T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1121
KARAR NO: 2024/1593
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/02/2021
NUMARASI: 2020/43 Esas - 2021/104 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davalı ... ve davalı ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalılardan ... Gıda Dış Ticaret AŞ. ve dava dışı ... Inc. arasında davacıya ait ürünlerin 1 Ağustos 2014 tarihinden geçerli olmak üzere, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ... Dış Ticaret AŞ. tarafından satılmasına ilişkin münhasır bir Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını; bu Sözleşme uyarınca diğer davalı ... ile ... arasında 19 Mart 2018 tarihinde bir Garanti Sözleşmesi imzalandığını; Davalı ...'nın Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca davacı şirkete 3.7 milyon ABD dolar tutarında ödeme yapması gerekirken yapmadığını; bunun üzerine taraflar arasında 17 Eylül 2018 tarihinde Borç Yapılandırma Protokolü imzalandığını; bu Protokol ile öngörülen tarihlerde davalılar tarafından ödeme yapılmaması üzerine davacı şirket tarafından Distribütörlük Sözleşmesi'nin feshedildiğini ve bu protokolde yer alan tahkim şartı uyarınca 4 Mart 2019 tarihinde Hollanda Tahkim Enstitüsü'nde tahkim yargılaması başlatıldığını ve Enstitü tarafından seçilen tek hakem tarafından, davalıların (dava dışı.... ile birlikte) davacı şirkete 3.7 milyon ABD Doları tutarındaki borç için müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespit edildiği ve bu borcun 30 Kasım 2018 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile davacı şirkete ödemelerini ayrıca tahkim yargılama giderlerinin de davalılar tarafından ödenmesine karar verildiğini, Hollanda Tahkim Enstitüsü nezdinde görülmüş ...sayılı ve 13.01.2020 tarihli yabancı hakem kararının tamamının tenfizini, müvekkilinin alacağının NAI 4715 sayılı ve 13 Ocak 2020 tarihli yabancı hakem kararı ile hüküm altına alınmış olması karşısında takdiren teminat aranmaksızın yada mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığında davalıların 3.704.200 ABD Doları, ve 43.603,38 Euro tutarındaki borcunun işbu talep tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı olan 22.892.095,96 TL tutarında borcu ve masrafları karşılayacak şekilde menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına İİK.m257 vd hükümleri gereğince ihtiyati haciz konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Yatırım Gıda Dış Tic.AŞ vekilinin cevap dilekçesinde özetle; hakem kararının tenfızinin kamu düzenine aykırı olduğu; müvekkili şirkete tahkim yargılaması sırasında tebligat yapılmadığı yargılamanın sonlarına doğru tesadüfen haberdar olunduğu; duruşmaya çok az bir zaman kala davet edildiği için katılamadığını; müvekkili tarafından ileri sürülen delillerin dikkate alınmadığını; davacının kötü niyetli olarak müvekkili şirkete ayıplı mal gönderdiğini bu yüzden davalı müvekkili şirketin kar ve itibar kaybına maruz kaldığını; müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan ödemelerini yapmasında mücbir sebepten kaynaklanan gecikmeler olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı şirketin, müvekkili ve davacı arasında 01.08.2014 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığı, müvekkilinin anılan ticari ilişkide tüm ödemelerden müştereken sorumlu olduğu, davacı şirketin, diğer davalı ile aralarındaki ilişkiye aykırı olarak ikinci sınıf ürünler göndermeye başladığı ve diğer davalı şirketin marka değerinin kaybına sebebiyet verdiğini, davacının göndermiş olduğu ayıplı malların, kalkışma nedeniyle verilen olağanüstü hal kararı, kur artışlarından doğan ekonomik istikrarsızlık ve diğer mücbir sebeplerle diğer davalı şirketin ticaretinin bozulduğu, bu sebeple hem müvekkilinin hem de diğer davalının doğal olarak davacıya karşı yükümlülüklerini yerine getiremediğini, söz konusu değişimlere göre taraflar arasında akdedilen sözleşmenin mücbir sebepler başlıklı 9.3 maddesine göre tekrar hesaplamanın yapılması gerekirken, taraflar arasında mutabakat sağlanamadığı ve uyuşmazlık çıktığını, Hollanda tahkim enstitüsü kararının tenfizinin kamu düzenine ve hukuka aykırı olduğunu; yargılamaya davetin, müvekkilinin yeterli hazırlıkları yapıp yargılamaya katılabileceği şekilde yapılmadığını; müvekkilinin sözleşmedeki yükümlülüğünü mücbir sebep nedeniyle yerine getiremediğini; tenfiz talepli işbu davanın kamu düzenine aykırı olması ve savunma hakkının ihlal edilmiş olması sebebiyle reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "toplanan delillere ve hükme yeterli görülen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin uluslararası antlaşmanın bulunduğu ve karşılıklılık ilkesinin gerçekleştiği, yabancı hakem ve mahkeme kararının tanıma ve tenfiz şartlarını taşıdığı, dava konusu hakem kararının geçerli ve infaz kabiliyetinin bulunduğu, yargılamada davalılara tebligat yapılarak kendilerini savunma hakkı tanındığı, süresinden sonra da olsa sundukları savunmaların hakem tarafından dikkate alınarak karar verildiği ve dolayısıyla savunma hakkının ihlal edilmediği, 5718 Sayılı MÖHUK kapsamında değerlendirildiğinde davaya bakma yetkisinin bulunduğu, diğer bir ifade ile bu konuda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin söz konusu olmadığı, 5718 Sayılı MÖHUK'un 50'nci maddesine göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş olan ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan kararların tenfizi mümkün olduğundan ve yine 5718 Sayılı MÖHUK'un 54'üncü maddesine göre alacak davası konusunda verilen mahkeme kararı, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş bir karar olduğundan tenfize engel bir durumun bulunmadığı, tarafların tacir olmasına göre mahkememizin görevli olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... ve davalı ... vekili ayrı ayrı sunduğu istinaf dilekçelerinde özetle; Hollanda tahkim enstitüsü kararının tenfizi kamu düzenine ve hukuka aykırı olduğunu, davalıya tebligatların usulüne uygun yapılmadığını ve savunmasının alınmadığını, davalının yapılacak yargılamaya kısa bir süre kala çağrıldığını, davalının şirket yetkililerinin katılımı olmaksızın hatalı ve eksik hüküm verildiğini, yine Hollanda Tahkim heyetinin sunmuş olduğu delillerin dikkate almadığını, ülkede yaşanan ve belgelendirdiği özel durumlarının incelenmediğini, davalı aleyhine verilen kararın davalının haklarının kısıtlanmış olması, gerekli savunmalarının alınmamış olması, yargılamaya usulünce çağrılmamış olması, ohal durumu dikkate alınmamış olması ve kamu düzenine aykırı olması gibi sebeplerle tenfizinin hukuka aykırı olduğu buna karşın yerel mahkeme tarafından yüzeysel inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından delillerinin yeterince incelenmemiş, yabancı hakem kararının ve onaylı tercümesinin ilgili merciilerden istenmesi talebinin reddedilmiş, tebligatlar gerekli incelemelere tabii tutulmamış, davalının savunma hakkını kullanamamış ve işbu kararın gıyabında verilmiş olması sebebiyle haklarının ihlal edilmiş olması yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yabancı hakem kararının tenfizi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Tahkime başvurulması üzerine Hollanda Tahkim Enstitüsü'nün 13/01/2020 tarih ve NAI 4715 sayılı kararı verilmiştir.Davacı tarafça, tenfiz şartları bulunduğundan bahisle söz konusu tahkim kararının tenfizine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulanacak hükümler 5718 Sayılı MÖHUK'un 60-62 maddeleri ile Türkiye'nin de taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir. Yabancı bir hakem kararının tanınması ve tenfizi, New York Sözleşmesinin kapsamına girmesi halinde MÖHUK hükümleri uygulanmayacaktır. Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesideki ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde ifade ile sözleşmeye çekince koymuş olup, bu çekince nedeniyle Türk Hukuku bakımından ticari olan uyuşmazlıklarda ve karşılıklılık esasına göre sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararları bakımından New York Sözleşmesi uygulama alanı bulacaktır. Tahkim sözleşmesine ve hakem kararına taraf olan davalı şirketin ticari işletmesinin bulunması nedeniyle 6102 sayılı TTK 16/1 maddesi gereği tacir olması ve TTK 19/2 maddesi hükmü uyarınca da, taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılması ve davacının da şirket olması karşısında uyuşmazlığın ticari nitelikte bulunmasına ve hakem kararının New York Sözleşmesine taraf olan Lahey/Hollanda'da bulunan Hollanda Tahkim Enstitüsü tarafından verilmesine göre tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu 1958 Tarihli New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Tanıma ve tenfiz isteminde bulunan tarafça 1958 tarihli New York Sözleşmesi’nin IV. maddesine göre dilekçeye; Hakem kararının usulüne göre tasdik edilmiş aslı yahut aslına uygunluğu tasdik edilmiş bir suretinin, Kararın dayandığı tahkim anlaşmasının aslı veya usulü dairesinde tasdik edilmiş suretinin, Hakem kararı veya onun dayandığı tahkim anlaşması tenfizi istenen mahkemenin resmi dilinde yazılmamışsa tercümesinin eklenmesi zorunludur. Hakem kararının tenfizi için mahkemeye başvuru yapıldığında, davalı, hakem kararının tanınması veya tenfizini engellemek için New York Sözleşmesi’nin V(1). maddesinde sınırlı olarak sayılan ret sebeplerinin varlığını ispat yükü altındadır. Tarafların ehliyetsizliği nedeniyle tahkim anlaşmasının geçersiz olması veya geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması; Davalının tahkim yargılamasından usulüne uygun olarak haberdar edilmemiş olması veya davalıya tahkim yargılamasının usule uygun yürütülmemesi nedeniyle delillerini ikame etme imkânını bulamamış olması; Hakem kararının tahkim anlaşmasının dışında kalan veya tahkim anlaşmasının kapsamını aşan bir konuda verilmiş olması; Hakem kurulunun oluşması veya tahkim yargılama usulünün tarafların anlaşmasına veya tarafların bu konuda bir anlaşması yoksa tahkim yeri hukukuna aykırı olması; Kararın bağlayıcı olmaması veya kararın verildiği ülke hukukunun yetkili mercii tarafından iptal edilmesi veya icrasının geri bırakılması, sözleşmedeki ret sebepleridir. Bunların yanı sıra, mahkeme uyuşmazlığın konusunun tenfiz talep edilen ülke hukukuna göre tahkime elverişli olmaması veya kararın tenfizinin, tenfiz talep edilen ülkenin kamu düzenine aykırı olması, sebepleriyle de tanıma ve tenfiz istemini kendiliğinden reddedebilir. Mahkemenin kendiliğinden inceleyeceği bu ret sebeplerinin, davalı tarafça da ileri sürülebilmesine bir engel bulunmamaktadır. Sözleşmede sayılan ret sebepleri dışında tanıma ve tenfizi isteminin reddedilmesi mümkün değildir. Davalı tarafça, "tahkim yargılamasından usulüne uygun olarak haberdar edilmemiş olması veya davalıya tahkim yargılamasının usule uygun yürütülmemesi nedeniyle delillerini ikame etme imkânını bulamamış olması" sebebine dayanılarak kendilerine tebligatların usulüne uygun yapılmadığı ve yargılamadan çok kısa bir süre önce haberdar edilmeleri nedeniyle gerekli işlemleri ve yolculuğu ayarlayabilmek için zaman bulamadıklarından bahisle tenfiz isteminin şartlarının bulunmadığı savunulmuştur. Ancak, dosyada alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi hakem kararında posta servisi ve kurye servislerinin verdikleri ilgili tebligat belgeleri incelendiğinde tahkim heyetinin; tahkim talebinin, tahkim talebine verilecek kısa yanıta ilişkin ilgili NAI iletisinin, tek hakeme yönelik atama sürecinin, tahkim heyetinin usul talimatlarının ve dava dilekçesinin davalılara gereğince tebliğ edilmiş olduklarına kanaat getirildiği ifade edilmiştir. Yine tahkim kararında "davalı 2'nin e posta adresinden gönderdiği ve davalı 1'e açıkça atıfta bulunduğu üç e postada bu bulguyu desteklemektedir. Ayrıca davalı 3 duruşmadan önceki 5 iş gününden kısa bir süre öncesinde Davalı 2'nin e posta adresinden bir e posta göndermiştir. Tüm bunlar bir arada ele alındığında davalıların işbu tahkimin e posta listesinde bulunmaları dolayısıyla en başından beri dava sürecinde yer aldıkları açıktır." şeklinde tespitte bulunulduktan sonra davalıların dava sürecindeki çeşitli adımlar hakkında geç bilgilendirildiklerine ilişkin savunmanın reddine karar verilmiştir. Hakem kararında bunun gerekçesi olarak da, davalıların davacının 21 Ekim ve 31 Ekim 2019 ile 7 Kasım 2019 tarihli e postalarına 12 Kasım ve 15 Kasım 2019 tarihlerinde yanıt vermiş olmalarının davalıların bu e postaları aldıklarını ve daha erken bir tarihte cevap verme imkanlarının olduğu; davalıların cevap dilekçesinin 30 Ekim 2019 tarihli olmasına rağmen 12 Kasım 2019 tarihli e posta yoluyla gönderilmiş olmasının da bu bulguyu doğrulaması, gösterilmiştir. Davalıların tahkim kararında özetlenen tebligat ve e posta gönderilmesine ilişkin hususlara açıkça itiraz etmediği ve davalı tarafından tahkime bir kısım delillerin sunulduğu hususları nazara alındığında, tahkim kararında belirtildiği şekliyle davalıların tahkim sürecinden haberdar edildiği ve savunma hakkının tanındığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık tahkime elverişli ticari bir mahiyette bulunmakta olup, sözleşmede kararlaştırılan tahkim mercii tarafından karara bağlandığı ve Türk kamu düzenine aykırı bir yönünün de bulunmadığı nazara alındığında ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile yabancı hakem kararının tenfizine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından Davalı ... ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Karardan sonra davacı yan gider avansından karşılanan 60,50 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024