T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2159
KARAR NO: 2025/64
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/10/2021
NUMARASI: 2018/962 Esas - 2021/768 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/01/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı/karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili asıl dava yönünden sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete faturalı olarak sulu tutkal sattığını, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında tahakkuk eden toplam 1.433.308,62-TL'nin tahsili amacıyla yapılan icra takibine davalı tarafın haklı bir neden olmaksızın itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptaliyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu sulu tutkal malzemesinin 26/06/2018 tarihli laboratuvar raporuna göre butil akrilat oranının çok yüksek seviyede olması nedeniyle ürünlerin yurt dışından iade edildiğini, bu hususun davacı taraf ile paylaşıldığını, dolayısıyla davacı tarafından satılan ürünün ayıplı olması nedeniyle asıl dava yönünden davacı tarafın herhangi bir alacak talep edemeyeceğini bu nedenlerle asıl davanın reddine; karşı dava yönünden müvekkili şirket tarafından satın alınan su bazlı tutkalın ayıplı olması ve kullanıldığı cornet malzemesinin yurt dışından iade edilmiş olması nedeniyle davacı tarafa fazladan yapılan 245.484-TL alacak, su bazlı tutkalın kullanıldığı ve iade edilen ürünler nedeniyle oluşan zarar ziyanın şimdilik 200.000-TL'sinin, ayrıca ürünlerin yurt dışına gönderilmesi sırasında gümrük, lojistik, depolama ve benzeri masraflar için 100.000-TL, yurt dışından gönderilen ürünlerin gümrükten çekilmesi masrafı olarak 100.000-TL, müvekkilinin iade edilen ürünlerle ilgili uğramış olduğu itibar kaybı nedeniyle siparişlerindeki azalmadan dolayı kazanç kaybı olarak 100.000-TL ve ayrıca müvekkilinin yurt dışı müşterilerine karşı ve kamu nezdinde uğradığı itibar kaybı nedeniyle 20.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 745.484,00-TL maddi ve manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı-karşı davacı vekili tarafından sunulan 29/06/2021 tarihli dilekçe ile, karşı davadaki talep miktarı 5.515.237,85 TL olarak ıslah edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı-karşı davalı tarafından, davalı-karşı davacıya satılan su bazlı tutkal ürününün ayıplı olduğu, tutkalın kullanıldığı kornetlerin yurt dışından iade edildiği hususu dikkate alındığında davacı tarafın ayıplı olarak satmış olduğu ürünlerden dolayı alacağının oluşmadığı, nitekim ayıplı olan ürünlerin bedelinin istenemeyeceği dikkate alınarak asıl dava yönünden itirazın iptali davasının reddine; karşı dava yönünden ayıplı ürünler nedeniyle davalı-karşı davacıya iade edilen kornetler nedeniyle oluşan zararın bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere toplam 5.516.237,85-TL olduğu, davalı-karşı davacının ıslah talebi kapsamında iş bu alacağın tahsilini talep ettiği, eksik olan harcın ikmal edildiği hususu da dikkate alınarak bu miktar üzerinden karşı davanın kabulüne, ıslah dilekçesinde davalı-karşı davacının 5.516.237,85-TL dışındaki alacak ve manevi tazminat isteminden feragat ettiği dikkate alınarak bu talepler yönünden istemin reddine, ancak feragat edilen alacak ve manevi tazminat yönünden davacı-karşı davalı lehine yargılama giderine hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak 1-Asıl dava yönünden; davacı-karşı davalı tarafından, davalı-karşı davacı aleyhine açılan itirazın iptali davasının sübuta ermediğinden reddine, Karşı dava yönünden; davalı-karşı davacı tarafından, davacı-karşı davalı aleyhine açılan ihraç edilen cornet kılıfının iadesine ilişkin tazminat talebinin kabulü ile 5.516.237,85-TL'nin temerrüt tarihi olan 03/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı/Karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davalının yanın ayıp iddiasını kanıtlayamadığını, dosyada bulunan bilirkişi raporlarının ayıp iddiasının kanıtı olamayacağını, 05.10.2018 tarihli rapor eksik incelemeyle hazırlanmış ve yetersiz olup dosyaya sunulan 12.11.2019 tarihli rapor ise eksik incelemeyle hazırlanmış olup ileri sürülen iddia ve savunmaları karşılamadığını, 16.02.2021 günlü ayrık rapor ise itirazlarını karşılamadığını, butil akrilat oranının 50 ppm’den az olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamış veya taahhütte bulunulmamış olup esasen söz konusu üründe butil akrilat oranının 50 ppm’den az olması gerektiği yönünde bir standart da olmadığını, bu konuda gıda ambalajları avrupa topluluğu standardı 500 ppm olup davalı (karşı-davacı) şirket tarafından sunulan e-mail yazışmaları incelendiğinde görüleceği üzere dava konusu üründe butil akrilat oranının 50 ppm’den az olduğuna ilişkin davacı (karşı-davalı) ...’ın herhangi bir taahhüdü olmadığını, dondurma kılıflarında ortaya çıkan kötü kokunun, dava konusu üründen değil, davalı (karşı-davacı) şirketin üretim hatalarından kaynaklanması olası oyup davalı (karşı-davacı) şirket, koku sorunu ile dava konusu ürün (nadhelam 66-a) arasında uygun nedensellik bağını da kanıtlayamadığını, davalı (karşı-davacı) şirketin söz konusu aylar içerisinde olağandan daha fazla üretim yaptığını bu dönemde davalı (karşı-davacı) şirketin sipariş yetiştirme kaygısıyla kurutma işlemini gerekli özenle yapamadığının anlaşıldığını, noterlikçe tespit edilen numuneler üzerinde sayın mahkemece inceleme de yaptırılmadığını, bilirkişi kurulu, dosya içerisinde bulunan ve her ikisi de akredite olan ... AŞ ve ... AŞ’nin analiz/test raporlarını görmemiş ve değerlendirmemiş olup 199.223.200 adet ve 1.784.636,-euro bedelli ihracattan 82.180.800 adet ve 785.621,-euro bedelli ihraç eşyasının geri geldiği tespit edilmiş böylece Belçika’ya ihraç edilen ürünlerin yarıdan azının iade edildiği ve yarıdan çoğunun ise sağlam olduğunun anlaşıldığını, dondurma kılıfları çok hafif malzemeler olup bozuk olsalar idi yerinde imha edilir ve Belçika’dan İstanbul’a geri getirilmeyeceğini, nitekim Gümrük Müşaviri-YMM Bilirkişi sayın ... tarafından dosyaya sunulan 25.01.2021 günlü ayrık raporda, “geri gelen eşyaların (ürünlerin) kusurlu olduğuna ilişkin gümrük yönetmeliği’nin 446/1-b uyarınca belge bulunmadığı” saptandığını; Karşı dava yönünden; tazminat istemi yönünden delil toplanmaksızın yalnızca gümrük beyannamelerine itibar edilerek iade ürünlerin beyannamelerde belirtilen toplam bedeline hükmolunduğunu, davalı (karşı-davacı) şirket, sayın mahkeme önünde bozuk olduğunu iddia ettiği dondurma kılıflarını türkiye’ye geri getirirken gümrük makamları önünde bunların sağlam olduğunu beyan ettiğini, davalı (karşı davacı) şirket, gümrük makamlarına beyanının tam tersini mahkeme önünde ileri sürmektedir ki karşı-davanın salt bu nedenle reddi gerektiğini, yinelemek gerekir ki, belçika’ya ihraç edilen ürünlerin yarıdan azının iade edildiği ve yarıdan çoğunun ise sağlam olduğunu, nakliye masrafları göze alınarak Türkiye’ye geri getirilmesi, bu dondurma kılıflarının yeniden veya başka amaçla kullanılacağının işareti olduğunu, her ne kadar 17.05.2021 günlü dilekçesi ile davalı (karşı davacı) şirket, bu ürünleri imha ettiğini bildirmişse de bu beyana itibar etmenin mümkün olmadığını, bu ürünlerin başka amaçla kullanılmış olması mümkün olup gerçekte davalı (karşı davacı) şirketin herhangi bir zararı olmadığını, zararın varlığı ve kanıtı olabilecek herhangi bir delil de dosya içerisinde bulunmadığını, davalı (karşı davacı) şirket, elliden fazla ülkeye ambalaj malzemesi ihraç etmekte dava konusu Belçika ihracatı ile yakın tarihlerde başka ülkelere de ihracat yapılmış ancak yalnızca Belçika’daki iki firma, ürünlerin yarıdan azını iade etmiş demek ki, aynı tarihlerde başka ülkelere yapılan ihracatta herhangi bir sorun yaşanmamış olup, 2018 yılı ilk beş ayı içerisinde davalı (karşı davacı) şirketçe kullanılan yaklaşık 160 ton (nadhelam 66-a)’nın yüzde doksanı ile hatasız imalat yapıldığı belli olup yaklaşık dört ay içerisinde 160 ton nadleham 66-a kullanan davalı (karşı davacı) şirketin 145 ton ile sağlam üretim yaptığını ve fakat 15 ton nadhelam 66-a’nın bozuk olduğunu iddia etmesi yaşamın olağan akışına ve mantığa da aykırı olduğunu, diğer yandan dondurma kılıfları, alüminyum folyo, kâğıt/karton, vernik, nadhelam 66-a ve başka tutkal malzemeleri kullanılarak basılmakta ve üretilmekte olup yani davalı (karşı-davacı) şirket, dava konusu dondurma kılıfı ambalajını, pek çok malzeme kullanarak basıp üretmekte olup dondurma kılıflarının bir kısmında kötü koku ortaya çıkmasının birçok nedeni olabileceğini, nitekim hatalı olduğu bildirilen dondurma kılıfları üzerinde ... AŞ’nin talebi üzerine ... firması yurtdışı laboratuvarı tarafından yapılan ayrıntılı analiz raporunda dondurma kılıflarındaki kokunun, kullanılan mürekkep ve vernikten kaynaklanabileceği düşünülmüş ve mürekkep ile vernik içeriği araştırılmış olup dosyaya sunulan deliller doğrultusunda reddi gerekirken karşı davanın kabulüne karar verilmesi açıkça yasaya ve dosya içeriğine aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali; karşı dava ise satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında, "..." isimli su bazlı tutkal satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu ihtilaf konusu değildir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap bakiye alacağı" sebebine dayalı olarak 1.433.308,62 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 06/09/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava; davalı tarafça butil akrilatin oranının yüksek olmasından kaynaklı olarak satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle karşı dava açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle ayıp iddiasının değerlendirilmesi gerekir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesine göre ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Davacı tarafça cevaba cevap dilekçesinde davalıya Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs 2018 dönemlerinde değişen miktarlarda ürün satıldığı ve Nisan 2018 tarihinden itibaren şikayetlerin gelmeye başladığı beyan edilmiştir. Ayrıca davalı tarafından 7 nolu delil olarak sunulan 02/04/2018 tarihli davacı mailinde koku şikayetiyle ilgili hususlardan bahsedilmiştir. Bu hususular ve dava konusu ürünün ayıplı olup olmadığının tespiti için laboratuvar incelemesi gerekmesi karşısında ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerekir. Davacı tarafça butil akrilatin oranıyla ilgili bir taahhüdü olmadığı ileri sürülmüş ise de, davalının 8 nolu delil olarak sunduğu 30/04/2018 tarihli davacı mailinde ... ürününün limitin 100 ppm olduğu belirtilerek 0-50 ppm reaksiyona girmemiş butil akrilatin içerebileceği beyan edilmiştir. Buna göre, davalıya satılan ürünlerdeki butil akrilatin miktarının 50 ppm geçmemesi gerekmektedir. İlk derece mahkelesince alınan bilirkişi heyeti raporunda davalı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından kullanılan (... ürünü) ... tutkalının yurt dışı-İsviçre- akredite laboratuvarlarda (...) 4 farklı lot nolu numunelere ait analiz sonuçları verilmiş olup butil akrilat miktarının 67-110 ppm aralığında; davalı ... San. ve TİC. A.Ş. tarafından İspanya'da akredite laboratuvarda (...) ... tutkal ... analiz raporu verilmiş olup 6 adet farklı lot Nolu ve 4 adet farklı üretim günlü olmak üzere toplam 10 numuneye ait ait butil akrilat miktarlarının 91.6-1717 ppm aralığında; davacı ... Kimya -... firması kendi Üretim numunelerini İspanya'daki akredite laboratuvarda(...) analiz yaptırmış olup butil akrilat miktarı farklı 6 numunede (A,B.C,E,F,G) butil akrilat miktarı 457.8-1335,9 ppm aralığında bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir. Ayrıca, bilirkişi raporunda, tutkala koku veren maddenin butil akrilat olduğu, butil akrilatın koku hissedilme eşiği düşük olan bir madde olup, bilirkişi ...'ın tespit çalışmaları sırasında kokunun duyulma başladığı anın akrilat ilavesi ile olduğunu belirttiği ifade edilmiştir. Ek raporda ise, dava dosyasında bulunan ve tarafların birbiriyle anlaşarak akredite dış laboratuvarlarda yaptırdıkları analiz sonuçları değerlendirilerek kanaatini belirttiği, serbest butil akrilat içeriğinde farklı partiler arasındaki değerlerin standart sapmaları hakkında da bir bilgi bulunmadığı, bu bilgilerin eksikliği nedeniyle ... laboratuvarının sonuçları farklı olsa bile bunun ne kadar anlamlı ya da anlamsız olduğu konusunda yorum yapmanın mümkün olmadığı, çünkü farklı partilerde üretilen ürünler farklı sonuçlar verebileceği, akredite olmayan bu laboratuvar sonuçları dikkate alınmayıp, davanın her iki tarafının da numune verdiği (toplam 16 adet numune) İspanya’daki akredite ‘...’ laboratuvarının yukarıda verilen sonuçları değerlendirildiğinde serbest butil akrilat miktarının olması gerekenden fazla olduğu açıklanmıştır. Ancak, anılan bilirkişi raporlarında davacının iddiaları arasında yer alan üretimden sonra kurutmaya ilişkin hususlar, davacının sunduğu ... ve ... firmalarına ilişkin test raporları, ... tarafından davacıya gönderilen 03/09/2018 tarihli mail içeriği, davacıdan satın alınan ürün miktarı ile ayıba konu ürün miktarı arasındaki uyum ve noterde bulunan numuneler hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmamış, ayrıca ... İle ... aynı laboratuar olmasına rağmen iki farklı laboratuar gibi değerlendirme yapılmış olması karşısında söz konusu bilirkişi raporları hüküm vermeye elverişli değildir.Bu sebeple, öncelikle ... tarafından davacıya gönderilen 03/09/2018 tarihli mailin tercümesi dosyaya kazandırıldıktan sonra, tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporlarına yönelik itirazları kapsamında yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonca göre karar verilmesi gerekir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı/karşı davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/01/2025