T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1818
KARAR NO: 2026/1000
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/06/2022
NUMARASI: 2019/222 Esas - 2022/434 Karar
DAVA: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Taraflar arasındaki Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili hamili olduğu ve elinde bulunan ... adet çeki rızası dışında kaybettiğini, söz konusu çeklerin, keşidecisi ... Şti olan, 15/01/2018 tarih, 50.000,00-TL bedelli çek ve keşidecisi ... Şti olan, 15/01/2018 tarih, 50.000,00-TL bedelli çek olmak üzere 2 adet çek ve toplam 100.000,00-TL bedelli olduğunu, bu çekleri müvekkilinin rızası dışında kaybetmiş olduğundan Anamur 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/401 E. Sayılı dosyası ile çek iptal davası açtığını, dava devam ederken davalı ... tarafından çekler bankaya ibraz edilip çek bedelleri tahsil edildiğini, çeklerin müvekkilinin ismine yazıldığını, imzası olmadan devri mümkün olmadığını, söz konusu çeklerin üzerinde müvekkilinin devir cirosu dahi olmadığını, bu çeklerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını, karşı taraf ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, ayrıca çeki tahsil eden kişi hakkında çek üzerinde müvekkilimin imzası bulunmadığından Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı şikayette bulunulduğu, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile 100.000,00 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kötü niyetli ve yıpratma amaçlı açılmış olduğunu, davacı ile davalının babasının kardeş olduklarını, bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle bu davanın açıldığını, şikayet edildğini, çekin davacı tarafından cirolandığı ve müvekkiline verildiğini, davacı tarafından çek bedeli ödendiğini, davanın Anamur'da açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, davanın konusu olan çekin tamemen gerçek ve ticari hayata uygun bir ticaretin konusu olduğunu, davacı ile davalının babasının kardeş olduğundan bir çok ticari faaliyetleri karşılıklı yürüttüklerini, davacının çek ile ilgili ne ödemeden men yasağı aldığını ne de çekinin çalındığı iddiasıyla yasal mercilere başvurduğunu, tüm bunları yapmadığı gibi çeki ödediği ve ardından yine 6 aya yakın bir süre beklediğini, bu sürenin ardından ise sırf ticari anlaşmazlıklar nedeniyle kardeşini zor durumda bıkarabilme gayesiyle bu davayı açtığını bu nedenlerle davanın reddini ve yargılama gideri, vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Tüm dosya kapsamından; davaya konu edilen çeklere istinaden muhattap banka tarafından 15/01/2018 tarihinde 50.000,00 TL ve 21/02/2018 tarihinde 50.000,00 TL ödenmiş ise de, çeklerin üzerinde yer alan imzanın davacı ...'a ait olmadığı, bu nedenle davacı ...'un çeklerden dolayı davalıya karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ...'a çeklerin düzgün ciro silsilesi ile gelmediği, zira lehtar ... tarafından ciro için atılan imzanın sahte olduğu kanaati ile davalıya yapılan toplam 100.000,00 TL ödemenin 50.000,00 TL'sinin ödeme tarihi olan 15/01/2018'den, 50.000,00 TL'sinin ödeme tarihi olan 21/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin öz amcası olup, davacı ile müvekkilinin babasının karşılıklı olarak birçok ticari ilişki yürüttüklerini, bu ticari ilişkileri nedeniyle aralarında birçok kambiyo alışverişi olduğunu, davacının müvekkilinin babasına olan borçları nedeniyle davaya konu çekleri ciro ederek müvekkilinin babası adına tahsil edilmek üzere müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin anılan tarihlerde bankacı olması ve taraflar arasındaki ticari ilişkide taraf olmaması nedeniyle bu çeklerin davacı tarafından bizzat müvekkilinin çalıştığı bankaya getirilerek müvekkiline teslim edildiğini, çek bedellerinin vadesi geldiğinde müvekkili tarafından tahsil edilerek, bedellerinin babası ...'a gönderildiğini, müvekkilinin dava konusu çeklerle ilgili tek dahli ve işlemi bu tahsil işleminden ibaret olup, davacı tarafla başkaca hukuki ve ticari bir ilişkisi olmadığını, çeklerin tahsil işleminden sonra yaklaşık 6 ay geçmesi akabinde davacı ile müvekkilinin babası arasındaki ticari ilişkilerden doğan husumetlerin de etkisi ile işbu dava açıldığını, davacı tarafından ciro edilerek bizzat müvekkiline teslim edilen çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığı iddia edildiğini, davacının, çeklerin tahsilinden önce veya tahsili sonrasındaki 6 aylık süreç içerisinde bu çekleri kaybettiğine ya da rızası dışında elinden çıktığına ilişkin herhangi bir işlem yapmadığını, keşideci tarafa dahi bir başvuruda bulunmadığını, bu durum dahi davacının açıkça kötü niyetli olduğunu ortaya koymakta iken yerel mahkeme tarafından bu husus göz önünde bulundurulmadan davanın kabulüne karar verildiğini, çeklerdeki ciranta imzalarının kim tarafından veya ne şekilde atılmış olduğu müvekkili tarafından bilinmediğini, gerek savcılık aşamasında gerekse hukuk mahkemesi sürecinde yapılan incelemelerde ciranta imzalarının müvekkiline ait olmadığının açıkça ortaya konduğunu, müvekkilinin davacı ile bir ticari ilişki içerisinde olmadığından ve davacının da öz amcası olması nedeniyle çeklerdeki imzaların doğruluğunu sorgulamadığını, çeklerin bizzat davacı tarafından teslim edilmiş olduğundan güven duygusu ile hareket ettiğini, davacının çeklerdeki imzaların sahte olduğundan hareketle bu güveni kötüye kullandığını, dava konusu çeklerdeki imzaların sahte olduğu kabul edilse dahi bu davacının sorumluluğunda olduğundan ve kötü niyetli olarak kaybettiğini iddia ettiği bu çeklerle ilgili hiçbir işlem yapılmaması hayatın olağan akışına aykırı olup, yalnızca tahsil ile sorumlu olduğu bu çekler nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, iddia ve talepleri doğrultusunda davacının ticari defterlerinin de incelenerek, çeklerin gerçekten rızası dışında çıkıp çıkmadığı, ticari kayıtlarında bu çeklere yer verilip verilmediği, çeklerin hamili olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususlarda inceleme yapılmaksızın karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olup, yerel mahkeme kararının bu nedenle dahi kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme kararının dayanağını teşkil eden adli tıp raporu eksik incelemeye dayalı bir rapor olduğunu, davacının imzalarının taraflar huzurunda alınarak inceleme yapılması gerekirken, yalnızca bir veya iki imza üzerinden değerlendirme yapılmasının usul ve yasaya, yerleşik Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/222 Esas, 2022/434 Karar sayılı ve 14.06.2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasına’, yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda ‘davanın reddine", yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı (davalı) tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava; çekteki ilk ciro imzasının sahteliği iddiasına dayalı olarak davalıya ödenen çek bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden davaya konu ...Şubesine ait .... Şti tarafından keşide edilen 15.01.2018 tarihli 50.000 TL bedelli çek ile aynı bankaya ait aynı keşideci tarafından keşide edilen 15.02.2018 tarihli 50.000 TL bedelli çekin lehtarının ve ilk cirantasının davacı olduğu, ikinci cirantanın davalının babası ve davacının amcası olan dava dışı ... olduğu, son hamilinin ise davalı olduğu, bankaya yazılan yazı cevaplarından çek bedellerinin davalıya ödendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı, çeklerdeki imzasının sahte olduğunu ileri sürmüş, bunun üzerine davacının kıyasa elverişli imza örnekleri ve mahkeme huzurunda sunulu ıslak imza örnekleri ile çek asılları Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmiş ve alınan raporda, çeklerdeki ilk ciranta imzasının davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK)792. Maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).
TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup, anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.
Eldeki davada, davacının öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Davacıya atfen atılan ciro imzasının davacıya ait olmadığına dair denetime elverişli Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alındığında imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan çeki cirolayan ...'un oğlu olan davalının, taraflar arasındaki yakın akrabalık ilişkisi nedeniyle bu durumu bilebilecek konumda olduğu anlaşılmakla davalının çeki iktisabında ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ödenen çek bedellerinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur .
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.707,70 TL harcın, alınması gerekli olan 6.831,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.123,30 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026