T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1550
KARAR NO: 2026/931
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/05/2022
NUMARASI: 2020/449 Esas - 2022/348 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yedek parça işi ile iştigal ettiğini, taraflar arasında konusu yedek parça ve malzeme olan ticari alım- satım sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketle davalı sigorta şirketi arasındaki anlaşma gereğince; davalı alıcı sigorta şirketinin, müvekkili şirketten yedek parça ve malzeme talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin de bu yedek parça ve malzemeleri davalı şirketin talebinde belirttiği yerlere
teslim ettiğini, fatura bedellerinin tahsil edilemediğini, davaya konu 8 adet faturanın bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla ....İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalının itirazlarının haksız olduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça talep edilen alacakların hukuken mevcut olmadığını ve ispat edilemediğini, bu bağlamda kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu alacakların mevcut kabul edilse dahi zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu, davacı şirket tarafından sunulan faturaların nelere ilişkin olduğunun hiçbir şekilde ayırt edilemediğini, bu durumun da müvekkili şirketi haksız icra takibi ve haksız davaya maruz bıraktığını, silik ve okunaksız faturalar üzerinden eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağından davacı şirketin mesnetsiz iddiasına dayanan iş bu davanın reddedilmesi gerektiğini, sunulan faturaların geçerli olabilmesi için faturanın düzenlenme biçiminin de usule uygun olması
gerektiğini, tek başına fatura sunulmasının borcun ispatı niteliğinde olmadığını, müvekkili şirkete ilgili faturaların usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve bu sebeple söz konusu faturaların geçersiz olduğunu, faturaların alındığına dair de herhangi bir imza bulunmadığını beyan ederek açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yapılan yargılama neticesinde tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı şirket adına temin ettiği yedek parçalara istinaden davalı şirkete faturalar düzenlediği, 8 adet fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine durdurulan icra takibinin devamını sağlamak bakımından eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça sunulan faturaların incelenmesinden fatura konularının yedek parçalara ilişkin olduğu görülmüştür. Davacı tarafça faturaların tebliği/ teslimine ilişkin delil ibrazında bulunulmamışsa da, davalı yanın HMK'nun 220, 222. maddelerindeki yasal uyarılara rağmen tutmakla yükümlü bulunduğu ilişki dönemine ait 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları envanter defterlerini ibraz etmemesi, bu bağlamda, davalının 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış sayılması, öte yandan davacı şirket ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu kabul edilmiş; davacının takip/ dava konusu olan 22.536,32 TL alacağının lehine delil vasfına haiz ticari defterlerinde dayanak kayıtlarıyla mevcut olması, davalı yanın aksi yöndeki savunmalarını da ispat imkanı noktasında ve usulüne uygun ihtarata rağmen defter ibrazından kaçınmış olması nedeniyle davacı yanın faturaya dayalı alacak talebinin HMK'nun 222/3. maddesi kapsamında ispat olunduğuna kanaat getirilmiştir. Davalı tarafça borçlu olunmadığı savunulmuşsa da, alacağın talep edilebilir olmadığına veyahut da ödendiğine dair elverişli delil ibrazında bulunulmadığından bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle, davacının 22.536,32 TL alacak talebinin haklı ve yerinde olduğu, alacağın likit ve itirazın haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşullarının da oluştuğu sonucuna varılmış, davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafından sunulan faturaların geçerli olabilmesi için öncellikle akdi bir ilişkiyi kanıtlaması ve faturanın düzenleniş biçiminin de usule uygun olması gerektiğini, tek başına fatura sunulması borcun ispatı niteliği taşımadığını,
fatura tanımının, 213 sayılı vergi usul kanunu madde 229 ve devamında ayrıntılı ve detaylı olarak mevcut olduğunu, irsaliyeli fatura ise Vergi Usul Kanunu'nun 211 sayılı genel tebliği ile düzenlenmiştir. tebliğde irsaliyeli faturanın hangi hâllerde ve kaç adet düzenlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, faturada düzenleyenin adı, ticari unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası, malın nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı, nereye ve kime gönderildiği, müşterinin adı, ticari unvanı, adresi, var ise vergi dairesi ve hesap numarası, faturanın seri ve müteselsil sıra numarası, düzenleme tarihi saati ve anlaşmalı matbaaya dair bilgilere yer verilmesi gerektiği açıklanmış; bu bilgilerin eksik olması hâlinde ise irsaliyeli faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağının belirtildiğini, bir an için geçerli fatura düzenlendiği varsayılsa dahi, ilgili faturalar müvekkil şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediğinden davacının ileri sürdüğü faturaların geçersiz olduğunu, nitekim işbu faturalarda teslim alındığına dair imza da bulunmadığını, uyuşmazlığa konu faturaların davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edildiği varsayılsa dahi aradaki ticari ilişkinin varlığını ispat etmeye elverişli olmadığını, zira faturalara dayanak olacak hukuki ilişki davacı tarafından ispat edilemediğini,
mahkemece 17.02.2021 tarihli duruşmada verilen yerinde inceleme kararı icra edilmeksizin hüküm kurulduğunu,
dosyanın tevdii edildiği bilirkişi tarafından yerinde inceleme kararının yerine getirilmemesi ve mahkemenin de bu hususu gözetmeksizin karar vermesiyle HMK m. 222/3'e göre aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerde ki kayıtlar ve bu kayıtlarda yer alacak aykırılıklar birbirleriyle kıyas edilememiş olmakla bu sebeple sadece davacının ibraz ettiği belge ve kayıtlar doğrultusunda hüküm kurulmuş ve davalı şirketin delil niteliğine haiz belgeleri gözetilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ticari defterlerinin incelenip incelenmediği ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura ve cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 22.536,32 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 28/05/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince mali müşavir bilirkişiden alınan roporda, davalı tarafça 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları Envanter defterlerinin incelemeye ibraz edilmediği, incelemeye ibraz edilen; 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları yasal defterlerinin E-Deftere tabi olduğu, E-Deftere tabi yevmiye ve kebir defterlerinin yasal E-Beratlarının yasal süresinde verildiği, davalı tarafça incelemeye cari hesap ekstresi sunulmadığından ve davalı defterleri kapsamlı olduğundan davalı nezdindeki davacı cari hesabının incelenemediği belirtilmiştir. Ayrıca aynı raporda, taraflar arasındaki e-mail yazışmalar incelendiğinde; 15.908,56 TL tutarındaki 1. hasar dosya bedelinin ödemesinden davalının feragat ettiği ve söz konusu hasar dosyasının dava dışı ... tarafından ödeneceği hususunun davacı tarafça....com e-mail adresine defalarca bildirildiği, söz konusu e-mail adresinden davacıya gönderilen e-mailde ise "ilgilenildiği ve dönüş yapılacağı” hususunun bildirildiğinin ve ... nolu 2. hasar dosyası toplamı 6.627,76 TL tutarındaki hasar dosyasının ise davalı tarafça “ KHK-OHAL kapsamında engellenenler listesinde” olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığının anlaşıldığı, taraflar arasında gerçekleşen e-mail yazışmaları çerçevesinde dava konusu alacak dayanağı mal ve hizmetlerin davacı tarafça verildiği ancak e-mail yazışmalarında belirtilen sebeplerle davalı tarafça fatura bedellerinin ödenmediğinin görüldüğü ifade edilmiştir. Davalı tarafça anılan rapora karşı 24/09/2021 tarihli itiraz dilekçesi sunmuş ise de, bilirkişinin mail yazışmalarına ilişkin bir itirazda bulunulmamıştır. Bu durumda, söz konusu mail yazışmalarına göre davaya konu iki adet hasar dosyasına ilişkin olarak davalıya mal ve hizmet sağlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 385,00 TL harcın, alınması gerekli olan 1.539,46 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.154,46 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026