T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1456
KARAR NO:2025/277
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/06/2021
NUMARASI:2020/618 Esas - 2021/650 Karar
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/03/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davalı... A.Ş vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı ... A.Ş'den (Eski Unvan, ... Şti ) 06/11/2013 tarihli sözleşme ve 22/11/2013 tarih ... fatura no ile Kadıköy ... Noterliğinin 22/11/2013 tarihli ...yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile 535.000 TL bedelle ... plakalı ... marka ... marka otomobili satın aldığını, müvekkili şirkete Bakırköy 1. Ağır ceza mahkemesinin 2018/265 esas sayılı dosyası ile Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu gereğince dava açıldığını ve bu davada müvekkili şirkete ait ... marka otomobilin de aynı şekilde ithal edildiğinin bildirildiğini ve müvekkili şirket yetkilisinin ifadesinin alındığını, müvekkilinin satın aldığı aracın diğer davalı .... Şti tarafından eksik fiyat bildirimi ile gümrük vergilerinin kısmen ödenmediğini ve araç üzerine kısıtlılık şerhi konulduğunu açılan dava ile öğrenildiğini, müvekkili şirket tarafından gümrük müdürlüğüne 19/02/2020 tarihinde 73.457,00 TL ödendiğini, söz konusu bedeli davalı şirketten talep ettiklerini, davalılardan ... A.Ş aleyhine ... sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattıklarını ve davalı şirketin itiraz ettiğini, takibin durduğunu, söz konusu davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, her iki davalının ortaklarının ... ticaret sicil nolu ... Şti'nde ortak olduklarını, müvekkilinin uğradığı zarardan her iki şirketin de müştereken ve müteselsilen sorumluğu olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, 73.457,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP:Davalı... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu aracın müvekkili şirket tarafından ithal edilmediğini, 02.08.2013 tarihinde diğer davalı olan ... Şti. tarafından ... firmasından satın alınarak ithal edildiğini, İthalatta gümrük yükümlülüğünde yükümlünün beyan sahibi olduğunu, Müvekkili firmanı davaya konu aracı ... Şti.’den 18.11.2013 tarihinde satın aldığını, müvekkili firmanın herhangi bir gümrük yükümlülüğü bulunmadığını, bu nedenle davalı müvekkili şirket aleyhinde açılan davada husumetleri bulunmadığından dava dilekçesine husumet yokluğundan itiraz ettiklerini ve davanın bu nedenle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde de açık olarak beyan ettiği üzere davalı ...’ün eksik bildirimi sebebi ile kaynaklanan kaçakçılıkla mücadele kanunu gereğince Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/256 esas sayılı dosyasında açılmış bir dava söz konusu olduğunu, müvekkil şirketin davanın tarafı dahi olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu davada verilmiş bir hüküm dahi bulunmadığını, bu tarz davalarda araçlara tedbir koyulmasının sebebinin dava sonuçlanıncaya kadar daha fazla mağduriyet doğmasının engellenmesi olduğunu, davacı tarafın tedbire ilişkin ödediği bedelin kendi inisiyatifinde olduğunu, dava sonucunu beklemeyerek yapılan ödeme için müvekkili şirkete başvurulmasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, rücu edilmesi gereken kurumun diğer davalı olan beyan sahibi ... Şti olduğunu, davacının dava dilekçesinde diğer davalı şirket ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunduğu iddiasını ise kabul etmediklerini, müvekkili şirketin yetkilisi olan ...'ın dava dilekçesinde adı geçen ... Şti’de bulunan hisselerini yıllar önce devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkili şirket yetkilisinin de hukuken sorumluluk süresinin bittiğini beyan ederek, öncelikle huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın husumet itirazı ve diğer usuli itirazlar dikkate alınarak usulden reddine, davalı müvekkili firmanın savunma hakkının kısıtlanmaması adına (davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacı tarafın taleplerine dair evrak ve belgelerin toplanmasından sonra beyan ve itirazda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, haksız ve mesnetsiz iddia ve taleplerden ibaret davanın reddine, yargılama giderleri ve ücret- i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti'ne mahkememiz tarafından usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Davalı ... Şti yönünden; davacı vekili ... Şti ile ... A.Ş arasında organik bağ bulunduğunu, her iki davalının ortaklarının ... ticaret sicil nolu .... Şti'nde ortak olduklarını, müvekkilinin uğradığı zarardan her iki şirketin de müştereken ve müteselsilen sorumluğu olduğunu savunmuş ise de davalı şirket ortaklarının dava dışı .... Şti' ye ortak olmalarının davalılar arasında organik bağ olduğuna karine olamayacağı, davalı şirketler arasında organik bağ olduğuna dair başkaca bir delil bildirilmediği anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davalı ... A.Ş yönünden; Somut olayda, davacının dava konusu aracı davalı ... A.Ş'den 22/11/2013 tarihinde satın aldığı, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/265 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığı, bilahare davacı tarafça, 5607 sayılı Kanun ve yönetmelik gereği ÖTV'nin %25'ine isabet eden 73.457,00.-TL ödediği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda, satış sözleşmesine konu aracın ayıplı olduğu, satılan aracın ÖTV sinin ödenmediğinini basit bir muayene ya da gözden geçirilmeyle anlaşılması mümkün olmadığı, davalı- satıcının aracın ÖTV sini ödemekle mükellef iken bu edimini yerine getirmediği, davacının 7607 sayılı yasanın 10. maddesinde düzenlenen yaptırımla karşılaşmamak için ödemek zorunda kaldığı, davacının kendi akidi satıcı davalıdan gümrük müdürlüğü'ne ödediği bedeli talep edebileceği, (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. hukuk dairesinin 19/11/2019 tarihli 2019/327 Esas- 209/2192 Karar numaralı kararı) davacının 19.02.2020 tarihinde gümrük müdürlüğüne ödemede bulunduğu, ödeme tarihinden itibaren avans faiz talebinin yerinde olduğu görülmekle davanın ... A.Ş yönünden kabulüne dair ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın ... A.Ş yönünden kabulü ile, 73.457,00 TL'nin 19/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkili şirket ile arasındaki satış sözleşmesine istinaden davacıya satılan aracın eksik fiyat bildirimi nedeniyle gümrük vergisinin ödenmediğini beyanla kendisi tarafından ödenen 73.457,00-TL tutarındaki vergi bedelinin müvekkili şirket ve diğer davalı şirketten tahsili talebiyle dava ikame ettiğini mahkemece davanın müvekkili şirket yönünden kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Mahkemece verilen kabul kararının gerekçesinde; davacının TBK 227'de belirtilen seçimlik haklarından ayıptan doğan zararın tamamının giderilmesini isteme hakkını kullandığı, yönetmelik gereğinin ÖTV'nin %25 i tutarındaki 73.457,00-TL paranın davacı tarafça ödendiği, aracın ayıplı olduğu ve davalı müvekkilin aracın ÖTV'sinin ödemekle mükellef iken bu edimi yerine getirmediği, davacının 7607 sayılı yasanın 10. Maddesinde düzenlenen yaptırımla karşılamamak için bu bedeli ödediği, bedeli davalı müvekkil satıcıdan talep edebileceği belirtildiğini, Mahkemece verilen kabul kararının gerekçesinin hukuki değerlendirme açısından açıkça hatalı olduğunu, müvekkilinin , satışa konu araç ithal edildikten sonraki üçüncü maliki olduğunu, müvekkilinin aracın ithalatçı firması olmadığından eksik ödendiği iddia olunan verginin sorumlusu olmadığını, davacının ödemiş olduğu vergi bedelini ithalatçı firmadan talep edebileceğini , eksik ödenen vergiye sebebiyet verenin müvekkili şirket değil, ithalatçı firma olduğunu, zira ÖTV'yi ödemekle yükümlü olan tarafların, ithalatçı ve ilk satıcı olduğunu, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, öte yandan anılı ceza davasında yapılan yargılama halen devam ettiğini, ceza dosyasından konulan şerhin, aracın ayıplı olduğunu göstermediğini, araca konulan şerhin hukuken tedbir niteliğinde olup ceza davası halen devam etmekte olduğundan aracın aracın ayıplı olup olmadığı konusunda yapılmış bir tespit mahiyetinde olmadığını, ceza davası sonucunda vergi bedelinin eksik ödenmediğine ilişkin tespit yapılması da kuvvetle muhtemel olup ayıplı olup olmadığı açık ve net şekilde tespit edilemeyen, tespiti yargılamanın sonucuna bağlı araç hakkında ayıptan doğan sorumluluk nedeniyle hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının, dilekçesinde, satın almış olduğu araca Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/265e. sayılı dosyadan kısıtlılık şerhi konulduğunu belirtmekte idiyse de dosya kapsamındaki belgelerde şerhin hangi tarihte konulduğu bilgisine yer verilmediğini, müvekkiline bu hususta ne zaman ve hangi yolla bildirim yaptığını da beyan etmediğini, müvekkili şirketin dosyada taraf da olmadığını, davacının 19.02.2020 tarihinde İstanbul Gümrük Müdürlüğüne ödeme yaptıktan sonra da müvekkili şirkete ne suretle bildirim yaptığını belirtmediğini, davacının, huzurdaki davaya kadar ne müvekkile ayıp bildiriminde bulunduğunu ne seçimlik haklarından hangisini kullanmak istediğini usulüne uygun şekilde müvekkil şirkete bildirdiğini, mahkemenin belirttiği "zararın tamamının giderilmesi" konulu seçimlik hak bulunmadığını, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/265 esas sayılı dosyası istenilmiş olmasına rağmen dosya henüz celbedilmeksizin eksik incelemeyle hüküm tesis edildiğini, mahkemece ihbar ve bildirim külfetinin re'sen göz önüne alınması gereken mevcut durumda bildirim külfeti yönünden değerlendirme ve nitelendirme yapılmaksızın zararın müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, oysaki alıcının, bildirim külfetini yerine getirmediğinden müvekkilinin alıcıya karşı sorumluluğundan bahsedilemeceğinden davanın reddi gerektiğini, mahkemece eksik araştırma yapılmak suretiyle hüküm kurulmuş olup başlı başına kararın kaldırılmasını gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin davacının ödeme tarihi olarak hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davacının, davalı satıcıdan satın aldığı sıfır aracın 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3/2.maddesinde yazılı suça konu olması nedeniyle eksik ödenen ÖTV'nin davacı tarafından ödenmesi üzerine davalı satıcı hakkında başlatılan icra takibi ile tahsilde mükerrerlik olmaması kaydıyla ödenen bedelin davalı ve organik bağı bulunduğu iddia edilen diğer davalıdan müştereken müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... A.Ş yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... A.Ş vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davacının davaya konu aracı 22.11.2013 tarihli fatura karşılığı 535.000 TL bedelle davalı ... A.Ş'den (Eski Unvanı.... Şti) satın aldığı, 22.11.2013 tarihinde Kadıköy ... Noterliğinin işlemi ile aracın davacı adına tescilinin yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/265 esas sayılı dosyasında 06.11.2018 tarihli tensip zaptıyla davacının satın aldığı davaya konu araçta dahil olmak üzere pek çok araç yönünden trafik kayıtlarına CMK'nın 128/4 maddesi gereğince, el koyma bağlamında tedbir şerhi işlenmesine karar verildiği, bu ihtiyati tedbir kararının aracın plakası üzerine "CMK 128/4 md.gereği araç satılamaz, devredilemez" şeklinde işlendiği görülmüştür. Ceza Mahkemesinde açılan davadan sonra 19.07.2019 tarihinde 30836 sayılı Resmi Gazetenin Mükerrer sayısında yayımlanan 7186 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 21. Maddesiyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenen geçici 11. Maddede " Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle başlatılan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında bulunan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları ile ilgili olarak taşıtın tasfiyesinin tamamlanmamış olması, 31.12.2019 tarihine kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül eden tutarın, başvuru sahibine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde, araç hakkında el koyma ve müsadere kararı verilmez, mevcut el koyma kararı kaldırılır ve el konulan aracın sahibine iade edilmesine karar verilir. İadesi talep edilen ulaşım araçlarının muhafazasına ilişkin masraflar araç sahibince ödenir.Cumhurbaşkanı bu fıkrada yer alan başvuru süresini altı aya kadar uzatmaya yetkilidir." şeklinde düzenlenme yapılmıştır. Anılan düzenleme uyarınca davacının başvurusu üzerine 19.11.2019 tarihinde Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü'nce ödenmesi gereken ÖTV tutarının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi ihtar edilmiş olup, davacının 19.02.2020 tarihinde ...Müdürlüğüne 73.457,00 TL tutarı ödemesi üzerine ceza mahkemesince araç üzerindeki ihtiyati tedbir kararının 13.04.2020 tarihinde kaldırıldığı anlaşılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.Satıcının diğer bir borcu ise TBK'nun 214 ilâ 218. maddelerinde düzenlenen zabta karşı teminat borcudur.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). CMK 128/4 maddesi " Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur." şeklinde düzenlenmiştir.Davada vakaların anlatımı taraflara talebinin hukuki niteliğini tavsif mahkemeye ait olup (YİBK. 04.06.1968, 15/6 sayılı ); Davaya konu aracın el konulmak suretiyle alıcı davacının elinden alınması söz konusu değil ise de aracın yurda yasal olmayan yollardan sokulması nedeniyle ceza mahkemesince CMK 128/4 maddesi el koyma kararının uygulanması amacıyla satılamayacağı ve devredilmeyeceği yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, davacı tarafından ÖTV'nin ödenmemesi halinde araca el konulması sonucu doğacağı gözetildiğinde bu hali ile araç kaydı üzerinde konulan tedbirin “hukuki ayıp” niteliğinde olduğu söylenemeyecektir. Satım sözleşmesine konu araca CMK 128/4 maddesi uyarınca araç kaydına şerh vermek suretiyle el konulduğundan TBK 214.vd. Maddeleri uyarınca zapttan sorumluluk hükümleri uygulama alanı bulacaktır. TBK'nun 214. maddesine göre de satıcı, satılan şeyin bir üçüncü kişi tarafından satım sırasında varolan bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen el konulmasından alıcıya karşı sorumludur. TBK'da satılanın zapt nedeniyle satıcının sorumluluğu için özel bir zamanaşımı düzenlenmemiş olup, dava 10 yıllık genel zaman aşımına tabiidir. Somut olayda davacının 22.11.2013 tarihinde davalı satıcıdan aldığı yurda ithal işlemlerindeki usulsüzlük nedeniyle CMK 128/4 maddesi uyarınca araç siciline 06.11.2018 tarihinde şerh vermek suretiyle el konulan aracın müsaderisini önlemek başka bir anlatımla satıma konu aracın elinden alınması tehlikesini (zapt tehlikesini) önlemek amacıyla ödediği ÖTV talep etmiş olup, zapt tehlikesini önlemek amacıyla davacının yapmış olduğu ödeme nedeniyle uğradığı zarardan davalı satıcının sorumlu olduğunun kabulü gerekmiştir. Bakırköy 1. Ağır Ceza mahkemesinde davaya konu aracı ithal eden firma yetkilileri hakkında açılan kamu davasında verilecek kararın - ki bu dava satıcı hakkında olsa dahi - satıcının sorumluluğu yönünden eldeki davaya herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmuştur.Diğer yandan davacı zapt tehlikesini önlemek amacıyla ödeme yaptığı gözetildiğinde uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanmasına göre ödeme tarihi itibariyle temerrüt oluşmuş olup, mahkemece hükmedilen bedele ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.254,46 TL harcın, alınması gerekli olan 5.017,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.763,39 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.06/03/2025