T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/57
KARAR NO: 2026/946
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/01/2017
NUMARASI: 2016/375 Esas - 2017/14 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ile davacı arasındaki ticari ilişki sebebiyle taahhütlü satışlar sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı borçlunun davacı şirketten sözleşme kapsamında belirtilen kotada ürün almayı taahhüt ettiğini, bu kapsamda yine davalı borçluya aynı sözleşmeye istinaden 5.725,00-TL reklam ve promosyon katkı bedeli adı altında nakit ödeme yapıldığını, ancak davalının taahhüt ettiği malın tamamına davacı şirketten almayıp edimlerini yerine getirmeden davacı şirket ile olan ticari ilişkisini kestiğini, bu şekilde sözleşmeye aykırı davranmış olup, davacının sözleşmeye istinaden talep edebileceği 11.450,00-TL cezai şarttan davalı ile çalışılan süre içerisinde yapılan mal alımları da dikkate alınarak 7.700,14-TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsili için icra takibi başlatılmış olup davalının haksız yere icra takibine itiraz ederek icra takibini durduğundan bahisle icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20 sinden aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış, davaya cevap vermediği gibi delil de bildirmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında 04/08/2009 Sözleşme başlangıç tarihli ve 04/08/2010 bitim tarihli Taahhütlü Satışlar Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme kapsamında genel hükümler 1. Nolu bend g. Bendinde Sözleşme süresince toplam 2.400 Koli, 235 gr. Ayran, 1.400 koli 300 ml Ayran ürününün alınacağı hususunun taraflar arasında belirlendiği, davalı işletmeci tarafından sözleşme altındaki imzanın ve sözleşme içeriğinin inkar edilmediği, ancak davalı tarafça icra takibine yapmış olduğu itirazında söz konusu işletmenin 15/09/2014 tarihinde ... Belediyesi tarafından yıkıldığından bahisle iş yerinin kapatıldığı bu nedenle işletme faaliyetlerinin de durduğu nedeniyle alımların devam edemediği bildirilerek icra takibine ve borca itiraz edilmiş olmakla, davalının bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmesi bakımından ... Belediye Başkanlığına yazı yazılarak davalı ... iş yeri ile ilgili olarak sözleşmede bahsi geçen adreste bulunan iş yerinin kapatılıp kapatılmadığı, bu iş yeri ile ilgili bir yıkım kararının bulunup bulunmadığı konularında ... Belediye Başkanlığına yazılan yazıya 24/11/2016 tarihli yazı cevabı ile ilgili belgelerin gönderildiği, aynı konuda ... İlçe Emniyet Müdürlüğüne, ... Vergi Dairesi Başkanlığına, ilgili hususların araştırılması yönünden yazışmalar yapıldığı davalı ...'in sözleşmede bahsi geçen ... yanı ... Adresinde...adı altında işletilen iş yeri çay ocakları Kıraathaneler, Kahvehaneler, Cafe'ler nevinden iş yeri olup işe başlangıç tarihinin 16/07/2009 tarihi olup, iş bırakma tarihinin 19/09/2014 tarihi olduğu, gönderilen Vergi Dairesi Kayıtlarından anlaşılmış olup aynı hususta Zabıta Marifeti ile yaptırılan araştırmada da iş yerinin...adı altında 2009 yılı Temmuz ayı içerisinde açılıp 2014 yılı Eylül ayı içerisinde de kapatıldığı bildirmiş olup, özellikle ... Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen evrakların incelenmesinde söz konusu iş yerinin ... Belediye Başkanlığının ../01/2010 tarih ve ... Sayılı Encümen Kararında kapatılan alanın mühürlenerek kapatıldığı, bilahare 11/10/2013 tarihinde kısmi yıkım işlemlerine başlandığına dair tutanak tutulduğu, söz konusu yapının ise 2014 yılının 9. Ayının 15 'i itibariyle tamamen yıkıldığı ve iş yeri faaliyetlerinin anılan tarih itibariyle sona erdiği anlaşılmış olup davalı ...'in bu konudaki itiraz ve bayanlarının bu şekilde doğruluğu yasal merciler nezdinde araştırmış olup her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin sürdürülmemesi ve sözleşmedeki Kotalı alımların tamamlanmamış olması nedeniyle cezai şart isteminde bulunulmuş ise de sözleşmenin esasen 04/08/2009 ve 04/08/2010 başlangıç ve bitim tarihli olup, sözleşme süresinin bitiminden sonra taraflar arasında devam ettiği, geçen süreye nazaran davacı tarafça Kotalı alımların yapılmaması yada tamamlanmaması nedeniyle davalı tarafa sözleşmenin feshi yada Kotalı alımların tamamlanması konusunda herhangi bir yazılı bildirimde bulunulmadığı, davacı tarafça sözleşmenin 20/08/2014 tarihine kadar devam ettiği bildirilmiş olup davalı tarafça sözleşmenin 15/09/2014 tarihinde iş yerinin yıkımı nedeniyle sürdürülemediği, bu durumun davalı bakımından mücbir sebep oluşturduğu, mücbir sebebin gerçekleştiği yıkım tarihine kadar sözleşmenin tüm hükümleri ile sürdürülüp gerekli alımların yapıldığı dosya kapsamına göre anlaşılmış olmakla, davacı tarafın mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin 6. Maddesi kapsamında talep ettiği cezai şart isteminin ise yerinde görülmediği nedeniyle talebin ve davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sözleşme ile ürün almayı taahhüt ettiğini ancak davalı sözleşmeyi imzalamışsa da sözleşmeyle hüküm altına alınan taahhüt ettiği edimlerini yerine getirmekten imtina ettiğini ve herhangi bir irade beyanına dahi gerek duymadan davacı ile ticari ilişkisini kestiğini, mahkemece davacı tarafından, davalıya yazılı bildirimde bulunulmadığı sebeple haklı davalarının reddedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmenin "madde 6. cezai şart" başlıklı düzenlemesi incelendiğinde görülecektir ki cezai şartın uygulama alanı bulması için, davalının edim yükümlülüklerini yerine getirmemesinin yeterli olduğunu ve hali hazırda herhangi bir ihtara yahut hüküm teminine gerek kalmadan cezai şartın hukuki sonuçlarının oluşmuş sayılacağını, mahkeme tarafından, davalının 15.09.2014 tarihinde iş yerinin yıkıldığını, bu nedenle sözleşmenin sürdürülemediğini ve davalı lehine mücbir sebep hükümlerinin uygulanmasından bahisle davanın reddine karar verilmesinin yasaya ve mevzuata aykırılık teşkil ettiğini cezai şartın niteliği gözetildiğinde işletmecinin, davalının üzerine düşen edim yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi halinde cezai şartı ödeme yükümlülüğü altında olduğu öngörüldüğünden taahhüt ettiği kota miktarında ürün alımı yapmayan davalı için cezai şartın kabilinin tatbik olduğunu, davalı hali hazırda kusurlu durumda olduğunu, işletmecinin taahhütlü satışlar sözleşmesine konu malları yalnızca yıkım kararı verilen adreste satma zorunluluğunun bulunmadığını, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davalının söz konusu malları yıkılan işletmeye hasretme zorunluluğunun da bulunmayıp bildirim şartını yerine getirmek suretiyle kota miktarındaki malları başka bir adreste satma opsiyonu var iken sözleşmeye aykırı davrandığını, hukuka uygun tesis ve temin edilmediğinden yıkım kararı verilen işletme hakkında mücbir sebep iddiasının gündeme gelmesinin mümkün olmadığını, davalı mücbir sebep etkisi altında olduğunu varsayımında bulunsalar dahi sözleşmenin 7. maddesinde yazılı olduğu üzere mücbir sebebin 30 günden fazla sürmesi halinde tarafların durumu diğer tarafa yazılı şekilde bildirme yetkisi ve yükümlülükleri olduğunu, davalı yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi sözleşmeye de aykırı davranışta bulunduğunu, davalı tarafın söz konusu taahhütlü satış sözleşmesi imzalayarak taahhüt ettiği miktarda ürün alması amacıyla davacı şirketten nakit promosyon olarak ücret aldığını ve bu taahhüt ettiği kotayı davacı şirketten satın almadığı düşünüldüğünde davalı tarafın sebepsiz olarak zenginleştiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava cezai şart alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının davalıdan cezai şart talep edip edemeyeceği noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında, "28.05.2015 faiz başlangıç tarihli 7.700,14 TL tutarındaki (Cari hesap ve/veya satış sözleşmesi gereği bakiye alacak)" sebebine dayalı olarak toplam 7.700,14 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 28.05.2015 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Taraflar arasında 04.08.2009 başlangıç 04.08.2010 bitiş tarihli 1 yıl süreli Taahhütlü Satışlar Sözleşmesi imzalanmıştır.
Sözleşmenin, Genel Hükümler başlıklı 1-g maddesinde, '' Bu sözleşme belirli süreli olarak yani ilk sahifesinde yazılı tarihten itibaren yine o sahifesindeki süre kadar yürürlükte kalacaktır. İşletmeci sözleşme süresince toplam 2400 koli 2356Ayran 1400 koli 300 ml adet kasa/koli miktarında ürünü ...'dan almayı taahhüt eder. Yukarıda anılan sözleşme süresi dolmasına rağmen işletmeci bu hedefini gerçekleştiremediği takdirde ... taahhüdün gerçekleşmeyen ürün miktarının iki katı kadar daha ürün satıncaya kadar bu sözleşmenin süresini uzatabileceği gibi dilerse gerçekleşmeyen miktarın taahhüt edilen miktara oranının özel hükümler madde 1 de bahsi geçen meblağ ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın iki katının nakden ve defaten ödenmesinin işletmeciden talep edebilir.''
Sözleşmenin feshi başlıklı 5-a maddesinde "... sözleşme süresi içinde 30 gün önceden yazılı ihbarda bulunmak kaydı ile sözleşmeyi dilediği zamanda sona erdirebilir. Bu fesihten dolayı işletmeci ...'dan hiçbir hak ve tazminat talep edemez."; 5-b maddesinde "... ayrıca sözleşme süresi içinde işletmecinin sözleşmenin herhangi bir hükmünü, yükümlülük ve/veya taahhüdünü ihlal etmesi halinde hiçbir ihtara gerek kalmaksızın işbu sözleşmeyi feshetmeye ve sözleşmede yer alan cezai şartı tahsile yetkilidir. Bu fesihten dolayı işletmeci ...'dan hiçbir hak ve tazminat talep edemez. " düzenlemesinin,
Cezai Şart başlıklı 6.maddesinde "İşletmeci sözleşme süresi içinde iş yerini çalıştırmaması, iş yerinde iş değişikliği yapması, devir halinde iş yerlerini devir halinde iş yerlerini devir aşanın sözleşme hükümlerini kabul etmemesi ve işletmecinin bu sözleşme ile üstlendiği edim, taahhüt ve yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi, ihlal etmesi ve/veya devir alanın işbu sözleşme hükümlerinin herhangi birine aykırı hareketi halinde işletmeci 14.450 TL cezai şartı, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içinde gerçekleşen alım miktarı dikkate alınmaksızın, hiçbir ihtara ve ayrıca hüküm teminine hacet kalmadan nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder. " düzenlemesi bulunmaktadır.
Davacı, taraflar arasındaki 04.08.2009-04.08.2010 tarihli Taahhütlü Satışlar Sözleşmesinin tarafların devam ettirmeye yönelik örtülü iradeleri ile devam ettiğini, davalının sözleşmede belirtilen kotada ürün almayı taahhüt etmesine rağmen taahhüt ettiği edimleri yerine getirmeyerek, ticari ilişkisini kestiğini, sözleşmeye aykırı davranmasından dolayı 7.700,14 TL cezai şartın ödenmesi için yapılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğinden, itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş yerlerinin ... Belediyesi'nden kiralanan çay bahçesi olduğu, kapalı sundurma yaptıklarından ... Belediyesi'nin dava açtığı, ceza davasının da açıldığı, 2014 yılı 9. ayında yıkıldığı, bu nedenle yükümlülüklerini yerine getiremedikleri savunmasında bulunmuştur.
Davacı, alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart isteminde bulunmuş olup, sözleşmede belirlenen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 179/2. (BK. md. 158/2) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir.
TBK'nun 179/2 maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740)
TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez.
Taraflar arasındaki 1 yıl süreli Taahhütlü Satışlar Sözleşmesinde, yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise davacı TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz işletmeci davalıya mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince”(ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra davacı, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16.04.2014 tarih ve 2014/3822 E., 2014/7547 K. sayılı ilamında, önceki yıllarda muaccel olan cezai şart alacağı istenebilir hale gelmesine rağmen istememek suretiyle, cezai şartın artık ondan istenmeyeceği intibaı (haklı güven) uyandırıldığından, sonradan cezai şart talep edilmesi çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturup, Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesindeki hakkın kötüye kullanılması olacağından istenemeyeceği belirtilmiştir.
Davacı, davalının sözleşme süresince aldığı ürün miktarına ve hangi dönemde ne kadar eksik ürün aldığın ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunmamıştır. Davacının cezai şart istemine dayanak olan taahhütnamede, sözleşme süresi olan 1 yılın sonunda eksik ürün alımı olduğu taktirde cezai şart tahakkuk edeceği belirtilmiş olup, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkinin 20.08.2014 tarihine kadar devam ettiğini bildirdiği görülerek, cezai şart için beher sözleşme yılının esas alınması gerekir. Buna göre davacı her yeni dönemde ihtirazi kayıt ileri sürülerek davalıya mal verdiğini iddia edilmediği gibi dosya kapsamından bu yönde bir ispatta bulunmamaktadır.
Somut olayda, sözleşmenin davalı tarafından ifa edileceği iş yerinin bulunduğu binanın, ...../01/2010 tarih ve ... Sayılı Encümen Kararında mühürlenerek kapatıldığı, 11/10/2013 tarihinde kısmi yıkım işlemlerine başlandığı ve söz konusu yapının 15.09.2014 tarihinde tamamen yıkıldığı ve faaliyetlerinin sona erdiği, davalının bu tarihe kadar taahhütlerini yerine getirerek tüm hükümleri ile sürdürülüp gerekli alımlarını yaptığı, yıkım kararı nedeniyle, davalının artık ürün alım yapamadığı görülmüştür. Davacı tarafın cezai şart alacağına konu 2009-2010 tarihli sözleşmesel ilişkiyi ilerleyen yıllarda da devam ettirdiği, takip konusu .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takip dosyası üzerinden takip başlatılıncaya dek bahse konu sözleşme gereğince belirlenen cezai şart alacağına ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürmeden edim borcunu yerine getirdiği, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkinin 20.08.2014 tarihine kadar devam ettiğini beyan ettiği görülerek, taraflar arasında ürünlerin alım satımına dair akdin sürdürüldüğü sabit olup, davacı tarafça da sözleşmenin feshine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediğinden, asgari alım taahhüdü ihlal edilen dönemler sonrası mal verilmeye devam olunduğu anlaşılmakla artık davacının sözleşmenin ifa edildiği dönemlerde asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin cezai şart istenemeyeceğinin kabulü gerekeceğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 131,00 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 601,00 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2026