T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2025
KARAR NO: 2026/1013
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/03/2022
NUMARASI: 2021/338 Esas - 2022/347 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava değerinin 8.248,15 TL olduğunu, dava konusu faturaların ...-... tarafından aşağıda listelenen; 10/03/2017 tarihli ... nolu fatura;10 kalem (miktar 13 adet) muhtelif malzemeler ve servis bedeli 10/03/2017 tarihli ... nolu fatura;10 kalem (miktar 12 adet) muhtelif malzemeler ve işçilik; 10/03/2017 tarihli ... nolu fatura;... ... ..., ... ..., (miktar 3 adet) servis bedeli; 05/06/2017 tarihli ... nolu fatura; 4 kalem (miktar 4 adet) muhtelif malzemeler ve servis bedeli;Ürünlerin satışı nedeniyle ...A.Ş.'ye verildiğini, ancak müvekkiline dava konusu bu faturaların bedellerinin davalı borçlu tarafından ödeme yapılmadığını, faturalar ödenmeyince davalı aleyhine 24/07/2018 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra dosyasına ibraz ettikleri 14/02/2018 tarihli mutabakat belgesinde davalının borç bakiyesinde mutabık olduğunun da görüleceğini, ayrıca ödeme emri ile beraber bu mutabakat belgesinin de davalıya gönderilmesine rağmen itiraz etmesinin borcunu ödememeye veya ödemeyi geciktirmeye yönelik kötü niyetli girişimden başka bir şey olmadığını, davanın taraflarının tacir olduğunu, müvekkilinin tacir olan davalının ticari defterlerindeki kayıtları da delil olarak kabul ettiğini, ayrıca tarafların tacir olması nedeniyle uygulanması gereken faizin ticari temerrüt faizi olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile borçlunun borca itirazının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın ödeme emrinde her bir fatura için gecikme zammı ve ayrıca işlemiş faiz talep ettiğini, yapılan işlemin hukuken çifte faiz veya faize faiz talebi olduğunu, gecikme zammının hukuken temerrüt faizi olduğunu, davacı tarafın kanuna aykırı bir şekilde takip tarihine kadar işlemiş faizin yanında bir de gecikme faizi talep ettiğini, faize faiz talebi hukuka aykırı olduğundan reddi gerektiğini, mutabakata rağmen takipte faturaya dayanılmasının hukuka aykırı olduğunu, mutabakatın taraflar arasında süre gelen ticari ilişki nedeniyle güncel kalan borç konusunda anlaşmayı ifade ettiğini, esasında bu mutabakat ile anlaşılan miktarın yeni bir borç yapılandırması olmadığını, gerçekte var olan cari hesap bakiyesi olduğunu beyan ederek davanın reddine, kötü niyetli alacaklının %20'sinden aşağı olmayan kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tarafların davaya ilişkin tüm kayıt ve belgeleri, dayandıkları delilleri toplanmış, bilirkişiden davaya konu alacak bakımından rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi dosyaya sunmuş olduğu raporu ile davaya ve takibe konu miktarda davacının alacaklı olduğunu tespit etmek ve belirlemekle dosya kapsamına, somut duruma uygun gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporunda belirlenmek ve sabit görülmekle,03/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı ve davalı tarafın ticari defterlerin incelenmesi sonucu davacı şirketin davalı şirketten icra takibine konu miktar kadar alacağının olduğu belirtildiğinden, davacı tarafça her ne kadar vade farkına ilişkin fatura düzenlenmiş ve söz konusu faturanın da ödenmesi istenmiş ise de yerleşik yargıtay içtihatlarında vade farkının taraflar arasında yazılı sözleşme ile kararlaştırılması yahut taraflar arasında yapılan işlemler neticesinde bir ticari teamül oluştuğunun kabulü gerektiğinden vade farkına dair davacının talep hakkı olmadığı hususunda kanaat edinilmiş olmakla, davalının bilirkişi raporunda belirtilen tutar yönünden borcunun olduğu anlaşılmakla, dava tarihinden sonra 09/01/2019 tarihinde yapılan 7.606,37 TL'lik ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla, davalının yapmış olduğu itirazın bilirkişi raporunda belirtilen alacak miktarı gözetilerek iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, alacak faturaya dayalı olup yerleşik içtihatlar gereği likit bir alacak olarak kabul edildiğinden İİK md.67 gereğince icra inkar tazminatına karar verilmiş ve davanın kısmen kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 7.255,57 TL asıl alacak, 981,28 TL faiz olmak üzere toplam 8.236,85 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasındaki kabul edilen alacağın %20'si oranı olan 1.451,11 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, takipte gönderdiği ödeme emrinde her bir fatura için gecikme zammı ve ayrıca işlemiş faiz talep ettiğini, yapılan işlemin hukuken çifte faiz veya faize faiz talebi olduğunu, gecikme zammının hukuken temerrüt faizi olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dosya kapsamında raporda faiz hesaplamasının hukuka aykırı olduğunu, takip konusu evrakın borç mutabakatı olduğunu, ticari hayata ve kanuna göre mutabakat var ise işlenecek faiz bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, raporda fatura tarihlerine göre faiz hesaplaması yapıldığını, bu itirazı davaya cevap dilekçesi ve raporlara itiraz dilekçelerinde defalarca belirtmelerine rağmen yanlış hesaplama yapıldığını ve itirazlarının dikkate alınmadığını, esasında bu mutabakat ile anlaşılan miktarın, yeni bir borç yapılandırması değil, gerçekte var olan cari hesap bakiyesi olduğunu, cari hesabın 6102 sayılı TTK md 89 vd md lerde düzenlendiğini, burada ayrı ayrı istemekten vazgeçip hesabın kesilmesinden bahsedildiğini, aynı kanunun 95.md ise "alacak ile borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler; bileşik faize yol açabilecek uygulama yapılamaz; bu hükme aykırı sözleşme öngörülemez." hükmü bulunduğunu, madde hükümleri açıkça cari hesap tarihinden bahsettiğini, davacının 14.02.2018 tarihinde yapılan mutabakattan bahsettiğini , bunun anlamı taraflar ayrı ayrı alacak kalemlerinden vazgeçip tek bir hesap bakiyesi belirlediklerini, bu hesabın belirlendiği 14.02.2018 tarihinde bakiye alacağın kaydedildiği ve bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, bu durumun alacaklının kötü niyetini ispatladığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile cari hesap bakiyesinin kararlaştırıldığı tarihten takibin başlatıldığı tarihe kadar işlemiş faizi ile birlikte toplam 7.606,37 TL icra dosyasına yatırıldığını, bu hususun tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile dikkate alınmasını talep etiklerini, davacı takibinde alacak miktarının 7.255,57 TL asıl alacak 5.540 TL vade farkı 992,38 TL işlemiş faiz toplam 13.788,15 TL olduğu belirtildiğini ancak davanın 8.248,15 TL üzerinden açıldığını, takipte talep edilen miktarın hukuka aykırı olduğunu davacının da kabul ettiğini ,dava dilekçesinde sonuç kısmında itirazın kısmı olarak kaldırılmasını talep edilmeyip, tamamının kaldırılması talep edilmesine göre harcın bu şekilde tamamlatılması ve kabul-red oranının buna göre belirlenmesi gerektiğini, bu nedenlerle hukuka aykırı olarak verilen kararın istinaf incelemesinden geçirilerek kaldırılmasına karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 7.255,57 TL asıl alacak, 981,28 TL faiz olmak üzere toplam 8.236,85 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının dava dilekçesinde icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını talep ettiğini, takip tutarının 13.788,15 TL olmasına rağmen davanın 8.248,15 TL üzerinden açılması nedeniyle geriye kalan 5.540 TL üzerinden harcın tamamlatılarak davanın kabul oranının buna göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de takip tutarının tamamı, dava konusu edilmediği gibi istinaf incelemesinin ilk derece mahkemesinin verdiği karara yönelik yapılacak olmasına göre hakkında bir karar verilmeyen bir alacak kalemi için davalının istinaf hakkı bulunmamaktadır. Kaldı ki bu tutar da karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altındadır.
Diğer yandan davalının istinaf dilekçesinde, mahkemece hükmedilen asıl alacağa yönelik bir istinaf istemi bulunmayıp, davalının istinafı, işlemiş faize yöneliktir. Davalı hakkında başlatılan icra takibinde talep edilen işlemiş faiz tutarı 992,38 TL, dava konusu edilen ancak mahkemece kabulüne karar verilen işlemiş faiz tutarı ise 981,28 TL'dir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarih ve 2024/10-205 Esas ve 2025/410 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibariyla kesin olan bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Eldeki davada 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibariyla değerlendirme yapılması gerekmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, 2022 yılı için miktar ve değeri 8.000 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.
Davalı tarafça istinafa konu edilen miktar hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın Ek 1. maddenin ikinci fıkrasına göre karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında olup, kesin olan kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341-(2) ve 346-(1)maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davalı tarafından istinaf yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde iadesine,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/05/2026