T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1274
KARAR NO: 2026/899
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2025
NUMARASI: 2024/94 Esas - 2025/407 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin plastik ve ambalaj sektöründe faaliyet gösteren şirket olduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu eylem ve işlemlerin TBK’nin 77,78,79 ve müteakip maddelerinde düzenlenen tipik sebepsiz zenginleşmenin teşkil ettiği gibi bu durumun aynı zamnda TBK’nin 49, 50 ve müteakip maddelerinde düzenlenen haksız fiili de teşkil ettiğini, davalı evolog şirketinin müvekkilininin istiflenebilir olan yüklerini “çift sıra yüklemesine” karşın sanki bu yükleri “tek sıra yüklemiş ve taşımış gibi hesap ederek fatura düzenlediğini ve müvekkilinden bu yolla fazladan para tahsil ederek zarara uğramasına sebebiyet verdiğini beyan ederek, fazla ödenen navlun bedeli alacakalrının ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB, avans faiz oranı üzerinden işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil hükümlerine göre tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin istifleyerek taşıdığı ürünleri için istifleme yapılmadan taşıma yapılmış gibi faturalandırma yapılmadığını, davacının verilen hizmete hiçbir şekilde itiraz etmediğini, taşıma hizmeti verildiğini kabul ettiğini, ancak hizmet karşılığı düzenlenen fatura bedellerine itiraz ettiğini, davacının takasa konu edebileceği bir alacağının bulunmadığını beyan ederek, öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine, usule ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Somut olayda, taraflar arasında süregelen taşıma ticari ilişkisinin bulunduğu ihtilafsız olup, davacı yan 01/02/2017-31/02/2018 tarihleri arasında navlun bedeli olarak ödemiş olduğu 1420 adet fatura bedelinin, istiflemeden kaynaklı olarak fazla tahsil edildiği iddiasıyla işbu davayı açmıştır. Fazla bedelle ödendiği ileri sürülen son fatura bedelinden davanın açıldığı tarihe kadar 1 seneden fazla süre geçmiş olmasına rağmen, fatura bedelinin ihtirazi kayıtla ödendiğine ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, davacı tarafça son taşımadan 10 ay sonra 31/12/2018 tarihli "navlun istifleme fiyat farkı" açıklaması ile e fatura düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Esasen davanın açılışında davaya konu edilen 1420 adet faturanın her biri için ne şekilde fiyat farkı tahsil edildiği davacı tarafça da tespit edilmemiş, her bir fatura için iddianın dayanakları açıklanmamış, taraflar arasındaki tüm ticari ilişki mahkemece incelenerek fazla bedel tahsil edilip edilmediğinin tespiti ve tahsili istenmiş ise de, vakalar HMK'nun 194.maddesine uygun şekilde somutlaştırılmamıştır. Bedeli ihtirazi kayıt ya da hemen akabinde iade faturası kesilmeksizin ödenen fatura bedellerinin 1 seneden fazla süre geçtikten sonra fazla ödendiğine yönelik iddia MK'nun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Dosyada tarafların her bir taşıma yönünden eşyanın ne şekilde (istiflenerek/istiflenmeden) taşınacağı konusunda anlaşma sağladıklarına ilişkin bir delil bulunmamakta olup, taşımaların hangi faturaya ilişkin düzenlendiği ve içeriği ispat edilemeyen fiyat farkı faturası ile, taşımaların somut olarak nasıl yapıldığına dair bir delil ve taraflarca şekli serbestçe belirlenebilecek eşya taşımaları ile ilgili genel bir karine de bulunmazken, yalnızca eşyanın istiflenerek taşınabilecek nitelikte olması hasebiyle taşımaların istiflenerek yapıldığı kabulünden hareketle hesaplama yapılan bilirkişi raporları da esas alınamayacaktır. Aynı nitelikte Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/378 Esas, 2021/204 esas sayılı davanın kabulüne ilişkin karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 2021/1144 Esas, 2023/1587 karar sayılı ilamı ile "dosyada tarafların her bir taşıma yönünden eşyanın ne şekilde (istiflenerek/ istiflenmeden) taşınacağı konusunda anlaşma sağladıklarına ilişkin delil bulunmadığı, davacı tarafından hiçbir faturaya yasal süresinde itiraz edilmediği, son fatura üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra fiyat farkı faturası düzenlendiği, karine olarak davacının fatura içeriklerini kabul ettiği, bu noktada davalının taşımaları istiflemeden yaptığının kabul edilmesi, aksinin ise davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, eşyanın istiflenerek yapıldığı kabulünden hareketle hesaplama yapılan bilirkişi raporları esas alınarak hüküm tesisinin doğru olmadığı" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 23/01/2025 tarih, 2023/6608 Esas, 2025/387 karar sayılı ilamı ile istinaf ilamının onanmasına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler nazara alınarak sübut bulmayan işbu davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Dosya kapsamına göre taşıma konusunda taraflar arasında yapılmış bir sözleşme bulunmadığını, taşınan tüm yüklerin plastik ambalaj malzemesi niteliğinde ve istiflenerek taşınabilen yüklerden oluştuğunu, bu yükler taşınması bakımından nitelikleri gereği, taşıyan davalının istiflemeden taşıma yapması konusunda dikkate almasını gerektiren bir teamüle tabi olmamakla birlikte bu konuda bir özen borcu da doğurmadığını, taşıtan davacı tarafından taşıyan davalıya bu yüklerin istiflenmeden taşınması konusunda verilmiş bir talimat da bulunmadığını, ihtilafın TTK’nun 862 ve müteakip maddeleri ile Uluslararası CMR Konvansiyonu'nun 17/4-c maddesi hükümleri kapsamında ele alınarak çözüme kavuşturulması gerektiğini, belirtilen mevzuat hükümlerine göre taşıtılan yüklerin, taşıtan davacı tarafından taşıyan davalının aracına istiflenerek yükletilip taşıyan davalıla bu şekilde teslim edilmiş olacağı yolunda açık teamül- aksi ispat edilebilir bir karine mevcut bulunduğunu, davalının dava konusu yüklerin istiflenerek taşınmayacak nitelikte olması, taşıyanın özen borcu ve taşıtanın talimatları doğrultusunda istifleme yapmaksızın taşımış olduğunu ve tüm navlun faturalarının da istiflenmeden taşımaya dayalı olarak düzenlendiğini faturalara bir itiraz olmadığını ve fatura bedellerini de taşıtan davacıdan tamamen tahsil etmiş olduğunu kabul ve beyan ederek davanın bu nedenlerle ret olunmasını talep ettiğini, dolayısıyla davalı taşıyanın istiflemeden taşıma işi nedeni ile fazla navlun bedeli tahsil etmiş olduğunu kabul ederek ancak yükün istiflenerek taşınamayacak nitelikte olduğu, taşıyanın özen borcu ve davacı taşıtanın vermiş olduğu talimatı doğrultusunda yükü istiflemeden taşıması nedeniyle faturaları bu şekilde düzenlediğini iddia ettiğini ancak bu konuda dosyaya bir delil sunamadığını, davalının kendi kabul ve beyanına göre dava konusu yükleri istiflemeden taşıdığını ve bu taşımaya ilişkin olarak da istiflenmeden taşıma tarifesi üzerinden faturalar düzenleyerek sonuçta bu yolla (yükün istiflenerek taşıma şekline kıyasla) fazla navlun bedeli tahsil etmiş olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, bilirkişi heyet raporunda da açık olarak belirtildiği üzere yükün istiflenerek taşınması ile istiflenmeden taşınması arasında ödenecek navlun ücretinin farklı olacağını, bu kabul ve ikrar karşısında dava konusu ihtilafta artık yükün ne şekilde yüklenmiş olduğu hususunun ispatının ya da bir başka ifade ile davadaki ispat yükü konusunun bir önemi kalmadığını, bu davada önemli ve öncelikli olan hususun faturalara itiraz edilip edilmediği değil, fatura içeriğinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı olduğunu, itiraz ve itiraz süresi uygulamasının, yalnızca içeriği doğru ve gerçeği yansıtan faturalar bakımından geçerli bulunduğunu, bu faturaların hiçbirinde ve hiçbir yerinde mutat olmayan şekilde (taşınan yük istiflenebilir yük olmasına karşın, yükün istiflenmeden taşınmış olduğuna ilişkin) bir açıklama yer almadığını, hiçbir yükleme ve taşıma notu ve bilgisi yer almadığını, davalının dava konusu faturalarda yapmış olduğu bu uygulamayı tamamen gizlediğini, davalı tarafından bir yılda düzenlenen fatura sayısının yaklaşık 1500 adedi bulduğunu, güven ilişkisi içinde yasal itiraz ve ödeme sürelerinde müvekkilinin faturalarda gizlenen fazla navlun bedelini bu sirkülasyon içinde fark edemediğini, yasal itiraz süresinde faturalara itiraz edilememiş ve bedellerinin ödenmiş olmasının, bu hileyi yapan davalı taşıyan lehine bir hak ve sonuç doğurmayacağını, fatura bedellerinin ödenmesi üzerinden "son fatura bedelinden davanın açıldığı tarihe kadar 1 seneden fazla süre geçmiş olmasının" fazla ödendiğine yönelik iddianın MK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmekte olduğu, dava ve talep hakkını ortadan kaldırdığına dair ileri sürülen bu afaki kabul ve görüşün, hukuken bir mahkeme kararının gerekçesi olamayacağını, ilk derece mahkemesince tayin olunan uzman bilirkişi heyeti dosyaya delil olarak sunulan ve davalı taşıyana ait navlun tarifeleri esas alınarak dava konusu 1420 adet fatura üzerinden inceleme yapılarak bu faturaların istiflenmeden taşınan fatura konusu yüklere ait olduğu (bu durum zaten davalı tarafın da kabulünde bulunmaktadır) tespit edildiğini, somutlaştırıldığını ve istiflenerek taşıma şekline göre fazla tahsil olunan navlun tutarları buna göre belirlendiğini ve hesaplandığını, davalının istiflenebilir yükleri bu kabul ve beyanında yer alan şartlar çerçevesinde istiflemeden taşıyarak istiflemeden taşımaya ilişkin daha yüksek miktardaki navlun ücretini tahsil ettiğini, dava konusu yüklerin istiflenerek taşınmayacak nitelikte olduğunu, taşıyanın özen borcunun ve taşıtanın talimatının varlığını ve doğruluğunu ispat edemez ise taşıtan davacıdan fazla navlun ücreti tahsil etmiş olacak olup, bu kabul ve ikrarda yer alan unsurların varlığını ispat külfeti bu unsurların var olduğunu iddia eden davalı taşıyana ait olduğunu, bir an için bunu davacının ispat etmesi gerektiğinin düşünülmesi halinde ise yine davalının yüklerin istiflenerek taşınmayacak nitelikte olması, taşıyanın özen borcu ve taşıtanın talimatı bulunduğu sebeplerine dayanarak vermiş olduğu cevaplar ve yapmış olduğu savunmalar konusunda bu savunma ve cevapların bilirkişi raporları ve diğer deliller ile çürütülmüş olması sebebiyle davanın ispat edildiğini, davada dikkate alınacak mevzuatın aksi ispatlanabilir teamül ve karinelere rağmen ilk derece mahkemesinin "...eşya taşımaları ile ilgili genel bir karine de bulunmazken, yalnızca eşyanın istiflenerek taşınabilecek nitelikte olması hasebiyle taşımaların istiflenerek yapıldığı kabulünden hareketle hesaplama yapılan bilirkişi raporları da esas alınamayacaktır. ..." gerekçesinin hukuken kabul edilmesi mümkün olmadığını, dava dosyası kapsamına ve olaya uygulanması gerek bu kurallar ve mevzuat çerçevesinde bakıldığında taşımaya konu yükün davacı tarafından/sorumluluğunda çift sıra istiflenip yüklenerek taşınması/taşınmış olması hususunda ana kuralın, teamül ve aksi ispat olunabilir bir karine mevcut bulunduğunu, bu teamül/karinenin aksi ispat edilebilecek bir karine olduğunu, özel kanun ve mevzuatta yer alan bu karinenin HMK’nun ispat kuralları ile çelişir ya da çatışır bir yönü bulunmadığını, davalının bu karinenin aksini iddia etmekte olduğundan karinenin aksi yönündeki bu iddiasını kendisinin ispat ederek bu karineyi hukuken hükümden düşürmesi gerektiğini, davalı tarafa taşıtılan yüklerin nasıl teslim edildiği ve bu yüklerin nasıl yüklendiği ve taşıtıldığı konularında "tanık" delilinin dikkate alınmadığını, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, mahkemenin başka bir davaya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 2021/1144 Esas, 2023/1587 kararının içeriğini ve gerekçelerini olduğu gibi kabul ettiğini, her dosyanın kendi şartları içinde, kendi delilleri ile değerlendirilmesi gerektiğini, kendisini bağlayıcı bir niteliği de bulunmayan başka bir dosyaya göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup kararın bu yönden de kaldırılmasına sebep oluşturduğunu beyanla Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.04.2025 tarih ve 2024/94 Es. 2025/407 K. Sayılı kararının esastan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesine, aksi durumda dinlenilmeyen tanıkların dinlenilmesi ve tanık beyanları ile davanın tekrar görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesi olan Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava fazla ödendiği iddia edilen taşıma ücretinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi talebine ilişkindir.
Dairemizin kaldırma ilamı sonrasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı tarafça, davalının yapmış olduğu yük taşımasında istiflenebilir yüklerin istiflenerek çift sıra taşınmasına karşın sanki bu yükler istiflenmeden tek sıra yüklenmiş ve taşınmış gibi fatura düzenlenerek 01.04.2017-31.03.2018 tarihleri arasında ödenen navlun bedelinin tahsili talep edilmiş; davalı tarafça, davanın zamanaşımına uğradığı, istiflenerek taşınan ürünler için istifleme yapılmadan taşıma yapılmış gibi faturalandırma yapılmadığı, davacının verilen hizmete hiçbir şekilde itiraz etmediği belirtilerek davanın reddi savunulmuştur.Taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesinin bulunmamakta ise de dosya kapsamında taraflar arasında davacının taşıtan, davalının taşıyan olduğu taşıma ilişkisine dayalı ticari ilişki bulunduğu konusunda bir ihtilaf yoktur.
Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
Somut olayda tarafların her bir taşıma yönünden eşyanın istiflenerek veya istiflenmeden taşınacağı konusunda anlaşma sağladıklarına ilişkin bir delil bulunmamakta olup, davalı, taşımanın istiflenmeden yapıldığını beyan etmiş ve buna ilişkin olarak düzenlemiş olduğu faturaları sunmuştur.
HMK'nın 190. maddesi uyarınca, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Dosya kapsamına alınan bilirkişi heyet raporunda, davalının istifsiz taşımaya ilişkin düzenlediği faturaların , taşımanın genel teamüllerine göre istifli olarak taşındığının kabul edilmesi gerektiğinden hareketle davalının fazladan navlun ücreti tahsil ettiği belirtilmiş ise de davacı tarafından hiçbir faturaya yasal sekiz günlük süre içerisinde itiraz edilmediği gibi son fatura tarihi üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra davacı tarafından 159.518,00 Euro bedelli fiyat farkı faturası düzenlendiği anlaşılmıştır. Buna göre davacı, fatura içeriklerini karine olarak kabul etmiş olup, davalının taşımaları istiflemeden yaptığının kabul edilmesi, aksinin ise iddia eden davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından hangi faturaya ilişkin düzenlendiği ve içeriği ispat edilemeyen fiyat farkı faturası dosyaya sunulmuş ise de dosya kapsamında taşımaların somut olarak nasıl yapıldığına dair bir delil bulunmamaktadır. Salt taşınan eşyanın istiflenerek taşınabilecek nitelikte olması taşımaların istiflenerek yapıldığının kabulü sonucunu doğurmaz. Bu nedenle taşımaların istiflenmeden yapıldığının ispat yükü ters çevrilerek davalı tarafından ispatlanması gerektiği yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması yerinde olup, ispat kuralları ve dava değeri dikkate alındığında mahkemece davacı tanıklarının dinlenmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Diğer yandan taraflar arasında görülmüş olan Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/378 esas sayılı dosyasında, asıl davada davacı tarafça 01.04.2017 ila 31.03.2018 tarihleri arasında aynı hukuki sebebe dayanılarak fazla tahsil edilen taşıma bedellerinin tespiti ile tahsili talep edilmiş olup, yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/1144 Esas ve 2023/1587 Karar sayılı kararı ile davacının iddiasını ve alacağını , mahsup hakkını ispat edemediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/6608 Esas ve 2025/387 Karar sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada verilen kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiş ve karar, 23.01.2025 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durum taraflar arasında şekli serbestçe belirlenebilecek eşya taşımaları ile ilgili genel bir karine bulunmadığını göstermekte olup, eldeki davaya konu edilen taşımaların istiflenerek yapıldığının davacı tarafça dosya kapsamındaki delillerle ispatlanmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026