T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1622
KARAR NO: 2026/924
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/06/2022
NUMARASI: 2020/352 Esas - 2022/565 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla davacının aleyhine bonoya dayalı icra takibi başlattığını, takipsizlik nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığını, 28/02/2020 tarihinde yenileme emriyle dosya ... sayılı numarayı aldığını, davacıların davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı ... .... Şti.'ni 10/10/2016 tarihli haricen düzenlenen protokolle 170.000,00 TL bedel ile ..., ... ve davalı ...'e satıp devrettiğini, davacı .... Şti.'nin devri konusunda adı geçen şahıslarla haricen düzenlenen sözleşmenin yanı sıra ayrıca ....Noterliğinde 10/10/2016 tarih, ..., ..., ... yevmiye nolu 'Limited Şirket Pay Sözleşmeleriyle' şirketteki tüm paylarını adı geçen şahıslara devir ve tescil ettiğini, ancak adı geçen şahıslarla davacı arasında ihtilaf vukua geldiğini, çıkan ihtilaf nedeniyle şirketin paylarının ve ödenen satış bedelinin iadesi ve teslimi konusunda taraflar haricen yeni bir protokol düzenlediğini, protokole istinaden tarafların verdiklerini aynen teslim aldığını, 22/12/2016 tarihinde düzenlenen harici sözleşmenin yanı sıra yine .... Noterliğinde düzenlenen 22/12/2016 tarih, ..., ... ve ... yevmiye no.lu “Limited Şirket Pay Devir Sözleşmeleri” ile şirketin tüm payları davacılardan ...’ye devredilmiş, satış bedeli de devreden kişilere ödendiğini, yapılan protokolle, alıcı müvekkillerimden ..., satıcılar ise ..., ... ve davalı ...’ dir. Süreç ve olaylara, şirket pay devrine ve iadesine, düzenlenen senetlere, yapılan iade ödemelere ilişkin sözleşmenin 2, 3, 4, 5, 6. Maddelerinde ayrıntılı olarak açıklama yapıldığını, davacılar ile davalı arasında aylık kiralar, depozito ve bankadan çekilen kredinin faizi konusunda ayrıca ihtilaf yaşanmıştır. Bu itilafı gidermek için sözleşmenin 8, 9, 10, 11. Maddelerinde gerekli açıklama yapıldığını, davacılardan ... 09.01.2017 tarihinde kira bedeli olarak 16.000,00 TL yi işyeri sahibi ...’ in hesabına ve yine aynı tarihte 4.000,00 TL kira bedelini de ...’in çalışanı ...’ nin hesabına “... kira” açıklamasıyla ödendiğini, davacıların, davalıya borcu olmadığı sunulan belge ve kayıtlarla sabittir. Ancak davalı, başlattığı icra dosyası yoluyla davacıların aylık maaşlarına haciz koyduğunu, davacılardan ..., ... Üniversitesinde memurdur, davalı, davacının maaşına haciz uyguladığını, davalının, diğer davacının da maaşına haciz uygulaması kuvvetle muhtemel olduğunu, maaş haczi kesintilerinin icra dosyasına depo edilmesini, yargılama sonuna kadar davalıya ödenmemesini talep ettiklerini, davacıların davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, fakat davalı 65.885,20 TL olarak davacının maaşına haciz koyduğunu, oysa senet miktarı 35.000,00 TL dir. Sunulan belgelerle senet bedelinin ödendiği görüldüğünü, Davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla davacıların aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile menfi tespit davamızın kabulüne, davalı haksız ve kötü niyetli olduğundan %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davacıların aylık maşlarına uygulanan maaş haczi kesintilerinin icra dosyasına depo edilmesine, yargılama sonuna kadar davalıya ödenmemesine tedbiren karar verilmesine, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının Kırşehir İcra Müdürlüğünde davacılar aleyhine icra takibi başlattığı ve bu takibin Kırşehir İcra Müdürlüğünce işlemden kaldırıldığı daha sonra yenilenerek ... E. numarasıyla devam ettiğinin doğru olduğunu, bu icra takibi davacılardan ...'dan sadır ve kefilinin diğer davacı ... olduğu kambiyo senedine müstenittir. Sözkonusu kambiyo senedi kendi özelliğinden dolayı ödenmemesi borçlu ve kefilin müşterek ve müteselsil sorumluluğunda olan bir senettir. İşbu senet vadesinde ödenmediği için sözü edilen icra takibi davalı tarafından Kırşehir İcra Müdürlüğünden başlatıldığını, sözü edilen bu icra takibi devam ederken takip borçlularının davalının karşı işbu derdest davayı açarak kendilerinin davalıya borçlu olmadıklarının tesbitini istemeleri haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacılar ikame ettikleri işbu davayı takibe konu senetle hiçbir ilgisi olmayan bir takım vakıalara ve sözleşmelere dayandırmak olduklarını, dava dilekçesinin 2. ve 3. bentlerinde .... Şti.'nin ... tarafından davalının ... ile bir takım kişilere devredildiği, daha sonra taraflar arasında vuku bulan ihtilaf yüzünden şirketin tüm paylarının ...'ye devredildiği, bu devirde alıcının ... olduğu, satıcının ise ..., ... ve davalının ... olduğu belirtilmektedir. Oysa ki davalının....İcra Dairesinde icra takibine koyduğu senet yukarıda sözü edilen şirketin devirlerinden kaynaklı bir senet olmadığını, zaten .... Şti.'nin dava dilekçesinde belirtildiği şekilde ...'dan devredilmesi davacıların dava dilekçesinde belirttiği şekilde noterden düzenlenen pay devir sözleşmelerinden anlaşılacağı gibi 10.10.2016 tarihli olduğunu, oysa ki davalının .... İcra Müdürlüğünde icra takibine koyduğu senet 01.02.2016 tarihinde düzenlendiğini, yani sözü edilen şirketin ... tarafından devrinden yaklaşık 10 ay önce tanzim edildiğini, vade tarihi ise 28.02.2016 dır. Vade tarihi bile şirketin davacı ...'ın şirketi devrinden çok önce olduğunu şirketin ..., ... ve davalı ... tarafından davacılardan ...'ye devri ise 22.12.2016 tarihinde gerçekleştiğini, dava dilekçesinin 3. bendinde haricen yapıldığı söylenen protokolün yapılış tarihi de 22.12.2016 dır. Sözü edilen şirketin devirleriyle ne de haricen yapıldığı söylenen sözleşmeyle davalının icraya koyduğu kambiyo senedinin bir ilgisi olmadığını, 22.12.2016 tarihinde yapıldığını belirttikleri sözleşmeye yine atıfta bulunularak sözleşmenin tarafları arasında aylık kira, depozito ve bankadan çekilen kredi hususlarında ihtilaf çıktığı belirtilerek bu bedellerin ödendiğine dair açıklamalar yapıldığını, sözü edilen sözleşmenin davanın konusu olan senetle hiçbir ilgisi olmadığını, bunun dışında dava dilekçesinin 5. bendinde ve devam eden bentlerinde davacıların ileri sürdükleri vakıalar, 22.12.2016 tarihli sözleşmenin 8., 9., 10., ve 11. maddelerindeki sorumluluklarını yerine getirdiklerini bile göstermediğini ayrıca dava dilekçesinin 5. bendi ile devam eden bentlerinde belirttikleri belgeler ödediklerini iddia ettikleri meblağları ödediklerini isbat etmediklerini, ayrıca ödediklerini iddia ettikleri meblağları bile karşılamadığını, yani davalının ....İcra Dairesinde takibe koyduğu senedin arka planında davacıların iddia ettikleri borç ilişkileri ve 22.12.2016 tarihli sözleşme olsa dahi ileri sürdükleri vakıalara ilişkin belge ve sair deliller kendi iddialarına delil olmaktan uzak olduğunu, bunların hiçbirini kabul etmediklerini, bu ödemelerin bir an için sözü edilen sözleşmenin 8. vd. maddelerinden kaynaklanan sorumlulukları yerine getirmek için yapıldığı varsayılsa bile bu defa da ödemeler senet bedelini karşılamadığını, sözleşmenin 8. vd. maddelerindeki sorumluluklarını da karşılamadığını, davalının her yönden haksız ve mesnetsiz bir dava ile karşı karşıya olduğu aşikar olarak ortada olduğunu, haksız davanın reddini, icra takibinin devamını, yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkar ve kötüniyet tazminatının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya ödenmesine, muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin müştereken ve müteselsilen davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "yapılan değerlendirmede; Protokolün 10. Maddesinde, protokolün 8. ve 9.maddeleri uyarınca alıcıya, 28.02.2016 tarihli 35.000 TL tutarlı senet düzenlenerek verildiği, senedin verilme nedeninin ödenmeyen kiralar, depozito ve faiz için olduğu, miktar ve tarih itibariyle uyuşma nedeniyle senedin davaya konu takibe esas senet olduğu anlaşıldığı, Protokolün 9.maddesinde, çekilen krediye istinaden oluşan 17.532 TL nin ... tarafından ödeneceğinin belirtildiği, davalı tarafça 17.532 TL faiz ödendiğine, kredi kullanıldığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, ödenmeyen kiralar 09.01.2017 tarihinde 16.000 TL işyeri sahibi ... adına banka hesabına, 4.000 TL de çalışanı ... adına banka hesabına kira parası olarak davacı tarafça ödendiği, depozito ve yapılan masraflar için de 21.10.2016 tarihinde 8.560 TL davalı ...’ in hesabına ödendiği, faiz konusunda herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu kapsamda davacı tarafça toplamda 28.560 TL ödeme yapıldığı, Protokolün 11. Maddesine göre, kira ve depozito bedeli ödendikten sonra, ödemelerin 28.02.2016 tarihli 35.000 TL lik senet üzerinden düşüleceği ve kalan miktarın senet miktarı olacağının açıkça belirtildiği, Protokolün 8. ve 9. maddeleri kapsamında davacıların davalıya yapması gereken bir ödeme kalmadığı anlaşılmakla, takibe konu senedin bedelsiz kalmasından ötürü davcıların davalıya, Kırşehir İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası kapsamında bir borcu bulunmadığına karar verilmiştir. 02.12.2021 tarihli ..İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası kapsamında verilen bilgi dahilinde, icra takibi devam ederken Borçlu ...'dan 04/09/2020 tarihinde 899,38 TL tahsil edilmiş, 07/09/2020 tarihinde alacaklı vekili Av. ...'a ödenmiş ve yine 07/12/2020 tarihinde ...'dan tahsil edilen 803,72 TL 08/12/2020 tarihinde alacaklı vekiline ödendiği, anlaşılmakla 1.703,10 TL 'nin İİK m.72/5 gereği davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kötüniyet Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Bu kapsamda, borçlu/davacı hakkında yapılmış bir icra takibi olduğu, alacağın likit olduğu, takibin hem haksız hem de protokole rağmen hem iade edilmesi gereken çeke ilişkin takip yapılması nedeniyle davalının kötüniyetli olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin talebi doğrultusunda alacağın % 20 oranında kötüniyet tazminatına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ... İcra Dairesinden kambiyo senedine müstenit olarak başlattığı icra takibi davacıların dava dilekçelerinde bahsettiği olaylarla izah edilmesi mümkün olmayan ve dava dilekçesinde ileri sürülen vakıalarla bertarafı mümkün olmayan gerçek bir alacağına dayandığını, söz konusu kambiyo senedi kendi özelliğinden dolayı ödenmemesi borçlu ve kefilin müşterek ve müteselsil sorumluluğunda olan bir senet olduğunu, davacılar ikame ettikleri işbu davayı takibe konu senetle hiçbir ilgisi olmayan bir takım vakıalara ve sözleşmelere dayandırdığını, davalının Kırşehir İcra Dairesinde icra takibine koyduğu senet yukarıda sözü edilen şirketin devirlerinden kaynaklı bir senet olmadığını zaten .... Şti.'nin dava dilekçesinde belirtildiği şekilde ...'dan devredilmesi davacıların dava dilekçesinde belirttiği şekilde noterden düzenlenen pay devir sözleşmelerinden anlaşılacağı gibi 10.10.2016 tarihli olduğunu, oysa ki davalının Kırşehir İcra Müdürlüğünde icra takibine koyduğu senet 01.02.2016 tarihinde düzenlendiğini, yani sözü edilen şirketin ... tarafından devrinden yaklaşık 10 ay önce tanzim edildiğini, vade tarihi ise 28.02.2016 olduğunu, vade tarihi bile şirketin davacı ...'ın şirketi devrinden çok önce olduğunu, dava dilekçesinin 3. paragrafında belirtildiği üzere şirketin ..., ... ve davalı ... tarafından davacılardan ...'ye devri ise 22.12.2016 tarihinde gerçekleştiğini, dava dilekçesinin 3. bendinde haricen yapıldığı söylenen protokolün yapılış tarihi de 22.12.2016 olduğunu, ne sözü edilen şirketin devirleriyle ne de haricen yapıldığı söylenen sözleşmeyle davalının icraya koyduğu kambiyo senedinin bir ilgisi olmadığını, dava dilekçesinin 5. bendinde ve devam eden bentlerinde davacıların ileri sürdükleri vakıalar, 22.12.2016 tarihli sözleşmenin 8.,9.,10. ve 11. maddelerindeki sorumluluklarını yerine getirdiklerini bile göstermediğini, ayrıca ilginç bir şekilde dava dilekçesinin 5. bendi ile devam eden bentlerinde belirttikleri belgeler ödediklerini iddia ettikleri meblağları ödediklerini isbat etmedikleri gibi, ayrıca ödediklerini iddia ettikleri meblağları bile karşılamadığını, yani davalının .... İcra Dairesinde takibe koyduğu senedin arka planında davacıların iddia ettikleri borç ilişkileri ve 22.12.2016 tarihli sözleşme olsa dahi ileri sürdükleri vakıalara ilişkin belge ve sair deliller kendi iddialarına delil olmaktan uzat olduğunu, bunları kabul etmediklerini bu ödemelerin bir an için sözü edilen sözleşmenin 8. vd. maddelerinden kaynaklanan sorumlulukları yerine getirmek için yapıldığı varsayılsa bile bu defa da ödemeler senet bedelini karşılamadığı gibi, sözleşmenin 8. vd. maddelerindeki sorumluluklarını da karşılamadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, icra takibine konu kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu bononun protokol kapsamında verilip verilmediği ve bedelinin ödenip ödenmediği noktasındadır.
Dava konusu bono davacı ... ... tarafından davalı ... lehine 01/02/2016 tarihinde 28/02/2016 vade ve 35.000,00 TL bedelli olarak nakden kaydı ile keşide edilmiştir. Davacı ... ise bonoyu avalist olarak imzalamıştır.
Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçluları hakkında, ... İcra Müdürlüğünün ...(eski esas ...) Esas sayılı takip dosyasında, "28/02/2016 35.000,00 TL 1 adet senet" sebebine dayalı olarak 35.000,00 TL asıl alacağın, 5.746,96 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 11/10/2017 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Taraflar arasında Satış sözleşmesiyle ...'dan alınan ... Ltd. Şti'nin ... adına ...'ye iadesi ve teslimine ilişkin olarak imzalanan 22.12.2016 tarihli protokolün, 8. Maddesinde ...'ın ödenmemiş kira ve depozito bedeli olan toplam 19.000,00 TL'yi işyeri sahibine ödeyeceği, 9. maddesinde çekilen krediye istinaden oluşan 17.532 ,00 TL'nin ... tarafından ödeneceği, 10. maddesinde, 8 ve 9. maddeler üzerine alıcıya toplam mutabık kalınan 28.02.2016 tarihli 35.000 TL tutarında yeni bir senet düzenlendiği, 11. maddesinde ise kira ve depozito bedeli ödendikten sonra yeni yapılan 28.02.2016 tarihli 35.000 TL lik senet üzerinden düşülerek kalan miktarın senet miktarı olacağı düzenlenmiştir.
22.12.2016 tarihli protokolde açıkça dava konusu 28.02.2016 vade tarihli ve 35.000,00 TL bedelli bonoya atıfta bulunulması nedeniyle, protokolün 8 ve 9. Maddelerindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile bono ödenmiş olacaktır. İlk derece mahkemesince da tespit edildiği gibi 09/01/2017 tarihinde ...'in banka hesabına "... kira" açıklaması ile 16.000 TL, 09/01/2017 tarihinde ... hesabına "... kira" açıklaması ile 4.000,00 TL, 21/10/2016 tarihinde de ... hesabına 8.560,00 TL olmak üzere toplam 28.560,00 TL ödendiği anlaşılmaktadır. Protokolün 9. maddesi, çekilen krediye istinaden oluşan 17.532,00 TL ... tarafından ödenecektir, şeklinde düzenlenmiş olmakla birlikte kredi çekildiğine ve anılan tutarda bir ödeme oluştuğu, dolayısıyla bu tutar kadar da alacak bulunduğu ispat edilebilmiş değildir. Davacı tarafın yaptığı ödemelerden sonra dava konusu bono nedeniyle borcu kalmadığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı, davacı taraftan bir kısım başka alacaklarının olduğunu da iddia etmiş ise de protokolün 8 ve 9. Maddelerindeki ödemelerin yapılması ile bononun bedelsiz kalacağının düzenlenmesi nedeniyle, iddia olunan diğer borçların eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır.
İİK'nın 72/5. Maddesine göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Yapılan tahsilata rağmen takibe geçilmesi haksız ve kötüniyetli olup, bu halde davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmuş bulunmaktadır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 597,71 TL harcın, alınması gerekli olan 2.390,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.793,14 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2026