T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2036
KARAR NO: 2026/936
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/09/2022
NUMARASI: 2020/428 Esas - 2022/776 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, taraflar arasındaki tedarik sözleşmesi sebebi ile müvekkili şirket açısından doğan 50.542,01-TL cari hesap alacağını ödememesi üzerine davalı borçlu şirket aleyhine 07/06/2019 tarihinde ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının söz konusu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve usule aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Borçlar Kanunu 207. Madde ile Yargıtay 10.H.D.'nin2013/7712 E. Ve 2013/10225 K. Sayılı 03/06/2013 tarihli karan gereğince davacıya kesin süre verilerek dava konusu yaptığı faturalara ilişkin sevk irsaliyesi ile faturadan kaynaklı malı veya hizmeti davalı müvekkile teslim ettiğine dair yazılı delillerin sunulmasının istenilmesini, sunulmaması halinde esasa geçilmeden davanın reddine karar verilmesini, davacının, dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu tedarikçi sözleşmesinin müvekkili tarafından imza edilmediğini, bu nedenle sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını, davacının bahse konu sözleşme kapsamında hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, zira davacının müvekkili tarafından imza edilmemiş olan suretleri kendi lehine değiştirdiğini, müvekkilin imza etmediği bir sözleşme sebebiyle sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından, müvekkiline fatura kesildiğini, müvekkili tarafından bahse konu faturanın davacıya iade edildiğini, müvekkilin davacıdan herhangi bir mal veya hizmet almadığını, davacının müvekkiline böyle bir hizmet verdiğine dair herhangi bir delili de dosyaya sunmadığını, bu nedenle davacının bahse konu faturaya dayanarak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin Davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Mevcut olayımızda davacı ile davalının her ikisinin de defterlerinde alacağa ilişkin kaydın bulunduğu, birbiri ile uyumlu olup birbirini doğruladığı, her iki tarafın ticari defterlerine göre davacının davalıdan 38.739,98 TL alacağının bulunduğu, davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının birbirini teyit ediyor olmasının davacı lehine alacak olarak değerlendirilerek, davalının mal teslim almadığına dair iddiasının ve imza inkarının davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması ve irsaliyeli faturaların faturalarla uyumlu olması sebebiyle taraf defterlerinde kayıtlı olan 38.739,98TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Alacağın hesaplanabilir ve likit olması sebebiyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun eksik inceleme ve değerlendirme sonucu tanzim edildiğini, bilirkişi raporundaki, " aktivite bedeli tutarında müvekkil şirketin alacaklı olmadığı yönündeki tespitler " bilirkişinin uzmanlık alanının davacı şirketin ticari faaliyet alanını kapsamaması sebebi ile akvitite bedeline ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, dosyanın perakende sektöründe uzman ve hukukçu bilirkişiye tevdiine karar verilmesi gerektiğini, raporun işbu yönü ile eksik ve hatalı olduğunu, yerel mahkemeye müteaddit defalar dosyanın perakende sektöründe uzman ve hukukçu bilirkişiye tevdiine karar verilmesi yönünde talepte bulunulmuşsa da mahkemece iş bu talebinin reddedildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu tedarikçi sözleşmesi, davalı tarafından imza edilmemiş bu nedenle sözleşmenin davalıyı bağlamadığını, davacının bahse konu sözleşme kapsamında hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, zira davacı, davalı tarafından imza edilmemiş olan suretleri kendi lehine değiştirmiş davalının, imza etmediği bir sözleşme sebebiyle sorumlu tutulamayacağını, davacı, sevk irsaliyelerini süresi içerisinde mahkemeye sunmadığını, süresi geçtikten sonra sunulmuş olan belgelerin ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmaması gerektiğini, davacı tarafından sunulan sevk irsaliyeleri, iade malların davalıya teslim edildiği manasına gelmediğini, sevk irsaliyelerinin bazılarında isim dahi bulunmamakta olup; kimin teslim alan kimin teslim eden olduğu hususu anlaşılmadığını, söz konusu sevk irsaliyeleri üzerinde imza incelemesi yapılmasını ve irsaliyede ismi geçen şahısların davalı şirket çalışanı olup olmadığının tespitini talep etmiş isek de işbu talebimiz de kabul edilmeyerek hüküm tesis edildiğini, davacı tarafından davalıya fatura kesilmiş, davalı tarafından bahse konu fatura davacıya iade edilmiş davalının davacıdan herhangi bir mal veya hizmet almadığını, bu nedenle davacının bahse konu faturaya dayanarak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, davacı alacaklı tarafından düzenlenmiş olan cari hesap tablosunun gerçeği yansıtmadığı, cari hesap tablosunda davalıya verilmemiş olan mal veya hizmetler için davalının borçlandırıldığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sözleşme kapsamında davalının herhangi bir mal veya hizmet almamış, böyle bir sözleşme imza etmemiş, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu, davacının herhangi bir alacağı olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan/faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, iade faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, aktivite faturası düzenleme koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "50.542,01 TL tutarlı asıl alacak" sebebine dayalı olarak 50.542,01 TL asıl alacağın, 411,95 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 07/06/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 50.542,01 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 38.739,98 TL borçlu görünmektedir.
Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacının davalıya düzenlediği 30/06/2020 tarih ve 11.800,00 TL bedelli aktivite bedeli açıklamalı faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve 2014/5678 E. - 2015/5377 K sayılı kararı). Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.
Davacının 30/06/2020 tarih ve 11.800,00 TL bedelli faturasının davalı ticari defterinde kayıtlı olmaması ve anılan faturanın düzenlenme sebebinin ispat edilememiş olması nedeniyle davacının ticari defterindeki bu kayda itibar edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının ticari kayıtlarında davalının 11.800,00 TL borçlandırıldığı işlemin, davalının ticari defterinde karşılığı bulunmadığından ve bu miktara ilişkin TTK'nın 64/2. Maddesinde düzenlenen ilkeye uygun bir belge de sunulmadığından bilirkişi raporunda yapılan tespitler doğrultusunda davacının ticari defterinde gerekli düzeltme yapılarak davalının defterinde kayıtlı olmayan 11.800,00 TL tenzil edildiğinde taraf ticari defterleri mutabık olup, sonuç itibariyle davacının davalının ticari defterinde kayıtlı olduğu şekliyle 39.739,98 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalının ticari defterinde de kayıtlı olup kabulüne karar verilen cari hesap alacağı likit olup, icra inkar tazminatının koşulları bulunduğundan davalı tarafın icra inkar tazminatına yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 662,00 TL harcın, alınması gerekli olan 2.646,32 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.984,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026