının menfi zarar olduğu ve tbk m. 125/3 uyarınca tazmini gerektiğini, muadil ürünlerle ilgili olarak piyasa araştırması yapılması talebimiz de yargılama esnasında akim bırakıldığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığından usulden reddi gerektiğini, haksız ve esası ispatlanamayan davanın esasa ilişkin nedenlerle de reddi gerektiğini, isabetsiz şekilde davalı aleyhine verilen kısmi kabule dair yerel mahkeme kararının kaldırılması/bozulması gerektiğini, davacının iddiasını ispat yükümlülüğü görmezden gelinerek eksik inceleme yapıldığını, mahkemece de bu nokta irdelenmemiş, davacı iddiasını somut ve yazılı delillerle ispatlayamamış olmasına rağmen davasının kısmen de olsa kabul edildiğini, faturaya dayanarak alacaklı olduğunu iddia eden davacının, bu faturanın konusu olan alacağın varlığını ispatlaması şart olup bilindiği üzere itirazın iptali davaları takip dosyasına sıkı sıkıya bağlı olduğunu, somut olayda usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığını, arada sözleşme olmasının, borcun doğması için yeterli olmadığını, faturaya itiraz olgusunun gözden kaçtığı, edimlerin karşılıklı ifasının asla değerlendirilmediği, davacının iddialarını ispatlayamamasına rağmen peşinen haklı kabul edilerek hakkaniyetsiz bir hüküm verilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, bilirkişinin hukukçu olmamasından kaynaklı olarak düştüğü hata ile davalı şirketi borçlu çıkartması bir yana, bu fikri yerel mahkemenin de benimsemiş olması ortaya vahim bir hata çıkartmış olup yanlış değerlendirilen bir diğer hususun da davacının attığını iddia ettiği maillerin somut olayda delil olma vasfı taşımadığı olmakla davacının maillerine herhangi bir karşılık olmaması hususunun gözden kaçtığını, ayrıca zaten sözleşmede belirli bir termin olmadığını, her ne kadar “talep maille iletilecek teslim 3 gün içinde yapılacak” dense de teslim aldıklarını ikrar ettikleri daha önceki ürünlerin siparişi bu yolla olmadığını, kaldı ki söylediği gibi eksik teslim edildiği iddia edilen ürün miktarının 8 bin metrekare değil kabul anlamına gelmemek kaydıyla faturadaki miktarın 8 bin 25 metrekare olduğunu, yerel mahkemede yapılan yargılama sırasında bu hususta gözden kaçırılarak davalı aleyhine verilen karar aleyhe verilmemesi bir yana üstelik ağırlaştırıldığını, kısmi kabul kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda temelde cari hesapların birbirini doğrulaması baz alınarak hataya düşülmesi ve mahkemece aynı hatanın tekrarı, hükmün hatalı ve yanlış olmasını getirmiş, mahkemece davalı aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatına ilişkin kararın da; dava konusu alacağın varlığı ispata muhtaç ve tamamen ihtilaflı olduğundan kaldırılması/bozulması gerektiğini, Bilindiği üzere hesaplanması dava edilmese bile mümkün olan asıl borca bağlı olarak, borçlu kötü niyet tazminatına mahkum edilebilse dahi, somut olaydaki alacağın varlığı ispata muhtaç olduğunu, bu nedenle davavlı şirketin kabul edilen tutar üzerinden haksız ve mesnetsizce kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi kararının kaldırılması gerektiğini, davacının en az %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, sözleşmeden dönülmesi nedeniyle menfi zararın tazmini, alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının teslim borcunu ihmal edip etmediği, sözleşmeden dönülmesi nedeniyle zarar talep edilip edilemeyeceği, alacak iddiasının takipte talep edilip edilmediği noktasındadır.Taraflar arasında 13/02/2017 tarihli mal alım sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafından davalı muhatabına çekilen Kartal ... Noterliğinin 16/08/2017 Tarih ve ...YN'lu ihtarnamesi ile, ürün teslimine ilişkin önceki ihtarnamelerden de bahsedilerek ürün teslimi yapılmaması nedeniyle sözleşmeden dönüldüğü ihbar ve ihtar edilmiştir.Davacı tarafından davalıya 17/08/2017 tarih ve 170.463,75 TL bedelli fatura düzenlenmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, "13/02/2017 tarihli sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle uğranılan zararlar ve alacağın tahsili" sebebine dayalı olarak 170.463,75 TL asıl alacağın 1.050,80 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 11/09/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, yetkiye ve borca itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, diğer savunmaların yanı sıra mahkemenin yetkisine de itiraz edilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesinde uyuşmazlık halinde İstanbul Anadolu mahkeme ve icra daireleri yetkili kılınmış olup, buna göre takip ve dava yetkili icra dairesi ve mahkemede başlatılmıştır. Bu nedenle davalının yetkiye dair itirazları yerinde değildir.Davalı tarafça icra takibinin faturaya dayalı olduğu ve davacının faturadan kaynaklı alacağını ispat edemediği, yargılama sırasında icra dosyasından sapılarak yeni bir borç yaratıldığı ileri sürülmüştür. Ancak, icra takibinde sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle uğranılan zararlar ve alacağın tahsili alacağın sebebi olarak gösterilmiş ve takip talebine 17/08/2017 tarih ve 170.463,75 TL bedelli fatura eklenmiştir. Söz konusu fatura ise, 40*40 delta krem mat 8.025,60 m2 sebebine dayalı olarak düzenlenmiştir. Takip talebinde de asıl alacak olarak bu fatura tutarı talep edilmiştir. Bu halde, anılan faturanın, hem sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zarar ve teslim edilmeyen ürün bedelinin iadesini kapsadığı anlaşılmaktadır.Davacı, Borçlar Kanunu'nun 125/3 sözleşmeden dönme nedeniyle uğranılan menfi zararının tazminini talep etmiştir. Ancak, davacı, sözleşmeden döndüğünü belirtmiş ise de, teslim edilen ürünlerin iadesine hazır olduğunu bildirmediğine göre, sözleşmeden dönülmesine ilişkin beyan esasen ileriye etkili olmak üzere yapılan fesih niteliğindedir. Bu nedenle menfi zarara ilişkin bir talepte bulunulması mümkün değildir. Sözleşmenin haklı feshi halinde de ancak sözleşmede düzenleme var ise müspet zarar kapsamında fiyat farkı nedeniyle oluşan zarar talep edilebilir. Sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunmadığından davacının fiyat farkı zararını talep etmesi mümkün değildir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde, sözleşme tarihinden itibaren 4 hafta sonra ilk sevkıyatın başlayacağı, malzemelerin tamamının şantiye iş programı dahilinde yapılacağı ve 30/05/2017 tarihine kadar eksiksiz teslim edileceği, sevkıyatların mail ortamında şirket yetkilisine sipariş talebi doğrultusunda 3. iş günü içinde sevkıyatın yapılmasında satıcının sorumlu olduğu düzenlenmiştir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu üzere teslim edilmeyen ürün bedeli 115.548,11 TL'dir. Davalı tarafça, davalının mail ve ihtarnamelere rağmen kalan ürünleri teslim etmemesi nedeniyle sözleşmenin 3. maddesi ihlal edilmiştir. Bu durumda davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, teslim edilmeyen ürün bedelinin davacıya iadesi gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinafbaşvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.973,27 TL harcın, alınması gerekli olan7.893,09 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.919,82 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025