T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1271
KARAR NO: 2025/62
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/03/2021
NUMARASI: 2018/449 Esas - 2021/304 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/01/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ...'e çeşitli ürünler sattığını, davalının bazı ödemelerini çek ile yaptığını, bu çeklerden bir tanesinin dava konusu 31/03/2018 keşide tarihli 47.500,00TL bedelli çek olduğunu, davacının bu çeki teminat amacıyla bankaya vermek istediğini, bankanın çeki riskli gördüğü için kabul etmediğini, bunun üzerine çekin davalı ..'e çek iade bordrosu ile teslim edildiğini, davacı cirantadan sonra çek üzerinde diğer davalı ...'in yer aldığını, davalı ... ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığını, davalı ...'ün ...'in ortağı olduğunu, ...'ün bu şirketteki hisselerini 25/12/2017 tarihinde ...'e devrettiğini, ...'in davalı ... şirketinin ortağı olduğunu, dava konusu çekin ...'e çek iade bordrosu ile iade edildiğini, ancak çekteki cironun üzeri çizilmek suretiyle iptal edilmediğini, davalı ... tarafından dava konusu çeke ilişkin olarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını belirtmiş, davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine, çek istirdadı talebinin kabulüne, davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " İİK'nın 72/4. maddesi, ''Dava, çek istirdatı istemine ilişkin olup, davacı ciranta çekteki ciro hata ile iptal edilmediğinden işbu davayı açmış, davalılar ise davaya cevap vermemiştir. Dava konusu çekteki ciro silsilesi düzgün olup, aksi ispatlanamadığı için davalı taraf iyiniyetli yetkili hamil konumundadır. Mevcut ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı anlaşılmakla çekin borçtan mücerret olma niteliği karşısında, davanın tarafları arasında davacı taraf ticari defterlerine göre herhangi bir ticari ilişki bulunmaması, davalı tarafın çeki kötüniyetli ve ağır kusurlu olarak iktisap etmiş olduğu anlamına gelmemektedir (Benzer yönde; İstanbul BAM. 14 HD. 2018/772 Esas, 2019/249 Karar). Davalı ... Tekstil'in çeki muntazam ciro silsilesi ile iktisap ettiği görülmektedir. Her ne kadar çek iade bordrosu dosyaya sunulmuş ise de iptal edilmeyen ciro sebebiyle davacının davalıya karşı kambiyo hukukundan doğan sorumluluğu ortadan kalkmamıştır. Davalı ...'ün davalı şirketlerin ortağı olması da tek başına çekin kötüniyetli iktisap edildiğini göstermez. Yine, iade bordrosu ile teslim edilen çekteki cirosunu iptal etmeyen davacının basiretli bir tacir gibi hareket ettiğinden de bahsedilemez. Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.'' hükmünü içermektedir. Anılan yasal düzenlemeye dayalı olarak tazminata hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir kararının infaz edilmiş olması gerekir. Somut olayda; mahkememizce verilen 20/04/2018 tarihli tedbir kararının infaz edildiği anlaşıldığından, kötüniyet tazminatı verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çekteki ciro zincirine dikkat edilmesi gerekmekle ...’e ait soruşturma ve el koyma dosyaların bulunduğunu, mevcut ciro zinciri değerlendirildiğinden davacının cirantalar arasında çok sıkı ilişkiler ağı olduğu ve çekin davacıyı zarara uğratmak amacıyla ... tarafından dolaşıma sokulduğunu, davalı ...’ ün ağır kusurlu olduğunu, davacıdan sonra gelen ciroların hiçbir borç ilişkisi olmadan yalnızca davacıdan haksız para tahsil etmek amacıyla oluşturulduğunu, cirantalar arasındaki organik bağ bulunduğunu, sahte ... cirosu ile ... 3. iyiniyetli hamil haline getirildiğini, davacıdan sonraki ciroların tamamen davacıdan haksız tahsilat amacıyla üretildiğini, davalı ... aleyhinde resmi evrakta sahtecilikle ilgili savcılık soruşturmaları olduğunu, bu hususlar mahkemece yeterince araştırılmadan ve değerlendirmeye tabi tutulmadan karar verildiğini, dava ve icra takibi konusu çek ... şirketi tarafından borç ödemesi olarak davacı Sunpor şirketine verildiğini, davacı ... şirketi de bu çeki ...’a teminat olarak vermek istemiş fakat ... bu çeki riskli gördüğü için teminat olarak kabul etmemiş ve davacı şirkete iade etmiş bunun üzerine davacı ... şirketi de dava konusu çeki davalı-ciranta ...’ e çek iade bordrosu ile iade ettiğini, dava konusu çek davacı şirket muhasebe çalışanı tarafından ...’e iade edilirken çek iade bordrosu düzenlenmiş fakat çekteki cironun üzeri çizilmek suretiyle iptal edilmediğini, çek incelendiğinde davacıdan sonraki cironun ... şirketine ait olduğunun görüleceğini, davacı şirketin çekte bir sonraki ciranta olan ... şirketi ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, böyle bir ticari ilişki olmadığı için de ... şirketine herhangi bir şekilde çek verilmediğini, davalı ..., diğer davalı ... kaşesi ile çekleri tedavüle koymakta olup bu sebeplerle, ... ve ... yönünden kararın kaldırılması gerektiğini, davacı şirket tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan 2021/75494 sayılı soruşturma dosyasının da beklenmesini gerektiğini, dava konusu icra takibine dayanak çek cirantalarından, davacı ... Şirketi dışında faaliyet gösteren bir tane dahi ciranta bulunmadığını, davacıya basiretli tacir olmadığı değerlendirmesini yapan mahkeme davacı dışındaki cirantaların borca batık olmasını, özellikle ... hakkında soruşturma dosyası olmasını ve davacıdan haksız para tahsil edilmeye çalışılmasını değerlendirmeye tabi tutmamış hayatın olağan akışına aykırı bu verilerin değerlendirilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi(çek)nin geriye ciro edilmesi nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıların çeki kötü niyetle iktisap edip etmedikleri noktasındadır. Dava konusu çek dava dışı ... Akaryakıt Ltd. Şti. Tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. Lehine 31/03/2018 tarihinde 47.500,00 TL bedelli olarak keşide edilmiş ve sırasıyla lehtar, davalı ..., davacı ..., davalı ... Tekstil, davalı ..., davalı ... tarafından ciro edilmiş ve davalı ... tarafından 02/04/2018 tarihinde bankaya ibraz edilmiştir. Davalı takip alacaklısı ... tarafından, davacı ve diğer çek sorumluları hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "31/03/2018 keşide tarih ve 47.500,00 TL bedelli çek" sebebine dayalı olarak 45.900,00 TL asıl alacağın 111,21 TL işlemiş faiz, 4.750,00 çek tazminatı, 142,50 TL komisyon bedeli ile birlikte tahsili istemiyle 09/04/2018 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 788/3. maddesine göre, ciro, düzenleyen veya çekten dolayı borçlu olanlardan herhangi biri lehine de yapılabilir. Bu kişiler çeki yeniden ciro edebilirler. Çek o ana kadar çekle ilgilisi olmayan bir kişiye ciro edilebileceği gibi, daha önce çek ilgilileri arasına katılmış bir kimseye de ciro edilebilir. İşte senedin bu şekilde daha evvel çek borçlusu durumuna girmiş bulunan kimselere avdetine yol açan ciroya geriye ciro denilmektedir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s. 636). Çekte düzenleyenin geriye ciroyla senedi iktisap etmesi hâlinde “alacaklı” ve “borçlu” sıfatı aynı kişide birleşecek ise de anılan madde 6098 sayılı TBK’nin 135. (818 sayılı BK’nin 116.) maddesinde belirtilen alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi hâlinde borcun düşeceğine ilişkin düzenlemenin istisnasını oluşturmaktadır. Bu durumda bononun geriye ciro ile iktisabı hâlinde senedi devralan, devretmeden önceki durumuna geri dönmekte ve bunun sonucunda senedi elinden çıkarmadan önce içinde bulunduğu duruma dönmektedir. Başka bir deyişle senedin düzenleyene geriye ciro edilmesi hâlinde keşideci kimseye başvuramayacak, senedin cirantaları borçtan kurtulacaktır. Ancak senedi geriye ciro ile devralan kişi, bunu bir başkasına ciro ile devredebilecektir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/2021 Tarih ve 2017/11-2406 E. - 2021/99 K. Sayılı kararı). Ciro silsilesine göre borçluya karşı müracaat sorumlusu durumunda olan alacaklının çeki geriye ciro yoluyla alması ve başkalarına ciro etmesi mümkün ise de bu şekilde ciro ile çeki devir aldıktan sonra kendisinin sorumlu olduğu kimselere müracaat borçlusu olarak başvurması mümkün değildir. Zira geriye ciro ile çeki devralan ciranta çeki devretmeden önceki duruma girer ve bu şekilde kimlere başvurma hakkı varsa ancak onlara karşı takip yapma imkanına kavuşur. (Seza Reisoğlu, Türk Hukukunda Ve Bankacılık Uygulamasında Çek, s.169). Geriye ciro halinde, kural olarak geriye ciroda bulunan kendi cirosunu çizerek iptal etmelidir. Ciro zincirinde çizilmiş cirolar varsa silsilede bunlar hiç yokmuş gibi değerlendirme yapılır. Şayet silsile içinde beyaz cirolar varsa bu olasılıkta da beyaz ciro silsilede sonrada gelen cironun cirantasına yapılmış sayılır. Senedi düzgün ciro ile elinde bulunduran kişi, şeklen hak sahibi görünen kişi olup, bu kişi aynı zamanda senetten doğan hakları kullanma yetkisine de sahiptir. 21/11/2017 tarihli çek iade bordrosuna göre dava konusu çekin davacı tarafından kendinden önceki ciranta davalı ...'e iade edildiği ancak bu iade sırasında davacının cirosunun çizilmediği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 818/1-e maddesinin atfıyla çekler hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 687/1. maddesine göre, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Davacı taraf davalı ...'ün davalı ...'in yetkilisi, davalı ... şirketinde ise, ...'de davalı ... ile ortaklığı bulunan ...'in hissedar olduğunu ve bu davalıların çekin iktisabında kötü niyetli olduklarını ileri sürmüştür. Ancak dosya arasında bulunan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı ...'ün ...'deki şirket müdürlüğü 12/06/2017 tarihinde sona ermiştir. Buna göre çek iade bordrosunun düzenlendiği tarihte davalı ... davalı ...'in yetkilisi olmadığından, şirket ortaklığı tek başına bu davalının çekin iktisabında kötü niyetli olduğunun kabulü için yeterli değildir. Aynı şekilde, davalı ... ile ortaklığı bulunan ...'in davalı ... şirketinin hissedarı olması da bu şirketin çekin iktisabında kötü niyetli olduğunun kabulü için yeterli değildir. Ancak, davacı dava dilekçesinde ceza dosyasına dayanmış olmasına rağmen bu delili açıklattırılmamış ve celbedilerek incelenmemiştir. Bu halde, ilk derece mahkemesince, davacının istinaf dilekçesi ile bildirdiği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/75494 soruşturma sayılı dosyasının istenerek incelenmesi ve gerektiğinde bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/01/2025