T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1799
KARAR NO: 2026/930
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/06/2022
NUMARASI: 2020/440 Esas - 2022/420 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kadın doğum doktoru olarak işlettiği ....... bulunan muayenehanesine mobilya alımı için davalı şirketin ürünlerini teşhir ettiği mağazasına gittiğini ve bir takım ofis mobilyası satın aldığını, müvekkili ile davalı arasında 25.02.2020 tarihli iki adet satış sözleşmesi yapıldığını, iş bu sözleşme gereğince 8.700 Euro ve 3.700 Euro bedel ödendiğini, teslimat tarihi olarak 25.03.2020 olarak kararlaştırıldığını, taraflar arasında yapılan satım sözleşmesi gereğince “...” tasarımı olup yurt dışından ithal olarak getirileceği konusunda mutabık kalındığını, davalı şirketin, ürünlerin yurt dışından ve A kalite olarak getirileceğini, ürün renk ve kalitesinde değişiklik olmayacağını beyan ve taahhüt ettiğini, ancak müvekkili tarafından seçilen ürünlerin olmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince, ürünlerin teslim tarihi olarak 25.03.2020 tarihi olacağı kararlaştırıldığını, ancak teslim tarihinde teslim yapılmadığını, davacının davalı şirketi aradığında, COVİD-19 salgını sebebiyle yurt dışı sevkiyatlarında sorunların olması nedeniyle ürünlerin ...’dan getirilemediğini beyan ettiğini, ancak, davacının bir süre sonra tekrar aradığında ürünlerin ... fabrikada yapıldığını davalı şirket tarafından kabul edildiğini, ürünlerin, 12.05.2020 tarihinde davacı müvekkilinin yazılı onayı olmaksızın geç teslim edildiğini, bu nedenle de, müvekkilinin hasta randevularını iptal etmek zorunda kaldığını ve maddi manevi ayrıca zarara uğradığını, teslim edilen ürünlerde boya hataları, renk farklılıkları, mobilyalardaki bağlantı hataları gibi kabul edilemez hatalar tespit edildiğini, müvekkilinin, .... Noterliği 14.05.2020 tarih ve ... yev. No ile gerek teslimi kabul etmediğini gerekse ürünlerin ayıplı olduğunu ihtar ettiğini, davalı şirketin, .... Noterliği 29.05.2020 tarih ve ...yev. No cevabi ihtar ile teslim edilen malların açıkça yerli üretim olduğunu, yurt dışından getirilmediğini, teslim edilen ürünlerin renklerinin yanlış olduğunu ve yine montaj hataları açıkça kabul edildiğini, davalı şirketin, ufak tefek değişiklikler yapılacağını ayrıca beyan ettiğini, müvekkilinin teslimi kabül etmediğini ürünlerin alınmasını defalarca talep ettiğini, ancak ürünlerin geri alınmadığını beyan ederek; sözleşmenin İptalini, müvekkili davacı tarafından ödenen 54.300- TL’nin ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ürünün davacı tarafa, kendi sipariş ettiği bilgiler doğrultusunda özel olarak üretildiğini ve teslim edildiğini, davacı taraf da ürünleri teslim aldığını, daha sonrasında , sipariş edilen ürünün rengi ile ilgili sorun olduğu bu hususun da müvekkili davalı firma tarafından çok kısa bir şekilde giderilebilineceğini davacı tarafa bildirildiğini, devamında ise asıl sorunun ürünün bir kısmında kullanılan rengin değil ürünün “...” tasarımcılarına ait olup olmadığı , yani taklit olup olmadığı hususunda toplandığının anlaşıldığını, davacı tarafın ürünün renginin değişikliği hususunda çözüm talebinde bulunmadığını, renge alıştıklarını ve çok sorun olmadığını bildirdiklerini, devamında , davacı tarafın , dava konusu ürünün tasarım ürünü değil taklit ürün olduğu iddiası ile müvekkilinden indirim istediğini, müvekkilinin ise , dava konusu ürünün taklit olmadığına ve haklı olduğuna dair karşı tarafa .... Noterliği 29.05.2020 tarih ve ...yev. Numaralı İhtarnameyi gönderdiğini, davacı tarafın sürekli olarak sebepler ileri sürerek ürünün iadesi talep ettiğini, ancak bahse konu ürün , davacı tarafın istekleri ve talepleri doğrultusunda özel olarak üretildiği, bu ürün aynı zamanda davacı tarafından bir fiil kullanıldığını ve artık ikinci el tabir edilen bir duruma düşürüldüğünü, davacı tarafın, haksız ve kötü niyetli olarak indirim ve ücret iadesi talep ettiğini ve böylece hem müvekkilinin zarara uğratmaya çalıştığını hem de kendisine haksız bir kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin asla ürünlerin İtalyan ürünleri olduğunu öne sürmediğini, tasarımların ve markanın sahibinin kendileri olduğunu beyan ettiğini, dava konusu ürünler ile ilgili ... ve ... ile yazışmalar yapıldığını ve kendileri tarafından ürünün tasarımının kendilerine ait olduğuna ilişkin müvekkiline mail gönderdiklerini beyan ederek; davanın reddine ve ücreti vekaletin ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında mobilya satımına ilişkin 25/02/2020 ve 24/02/2020 tarihli perakende satış sözleşmesi her ne kadar taraflarca imzalanmamış ise yapıldığı, sözleşme konusunun sözleşmeye konu mobilyaları davacı işyerinde kullanılmak üzere satın alınan bir adet masa, bir adet 3 kapaklı konsol ve bir adet çekmeceli çok amaçlı dolap olduğu, davacı tarafça toplam sözleşmeye istinaden davalıya 54.300,00 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında yapılan sözleşmelerle ürünlerin yurt dışından ithal edileceği veya tasarım ürünü olacağına ilişkin herhangi bir ibare bulunmamakla birlikte davalının cevap dilekçesi ve yazılı beyanlarında, ürünlerin ... isimli tasarımcının ürünlerinin olacağı hususunun kabullenildiği, her ne kadar ürünlerin teslim tarihi 24/03/2020 olarak belirlenmiş ve ürünler 12/05/2020 tarihinde davacıya teslim edilmiş ise de; davacının tanık olarak dinlenen eşi ... bu hususta pandemi girmesi nedeniyle sevkiyatların durdurulduğunu davalı tarafça bildirilmesi üzerine bu durumun anlayış ile karşılandığını beyan ederek, ürünlerin geç teslim edilmiş olması hususunun davacının bilgisi ve kabulünde olduğu, yerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporuna göre mobilyalarda kalite veya imalat hatası tespit edilemediği, tasarım yönünden yapılan incelemede ise, ... ...adına internet sayfasındaki örnek mobilyalarla mevcut mobilyaların uyumlu olduğu yönünde tespitlerde bulunulduğu, davalı tarafça sunulan marka devir sözleşmesine göre...markasının marka haklarını banyo mobilyaları hariç dava dışı ...anonim şirketine devredildiği, iş bu şirketin ortak ve yetkilileri ile davalı şirketin ortak ve yetkililerin aynı olduğu, bu şirketin...marka mobilyaların üretimini ve ithalatını yerine getirdiği, davalı .... A.Ş. ise pazarlama ve satışını gerçekleştirdiği, alınan bilirkişi raporuna göre mobilyalarda kalite veya üretim hatası olmaması ile birlikte taraflar arasında yapılan perakende satış sözleşmesinde ürünlerin ithal edileceğine ilişkin bir ibare bulunmadığı gibi, davacınında soyut beyanları dışında bu hususunun ispatına ilişkin yazılı bir delil sunulmadığı, sonuç olarak davalı tarafça davacıya satılan mobilyalarda herhangi bir ayıp söz konusu olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmış olup davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin delilleri değerlendirken hataya düştüğünü, teslim edilen mallar ve satılan mallar arasında uyumsuzluk olduğunu, bilirkişi raporunda, dava konusu malların üretim yeri, tasarım sahibi ve malzeme kalitesini tespit edemediğini, bu konularda objektif veriler yerine kişisel görüşlerini bildirdiğini, davalı tarafından satışta bahsedilen mallar ile teslim edilen malların aynı olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalı tarafından hileli satış yapıldığını, satılan ve teslim edilen ürünler birbirinden farklı olduğunu, teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, davacının geç teslimi kabul etmemiş olup mahkemenin bu hususta hataya düştüğünü,
davalının delillerini süresinde sunmadığını, kabul etmemelerine rağmen yargılama anılan deliller değerlendirildiğini, davalı şirketin malların ithal edileceği beyan edilerek Euro üzerinden fahiş fiyatla (yerli ürünlerin 3-4 katı) satılmış, davacının malların ithal olacağı için Euro üzerinden ödeme yaptığını, ancak, teslim edilen ürünlerin fason yerli üretimi olduğundan kuşkulanmış, ürünlerin kalitesiz ve hatalı montaj yapılması bu kuşkuyu güçlendirmiş kaldı ki, mallar üzerinde etiket, logo yada benzer bir ibarede de bulunmadığını, ayrıca, ...sertifikasının da davacıya verilmediğini, ürünün ...’de Üretildiğini dahi davacının yargılama sırasında öğrendiğini, davalı tarafından ayıplı olarak üretilen malların geç teslim edildiğini, gecikmeyi anlayışla karşılama sebebinin ürünün Milano’da üretim sürecinin kovid nedeniyle aksadığının davalı tarafından beyan edilmesi olup, teslimattan önce Milano’dan gelen ürünler gümrükten şimdi çıktı gibi ifadelerle davacının aldatılmaya devam etmiş ve paranın kalanını tahsil etmiş olduklarını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, satılanın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönülerek satış bedelinin iadesi davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı ve sözleşmeden dönme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında 25/02/2020 tarihinde 15.500,00 TL bedelli ve 38.800,00 TL bedelli iki adet satış sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşmelerde 24-25/03/2020 teslim tarihi kararlaştırılmıştır.
Davacı tarafça, satılanın yerli üretim olduğu, yurt dışından getirilmediği, teslim edilen ürünlerin renklerinin yanlış olduğu ve montaj hatalarının bulunduğu ve ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeden dönülerek satış bedelinin iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).
Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, masanın alt iskeletinde (ayaklarla masa üstünü birbirine bağlayan kısımda) montaj vidasının 1 cm dışarıda kaldığı ve yerine oturmamış eğri bir şekilde durduğu, bu hatanın vida değişimiyle düzeltilebileceği, çok amaçlı çekmeceli dolapta siparişte belirtilen ceviz kırmızı lake olması gerekirken, ceviz koyu pembe olduğu, mobilyalarda masa alt kısmındaki vida hatası dışında kalite problemi veya imalat hatası tespit edilmediği, ......adına internet sayfalarındaki örnek mobilyalarla mevcut mobilyaların uyumlu olduğu, mobilyaların herhangi bir yerinde, nerede yapıldığı, markası veya özelliklerini belirten bir bilgi bulunamadığı, dünyadaki büyük mobilya firmalarının tamamını denilebilecek bir kısmının kendi tasarım ürünlerini, kendi adlarına dünyanın dört bir ucunda imal ettirmekte olduklarını, bu bağlamda patent kullanım ve imalat hakkını alan firmalar tasarımı ve kalitesini değiştirmedikleri sürece yaptıkları ürünlerin taklit olmayacağı, sadece ürünün imalat yerinin değişmiş olacağı, markanın devam edeceği tespit ve rapor edilmiştir.
Dinlenen davalı tanıklarına göre davacıya teslim edilen mobilya ürünlerinin montajının ...'deki fabrikada üretildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede üretim yerine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan sözleşmelerde, sözleşmede yazılı olmayan personelin verdiği sözlerin geçersiz olduğu, sipariş verilen ürünlerin bir sonraki gün üretime başlayacağından sözleşmenin iptali halinde firmanın uğradığı zararın %20'lik bölümünün müşteri tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir. Sipariş edilen ürünlerin yurt dışından getirilmemiş olması tek başına ürünlerin tasarın ürün olmadığının kabulü için yeterli değildir. ...'nin...adına tasarım yapması ve dava konusu ürünlerin...firmasından alınması ve bilirkişinin internet sayfalarındaki örnek mobilyalarla mevcut mobilyaların uyumlu olduğu, internet sayfalarındaki örnek mobilyalarla mevcut mobilyaların uyumlu olduğu şeklindeki tespiti karşısında bu yönden satılan ürünlerde ayıp bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Satılan ürünlerde imalat hatası ve kayda değer montaj hatası tespit edilmemiştir. Renk hatası ise tanık beyanına göre davalı tarafından kabul edilmiş ve değişim teklif edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça değişim hususu kabul edilmemiştir. TBK'nın 227/3. maddesinde satıcının, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebileceği düzenlenmiştir. Davalının renk hatası bakımından değişim teklif etmesi karşısında davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2026