T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1769
KARAR NO: 2026/926
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/03/2022
NUMARASI: 2020/243 Esas - 2022/213 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Şti ile bankanın ...şubesi arasın GKS imzalandığı, diğer borçlular ... ve ...'in bu sözleşmeye müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını Müvekkil bankanın borçlulara krediler kullandırdığını, fakat borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ödenmediklerini davalıların taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine davalılara .... Noterliği 09.05.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini İhtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ancak davalıların itirazı ile takibin durduğunu bu nedenlerle, davalıların icra takibine itirazlarının iptalini, takibin devamını, davalılara 9420'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı yükletilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı taraf cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı bankaca borçlu cari hesap çalıştırılan ticari kredilere fiilen uygulanmakta olan akdi faiz oranının; kredi kartı temerrüd faiz oranının %30.24; Ticari Artı Para temerrüd faiz oranının %30.24; Taksitli Ticari Kredi temerrüd faiz oranının % 30.80 olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacı bankanın takip talebinde de bu oranlardan faiz talep ettiği görülmüştür. İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi, ödeme tabloları, hesap hareketleri, ihtarname ve tebliğ şerhleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı banka ile .... Şti arasında 10/08/2017 tarihinde, Genel Kredi ve Teminat Sözlemesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacı banka ile davalı şirket arasında ticari ilişki doğduğu, ticari ilişki kapsamında davalı şirkete ..., Ticari Artı Para ve Taksitli Ticari Krediler kullandırıldığı, Davalı ... ve ...sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı, TBK Madde 583. Ve 584. hükmü kapsamında kefaletin geçerliliği noktasında yapılan değerlendirmede yasaya uygun olarak kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla/bu anlama gelen ibarenin yazılı olduğu ve kefillerin kendi el yazısı ile imzalanan sözleşme şartlarında tarafların mutabık kaldıklarını bildirdiği, davalı kefillerin sözleşmenin akdedildiği tarihte şirket yetkilisi olduğu, .... Noterliğinin 09/05/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, bilirkişi ... tarafından düzenlenen denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, hesabın kat edilmesi ile tüm banka alacağının muaccel hale geldiği, yasa gereği ihtarnamenin davalı şirket ile kefil ...'e 14/05/2018 tarihinde diğer davalı ...'e 12/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlulara ihtarname ile verilen 7 günlük sürenin sonundan sonra davalılardan 16/07/2018 tarihinden itibaren temerrüd faizi talep edildiği, bilirkişi tarafından taleple bağlı kalınarak temerrüd faizi hesaplaması yapıldığı, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki süre için akdi faiz uygulanması gerektiği nazara alınarak hesaplama yapan denetime elverişli hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda aşağıdaki gibi Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı ...... nolu Kredi (...) alacağı bakımından davalılardan Asıl alacak 13.369,68 TL, tahsil edilemeyen işlemiş ve gecikmeye düşen faizler 884,60 TL, Kalan Taksit Tutarı Asıl alacağı 1.857,60 TL, %5 BSMV 44.23 TL olmak üzere 16.156,17 TL alacak tutarının olduğu, takip tarihinden sonra asıl alacak bakımından %30,24 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, Ticari Artı Para Kredisi alacağı bakımından davalılardan Asıl alacak 5.000,00 TL, tahsil edilemeyen işlemiş ve gecikmeye düşen faizler 473,13 TL, Kalan % 5 BSMV 23,65 TL olmak üzere 5.496,78 TL alacak tutarının olduğu, takip tarihinden sonra asıl alacak bakımından %30,24 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, Taksitli Ticari Kredi alacağı bakımından davalılardan Asıl alacak (taleple bağlı kalınarak)65.935,05 TL, tahsil edilemeyen işlemiş ve geçikmeye düşen faizler 3.441,80 TL olmak üzere 69.548,93 TL alacak tutarının olduğu, takip tarihinden sonra asıl alacak bakımından %34,80 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği
anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve şartları oluştuğu için davalı aleyhine icra inkar tazminatına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu eksik inceleme ile hazırlanmış olup işbu itirazlar dikkate alınmamış bu kapsamda ek bilirkişi raporu alınmaksızın hukuka aykırı karar verildiğini, davacı bankanın kefillerle yapmış olduğu sözleşme hükümleri yönünden sorumlulukları yasal mevzuat çerçevesinde incelenmediğini, kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz hükmü gereği kefalet şartlarının yerine getirildiği ve TBK'nın 20-27 maddeye göre içeriğinin karşılıklı olarak müzakere edilmediğini, özellikle kefilin sorumluluğunu artıran bazı hususlarda bu durum göz ardı edildiğini, temerrütün doğduğu tarihten itibaren borcun tamamen tasfiye edildiği tarihe kadar kredi sözleşmesinde öngörülmeyen fazlaca hükmedilen faiz borcu ile karşılaşıldığını, bankanın müşteriye kullandırdığı nakdi kredi türlerine kredinin kullandırıldığı tarih ile temerrüt tarihi arasındaki süre içerisinde Bankaca uygulanan (TL krediler için TL kredilere uygulanan, yabancı para krediler için ise o döviz cinsinden kredilere uygulanan ) en yüksek kredi faiz oranının 2 katı tutarında temerrüt tarihi itibariyle temerrüt faizi uygulanması usul ve yasaya aykırı olduğunu, TBK'nın 120. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiş ve temerrüt faizinin belirlenmesinde sınırlama getirildiğini, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde ise TBK'nın 120. madde hükmünün görülmekte olan davalarda uygulanacağı hükme bağlanmış bu durumda somut olay bakımından TBK'nın 120. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerektiğini, bazı hukukçular anılan yasa hükmünün ayrım gözetmeksizin ticari işlerde de uygulanacağını savunmakta ise de, Dairemizin uygulaması 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddelerinde akdi ve temerrüt faizi ile ilgili sınırlamaların ticari işlerde uygulanamayacağı yönünde olduğunu, TBK ile anapara faizi ve temerrüt faizine genel bir sınırlama getirilmesi; bu sınırlamada zamanın şartlarına göre esnetilebilecek 3095 sayılı FK m.1 hükmüne (Bakanlar Kurulu kararıyla değiştirilebilir oranlara) gönderme yapılmış olması ve yargının yükünün bu surette hafifletilmesi, genel geçersizlik sebeplerinin ve dürüstlük kuralının sağlayacağı korumanın yetersizliğinin bu surette aşılmış olması karşısında isabetli görülebilir." şeklinde olup
dolayısıyla kefilin genel kredi sözleşmesine göre TBK m.120/1 hükmüne aykırılık oluşturan yasal sınırı aşan fazlaca faiz borcu hukuka aykırı olduğunu, TBK m.88 hükmü ve temerrüt faizine ilişkin TBK.m.120 hükmü emredici nitelikte olup söz konusu maddelerin gerekçelerinde borçlunun niteliği bakımından herhangi bir ayrım yapılmadığını, davalıların temerrüde düşmeden genel kredi sözleşmesine dayanılarak yapılan ihtarname ile temerrüt faizinin hesaplanması ve yapılan icra takibinde işlenen fazlaca temerrüt faizi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu alacağın likit olduğunun kabulü haksız ve hatalı bir tespit olup kabulü mümkün olmadığını, eş anlatımla dava konusu alacak yargılamayı gerektiren bir alacak olması sebebiyle likit olmadığını ve icra inkar tazminatının bu anlamda yasal koşulları vücut bulmadığını, buna rağmen davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, yine ilgili karada belirlenen faiz oranı ve tutarları da fahiş belirlenmiş olup bu anlamda bu denli yüksek faiz hesaplanması hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, kaldı ki belirlenen asıl alacak ve faizlerin her davalı açısından yasal sorumluluğu genel kredi sözleşmesi ile aynı derecede olmadığı, eş anlatımla müvekkillerden şahıslar açısından belirlenen alacak ile müvekkil şirket açısından tespit olunan alacağın aynı olmayacağı kefalet ilişkisi gereğince açıkça ortada olduğunu ancak raporda davalıların sorumlulukları açısından bir ayrıma gidilmeden kümülatif şekilde toptancı bir sorumluluk yüklenmesi dosya kapsamına, kefalet kurumuna ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kredi alacağına uygulanan akdi ve temerrüt faizi ile alacağın likit olup olmadığı noktasındadır.
Davacı banka ile davalı ...Şti arasında 10/08/2017 tarihli ve 950.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalılar ...ve ... bu sözleşmeye 10/08/2017 tarihinde 950.000,00 TL limitle müteselsil kefil olmuştur.
Davacı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefil(ler)e gönderilen .... Noterliğinin 09/05/2018 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği ve kredi borcunun belirlenen sürede ödenmesi aksi halde kanuni takibe geçileceği ihbar ve ihtar edilmiştir.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında, "kredi sözleşmesi, ihtarname" sebebine dayalı olarak işlemiş faiz, BSMV ve masraf dahil 94.085,03 TL alacağın tahsili istemiyle 25/07/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda kredi türlerine göre davacı banka alacağı hesaplanmıştır. Davalı tarafça uygulanan temerrüt faizinin TBK'nın 120. Maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, istinaf dilekçesinde dayanılan Yargıtay kararında da belirtildiği gibi 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddelerinde akdi ve temerrüt faizi ile ilgili sınırlamalar ticari işlerde uygulanamayacaktır.
Bilirkişi raporunda taksitli ticari kredi için ödeme planına dayalı olarak akdi faiz 17,40 olarak tespit edilmiş olup, genel kredi sözleşmesinin 2.7.1 maddesi gereğince en yüksek kredi faiz oranının 2 katı tutarında temerrüt faizi uygulanacağı belirtilmiş olup, akdi faizin 2 katı olan 34,80 oranında temerrüt faizi tespit edilmiştir. Kredi kartı ve KMH kredisi için ise TCMB tarafından belirlenen oranlar esas alınmıştır. Dolayısıyla bilirkişi tarafından esas alınan faiz oranları genel kredi sözleşmesi ve mevzuata uygun olup söz konusu faiz oranları ve tutarlarının fahiş olduğu iddiası yerinde değildir. Hesap kat ihtarının kredi borçlusu ve kefillere tebliğ tarihi ve hesap kat tarihinde verilen 7 günlük süre nazara alındığında davacı bankanın temerrütün oluştuğu tarihten sonraki bir tarih olan 16/07/2018 tarihi itibariyle temerrüt faizi talep ettiği anlaşıldığından asıl alacak ve faizlerinden davalıların sorumluluğuna ilişkin bir fark bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, dava konusu nakdi kredi alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.672,50 TL harcın, alınması gerekli olan 6.230,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.557,50 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026