T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1794
KARAR NO: 2026/1005
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/09/2022
NUMARASI: 2018/1378 Esas - 2022/807 Karar
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Taraflar arasındaki Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile birlikte aynı dönemlerde ... A.Ş. firmasında yönetim kurulu üyeliği yaptıklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından (Müfettiş raporuna istinaden prim borcu ile idari para cezası borçlarına ilişkin) gönderilen ödeme emirlerinde 2008 yılı 9-10-11-12'nci ve 2009 yılı 1nci dönemlerine ilişkin borçların ödenmesine ilişkin talepte bulunulduğu, davacının yönetim kurulu üyeliğinin her ne kadar 16.01.2009 yılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlansa da 2008 yılı kasım ayına kadar devam ettiğini ancak Sosyal Güvenlik Kurumunun 2008/09,10,11,12 ile 2009 yılı ocak ayı için davacıya ödeme emri göndermesi ve akabinde haciz işlemi başlattığını ve bu nedenle kendi dönemine ait borcun tamamını yapılandırma kanunlarından faydalanmak suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, ancak bu süreçte diğer yönetim kurulu üyesi olan davalının SGK'ya herhangi bir ödeme yapmadığını, davacının 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinde belirtilen müşterek ve müteselsil sorumluluk gereği davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattığı, davalı söz konusu icra takibine itirazda bulunması üzerine davacı tarafından itirazın iptali davası açılmıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu ... SGK'ya olan 2008/09,10,11,12 ve 2009/01 dönemleri ile .... SGK'ya olan 2008/10,11,12 ve 2009/01 dönemlerine ait idari para cezalarına ilişkin müvekkiline herhangi bir ödeme emri gönderilmediğini ve müvekkili hakkında kesinleşmiş olan borç olmaması nedeniyle davacının rücu hakkının mevcut olmadığını beyan ettiği, davalı vekili SGK'nın davacıdan 2008/09,10,11 dönemlerine ilişkin talepte bulunduğunu ancak davacının 2008/09,10,11,12 ve 2009/01 dönemlerine ilişkin olarak toplamda 177.640,22-TL ödeme yaptığını ve bu dönemlere ilişkin rücu hakkını kullanmak istediğini, oysa yasal ödeme yükümlülüğünden daha fazlasını ödemesi nedeniyle sorumluluğunda bu fazla ödeme için rücu hakkını kullanmasının yersiz olduğunu beyan ettiği, davalı vekili, davacının 10.11.2008 tarihi itibariyle ... sayılı yönetim kurulu kararıyla istifa ettiğini, her ne kadar yönetim kurulundan istifa kararının Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmasa da yönetim kurulundan istifa tarihinin geçerli olduğunu bu tarih itibariyle SGK borçlarının sona ermesi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarında da bu doğrultuda karar verildiğini, davacının istifa ettiği tarihten sonra kendi rızasıyla sorumlu olmadığı borcu ödemesi hususunda sorumluluk dışında olan bu borç için rücu hakkının bulunmadığını beyan ettiği, davalı vekili, davalı ...'nın, 10.11.2008 tarihli ve 19 numaralı yönetim kurulu kararıyla istifa ettiğini bu tarihten sonraki dönemler için sorumluluğunun bulunmayacağını beyan ettiği, 19.09.2007 tarihli yönetim kurulu kararında dava dışı şirketin genel müdürü olarak ...'nin, pazarlama ve satış müdürü olarak ...'ın ve muhasebe müdürü olarak ...'in de atandığını beyan ettiği, davalı vekili, davalı ...'nın 26.06.2007-10.11.2008 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliğinin olduğunu bu süre zarfında temsile ve ilzama yetkili olmadığını beyan etmiştir. davalı vekili, Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamalarında SGK'nın prim borcunun(teknik olarak güncel ismiyle Aylık Prim ve Hizmet Beyannamesinin) takip eden ayın 23'ne kadar Kuruma bildirilmesi ve ayın sonuna kadar da ödenmesi gerektiğini, bu nedenle davalının 10.11.2008 tarihi itibariyle istifa ettiğini bu nedenle 2008/11 dönemi de dahil olmak üzere sonraki dönemlerde borcunun bulunmadığını beyan ettiği, 19.11.2008 tarihinden 2009/01 dönemine kadar ..., ..., ..., ..., ... ve...'in şirket içinden ve dışından yönetim kurulu üyesi ve şirket yetkilileri olarak görev yaptıklarını beyan ettiği, davalı vekili, davacının 478 TL tutarındaki idari para cezasının 1/5'i tutarı olan 95,60TL'nin davalıdan talep edildiğini, söz konusu tutarın rücu edilirken 5 kişiden oluşan yönetim kurulu üyelerine bölündüğünü, hal böyleyken bile 5510 sayılı S.S.G.S.S.K.'nın 102'nci maddesi gereğince düzenlenen idari para cezalarının, cezaların şahsiliği gereğince tüm ortaklara değil, temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyelerine rücu edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davalı tarafın, dava dışı ...Anonim Şirketi'nin 25.06.2007 tarihli yönetim kurulunun aldığı ... nolu karar ile ...nın yerine yönetim kurulu üyeliğine atanmasına karar verildiği, yine dava dışı şirketin 25.06.2007 tarihli ... nolu kararıyla şirketin temsil ve ilzamını en geniş yetkiyle ... verildiği, bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gatesinin ... numaralı sayfasında .....07.2007 tarihinde yayınlandığı, dava dışı şirketin .....09.2007 tarihli ..... numaralı yönetim kurulu kararıyla imzaya yetkili kişileri unvanlarını belirtildiği, davalıya şirketi temsil için verilen unvan ya da imza yetkisinin olmadığı, bu kararın 6.12.2007 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin .... Sayfasında yayınlandığı, dava dışı şirketin 8.9.2008 tarihli ... karar numaralı yönetim kurulu kararıyla davacı ... ...ün yönetim kurulu üyeliğine karar verildiği, bu kararın ....12.2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ... sayfasında yayınlandığı, davacının ....11.2008 tarihli ... nolu kararla, davalının aynı tarihli 19 nolu yönetim kurulu kararıyla yönetim kurulu üyeliğinden kurulundan istifa ettiği, bu kararın .....01.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı, dava dışı şirketin .....11.2008 tarihli kararında şirketin temsil ve ilzamına ilişkin yetkili kişilerin belirlenmesine ilişkin karar alındığı, davacı ve davalının bu karardan önce istifa etmiş oldukları bu kararın 15.01.2009 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ..... sayılı sayfasında yayınlandığı,Davacı ve davalı tarafın 10.11.2008 tarihinde istifa ettikleri, Yönetim kurulu üyeliğinden istifanın tek yanlı, bozucu yenilik doğuran işlem olması, karşı tarafa ulaşmakla hüküm ifade etmeye başlaması, istifanın karşı tarafça ayrıca kabulüne gerek olmaması, istifanın şirkete ulaştığı tarihten itibaren, şirket ödevlerinin yerine getirilmesinde, davacı ve davalının yetkisinin kalmayacağı, bu tarihten sonraki kamu borçlarından sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, istifa tarihine kadar ödeme vakti gelmeyen borçlardan da davacı ve davalı tarafın sorumlu olmayacağı, davacı ve davalı tarafın 506 sayılı yasanın yürürlükte bulunduğu 2008/9 dönem prim borcuna ilişkin yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen temsil ve ilzama yetkili olmadığından sorumlu olmadıkları, davacı tarafın bu döneme ilişkin yaptığı ödemeyi davalıdan talep edebilmesi için iç ilişkideki rücu şartlarının gerçekleşmesi gerektiği, bu şartlarında tarafların sorumlu olduğu miktara ilişkin davacının kendi hissesinden daha fazla miktarda ödeme yapmış olması gerektiği, ancak somut olayda davacı ve davalının sorumlu olmadığı miktarın ödenmesi söz konusu olduğundan davacı tarafın bu hususta ödediği miktarı davalıdan talep edemeyeceği, 2008/10. Ve 2008/11. Ayına ilişkin ise 5510 sayılı yasanın uygulanacağı, bu yasa uyarınca prim borçlarından sorumluluk için yönetim kurulu üyesi olunmanın yeterli olduğu, bununla birlikte davacı ve davalının istifa ettiği tarih olan 10.11.2008 tarihi itibariyle 2008/10 ve 2008/11. Aylaa ilişkin prim borçlarının ödeme zamanının henüz gelmediği, emsal Ankara BAM 10 HD'nin kararı da dikkate alınarak davacı ve davalının bu aylardan kaynaklı borçlardan istifa etmeleri nedeniyle sorumlu olmayacakları, bu nedenle davacı tarafın ödediği parayı davalıdan talep edemeyeceği, istifa tarihinden sonraki 2008/12 ve 2009/01 dönemlerine ilişkin şirketin prim borçlarından tarafların yönetim kurulu üyesi olarak sıfatları bulunmadığından sorumluluklarının olmayacakları, bu nedenle davacı tarafın bu hususta ödediği parayı da davalıdan talep edemeyeceği, idari para cezasına ilişkin ise dava dışı iç ilişkide gerek dosya taraflarının istifa tarihinden önce gerekse istifa tarihinden sonra düzenleme bulunduğu, davacı ve davalıya idari para cezasının kesilmesine ilişkin hususta bir görev verilmediği, davacı tarafın ödediği parayı cezanın düzenlenmesine konu işlemi yapması gereken kişiden talep edebileceği, davalıdan talep edemeyeceği dikkate alınarak açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalının aynı dönemde ...A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıklarını, SGK tarafından taraflar aleyhinde icra takibi başlatıldığını , gönderilen ödeme emirlerinde şirketçe ödenmeyen prim borçlarının ödenmesi talep edildiğini ve ayrıca tarafların gayrimenkullerine haciz uygulandığını, öncelikle, müvekkilinin, tıpkı davalı gibi imza yetkisi olmayan sıradan yönetim kurulu üyesi olup, şirketin ödemediği prim borçlarının tamamını ödediğini ve aynı dönemde diğer Yönetim Kurulu üyeleri olan davalı ile dava dışı ... aleyhine (1/5 sorumlulukları oranında) 35.528,04.-TL'lik icra takibi yapıldığını, aleyhine takip yapılan yönetim kurulu üyesi ...'ın itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1195 Esas, 2020/345 Karar sayılı dosyasında kısmen kabul edildiğini ve davalı 35.432,44 TL üzerinden takibin devamına karar verildiğini ve anılan kararın kesinleşerek infaz edildiğini, ancak birebir aynı içerikteki huzurdaki davanın ise reddedildiğini, ilk derece mahkemesinin, davalının (ve davacı müvekkilin) şirket yönetim kurulundan istifa tarihlerini 10.11.2008 tarihi olarak belirlediğini ve bu kabule göre 2008 yılının 10. ve 11. aylarına ait borçların tahakkuk edilip ödeme tarihleri gelmediğinden, sonraki dönemlerde ise sorumluluklarının bulunmadığından bahisle davayı reddettiğini, ilk derece mahkemesince "istifanın ispatlanması koşulu" dikkate alınmayarak hataya düşüldüğünü, davacı ve davalının istifalarına dair belgelerin Ticaret Sicili kayıtlarında bulunduğunu, eğer müvekkilinin anılan ödemeleri yapmayıp, Kuruma dava açsa idi, Yargıtayın yerleşik içtihatları çerçevesinde, yönetim kurulundan istifasını 07.01.2009 tarihli noter onaylı yönetim kurulu kararı ile kanıtlayabileceğinden anılan dönemlerdeki sorumluluktan kurtulamayacağını, davalının istifasının da aynı tarihli noterlik onayı ile ispatlanabildiğinden sorumluluk döneminin aynı olduğunu, mahkemece bu hususların dikkate alınmamasının hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2008/09 dönemi için rücu imkanı olmadığının kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin tahakkuk mercii olmadığını, borcu tahakkuk ettiren SGK, tüm Yönetim Kurulu üyelerine ödeme emri gönderdiğini, sonrasında da alacağını tahsil için haciz işlemlerine başladığını, açıklanan nedenlerle Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1378 Esas, 2022/807 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin asıl alacak ve ferileri bakımından devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, dava dışı anonim şirkete ait prim borcunun ödenmesi nedeniyle ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesinde davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden, davalının dava dışı ...Anonim Şirketi'ne 25.06.2007 tarihinde, davacının ise 08.09.2008 tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak atandığı, davacı ve davalının 10.11.2008 tarihinde şirket yönetim kurulu tarafından istifalarının kabulüne karar verildiği, ilgili yönetim kurulu kararının ....01.2009 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "... A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi olması gerekçesiyle alacaklıdan tahsil edilen tutarların aynı dönemde Yönetim Kurulu üyesi olan borçluya sorumluluğu oranında rücu edilmesi" sebebine dayalı olarak 26.968,32 TL asıl alacak, 8.464,12 TL asıl alacak, 95,60 TL asıl alacak olmak üzere toplam 35.528,04 TL alacağın tahsili istemiyle 13.07.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, dava dışı .... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle Kadıköy Sosyal Güvenlik Kurumu'na 2008/10-11-12 ve 2009/1. aylarına, ... Sosyal Güvenlik Kurumu'na 2008/10-11-12 ve 2009/1.Aylarına ilişkin ödenen prim borcunun ve ... Sosyal Güvenlik Kurumu'na 2008/10.ayına ilişkin ödenen idari para cezasının 1/5 oranına tekabül eden kısmının tahsili amacıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İcra takibine dayanak prim borçları ve idari para cezasına ilişkin olarak dosyaya sunulan yazı cevaplarından, ... Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işveren ... A.Ş. Hakkında prim borcu ile ilgili olarak yönetim kurulu üyesi olan davacı, davalı ile dava dışı ..., ..., ... hakkında işlem yapıldığı, şirketin 2008/09 ila 2009/01 aylarını kapsayan prim borçları için yapılandırmadan yararlanılmak suretiyle davacı tarafından 134.841,58 TL olarak ödeme yapıldığı, ...... tarafından dava dışı şirketin 2008/10 ila 2009/01. Aylarını kapsayan prim borçları için davacı tarafından yapılandırmadan yaralanılmak suretiyle 6 taksit halinde toplam 42.320,60 TL ödeme yapıldığı, ayrıca davacının ... Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkartılan 2008/10 .ayına ait 478,00 TL tutarında idari para cezası ödemesi yaptığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılıı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80., 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. Maddesidir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiştir. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 317.maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir.
5510 sayılı Kanun'un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilen 88/20. Maddesinde, Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için işveren tüzel kişiliğe haiz diğer yetkili ya da kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.
6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine göre amme alacakları ve bu bağlamda davalı kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler mal varlıkları ile sorumludurlar.
İlke olarak istifa, tek taraflı yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır ve hukuki sonuç doğurması yönetim kurulunun kabulüne bağlı değildir. İstifa iç ilişkide sonuçlarını şirkete ulaşmakla doğurur. Dış ilişki de ise TTK'nun 39. maddesi uyarınca iyiniyetli üçüncü kişiler açısından istifanın etkisi tescil ve ilan olunmasına bağlıdır. (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı syf.326, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/14447 Esas ve 2014/3779 Karar sayılı kararı)
Somut olayda davacı ve davalı 10.11.2008 tarihinde istifa etmiş olup, dava dışı şirket ile ilişkilerinin sona ermesinin sicil gazetesinde ilanının, işlemin hukuken varlık kazanmasına değil, bu hususun üçüncü kişilere açıklanması amacına yönelik olduğu, dolayısıyla inşai değil bildirici bir işlem olduğu açıktır. Bu durumda bildirim tarihinin değil; hukuki sonuç doğurucu işlem tarihinin esas alınması gerekmekte olup, (Yargıtay 10. HD'nin 2020/1265 Esas ve 2020/7882 Karar sayılı kararı) davacı ve davalının 10.11.2008 tarihinden sonraki dönemleri kapsayan 2008/12. ve 2009/01.aylarına ilişkin şirketin prim borçlarından sorumlu olmadıkları gözetildiğinde davacının bu iki aya ilişkin prim borcu yönünden davalıya rücu hakkı bulunmadığının kabulü gerekir.
Diğer yandan 5510 sayılı Yasanın 102 ve 103. maddelerinde, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiş olup, idari para cezasının sonucu itibariyle bir cezai yaptırım olduğu ve cezaların şahsiliği ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre işveren tüzel kişilik hakkında düzenlenen idari para cezasından, yönetim kurulu üyesi olması sıfatıyla davalının sorumluluğu yönüne gidilmesinin mümkün olmadığı (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2019 tarih, ve 2017/2448 Esas ve 2019/7024 Karar sayılı kararı) gözetildiğinde 2008/10. Ayına ilişkin olarak ödenen 478,00 TL tutarındaki idari para cezası nedeniyle davacının davalıya rücu hakkı bulunmadığının kabulü gerekir.
5510 Sayılı Kanun'un 88. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre; 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder, hükmü yer almakta olup, önce prime esas kazançlara ilişkin Kurum Tebliği, ardından bu tebliği yürürlükten kaldıran İşveren Uygulama Tebliği, bu süreyi takip eden ayın sonu olarak belirlemiştir.
Somut olayda; dava dışı şirketin 2008/10 ayına ilişkin prim borcunun son ödenme tarihinin 30.11.2008 tarihi olduğu ve 01.12.2008 tarihinde muaccel hale geldiği, yine 2008/11 ayına ilişkin prim borcunun son ödeme tarihinin 31.12.2008 tarihi olduğu ve 01.01.2009 tarihinde muaccel hale geldiği gözetildiğinde davacının ve davalının yönetim kurulu üyeliğinin 10.11.2008 tarihinde sona ermiş olmasına göre davacının 2008/10 ve 2008/11.aylara ilişkin ödediği prim borcu nedeniyle davalıya rücu hakkı yoktur.
Ancak 01.07.2008 tarihinden sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanun'un 88/20. Maddesi uygulanacak olup, 2008/09 aya ilişkin prim borcundan davalı üst düzeyde yönetici ve yetkili olmasa dahi yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle sorumludur. Kaldı ki bu aya ilişkin prim borcunun muaccel olduğu 01.11.2008 tarihinde davacı ve davalı, şirketin yönetim kurulu üyesi olduklarından, dava dışı şirketin prim borcu nedeniyle sorumlulukları bulunmaktadır. Bu durumda davacının yalnızca bu dönem için ödediği 26.968,31 TL prim borcu tutarından davalıya düşen 5.393,66 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur .
İcra inkar tazminatı yönünden; İİK 67/2 maddesinde "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likit) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. Dava konusu alacağın varlığı, yargılama gerektirmekte olup, likit nitelik arz etmediğinden icra inkar tazminatı koşulları oluşmamıştır.Bu nedenle davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
2-Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibe yaptığı itirazının 5.393,66 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, hükmedilen tutara takip tarihinden itibaren yasal faizi uygulanmasına, fazlaya dair istemin REDDİNE,
3-Şartlar oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4- Davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine
5-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 489,10 TL harcın ve icra takibi peşin harcı 177,64 harcın mahsubu ile bakiye 65,26 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 489,10 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, posta ve tebligat gideri 153,30 TL, bilirkişi ücreti 600,00 TL olmak üzere 789,20 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 119,80 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT gereğince hesaplanan 5.393,66 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT 13/2 md. gereğince hesaplanan 5.393,66 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-Karar kesinleştiğinde, HMK 333. md Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
11-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL'den oluşan yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026