T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/996
KARAR NO: 2026/851
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/07/2020
NUMARASI: 2019/227 Esas - 2020/356 Karar
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/04/2026
Mahkememizden verilen 05/03/2024 Tarih ve 2020/2069 E., 2024/325 K. sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2025 tarih ve 2024/4017 E. , 2025/2473 K. sayılı ilamı ile bozulmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda dosya ele alındı.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yönelik düzenlediği dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile ...arasında "Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi" imzalandığını, ...'ın, sigorta poliçesi ile müvekkili şirketin tahsil edemediği ihracat bedellerini tazmin etme yükümlülüğü altına girdiğini, davalı tarafından düzenlenen 05.12.2016 tarihli "Alıcı Limiti Onayı" belgesi ile Mısır'da yerleşik ...firması adına 01.04.2016 - 31.03.2017 tarihleri arasında yapılan sevkiyatlarda geçerli olmak üzere 500.000,00 USD tutarında "Alıcı Limiti Onayı" tahsis edildiğini, müvekkilinin Mısır'da yerleşik firmaya gerçekleştirdiği ve primini davalı sigorta firmasına ödediği 18.08.2016 tarih, ... Gümrük Beyanname nolu 163.963,60 USD tutatarındaki sevkiyat bedelini tahsil edemediğini ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi talebi ile davalı şirkete 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiğini, ancak vadesi geçmiş alacak bildiriminin süresinde yapılmadığı (gecikmeli yapıldığı) gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddedildiğini, davalının gerekçelerinin TTK'nin 1446. maddesine açıkça aykırı olduğunu, poliçenin "Döviz Kuru" başlıklı 16. maddesi hükmü gereğince zarar tazminlerinin, ABD doları karşılığı TL olarak yapıldığını, poliçenin 13. maddesi uyarınca sigortacının, zararın %90'ını tazmin edeceğini, bu itibarla ödenmesi gereken tazminat tutarının (163.963,60 x %90=) 147.567,24 USD'nin ödeme günündeki TL karşılığı olduğunu belirterek bu miktarın 30.10.2017 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksük faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan ile akdedilen 01.02.2015 tarihli sigorta poliçesinin 36. maddesinde, poliçe kaynaklı uyuşmazlıklarda yargılama yetkisinin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri'ne ait olduğunun ifade edildiğini, HMK'nın 17. maddesi kapsamında yetki sözleşmesi yapıldığını, kesin yetkili bir mahkeme olmadığı için tarafların usulüne uygun şekilde yaptıkları iş bu sözleşmenin geçerli olduğunu, kısa vadeli ihracat kredi sigortasındaki sigortalının en önemli yükümlülüğünün alacağını vadesinde tahsis edememesi üzerine bu durumu Poliçe'de yer alan süre içinde sigortacıya bildirmesi olduğunu, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının 19.10.2017 tarihinde davalıya tazminat başvurusunda bulunduğunu, yani bildirimin vade tarihinden itibaren 307 gün sonra yapıldığını, halbuki 60 gün içinde bildirmesi gerektiğini, bu nedenle davalının tazmin yükümlülüğünün ortadan kalktığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Taraflar arasında imzalanan sigorta poliçesinin 25. Maddesi “Tazminatın Ödenmesi İşlemleri” başlığı altında davalı tarafın tazminat ödemesine ilişkin süreci düzenlemektedir. Madde incelendiğinde tazminatın ödenme tarihi bakımından net bir ifade içermediği görülmektedir. Maddede ... tarafından tazminat ödemesi yapılmadan önce Sigortalı tarafından kendisine teslim edilmesi gerek evrak sayılmaktadır. 25. Maddenin "e" bendinde sevkiyat belgelerinin bu kapsamda ...’a teslim edileceği ifade edilmektedir. Bu hükümden, belirtilen evrakın davalıya teslim edilmesinden sonra tazminat ödemesinin yapılacağı anlamı çıkarılabilmektedir. Davalı taraf 30.10.2017 tarihli yazısında davacı tarafa tazminat ödemesinde bulunmayacağını ifade etmektedir. Davalı tarafından davacının sunduğu sevkiyat evrakının incelenip nihai kararının oluştuğu tarih olması sebebiyle, bu tarih itibariyle davasının tazminat alacağı bakımından temerrüt şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, yukarıda belirtilen nedenlerle; davanın kabulü ile 147.567,24 ABD Dolarının 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile davacı yan tacir ve aralarında ihracat kredi sigortası sözleşmesi (Poliçe) akdedildiğini, dava konusu "bildirim yükümlülüğünün süresi içerisinde gerçekleştirilmemesi" hususunun, başta poliçe olmak üzere mevzuatta nasıl kaleme alındığının öncelikle tetkik edilmesi gerektiğini, diğer taraftan tazminatın yabancı para biriminden ödenmesine hükmedilmesi de Poliçeye aykırı olduğunu, Zira Poliçe'nin 16'ncı maddesinde "Tazminat ödemelerinde, ABD Doları ya da ABD Doları karşılığı sevkiyat tutarının Türk Lirası’na dönüşümü için, bu Poliçe’nin 25. Maddesinde belirtilen işlemlerin tamamlanması ve belgelerin teslimi için ... tarafından Sigortalı’ya yazılı ihbar yapıldığı ayın ilk işgünü geçerli olan T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınır." hükmü yer aldığını, ilk derece mahkemesinin yabancı para birimi üzerinden hüküm kurması ve döviz kuru olarak da "fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı"nı dikkate alması, taraflar arasındaki sözleşmeye (Poliçe) aykırılık teşkil ettiğini, ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, istinaf yargılamasının duruşmalı yapılmasına;Tehir-i icra talebimizin kabul edilerek istinaf kararı kesinleşene kadar mahkeme kararının icrasının geri bırakılmasına, haksız, yasaya ve hakkaniyete aykırı sonuç doğurması göz önüne alınarak İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.07.2020 tarihli ve 227E. / 356K. sayılı kararının kaldırılarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmil edilmesine, karar verilmesini talep ve dava ederiz.
GEREKÇE :Dava; kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dairemizin 05/03/2024 Tarih 2020/2069 Esas ve 2024/325 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile 527.656,18-TL nin 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/06/2025 tarih ve 2024/6584 Esas 2025/4339 sayılı bozma ilamı ile; "...Somut olayda, taraflar arasında 01.02.2015 tarihinde kısa vadeli ihracat kredisi sigortası genel poliçesi imzalandığı, davacının Mısır’da mukim dava dışı...'ye ihracat yapmak üzere anlaştığı, poliçe kapsamında alacağının sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının, davalıya başvurarak 01.04.2016-31.03.2017 tarihleri arasında yapılacak sevkiyatlarda geçerli olacak şekilde 500.000,00 USD tutarlı “Alıcı Limiti Onayı” aldığı, davacının, sigorta kapsamında Mısır'da yerleşik firmaya gerçekleştirdiği sevkiyat bedelini tahsil edemediği ve söz konusu sevkiyatın ödenmesi için davalı sigorta şirketine 19.10.2017 tarihinde müracaat ettiği, bildirimin vade tarihinden itibaren 307 gün sonra yapıldığından geç bildirim gerekçesiyle talebin reddedildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 1446. maddesinde; "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince gecikmeksizin durumu sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir" düzenlemesi mevcut olup söz konusu maddede sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesi gerektiği, rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasının ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olması halinde kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceği kabul edilmiştir. Davacının 307 gün sonra gecikmeli bildirimde bulunması ve bu sürenin uzunluğu nazara alındığında yukarıdaki Kanun maddesi uyarınca davacının kusurunun bulunup bulunmadığı ve buna göre indirim yapılması gerekip gerekmediği hususlarının değerlendirilmesi, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu fıkra değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru olmamış, Kabule göre de, davacının Amerikan Doları olan talebi yönünden poliçe ile ilgili hükümlere yanlış anlam yüklenmesi sonucu Türk Lirası üzerinden hüküm tesisi de doğru olmadığı" gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma kararına uyulması halinde, bozma ilamı kapsamında inceleme yapılması ve karar verilmesi gerekir.
Dairemizce bozma ilamı doğrultusunda davacının gecikmeli bildirimde bulunması nazara alındığında TTK'nın 1446. maddesi uyarınca davacının kusurunun bulunup bulunmadığı ve geç ihbarda bulunulmasının ödenecek tazminat miktarında artışa neden olup olmadığı ve buna göre indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunda daha önce rapor sunan bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, alınan 13.02.2026 tarihli ek raporda, davacı sigortalının bildirimi yapmakta geciktiği sürenin uzunluğu ve davacının basiretli davranma yükümlülüğü bir arada değerlendirildiğinde, bildirim yükümlülüğünün ihlalinde davacı sigortalının ihmal derecesinde kusurunun bulunduğu; ödenecek sigorta tazminatında geç bildirim nedeniyle artış meydana geldiğini sigortacının ispatlaması gerektiği; davalı sigortacının bunu ortaya koyan bir belge veya bilgi sunmadığı; bu nedenle ödenecek sigorta tazminatında ihlal nedeniyle artış meydana gelip gelmediğinin belirlenemediği; tazminat miktarının geç bildirim nedeniyle artmış olduğunun ispatlanması hâlinde, sigortalının geç bildirimde kusurunun bulunduğu kanaatine varılmış olduğundan, kusurun takdir edilecek ağırlığına göre davalı sigortacının ödeyeceği sigorta tazminatında indirim yapılması gerekeceği belirtilmiştir.
TTK'nun 1446. maddesi "riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir." hükmünü içermekte olup, bir indirim yapılabilmesi için ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olma koşulu bulunmaktadır.
Eldeki davada sigortalı davacının bildirimdeki ihmalinin tazminat miktarında artışa neden olduğu davalı sigortacı tarafından ispatlanmamış olup, davacıya ödenecek tazminatta indirim yapılması gerekmediği anlaşılmakla Dairemizce davanın kabulüne, poliçenin 16. Maddesi gereği zarar tazminleri ABD Doları karşılığı TL olarak yapılacağından 147.567,24 ABD Dolarının 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle, fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile; 147.567,24 ABD Dolarının 30.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle, fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2- Harçlar yasasına göre alınması gerekli 39.530,98 TL harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 9.882,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 29.648,23 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3- Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 9.882,75 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Davacı tarafından sarf edilen 4.039,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Kabul edilen dava yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 92.591,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7- İstinaf ve Temyiz Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafın istinaf istemi kabul edilmekle birlikte davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
8- Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı yasal iki haftalık süre içerisinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 29/04/2026