T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1558
KARAR NO: 2026/934
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2022
NUMARASI: 2020/487 Esas - 2022/493 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile ..., arasında kiralık kasa sözleşmesinin akdedildiğini, işbu sözleşme uyarınca davacının ....'de bulunan ... nolu kasayı kiraladığını, davacı ... un abisi ... un 2014-2017 yılları arasında .... Şti.'nin tek yetkili ortağı olduğunu, davacı söz konusu kasayı kiralayarak ... Taşımacılık şirketinin birikimlerini güvence altına almak amacıyla .... nin ... şubesinde bulunan hesaplarından farklı zamanlarda çekilen toplam 2.500.000 Amerikan Doları .... ... şubesinde bulunan .. nolu kiralık kasaya koyduğunu, davacının .. nolu kasanın kırılıp açılarak nitelikli hırsızlık suretiyle içerisinde bulunan 2.500.000 doların çalınmış olduğunu, durumun 27.08.2019 tarihinde öğrenmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/160989 nolu soruşturma dosyası ile ilgililer hakkında suç duyurunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasında bulunan olay yeri kamera görüntüleri üzerinde yapılan incelemelerde davacıya ait kasanın kasa dairesine müşterilerin girişinde gerekli prosedürlere uyulmadığını, refakatte banka görevlilerinin bulunmadığını, suç sonrası .... nolu kiralık kasanın kırılarak açılmış olduğunun tespit edildiği, davacı .... Şti.'nın davalı .... ... şubesinde TR....... nolu USD hesabının bulunduğunu, banka hesap dökümleri incelendiğinde banka kasasının kiralandığı tarihte yurt dışı ihracat bedellerinin bankaya geldiğini, şirket hesabından yüklü miktarda nakit para çekildiği, bankadan çekilen ihracat bedellerinin banka kasasına konulduğunu, ....'nin yasal sorumluluğunun olduğunu, davacının zarara uğradığı 2.500,000 Amerikan dolarının olay tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun un 4/a bendi uyarınca kamu bankalarınca USD mevduatına fiilen uygulanan en yüksek ticari faiz oranı ile birlikte veya 2.500,000 USD nin fiili ödeme günündeki TCMB efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak TL olarak en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebi olduğunu belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile davanın
Kabulüne karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK. 59 ve 60 maddeleri gereğince davanın davacı şirket yönünden sıfat yokluğu nedeni ile reddi gerektirdiğini, işbu dava konusu iddialara konu edilen .... ... şube nezdindeki ... numaralı kiralık kasanın tek başına davacı ... tarafından kiralanmış kasa olmadığını, dava dışı ... isimli kişiler tarafından 28.03.2014 tarihinde müştereken kiralandığını, kiralık kasa sözleşmesi ve münferiden kullanım talimatı her iki kasa sahibi tarafından birlikte imzalandığını, kasa mevcudu üzerinde her iki kişinin de müşterek yetkili sıfatında olduğunu,... numaralı kasa mevcuduna ilişkin olduğundan kasa sahipleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, öncelikle aktif dava sıfatının bulunmaması nedeni ile reddi gerektiğini, ...
ile banka arasında kasa kiralama sözleşmesinin bulunmadığını, davacı şirketin hesap kayıtları ve kiralık kasa sahiplerinin mali profillerinin dava konusu iddia ile çelişmekte olduğunu, 2014 yılında ... şirketinin tek yetkilisinin ...'un, 2014-2017 yılları arasında şirketin kazandığı ihracat bedelleri olduğunu, banka nezdindeki bilgiler incelendiğinde Mart 2017 de ...'un hisselerini ... şahsa devrettiği, .. nolu kasanın ... ve ... isimli şahıslar tarafından kiralandığı 28.03.2014 tarihinden sonra kasaya ziyaret yapılmadığı, farklı zamanlarda çekilen 2.500,000 USD'nin dava konusu 44 nolu kasaya konulmasının gerçek dışı olduğunu, kasanın kiralandığı tarih olan 28.03.2014'de herhangi bir para çekme işleminin olmadığını, davacıların kiralık kasa kullanıcısı olan müşterinin kasaya tek ziyareti olan 28.03.2014 tarihinde 2.500,000 USD koyacak mali profile sahip olmadığını, kiralık kasa içinde neler olduğunun ispatının davacıya ait olduğunu, ... firmasının kasa açılış tarihindeki ekonomik ve sosyal konumları ve varlığı ile uyumlu olduğunun davacılar tarafından ispatı gerektiğini, davaya konu kiralık kasanın fiilen davacılar tarafından kullanılmadığı, yasalara aykırı şekilde fiilen dava dışı ... ve ailesi tarafından kullanıldığı davalı banka teftiş kurulu tarafından yapılan inceleme ve emniyet tarafından yapılan soruşturma neticesinde ortaya çıktığını, 27.08.2019 tarihinde yaşanan olaya ait kamera kayıtları, alınan ifadeler, davalı banka teftiş kurulu başkanlığınca yapılan tespitlere göre, "davalı bankada müşterilerin kasalarına değil şube ana kasalara yönelik kameraların olduğu, ihtilaf konusu kasanın kasa dairesine giden sol alt tarafta kaldığını, mevcut kamera sisteminin 44 nolu kasayı görüntüleyemediğini, dava dışı ... isimli şahsın 27.08.2019 tarihinde şubeye gelerek nakit işlem yetkilisi ...'a büyük boy kasa açtırmak istediğini düşündüğünü ancak kendi adına herhangi bir kasa kiralamadığını, kamera kayıtlarından ...'in şube kiralık kasalarına ... ile gittiğini, ... nolu kasanın bulunduğu bloğa baktığını, ...'a bir şeyler söylediğini, kiralık kasanın anahtarlarının bulunduğu alana yöneldiklerini, ...'ın ...'nin 44 nolu kasanın içeriğinin kendisine ait olduğunu ve kasanın kırık olduğunu söylediğini ifade ettiğini, ...'in kasanın boş olduğunu söylediğini, kasa sahibi olmadığını, ... ve ...'ın kiralık kasa dairesini terk etmesinden sonra yaklaşık 10 dakika sonra yanlarına Operasyon yetkilisi ... ile kasa sahiplerinden ... ve ...'in ağabeyi ...'in tekrar kiralık kasanın olduğu yere giriş yaptıklarını, ... ve ...'in ve babaları olduğu söylenen ...'in olay yerine polisler intikal edene kadar giriş yaptıklarını, ...'nin polisler geldiğinde elindeki anahtarları ...'e verdiğini, kasa kiracısı ...' un pasif tutum sergilediğini", davaya konusunun savcılık soruşturmasına konu olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/160989 numaralı soruşturma ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/177733 numaralı dosya üzerinde soruşturma devam etmekte iken her iki soruşturmanın incelendiğinde görüleceği üzere beş buçuk sene boyunca 2.500,000 USD kasaya konulmasının kabul edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "
Dava, davacı tarafın davalı banka nezdindeki kiralık kasanın kötü niyetli kişilerce açılıp hırsızlık yapıldığı ve bankanın sorumlu olduğundan bahisle kasa içerisinde olduğu iddia edilen 2.500.000,00 USD'nin tazmini istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2203 Esas ve 2021/1089 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi; bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet: Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Kiralık kasanın davacı ... tarafından 2014 yılında kiralandığı ve daha sonra kardeşi ...'e erişim yetkisi verildiği, kasanın açıldığı 2014 yılı 28 Mart tarihinden itibaren ziyaret kaydının bulunmadığı, ... ve ailesi kullanımda olduğu beyan edilen kiralık kasaların neredeyse hiç ziyaret kaydının tutulmadığı bilirkişi raporu ve teftiş raporundan anlaşılmıştır. Davacıların, dava konusu kasaya 2.500.000,00 USD'yi yerleştirdiğini ileri sürdüğü ve bu paranın davacı şirkete ait olduğunun beyan edildiği, şirketin Şubat 2014 tarihinde kurulduğu, ortağı ve yöneticisinin davacının kardeşi ... iken 2017 yılında şirketin el değiştirdiği ve yabancı kişinin mülkiyetine geçtiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinden yapılan incelemede 2014 yılında şirket hesaplarına 11.000.000,00 USD'den fazla para girişi ve nakit çekimi olduğu, bu paraların başka bir hesaba girdiğine dair herhangi bir kayda ulaşılmadığı gibi, paraların çekildiği tarihlerde kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığına dair herhangi bir delil ibraz edilmediği, davalı bankanın sunduğu sınırlı kamera kaydın da 2014 yılına ilişkin parayı çeken ve kasayı ziyaret eden kişilerin tespitinin mümkün olmadığı, kamera kaydının 2019 yılından ibaret olduğu, şirket defterlerine de bu paraların giriş çıkışının yapılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ... kolluktaki ve mahkememizdeki beyanında, 2014 yılı içerisinde kasayı doldurduklarını ve 2014 yılından sonra hiç karışmadıklarını ifade ettiği, olayın ortaya çıktığı 2019 yılı Ağustos ayına kadar da kasanın ziyaret edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dinlenen davacı taraf ve tanık beyanlarında 2.500.000,00 USD'nin şirket hesaplarından nakit olarak çekildiği ve kasaya konulduğu ifade edilmiştir.
Bilirkişi tarafından yapılan ölçüm ve incelemeden, kasanın düzenli yerleştirilmesi halinde 3.500.000,00 USD kapasiteli olduğu, 23/08/2018 tarihinde 44 nolu kasanın önünde şüpheli tavırlarda bulunduğu beyan edilen ...'in elindeki valizin 3.000.000,00 USD kapasiteli olduğu ve kasa dairesinden çıkarken ki valiz ağırlığının daha fazla olduğu, 1.000.000,00 USD'nin yaklaşık 10 kg civarında olduğu anlaşılmıştır. Davalı bankanın şubede görevli personelinin, dava dışı ...'i eskiden beri itibarlı bir müşteri olarak tanıdığı ve birkaç defa kasayı ziyaret için aşağı indiğinin beyan edildiği, ancak ...'in kendi adına bir para hareketi ve kiralık kasanın davalı banka şubesinde bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı taraf beyanında, kasaya konan paranın eski dolar olduğunu ve değiştirilmesi istendiğini, bu nedenle banka personelinin kasa içeriğinden haberdar olduğunu ifade ettiği görülmüştür. Olayın tespit edildiği 27/08/2019 tarihli olay yeri tutanaklarında, 44 nolu kasanın önünde eski ve kurumuş para bandı olduğu tespit edildiği, bunun da bu bantların 4-5 yıl önce yani kasanın kiralandığı yıl kasaya konulmuş olan paralara atılmış bantlar olduğu kanaatini uyandırmıştır. Mahkememizce heyet halinde dosya içerisindeki 23/08/2019 tarihli kamera kaydını içeren USB içindeki video kayıtları incelenmiş, kayıtlarda ... ve ...'in birlikte şubeye geldiği, ...'in elinde valiz olduğu, bu kişilerin banka personeli odasına girip görüşme yaptıktan sonra yanında banka personeli ile birlikte kasa dairesi kapısına geldiği ve demir kapının açılmasından sonra banka çalışanın onların yanından ayrıldığı, kamera açısından çıktığı, bu iki kişinin birlikte kiralık kasa dairesine girdiği, ...'in elinde kabin boy valiz olduğu, ... nolu kasanın olduğu bölmeye geçtiği, kasanın olduğu yere çöktüğü, üst tarafta ve arka taraftaki duvar kameralarını gözden geçirdiği, doğrudan ... nolu kasayı gösteren bir kamera kaydı olmadığı, bu kişinin sırt kısmı ve karşı duvardaki kasaların görüldüğü, başka bir kamera açısından görünen cam kapıdaki yansımalardan göründüğü kadarıyla, ... nolu kasanın olduğu yerde uğraş verdiği, sonrasında kasa içerisine kolunu uzatarak bir kaç defa hamle yaptığı ve bir süre sonra ayağa kalkıp ... ile birlikte kasa dairesinden çıktığı, çıkarken kasa dairesi kapısının ..... tarafından kilitlendiği, çıkarken ...'in çekçekli valizle banka personelinin arkasından ana girişe açılan koridorda görüldüğü, buradaki merdiven basamaklarını inerken bir bacağını çekçekli valize dayayarak sapından tuttuğu ve diğer kolunu havaya kaldırarak dengesini sağlayarak basamaklardan valizi indirdiği, sonra yerde sürükleyerek çıkışa doğru gittiği, girişte de aynı merdivenden geçerken bir eliyle valizin sapını tuttuğu, diğer elini ise çekçek koluna attığı ve daha kolay bir şekilde valizi kaldırıp kasa odasına doğru geçtiği, dolayısıyla giriş ve çıkıştaki valiz ağırlığının farklı olduğu konusunda teftiş raporundaki görüşe mahkememizce de iştirak edildiği, ...'in beyanlarında ise, sadece .. nolu kasadan ...'ın evrak alıp valize yerleştirme eyleminden bahsedildiği, ifadelerinin ve kamera kayıtlarının uyumsuz olduğu görülmüştür. Banka teftiş raporunda 23/08/2019 tarihindeki bu şüpheli ziyaretin 22 nolu kasa önünde değil de 44 nolu kasa önünde gerçekleştiği bildirilmiş, mahkememizce de bu kanaatin doğru olabileceği değerlendirilmiştir.
Her ne kadar davalı taraf kasanın açılışından sonra ziyaret kaydı olmadığını ve kasaya ziyaretlerin yapılmadığını, kasaya açılış tarihinden önce şirket hesabından 137.000,00 USD civarında bir para çekim olduğunu savunmuş ise de, kasaların fiili olarak ... ve ... hakimiyetinde ve kullanımda olduğunun kabul edildiği, kasa numaralarını tek tek ...'in bildiği, bu kasalardan hiçbirinin neredeyse hiç ziyaret kaydının bulunmadığı, ...'in bankada kendi adına resmi bir işlem yapmamış olmasına rağmen bankanın bilinen itibarlı müşterisi olarak banka çalışanlarınca tanıtıldığı, dolayısıyla bu kişinin yaptığı işlerin hiçbirinin kaydının tutulmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacıların iddiası, dinlenen tanıklar, banka çalışanlarının beyanları birlikte dikkate alındığında, aile şirketlerinden gelen paraların başka kişiler adına kiralanmış kasalara konulduğu, bu paraların aynı şubede nakit olarak çekilmiş olduğu, şirket kasasına veya başka bir hesabına da aktarılmadığı, davacıların veya tanıkların şahsi hesaplarında da böyle bir işlem hareketliliği bulunmadığı, bu paranın olsa olsa kiralanan banka kasalarına konulmuş olduğu konusunda mahkememizde tereddüt kalmamıştır.
Kiralık kasa kiracısının davacı ... olduğu, şirkete ve aileye ait paraların feri zilyedi niteliğinde olduğu ve bu kadar büyük bir kasayı 5 yıl boyunca kiralamış olması da paraları buraya koyduğuna işaret ettiği, kendisine ait kasada saklanmasında yasal anlamda bir engel bulunmadığı, bu paraların güvenliğini sağlamakla davalı bankanın yükümlü olduğu, ancak yükümlülüğün ihlal edildiği anlaşılmıştır.
Davalı banka tarafından, itibarlı müşterilerin kasa ziyaretlerinde kayıt tutulmadığı, yetkisiz kişilerin kasa dairesine banka personeli olmaksızın girdiği 23/08/2019 tarihli kamera kaydından anlaşılmaktadır. Bu nedenle de davalı banka tarafından bir kısım şube çalışanlarının iş akdinin sona erdirildiği dosyadaki belgelerle sabittir.
27/08/2019 tarihinde ortaya çıkan olay sonrasında 44 nolu kasa kapı kilidinin zorlanarak kırıldığı, içerisinin boş olduğu, önündeki zeminde kurumuş eski lastik bantlar olduğu, kasa kapasitesinin iddia edilen miktarı almaya elverişli olduğu, 23/08/2019 tarihindeki ziyaretten sonra kasa dairesinde herhangi bir temizlik yapılmadığının teftiş raporu ile tespit edildiği, dolayısıyla bu bantların o tarihte oraya, para çıkarılırken kopup düşmüş olabileceği anlaşılmıştır. Davacı ...'in kiraladığı kasaya saklamak için koyduğu paranın miktarı ve maliki konusunda ihtilaf bulunup bankanın güvenliği sağlamadığı ve düzenli kayıt tutmadığı, dolayısıyla oluşan zarardan sorumlu ve %100 kusurlu olduğu sabittir.
Paranın şirket hesaplarından nakit olarak çekilip kasaya konulduğuna dair şirket ticari defterleri, şirket banka hesap hareketleri, tanık ve taraf beyanları, kamera kayıtları ve teftiş raporu yeterli kanaati vermiştir. Bu durumda davacının davaya konu kasaya USD cinsinden para koyduğu ve para kapasitesi ile uyumlu bir miktar olduğu, ancak miktarın tam olarak tespitinin mümkün olmadığı, kasaya konulan eşyaların değerli maden, döviz veya kıymetli evrak olacağı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Zira TL cinsinden paraların banka kasasında saklamanın ticari tercihlere uygun olmayacağı, zira yıllar içerisinde enflasyon karşısında TL'nin değer kaybedeceği bu nedenle konulan paranın hesaptan çekilen döviz cinsi olan USD olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluşmuştur. Kasaya konulan para veya değerli maden veya kıymetli evrakın miktar ve içeriğinin gizli tutulmasının esas olduğu, bu nedenle bu konuda senetle veya başkaca kesin delil mahiyetinde belge ile ispatının beklenemeyeceği, banka hesaplarından çekilen paranın miktarı ve tanık beyanları ile ispatının mümkün olduğu, davacı tarafın da iddiasını bu delillerle ispatladığı anlaşılmıştır.
Olayın ortaya çıktığı 27/08/2019 tarihinde yansıyan kamera kayıtlarından, ... ve akrabalarının kasa numaralarını tek tek bildiği, kiralık kasa sahipleri hazır olmamasına rağmen kasaların anahtarlarını getirtip 4-5 tane daha kasa açıp içeriğini hızlıca kontrol edip kapattığı, dolayısıyla başka kasalarda da bu kişilerin eşyalarının bulunduğu, kameradaki panik hallerinden görüldüğü kadarıyla 44 nolu kasada önemli bir şeyin yitirildiği gözlenmiştir. Yukarıda anlatılan tüm deliller ve soruşturma dosya kapsamından davacının iddiasını ispatladığı, kasanın içeriğinde bu paranın olmadığına dair veya başka bir şey olduğuna dair ispat külfetinin davalı bankaya geçtiği, ancak davalı bankanın aksine bir delil sunmadığı gibi, teftiş raporunda 23/08/2019 tarihindeki şüpheli ziyaret sırasında kabin boy valiz ile gelen kişilerin kasayı soymuş olabileceğini kabul ettiği görülmüştür. Bilirkişi tarafından bankanın kusuru ve sorumluluğu olmadığı yönünde kanaat bildirilmiş ise de, bunun hukuki bir dayanağının ve bir geçerliğinin bulunmadığı değerlendirilmiş, mahkememizce bilirkişinin bu görüşüne itibar edilmemiştir.
Davalı banka nezdinde tutulan ziyaret kaydında tek taraflı tutulan kayıtlar olduğu, hangi kasaların hangi tarihlerdeki ziyaretlerinin kayda alınmadığının kamera kaydı bulunmadığı için mümkün olmadığı, sunulan kamera kayıtlarının 2019 yılına ilişkin olduğu, dolayısıyla kaydı tutulmamış ziyaretler olduğu iddiasının, davalı banka tarafından kamera kaydı ve tanık beyanı ile çürütülemediği, tam tersine banka çalışanlarının beyanlarından ve 2019 yılına ilişkin kamera kayıtlarından kayıtsız ziyaretlerin yapıldığının anlaşıldığı, bu nedenle de bankanın bir kısım personelinin işine son verildiği, yetkisiz kişilerin 23/08/2019 tarihinde olduğu gibi kasa dairesine girip çıktığı görülmüş, bu nedenle davalı bankanın savunmasına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davalı taraf savunmasında davaya konu paraların kara para olduğuna dair savunması ve dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde, bu paraların eksik borç niteliğinde bir borç olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı gibi davaya konu paralar yönünden verilmiş bir yargı kararının da bulunmadığı, bu nedenle davalının bu savunmasının mahkememizce incelenemeyeceği anlaşılmış ve bu savunması kabul edilmemiştir.
Mahkememizce davacının iddiasının sübuta erdiği ancak, paranın miktarı konusunda kesin ve net bir rakam ortaya konulamadığı görülmüş, bu nedenle kasa ve kabin valiz kapasitesi ile iddia edilen paranın ağırlığı ve ...'in çıkarken valizi kaldırmak için uyguladığı kuvvet nazara alındığında iddia edilen miktara yakın bir miktarın bu suretle kasadan çıkarılmış olabileceği, miktarı tam olarak tespit edilemediğinden, 6098 sayılı yasanın 50/2 maddesi uyarınca olayların olağan akışı, zarar görenin aldığı önlenmeler ve zararın iddia edilen miktarı itibariyle mahkememizce takdir edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi hesap hareketleri ve nakit çekim miktarları, kasanın kapasitesi, kiralama tarihinden itibaren üzerinden geçen zaman, kasa önündeki kurumuş lastik bantlar, kamera kayıtlarındaki davranışlar ve şüpheli ziyaret birlikte dikkate alındığında, iddia edilen miktar üzerinden takdiren %20 indirim yapılmak suretiyle 2.000.000,00 USD'nin kabulü gerektiği yönünde mahkememizde vicdani kanaat oluşmuştur. Bu nedenle davacı ...'e karşı davalı bankanın kusurlu olması nedeniyle 2.000.000,00 USD üzerinden davanın kabulüne ve şüpheli ziyaret tarihi olan 23/08/2019 tarihinden itibaren USD cinsinden kamu bankalarının uyguladığı mevduat faizinin uygulanmasına, geri kalan kısım yönünden takdiren talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce kabul edilen miktar takdiren olayların olağan akışına göre tespit ve kabul edildiğinden reddedilen kısım yönünden davacı ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Davacı şirket yönünden yapılan incelemede ise, şirketin paranın gerçek sahibi olması durumda da banka ile bir vedia veya başka türlü sözleşmesi bulunmadığından bankanın şirkete karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, bankanın sözleşme ilişkisinde bulunduğu kiracı ...'e karşı sorumlu olduğu, ...'in ise şirkete karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Banka ile şirket arasında sözleşmesel bir ilişki olmadığı gibi, bankanın şirkete karşı doğrudan haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme nedeniyle bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Paranın ...'e ait olmaması ise ... ile şirket arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirmekte olup, bankanın bu nedenle sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Bu nedenle davacı şirketin iş bu davada aktif husumeti bulunmayıp şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların kasadaki miktarı kanıtladığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davacı şirketin nakit hacmi sözleşme süresini kapsayan yaklaşık 5 yıllık süre zarfında milyonlarla ifade edilen ciddi miktarlarda olup, şirketin hesabına 2014 yılında 11.972.969,02-usd, 2015 yılında 1.429.092,80-usd, 2016 yılında 10.845.952,79-usd, 2017 yılında 8.083.257,46-usd, 2018 yılında 12.053.324,80-usd ve 2019 yılında 4.256.612,76-usd para girdiğini, yine davalı şirketin davalı nezdindeki banka hesabından, bilirkişi tarafından da tespit edildiği gibi kısa aralıklarla çok yüklü miktarlarda olmak üzere toplam 2014 yılında 11.854.000,00usd nakit çekilmiş, sonraki yıllarda da milyonlarla belirtilen miktarlarda nakit çekimi yapıldığını, davalı banka tarafından kasanın yalnızca bir kez ziyaret edildiği iddiası akla ve mantığa aykırı olduğunu, davalı tarafın ihmali davranışları nedeniyle davacıların mağduriyet yaşadığını, banka tarafından kasa ziyaret defterinin düzgün tutulmadığı, ziyaretler sırasında ve 2015 yılında verilen yetki sözleşmesi tarihinde de ziyaret kartonunu imzalatılmadığı kasa ziyaret defterinden görüldüğünü, bankacılık sektöründe bu şekilde önde olan bir kuruluş olan ...'ın bariz güvenlik kaybının olması kabul edilebilir olmadığını, ilkel bir yöntem olan kasa ziyaret defteri dahi düzgün tutulmamış; düzgün tutulmayan kasa ziyaret defterinin sorumluluğu da müvekkillere yükletilmeye çalışıldığını, kasanın açılabilmesi için, banka görevlisinin müşteri ile birlikte kasa dairesine gitmesi, bankada bulunan anahtarın banka görevlisi tarafından kasa kilidine yerleştirilmesi, müşterinin de kendi zilyetliğinde bulunan anahtarı yerleştirip birlikte çevirmesi ve kasa açıldıktan sonra kasa ile müşteriyi başbaşa bırakması gerekirken, soruşturma dosyasına sunulan kamera kayıtlarından da görüldüğü gibi banka görevlileri müşterilere anahtarı teslim edip hiç kasa dairesine inmediğini, bu duruma bağlı olarak banka kasa ziyaret defterini tutmadığı gibi kasa dairesi ziyaret kuralları noktasından da sorumluluklarını yerine getirmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından davacı şirket yönünden husumet yokluğu hasebiyle davanın reddedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, kiralık kasada bulunan 2.500.000,00 usd davacı şirketin kazancı sayesinde elde edildiğini, kiralanan banka kasasındaki para davacı ... adına kasaya konulmuş ise de bu paranın kaynağının davacı şirketin iş ve işlemlerinden kaynaklandığı ve dolayısı ile paranın davacı şirkete ait olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığını, yargılamanın en başından itibaren kasadaki paranın şirketin ihracatı sayesinde kazanıldığı vurgulandığını, dolayısıyla davanın bu şirket yönünden reddi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, talep edilen para, şirketin döviz hacmi ve nakit çekimine göre oldukça düşük bir meblağ olduğunu, indirim uygulanmasını kabul etmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK'nın 59-60. maddeleri gereğince davanın davacıların sıfat yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, tüzel kişiliği haiz bir ticaret şirketinin ortağının o şirketten nasıl para alabileceğinin ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmesi gerektiğini, bir ticaret şirketinin kasasına gelen paraya şirketin bir ortağının yasal prosedürlere uymadan tasallut etmesinini 'hayır kazanına el daldırır gibi' ticaret şirketinin kasasından para almasının olanaksız olduğunu, mali incelemenin gerçekleştirilmesi gerektiğini, davacı gerçek kişinin ...'a verildiğini ispat yükü altında olduğunu, uygun olarak bilirkişi incelemesi yaptırarak davacılardan şirketin tüm defter ve kayıtlarını getirterek yukarıda anlatılan anlamda ve ilgili dönemde kar dağıtımı olup olmadığını, varsa miktar ve zamanını belirlemesi gerektiğini, davacılardan şirketin dosyaya intikal eden haliyle hesap kayıtları ve kiralık kasa sahiplerinin mali profilleri dava konusu iddia ile çeliştiğini, gerekçeli kararda da hukuka aykırı tespitler olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporundaki davalı lehine tespitlerin mahkemece dikkate alınmadığını, davacıların 2.500.000,00 USD'yi 2014 yılında kasaya koydukları iddiasının nereden bakılırsa bakılsın gerçeği yansıtmadığını, ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, mahkemenin çoğu hususta davacının öne sürdüğü iddiaların aksinin davalı tarafından kanıtlanması gerektiği gibi ispat yükünün kanun ve yasal ilkelere aykırı şekilde tamamen tersine çeviren hatalı bir yaklaşımı bulunduğunu, TBK 50/2 kapsamında takdiri indirim hakkı kullanılarak zararın tespit edildiğinin belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla faiz kararına da itiraz ettiklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, banka kiralık kasa sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kiralık kasanın içeriği ve zarardan sorumluluk noktasındadır.Davacı ... ile davalı banka arasında 28/03/2014 tarihli kiralık kasa sözleşmesi imzalanmış ve aynı tarihli kiralık kasa ürün bilgilendirme formu ve sözleşmesi uyarınca da adı geçen davacıya ... nolu büyük tip kiralık kasa tahsis edilmiştir. Kiralık kasanın kullanımı ile ilgili olarak ...'a da yetki tanınmıştır.
... ... Şubesinde bulunan dava konusu .. nolu kiralık kasada hırsızlık meydana geldiği 27/08/2019 tarihinde fark edilmiştir. Davacı tarafça, hırsızlığa uğrayan kiralık kasada 2.500.000,00 USD para bulunduğu iddiasıyla uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Banka, kasa kiralama sözleşmesi süresince, kasayı gözetlemekle, denetlemekle, kasanın güvenliğini en üst düzeyde sağlamakla ve kasayı dış etkenlere karşı korumakla yükümlüdür. Bankanın kasayı hırsızlık, gasp, yetkisiz birinin kasayı açması gibi insan etkilerinden ve nem, yangın, sel, deprem gibi doğal güçlerden koruması gerekir. Banka, kasa dairesinin gözetlenmesi, denetlenmesi ve güvenliğinin sağlanması işini müşterinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadâkat ve özenle yürütmelidir. Banka, kasa dairesini, sağlam inşa ettirmeli ve teknolojinin kabul gören en son standartlarına uygun olarak donatmalıdır. Bu kapsamda, banka, kamera ve alarm sistemi kurmalı; şubenin büyüklüğü, işlem hacmi ve fizikî koşulları ile bulunduğu bölge gibi hususları değerlendirerek şubede gerekli güvenlik önlemlerini almalı; şubede yeteri kadar güvenlik görevlisi bulundurmalıdır. Ayrıca banka, kasa dairesinin ve iki kilitli kasalarda banka tarafından açılacak olan kilidi açmakla görevlendirdiği personelini özenle seçmekle yükümlüdür.
Kasa kiralama sözleşmesinden doğan borçlarını hiç veya gereği gibi ifa etmeyen banka, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, müşterinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür(TBK m. 112). Banka, kiralanan kasanın müşteri tarafından kullanılmasında müşteriyle iş birliğinde bulunma, kasayı dış etkenlerden koruma, kasa dairesini gözetleme, denetlenme ve onun güvenliğini sağlama borçları ile sır saklama borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmezse, müşterinin bundan doğan zararını, TBK m. 112 ve devamı hükümleri kapsamında gidermekle yükümlü olur.
Bankanın, üstlenmiş olduğu borçları gereği gibi ifa edip etmediğinin ve bu kapsamda özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, onun, somut olayda kasa kiraya verme işi yürüten basiretli bir bankadan beklenebilecek olan en yüksek derecede özen ölçüsünde davranıp davranmadığına bakılmalıdır. Zira, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/2203 Esas ve 2021/1089 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi; bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet: Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Basiretli bir banka, kendi personelinin yeteneklerine ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek olan özeni değil, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren “tedbirli, öngörülü” bir bankadan beklenebilecek olan özeni göstermekle yükümlüdür (ARKAN, Sabih, Ticarî İşletme Hukuku, 27. Bası, Ankara 2021, s. 153)
Bankanın, borca aykırı davranışından zarar gören müşterinin, bankanın kusurlu olduğunu ispat etmesine gerek yoktur. Aksine banka, kusursuzluğunu ispat etmelidir. Eğer banka, kasa kiralama işi yürüten basiretli bir bankanın göstermesi gereken bütün özeni gösterdiğini ispat edebilirse, sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca, banka, borcun sözleşmeye uygun olarak ifa edilmemesinin beklenmeyen hâlden, mücbir sebepten, müşteriden veya onun kasayı kullanan yetkili temsilcisinden kaynaklandığını ispat edebilirse, müşterinin zararını gidermekle yükümlü olmaz.
Banka, sorumluluğun koşullarının gerçekleşmesi üzerine, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle müşterinin uğradığı zararı gidermek zorundadır. Müşteri, kural olarak borca aykırılık yüzünden uğradığı zararı ispatla yükümlüdür. Müşteri zarara uğradığını ve bu kapsamda kasada bulunduğunu iddia ettiği değerli varlıkları, tanık dâhil her türlü delil ile ispat edilebilir. Kasa kiralama sözleşmesinde müşteri, bir zarara uğradığını ispat etmekle birlikte zararın gerçek miktarını ispat edemediği durumda hâkim, haksız fiillerde zararın miktarını belirlemeye ilişkin esası uygulamalıdır (TBK m. 114/II). Bu kapsamda, TBK m. 50/II uyarınca, müşterinin uğradığı zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlenmelidir(Yargıtay 11. HD'nin 21/11/2013 Tarih ve 2013/4791 E. - 2013/21045 K. Sayılı kararı).
Ayrıca, müşterinin zararının belirlenmesinde, ilk derece mahkemeleri tarafından, kasada bulunduğu iddia edilen eşyanın müşterinin sosyal ve ekonomik durumu itibariyle tasarrufunda olabilecek nitelikte olup olmadığı, kiralık kasanın iddia edilen eşyayı saklama kapasitesine sahip olup olmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, teftiş raporu ve soruşturma dosyasında kolluk tarafından hazırlanan raporlar incelendiğinde kasa dairesine giriş çıkışlara ilişkin müşteri ziyaretlerinde düzenli kayıt tutulmadığı ve yetkisiz kişilerin kasa dairesine giriş yaptığı, müşterinin kasa dairesinde bulunduğu esnada banka çalışanlarının holde beklemek yerine müşteriyi kasa dairesinde gözetimsiz bıraktığı anlaşılmaktadır. Buna göre davalı banka, kasa kiralama sözleşmesi süresince, kasayı gözetlemekle, denetlemekle ve kasanın güvenliğini en üst düzeyde sağlamakla yükümlü olup, dava konusu kiralık kasayı hırsızlık olayına karşı koruyamaması nedeniyle kusurludur. Davacı tarafa yüklenebilecek müterafik kusur bulunduğu ise ispatlanamamıştır. Bu nedenle davalı banka, kiralık kasanın açılarak içindekilerin çalınması nedeniyle davacıya karşı sorumludur.
Davacı taraf, kiralık kasada 2.500.000,00 USD bulunduğunu iddia etmektedir. İşin niteliği gereği kasa içindekileri ispat etmek kendi içinde bir zorluk taşısa da yukarıda açıklandığı gibi davacının sosyal ve ekonomik durumu ile kasa kapasitesi, tanık beyanları ve TBK'nın 50/2. maddesi dikkate alınarak davacının zararının belirlenmesi gerekir. İlk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanlarına göre kiralık kasada bulunduğu iddia edilen paranın davacı şirkete ve aileye ait para olduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunda, kiralık kasada olduğu iddia edilen 2.500,000,00 USD tutarın yaklaşık 5 katı tutarında 2014 yılında şirket işlem hacmine sahip olduğu ve diğer yandan bankacı bilirkişi tarafından ... nolu kasaya 2.500.000 USD'nin sığabileceği görüşü ifade edilmiştir.
Davacı .... Şti.'nin 17.02.2014 tarihli ..... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 11.02.2014 tarihli tescille 20.000 paya karşılık 500.000,00-TL sermaye ile %100 ortak ... tarafından kurulmuş ve ... şirketi münferiden temsil ve ilzam etmeye yetkili olarak 20 yıl süreyle müdür olarak atanmıştır. 22.03.2017 tarihli-... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 16.03.2017 tarihli tescille ...'un 20.000 paya karşılık 500.000,00-TL'lik hissesinin tamamını...'ye devir ederek ortaklıktan ayrılmış ve müdürlük görevinden istifa etmiştir. ...tanık olarak dinlendiği celsede, "şirketin bankadaki işlemlerini Ahmet yapıyordu, resmi olarak kendisine vekalet verilmişti, onunla işlem yapıyordu, bankadaki kasadan başından beri haberim vardı, bankada şirketin kasada iki buçuk milyon doları olduğunu biliyordum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ... tarafından imzalanan 28.03.2014 tarihli Kiralık Kasa Sözleşmesi ile davacı ... ve dava dışı ... tarafından birlikte imzalanan 12.03.2015 tarihli Kiralık Kasa Sözleşmesinin 1. Maddesinde, kasanın, ancak para, mücevherat, hisse senedi, tahvilat, kıymetli evrak, önemli belgeler gibi değerlerin saklanması için kullanılacağı düzenlenmiştir. Tanık beyanları, şirketin varlık durumu, davacının ailesiyle ilişkileri, kasanın kapasitesi nazara alındığında davacının kiralık kasada iddia ettiği tutarı bulundurabilecek durumda bulunduğunun kabulü gerekir. Bu husus nazara alınarak TBK'nın 50/2. maddesi uyarınca hakkaniyete göre davacı zararına hükmedilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince de davacının iddia ettiği tutardan %20 oranında indirim yapılarak 2.000.000,00 USD yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı tarafça kasa mevcudu üzerinde davacı ... ile dava dışı ...'un münferit yetkili müşterek malik olduğu ve davanın birlikte açılması gerektiğinden davacının aktif husumetinin bulunmadığı ileri sürülmüştür. Ancak dosyadaki tanık beyanlarına göre sözleşmenin davacı ... ile yapıldığı, dava dışı ...'un imzasının bulunduğu sözleşmenin ise davacının askere gittiği dönemde kasanın kullanımı ile ilgili olarak ...'a da yetki tanınmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların iradesi bu yönde olduğundan davalının aktif husumete ilişkin savunması yerinde görülmemiştir.
Davalı yanca, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kasada hiçbir getirisi olmadan atıl şekilde beklediği iddia olunan paraya faiz işletilmesi ve faizin 23/09/2019 tarihinden itibaren işletilmesinin yerinde olmadığı ileri sürülmüştür. Ancak, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan faiz temerrüt faizi olup, kasada tutulan paraya sözleşme süresince faiz uygulanmamasının bu duruma bir etkisi bulunmamaktadır. TBK'nın 114/2. Maddesinde haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağı düzenlenmiş olup, haksız fiilde de fiilin işlendiği tarihte temerrüt oluşacağından 23/08/2017 tarihi itibariyle temerrüt faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 258.882,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.035.524,95 TL harçtan mahsubu ile bakiye 776.642,95 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026