T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2041
KARAR NO: 2026/1006
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/10/2022
NUMARASI: 2021/473 Esas - 2022/631 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 15/05/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle Müvekkili şirket nezdinde ... numaralı ‘’Nakliyat Sigorta Poliçesi’’ ile sigortalı bulunan dava dışı sigortalı... A.Ş. tarafından bakım için ...’dan İstanbul’a gönderilmek üzere davalıya teslim edilen vinç hidrolik motorunun davalı taşıyıcı sorumluluğunda iken kaybolması neticesinde hasar meydana geldiğini, hasarın tarihinde müvekkili şirkete ihbarı üzerine, gerekli tahkikatın başlatıldığını ve sigortacılık Kanunu 22.maddesi uyarınca hasar ve kusur durumunun tespiti için bağımsız ve uzman eksper tayin edildiğini, ve ekspertiz alındığını, raporda tazmin edilebilir tutarın 4.480.00 Euro olduğunu, eksper tarafından tespit ve rapor edilen hasar bedeli olan 4.480.00 Euro’nun tamamının 24.12.2020 tarihinde ilgilisine ödendiğini, tutanaklar ve diğer belgeler ışığında ödenen tazminattan %100 oranında davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından, davaya konu hasar sebebiyle davalıya ihtarname gönderildiğini, müvekkili şirketçe ödenmiş olan hasardan sorumlu olan davalı hakkında yasal süre içerisinde ....İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, icra takibine itirazda bulunması üzerine 06.05.2021 tarihinde istanbul arabuluculuk bürosu nezdinde arabuluculuk başvurusu yapılmış ve arabuluculuk aşamasındaki müzakereler sonucunda tarafların anlaşmaya varamadığını beyanla; davanın kabulü ile davalı tarafın ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptalini, takibin devamına, davalının haksız itirazından dolayı %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesin tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı delilerin taraflarına tebliğ edilmemiş olduğunu, müvekkili şirketi davaya konu kaşımada kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni eksiksiz şekilde yerine getirdiklerini, eşyanın niteliği ve değerinin taşıyana teslim anında beyan edilmediğini, icra takibine konu edilen fahiş olduğunu, TTK Hükümleri uyarınca taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibinin benimsendiğini, iş bu uyuşmazlık konusunun teknik ve uzmanlık gerektiren hususları içerdiğini, bu sebeple Kara Taşıma Hukuku konusunda uzman bilirkişice incelenmesi ve değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkili şirkete taşıma sırasında atfedilecek bir kusur bulunmadığından davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının %20 kötüniyet tazminatı talebinde bulunmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin icra takibi açılmasına sebebiyet vermediğini, davacının herhangi bir zarara uğramadığını ve alacağının likit olmadığını beyanla davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacının sigortalısı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi akdedildiği, bu taşıma esnasında davalı yanca davacı sigortalısının gönderisinin kayıp edildiği ve davacı yanca sigortalısına ödeme yapıldığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taşıma sözleşmesi gereği davalının kusur ve sorumluluğu, davacının sigortalısına ait ürünlerin kaybedilmesi ile oluşan ve davacı yanca ödenen zarardan davalının sorumlu olup olmadığı ile zararın gerçek zarar ilkesine uygun olarak talep edilip edilmediği noktalarındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmış; rapora göre davacı isteminin haklı olduğu görüşü bildirilmiştir. Gerçekten de davalı, davacı sigortalısına ait gönderiyi kaybetmiştir. Bu husus mail yazışmaları ile de davalı kabulündedir. Buna göre davalı taşıma sözleşmesi yükümlülüklerine aykırı hareket etmekle zarardan tam kusuru ile sorumludur. Her ne kadar davalı, davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve kargo içeriğini ispat edemediği iddiasında ise de davacı fatura içerikleri ile ürünlerin neler olduğunu ortaya koymuştur. Tam tersine davalı yanca bunun aksi ortaya konulamamıştır. Davalı, ürünleri pervasızca hareketi sonucu kayıp etmiştir. Bu nedenle rapor gibi zararın tamamından sorumludur. Tarif edilen tazminatın gerçek zarar ilkesine uygun olduğu görülmüştür. Hatta davacı sonradan aynı minvalde satın aldığı ürün bedelinden daha azı içi talepte bulunmuştur. Davacı ödeme yaptığı tarihten itibaren faiz isteyebileceğinden takip öncesi faiz isteği de yerindedir. Açıklanan nedenlerle davacının davasının kabulü ile davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatına; davacının kötü niyetinin ise sabit olmadığından davalının bu husustaki isteminin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece eksik inceleme ve değerlendirmeye dayanılarak hüküm kurulduğunu, dosya içeriğine sundukları beyanlarının göz ardı edilerek dikkate alınmadığını, Mezkur taşımada müvekkil şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, müvekkil şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma hak ve yetkisi bulunmadığından içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceğini, teslim anında kargonun içeriği ve değerinin müvekkil taşıyana bildirilmediğini, kargoya ilişkin olarak herhangi bir değer gösterilmediğini, kargonun taşıma sırasında uğrayabileceği zararlara karşı içerik ve değerine uygun şekilde sigortalanmasının talep ve / veya beyan edilmediğini, müvekkil şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesinin mümkün olmadığını, davacının tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunu, TTK md. 864 uyarınca gönderenin kusuru olmasa da, taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden doğan zararın göndericiye ait olduğunu, bu anlamda göndericinin kargonun içeriği ve değeri taşıyıcıya tam ve eksiksiz olarak bildirmekle mükellef olduğunu, yapılan eksik bildirimler dolayısıyla müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesinin kabul edilemeyeceğini, Taşımaya ilişkin hükümler uyarınca, içeriği doğru beyan edilmeyen kargonun mahiyetinden kaynaklanan zararın göndericiye ait olduğunu, zira TTK md. 864 hükmü gereği göndericinin gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri tam ve eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmek zorunda olduğunu, eksik bildirimden kaynaklanan sorumluluğun kendisine ait olduğunu, keza Karayolu Taşıma Kanunu md. 8 de, taşımaya konu kargo içeriğinin taşıyana tam ve doğru beyan edilmesininin eksik bildirimden kaynaklan sorumluluğun gönderenin kendisine ait olacağını açıkça öngördüğünü, ilgili taşımaya ilişkin herhangi bir fatura ve benzeri evrak da sunulmadığını, dolayısıyla kanunun açık hükmü karşısında yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğunu, ancak kargonun içeriğinin bilindiği farzı halinde dahi, kargonun mahiyetinden dolayı meydana gelecek zarardan müvekkil taşıyanın sorumlu olmayacağını, TTK md. 878 hükümleri taşıyanın sorumluluktan kurtulma hallerinin açıkça düzenlemiş olduğunu, bilirkişinin tespit ettiği zarar taşıma sırasında meydana gelmiş olsa bile, işbu zarardan müvekkilin sorumlu olmayacağını, Davacının dava dilekçesinde zarara uğranıldığını iddia ettiğini ancak bu iddialarını ispatlamadığını, kargo içeriği ve değerinin ispata muhtaç olduğunu, TMK m.6 uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmü uyarınca davaya konu durumun ispat edilmesi gerektiğini, Posta Hizmetleri Kanunu, Posta Hizmetlerinin Gizliliği ve Güvenliği başlıklı 7. maddesi uyarınca müvekkil şirketin kargo gönderilerine ilişkin içerik bakmasının yasak olduğunu, müvekkil şirketin taşıyıcı rolünü üstlendiği taşımalarda kargoları açıp kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığını, içeriği belirtilmemiş veyahut soyut şekilde belirtilmiş olan kargolar için mahkemece tespit edilen zararın kabul edilemeyeceğini, tazminat miktarının fahiş olduğunu, sorumluluğu kabul anlamı taşımamakla beraber bir an mezkur taşımada yaşanan kayıp dolayısıyla müvekkil şirketin sorumlu olduğu kabul edilse dahi Özel Çekme Hakkı üzerinden yapılan hesaplama yapılarak bu hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, müvekkilin mezkûr taşımada hiçbir şekilde bir kusuru olmadığından müvekkilin tazmin mükellefiyeti de bulunmadığını, bununla birlikte, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkil şirketin söz konusu olayda sorumluluğu bulunduğu kabul edilecek olsa dahi TTK 882 hükmüne uygun olarak gönderinin değerini kaybeden kısmının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı istenebileceğini, bunun sınırının da TTK 880 olduğu aşikâr olduğunu, dolayısıyla tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, yurtiçi kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısına teslim edilmeyip kaybedilmesi nedeniyle nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında ödenen zarar bedelinin Türk Ticaret Kanunu'nun 1472.maddesi uyarınca tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; ilk derece mahkemesince delillerin takdirinde bir hata yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında, "Eksper Raporu-... ... Nolu Hasar Dosyası-rücuen Tazminat Alacağı" sebebine dayalı olarak 4.480 Euro asıl alacağın 13,96 Euro işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle 27.02.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden, dava dışı sigortalı... A.Ş tarafından ... ünvanlı Alman firmasından 07.05.2019 tarihinde satın alınan ve 01.01.2020 başlangıç, 01.01.2021 bitiş tarihli ... Poliçe numarası Abonman nakliyat sigortasına istinaden tanzim edilen nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalanan hidrolik pompa emtiasının, 20.08.2020 tarihli ... no’lu sevk irsaliyesi kapsamında bakımı için ...'dan İstanbul ilinde bulunan.... Şti.’ne sevk edilmek üzere davalı çalışanına teslim edildiği fakat emtianın bulunduğu sandığın kırılarak taşınan emtianın kaybolduğu, boş sandığın 28.08.2020 tarihinde alıcıya teslim edildiği, eksper tarafından tespit ve rapor edilen hasar bedeli olan 4.480 Euro'nun 24.12.2020 tarihinde sigortalıya ödendiği ve sigortalı tarafından imzalanan 10.12.2020 tarihli "tazminat makbuzu, ibraname, feragatname" başlıklı belgede, hasar bedelinin ödendiğinin ve üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarının davacı sigorta şirketine devredildiğinin yazılı olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 873. Maddesinde "(1) Taşıyıcı, eşyayı, kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde, teslim etmekle yükümlüdür.", TTK'nın 875. Maddesinde "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.", TTK'nın 886. Maddesinde "Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879.maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz." hükümleri düzenlenmiştir.
Davaya konu 20.08.2020 tarihli ... numaralı fatura seri numaralı gönderenin davacı, alıcının dava dışı .... Şti. olduğu kargoya ait kargo görüntüsünde "alıcısına teslim edildiği" tanımlamasında açıklama olarak "içi boş olarak ulaştı mail istinaden dşldü'a tarihinde teslim edildi(kendisine teslim edildi)" ibaresinin yazılı olduğu görülmektedir.
24.12.2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 464 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Kargo ve Lojistik İşletmeleri başlıklı 3.4. Maddesinde, kargo ve lojistik işletmeleri ticari nitelikteki gönderileri Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu tevsik edici belgeler ile birlikte kabul edecekleri ve taşıma esnasında istenildiğinde ibraz edilecek şekilde gönderiye ekleyecekleri hususları düzenlenmiştir. Taşıma yapan kargo şirketleri, emtiayı kabul ederken gönderiye ilişkin sevk irsaliyesiyle birlikte kabul etmek zorunda olduğundan somut olayda davacı gönderenin, gönderi ile birlikte sevk irsaliyesini de verdiğinin kabulü gerekir. Dosyada toplanan deliller ile bu hususun aksi davalı tarafça ispatlanmadığı anlaşılmakla davalının, göndericinin kargoya ilişkin bilgilerin bildirilmediği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir
Somut olayda davalı taşıyıcının davacı sigortalısına ait kargoyu bakım için gönderildiği muhatabına teslim etmediği, bu hususun da davalının kabulünde olduğu gözetildiğinde kargonun, davalının pervasızca hareketi sonucu teslim edilmediğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı, sınırlı sorumluluğun korumasından yararlanamayacak olup, dosyaya sunulan ithalat faturasına göre 4.680,28 Euro+KDV bedelli emtianın, sigorta poliçesinde sigorta bedelinin 4.480 Euro olarak belirtildiği gözetildiğinde bu bedeli sigortalısına ödeyen davacı sigorta şirketinin, ödediği miktarı davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 775,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.066,14 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.291,14 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026